Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)
Genel Kurul, 30. Birleşim · 5. yasama yılı · 10 Aralık 2010 · 512 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Faruk Bal (MHP), 10 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)); konuşma 512 kelime.
Faruk Bal (MHP, Konya). “Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2010-12-10-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574-3 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
FARUK BAL (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine Sayın Komisyon Başkanı ve Sayın Adalet Bakanının katılmadığı önergemizi izah etmek üzere huzurunuza çıkmış bulunuyorum.
Değerli arkadaşlarım, bir seçim varsa, seçilmek isteyen adayın kendini seçmene takdim etmesi en tabii hakkıdır ve en doğal hakkıdır. Bu, evrensel değerlerin de tabii bir sonucudur. Eğer bir aday kendisini seçmene anlatamıyor ise, kendisine oy verecek kişilere kim olduğunu, kimliğini, ehliyetini, liyakatini anlatamıyor ise bunun adı evrensel değerlerde ortaya çıkan demokratik bir seçim usulü değildir.
Şimdi, dünyanın neresinde var bilmiyorum, ilkleri başaran bir parti olarak AKP, yargı mesleğinin mensuplarının kendilerinin yönetecek, kendilerinin organı olan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna seçecekleri üyenin kabiliyeti, ehliyeti, liyakati hakkında bilgi sahibi olmadan oy kullanmak mecburiyetinde. Aday olan kişi de kendisini takdim edebilme hakkından yoksun bulunmaktadır. Böyle bir demokrasi, böyle bir seçim, böyle bir usul dünyanın hiçbir yerinde yoktur, bir ilki AKP bu Anayasa değişikliği ve sonrasındaki tasarıyla karşımıza çıkarmıştır.
Değerli arkadaşlarım, önergeyle verdiğimiz husus şudur: Elbette ki hâkim vakur insandır, hâkim insandır, metin insandır, mekîn insandır, sıradan insanların taşkınlıklarını ve sıradan insanların ahlak dışı, hukuk dışı davranışlarını yapmayacak kadar hukuka saygılı insanlardır. Dolayısıyla, propagandadan yasağın ne anlama geldiğini, propagandanın ne anlama geldiğini tanımlıyoruz. Bunu da reklam yapmak, afiş asmak, gösteri yapmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak şeklinde… Bunu reddettiniz. Peki, geriye ne kaldı? Geriye açık bir alan kaldı, bu açık alan, Adalet Bakanının, biraz önce reddettiğiniz önergeyle müsteşar muavinlerinin, teftiş kurulu başkan ve yönetici ve başkan yardımcılarıyla müfettişlerinin, personel genel müdürlerinin, ceza işleri, hukuk işleri, ceza tevkif evleri genel müdürlerinin propagandaya hacet bile kalmadan hâkimler ve savcılar üzerinde kullandıkları etkin yetkiye karşı bağımsız ve tarafsız yargıyı savunacak kişileri söz söyleme hakkından, kendilerini ifade etme hakkından mahrum etmiş oldunuz. Diğer taraftan, bu görevlere sahip olmayan hâkim ve savcıların propaganda yasaklılığı şu hükme de girmektedir: Seçim dönemi hâkim ve savcıya izin vermediğiniz takdirde aday olan hâkim ve savcı, bulunduğu yeri terk ettiği takdirde disiplin suçu işlemiş olacaktır. Hele hele işgüzar, yandaş yarattığınız yargıç ve hâkimlerden birisi, “Adaylardan feşmekânca geldi, benden kendisine oy vermemi talep etti.” diye bir tutanak tutup size gönderdiği zaman emrinizdeki Teftiş Kuruluyla, Ceza İşleri Genel Müdürüyle bu hâkimin, bu savcının canına okursunuz. Seçimlerin Temel Hükümleri Kanunu’ndaki propaganda yasağındaki müeyyideyi sizin benim kadar bilmeniz lazım. Aday olacak kişiye karşı bu tehdidi nasıl uygulayabilirsiniz? Böyle bir uygulama nasıl bir Adalet Bakanlığı tasarısı olarak bu yüce Meclisin huzuruna gelebilir?
Değerli arkadaşlarım, aklımızı, mantığımızı kullanalım. Yani bunun için… Siyasi bir söylemle alakası yok bunun. Gayet basit, gayet doğal, evrensel değerlerle bağdaşan, uyuşan bir hukuku, bir önergeyi reddediyorsunuz, niçin? “Niçin?” dediğimiz zaman oynadığınız oyundan başka çözüm yok, bu “Niçin”e cevap veren başka bir ihtimal yok, o da yandaş bir yargı kurumu yaratmak. Çünkü yarattığınız yandaş sermayeyi koruyacak, yarattığınız yandaş basını koruyacak, yarattığınız yandaş devlet hizmetinde bulunan kamu görevlilerini koruyacak bir hukuk yaratmak istiyorsunuz. Bu hukukun hukuka uygun olması mümkün mü? Değil. İşte, hukuka uygun olmayan böyle bir tasarıyla burada mahcup duruma düşersiniz. Değerli arkadaşlarım, amacım benim kanunu eleştirmek, sizi mahcup duruma düşürmek asla değildir. Ama bunu reddetmenizi ben bir hukukçu olarak, bir milletvekili olarak, bu milletin bir vekili olarak hazmedemiyorum, kabul edemiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
112 konuşma daha · 10 Aralık 2010
