Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)
Genel Kurul, 30. Birleşim · 5. yasama yılı · 10 Aralık 2010 · 546 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Faruk Bal (MHP), 10 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)); konuşma 546 kelime.
Faruk Bal (MHP, Konya). “Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2010-12-10-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
FARUK BAL (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Adalet Bakanının ve Sayın Adalet Komisyonu Başkanının katılmadığı önerge hakkında Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini açıklamak üzere huzurunuzdayım.
Katılınmayan önerge şudur: Hâkimler ve savcılar seçim yapacaktır; yapılacak olan bu seçimde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun üyeleri belirlenecektir ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu da Türkiye’deki bütün hâkim ve savcıların özlük işlemlerini, atama, nakil işlemlerini, terfi işlemlerini, meslekte ilerleme işlemlerini yürüteceklerdir. Böyle önemli bir göreve seçilecek olan Kurulun üyeliklerine, Adalet Bakanlığının Teftiş Kurulu Başkanı, Adalet Bakanlığının müsteşar muavinleri, Adalet Bakanlığının Ceza İşleri Genel Müdürü, Hukuk İşleri Genel Müdürü, Personel Genel Müdürü aday olarak ortaya çıktığı takdirde, hâkim ve savcılar üzerinde kullanacakları etki nedeniyle hâkim ve savcılar baskı altında kalacaktır. Bu önergenin reddi hâlinin doğuracağı sonuç budur.
Diğer taraftan, Adalet Akademisinde öğretim üyesi olarak, başkan olarak ve bürokrat olarak bulunan kişiler, hâkim ve savcı sınıfının meslek içi eğitimlerinde hâkimler üzerinde önemli bir etki sahibi olmuş kişilerdir, dolayısıyla diğer adaylardan farklı ve üstün bir konuma sahiplerdir. Hele hele bunların görevde bulundukları süre içerisinde aday olmaları hâlinde, muhtemel mesleki ilerlemeleriyle ilgili kurslarda da kendi aleyhlerinde sonuç doğurabileceğini ihtimalini yüreklerinde hissedeceklerdir.
Üçüncüsü ise daha vahimi, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun bürokrasisinde görev yapan genel sekreter, genel sekter yardımcıları aday olacak. Bu adaylara taşradaki hâkimlerin “Hayır.” diyebilme imkânı ve ihtimali var mıdır? Dolayısıyla, hâkimler üzerinde etkin rol alan, yetki kullanan bu makamların, dürüst ve adil bir seçim yapılabilmesi için bu görevlerinden çekilmeleri gerekir.
Şimdi, Sayın İyimaya, zatıaliniz muhtelif defa ifade ettiniz. Zatıalinizin şahsına karşı bir söylem değildir bu. İşgal ettiğiniz Adalet Komisyonu Başkanı sıfatıyla soruyorum size…
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara)İşgal etmiyorum, ihraz ediyorum.
OKTAY VURAL (İzmir)Fuzuli işgal demedi ama.
FARUK BAL (Devamla)Temsil ettiğiniz Adalet Komisyonu Başkanı sıfatıyla soruyorum size: Siz, muhakeme gücü yüksek bir şahsiyet olarak böyle bir adaletsizliğe nasıl “Hayır.” diyebilirsiniz? Adaletsizliği ortaya koyan kanuna nasıl “Hayır.” diyebilirsiniz?
Sayın Bakan, zatıalinizin şahsına, Adalet Bakanlığının şahsiyetine karşı bir söz söylemiyorum. Söylediğim söz, tartıştığımız kanuna yöneliktir, bu kanunu eleştiriyorum, böyle algılamanızı rica ediyorum. Böyle bir adaletsizliği, Adalet Bakanı sıfatını haiz bir kişi olarak, o makamı temsil eden kişi olarak nasıl uygun görebiliyorsunuz? Tabii ki bunların uygun görülmesi mümkün değildir. Amaç, Osmanlının oyunu gibi, oyun içerisinde oyun vardır, bu oyun da oyunlardan bir başkasıdır.
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara)Osmanlı oyunu değil, Osmanlı öyle yapmaz.
FARUK BAL (Devamla)Tabii ki Osmanlının oyununu siz mükemmel bir şekilde bu HSYK seçiminde ortaya koydunuz.
Birkaç cümleyle de Sayın İyimaya’nın beni anlamakta zorluk çektiği hususlar hakkında bilgi vermek istiyorum. Biraz önce, 21’inci madde görüşülürken “İfade ettiği hususları anlamakta zorluk çekiyorum.” dedi.
Sayın İyimaya, anlamakta zorluk çeker çünkü… Osmanlı dönemine tekrar gidelim. Son zamanlarında iki tane edebiyat akımı vardı: Bunlardan biri Fecriati, diğeri ise Serveti Fünun idi. Serveti Fünuncular “Sanat, sanat içindir.” noktasında hareketle “Vatan, millet, Sakarya.” denildiği zaman, bunları aşka, sevdaya dönüştürmüş bir ekoldür. Fecriaticiler ise halkın, köylünün, işçinin, yaşayan insanların sorunlarını gündeme getirmişlerdir. Sayın İyimaya, Serveti Fünun ekolünden geldiği için, bizim, yargının sorunlarını anlatır iken kullandığımız dili anlamakta zorluk çekecektir.
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara)Sen Konyalı, ben köylüyüm.
FARUK BAL (Devamla)Ama, değerli milletvekilleri, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun oluşturulmasına ilişkin hâkimlerin oy kullanmasıyla ilgili olmak üzere, Adalet Bakanlığı bürokratlarının oy kullanmalarıyla ilgili maddede de tekrar bir önerge vereceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
112 konuşma daha · 10 Aralık 2010
