Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)
Genel Kurul, 13. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Kasım 2009 · 533 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Faruk Bal (MHP), 4 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 533 kelime.
Faruk Bal (MHP, Konya). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2009-11-04-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321-7 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
FARUK BAL (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Komisyonun ve Sayın Bakanın katılmadığı önergemizi iki cümleyle ifade ettikten sonra başka bir konuya geçeceğim.
“Hata” kelimesini içinizde anlamayan var mı? Yok. “Hata”nın ömrümüzde ya da kırk yıllık, seksen yıllık, yüz yıllık hukukumuzda ne hatasını gördük? Bir hatası da yok. Dolayısıyla, hatasını görmediğimiz “hata”yı hatalı bir şekilde “yanılma” hâline getirmenin ne anlamı var?
OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale)Hatadan dönmek fazilettir.
FARUK BAL (Devamla)Bir tek anlamı var: Abesle iştigal.
Değerli arkadaşlarım, “yanılma” kelimesi “hata”nın tam karşılığı değildir. “Yanılma” kelimesi bir isim fiildir ve bir emir kipidir dilbilgisinde. “Hata” kelimesinin tam karşılığını arıyorsanız o “yanılgı”dır.
Dolayısıyla yaptığınız bu yanlışla sizi baş başa bırakıyorum çünkü makulde buluşma, uzlaşma, ortak aklı yaratma ve herkesin günlük hayatının her zerresinde birkaç defa “Tatbik et.” diye bu temel kanunu, Borçlar Kanunu’nu olgunlaştırma konusundaki çabalarımızın boşa gittiğini görüyorum. İyi niyetli gayretlerimize karşı parmak demokrasisinin hâkim olduğunu da anlıyorum.
VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş)O parmaklar milleti temsil ediyor.
FARUK BAL (Devamla)Ama bunun ne gibi tehlikeler doğuracağını size başka bir konuyla izah etmeye çalışıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu Meclisi kuran güç, bu devletin rejimini “Parlamenter demokrasi” olarak tanımlamıştır, parlamenter demokrasi. Parlamenter demokrasi dediğimiz kavram üç tane kuvvetin, yasama, yürütme, yargının kendi içinde dengelendiği ve denetlendiği bir rejimdir. Yasama, yürütme ve yargı kendi içinde dengelenir ve denetlenir iken bu mekanizmalar düzgün çalışabildiği takdirde bizim burada ifade etmeye çalıştığımız ortak aklı yaratabilirsiniz, makulde buluşabilirsiniz, kanunları daha olgun çıkarabilirsiniz.
Meclisin denge ve denetim noktasındaki fonksiyonu iktidar grubunun getirdiği tasarıya karşı, muhalefetin önerilerini değerlendirmektir ancak biraz önce şahit oldunuz, bir maddede iktidar grubu “istisnalar” ifadesinin değiştirilmesini teklif ediyor, o kabul ediliyor, Milliyetçi Hareket Partisinin teklif etmiş olduğu “istisnai durumlar” ifadesi reddediliyor. Burada parlamenter demokrasinin özündeki uzlaşma, anlaşma gibi mübarek ve mukaddes kavramlardan zerresi var mı? Yok. Burada parti düşüncesi galip geliyor, burada partinin akıldan, hukuktan, haktan ziyade kendi çıkarının galip geldiği bir yere geliyoruz.
Değerli arkadaşlarım, aynı durumu diğer kuvvetlerin dengesi içerisinde de görüyoruz. İki tane örnek de oradan vereceğim. Nasıl yasama yargıyı dengeli ve denetleyici bir şekilde yürütmeyi -yasama gücü- sınırlandırırsa, aynı zamanda yürütme gücünü de yargı gücü sınırlar. İşte, yargı gücünün, hâkimlerin, mahkemelerin bağımsızlığını, tarafsızlığını etkilememesi için, yürütmenin yargı üzerindeki etkisini zayıflatmak için 1960 Anayasası’ndan itibaren Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kurulmuştur. Burada bugün gördüğümüz olayın, siyasi kırılmanın aynısını Adalet Bakanının Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna bakışında aynen görüyoruz. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Adalet Bakanının, Adalet Bakanlığının bağımsız yargıyı etkileme gücünü sıfırlamak veya zayıflatmak için Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kurulmuştur. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Adalet Bakanını frenlemek, dengelemek ve denetlemek için kurulmuştur, ancak Adalet Bakanı, cumhuriyet tarihinde ilk defa, geçtiğimiz temmuz ayında, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu fonksiyon gasbı yapan bir kurum olarak ilan etmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim.
FARUK BAL (Devamla)Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun asli fonksiyonu Adalet Bakanını sınırlandırmaktır. Adalet Bakanına getirdiği sınırlamayı fonksiyon gasbı olarak nitelendirmek ise, sözlerimin başında ifade ettiğim parlamenter demokrasiyi özümseyememenin dışa vurumudur.
Değerli arkadaşlarım, işte, bunu alın, Yargıtay Başkanının ifadesinde bulunan “yandaş yargıç” tabiriyle örtüştürün. Bunu alın, çadır mahkemesinde sanığa akıl veren, sanığa avukatlık yapan bir hâkimin tutum ve davranışıyla örtüştürün ve yargının devri iktidarınızda gelmiş olduğu hâli pürmelali dikkatlice görün ve izleyin.
Saygılarımla. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
58 konuşma daha · 4 Kasım 2009
