İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 122. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Grup önerisi hk.

Faruk Çelik

Bursa Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 122. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Haziran 2005 · 881 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Faruk Çelik (AK Parti), 30 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ HK.); konuşma 881 kelime.

Faruk Çelik (AK Parti, Bursa). “Grup önerisi hk”. TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim tutanağı, 30 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-celik-22-2005-06-30-grup-onerisi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

FARUK ÇELİK (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Danışma Kurulu önerimizin lehinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Danışma Kurulu önerimizin özünü teşkil eden, bugün, İçtüzükte temel kanun düzenlemesi getiriliyor. Ana konu bu ve birazdan, oylarınızla, inşallah, bu konuya geçmiş olacağız ve temel kanun düzenlemesini gerçekleştireceğiz.

Değerli arkadaşlar, benden önce söz alan değerli konuşmacılar önemli şeylere temas ettiler. Sayın Araslı, milletvekili ifade özgürlüğünün kısıtlandığından bahsettiler, muhalefetin sesini kesmekten bahsettiler. Bunları, milletimiz de, biz de, milletvekilleri de, özellikle son bir hafta açısından bakacak olursak, sözlerin, ifade özgürlüğünün kısıtlanıp kısıtlanmadığına vicdanlarımız en doğru kararı vereceklerdir.

Burada, hâkimler ve savcılarla ilgili bir yasal düzenlemeyi gerçekleştirdik. Hayatımda duymadığım hikâyeleri, yargı kesimiyle ilgili fıkraları ve hiç konuyla alakası olmayan meseleleri, muhalefet mensubu arkadaşlarımız bu kürsüye taşıdılar. Bunun, milletin zamanını, Meclisin imkânlarını olumlu bir istikamette kullanma mı, istismar etme mi, ne şekilde kullandığımızın kararını, elbette, vicdanlarımız bize sesleniyor, bize ifade ediyor.

Kaldı ki, tüm yasal düzenlemelerin bir komisyon safhası var. Komisyonlarda enine boyuna meseleler tartışılıyor. Parti gruplarının ve milletvekili arkadaşlarımızın görüşleri, yasama faaliyetinde, çeşitli safhalarda çok net bir şekilde kullanılıyor, Genel Kurul safhası da dahil olmak üzere; ama, bir muhalefet milletvekili ifadesiyle, bunları kabul ettiğimizi ifade etmek istiyorum.

Bir diğer arkadaşımız, burada "Anayasa Mahkemesiyle kavga mı etmek istiyorsunuz" gibi bir ifadeyi kullandılar. Bunu da bilgi eksikliğine hamlediyorum; bilgi eksikliğinden kaynaklanan bir ifadedir. Ne olduğunu, ne geldiğini, ne yapılmak istendiğini ölçüp biçmeden, konuşmak için bir konuşma anlayışı, maalesef, bu kürsüde sık sık gerçekleşiyor. Ben, arkadaşların, konuyu, ne yapılmak istendiği konusunu sağlıklı bir şekilde ölçüp tarttıktan sonra burada konuşmalarının daha sağlıklı ve doğru olacağı kanaatindeyim.

Bir diğer konu da, Cumhuriyet Halk Partisinin biraz önce olağanüstü Grup toplantısında… Çok kısa bir bölümünü izleme imkânım oldu. Ben, bütün samimiyetimle bir konuyu ifade etmek istiyorum. Burada ne tür bir çalışma yapmaya kalksak, cumhuriyetin kazanımları elden gidiyor. Ne gibi bir adım atsak, yine cumhuriyetin kazanımlarıyla ilgili çeşitli tehditlerden, tehlikelerden bahsediliyor.

Arkadaşlar, unutmayalım, Türkiye Cumhuriyetinin rejiminin, sisteminin bekçisi ben, sen, o, biz, onlar değil, yetmiş milyon insan bu cumhuriyetin bekçisidir (AK Parti sıralarından alkışlar) ve ne olur…

ATİLA EMEK (Antalya)Size rağmen!

FARUK ÇELİK (Devamla)…şunu bütün samimiyetimle yine burada ifade ediyorum: Din konusu gibi, cumhuriyet konusu gibi, bayrak konusu gibi, demokrasi konusu gibi konuların şampiyonluğuna soyunmayalım. Bunlar, bizim vazgeçemeyeceğimiz ortak değerlerimizdir. Bu kazanımlar, çok zor ve çetin şartlar neticesinde kazanılmış kazanımlardır. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Onun için, kim, hangisini istismar ediyorsa, tümüne karşı olmak kaydıyla ifade ediyorum. Yani, benim laikliğe bir adım uzak olmamı, benim cumhuriyete bir adım uzak olmamı, bir başkasının dine bir adım uzak olmasını nasıl tavsif edebiliriz, nasıl böyle bir sınırlama getirebiliriz?! Bu, millete yapılabilecek olan en büyük haksızlıktır.

TUNCAY ERCENK (Antalya)Başbakan söyledi, Başbakan!

FARUK ÇELİK (Devamla)Onun için, bu konulardaki hassasiyetimizi elbirliğiyle sürdürmemizin önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, gündeme taşıdığımız içtüzük değişikliğiyle ilgili olarak birkaç şeyi ifade etmek istiyorum. İçtüzükte temel kanun düzenlemesi 1996 yılında verilen bir teklifle gerçekleştirilmiştir. 1996 yılındaki bu teklifte, az önce burada konuşan değerli hocamız Sayın Oya Araslı'nın da imzası vardır. Onların teklifiyle burada görüşülmüş ve İçtüzükteki temel kanun düzenlemesi kabul edilmiştir. 2001 yılına kadar bu düzenleme devam etmiştir. 2001 yılına kadar, yalnız Türkiye'de değil, dünyanın birçok ülkesinde de buna benzer düzenlemeler gerçekleştirilmiştir veya mevcut uygulamalar vardır. 2001 yılında, kısmî bir değişiklik yapılıyor İçtüzük 91'de. Nedir o; Danışma Kurulunda oybirliği şartı varken, oybirliği şartına ilave olarak, grup önerisi olarak da getirilebileceği şartı getiriliyor; daha sonra, Anayasa Mahkemesine gidiliyor; Anayasa Mahkemesi, bu İçtüzük 91'i iptal ediyor. Gerekçe nedir; "temel kanun nedir, bunun tanımı yok." Açık bir şekilde, Anayasa Mahkemesi bunu ifade ediyor. "Tanımı yok bu temel kanunun, bunun tanımının yapılması lazım. Özel görüşmenin nasıl yapılacağıyla ilgili bir belirsizlik var" diyor Anayasa Mahkemesi ve bu gerekçelerden dolayı bunu iptal ediyor.

2003 yılında, bizim bir teklifimiz var. Bu teklif üzerinde konuşmalar yapılıyor ve o konuşmalarda, yine, Sayın Araslı'nın güzel cümleleri var; "kuşkusuz, tüm parlamentolu rejimlerde, kapsamlı yasa tasarı ve tekliflerinin görüşülmesinde bütünlüğü korumak ve sürati sağlamak için birtakım özel görüşme yöntemlerine ihtiyaç duyulmaktadır; ancak, çağdaş, demokratik bir rejimde bütünlüğü korumanın ve sürati sağlamanın yolunun keyfîliğe ve belirsizliğe kapıyı açmamak, muhalefeti çoğunluğa ezdirmemek" gibi, devam eden ifadeleri vardır. Yani, İçtüzükte böyle bir düzenlemenin yapılabileceğini, Sayın Araslı bu ifadelerinde kullanıyor. Ayrıca, 2003 yılındaki iptalde, Anayasa Mahkemesi de gerekçesinde şunu ifade ediyor: "Bu tür kapsamlı yasal düzenlemelere ilişkin tasarı ve tekliflerin madde sayılarının fazlalığı nedeniyle, Genel Kurul çalışmalarının aksamadan yürütülebilmesi için, özel görüşme ve oylama usulüne bağlı tutulmalarına gerek duyulabilir." Anayasa Mahkemesi, gerekçeli kararında da bunu net bir şekilde ifade etmektedir. Yani, böyle bir düzenlemenin yapılabileceği, genel gerekçede, iptal gerekçesinde zikredilmiştir.

Şimdi biz ne yapıyoruz; içtüzük değişikliğini getirmekle cumhuriyetin kazanımlarını ortadan kaldırıyorsak, 1996'da bunu getirenler de, cumhuriyetin kazanımlarını ortadan kaldırmak için mi getirdiler?!

OYA ARASLI (Ankara)Ne alakası var?!. Saptırıyorsun!..

ATİLLA KART (Konya)Demagoji yapıyorsun. Demagojiden başka bir şey değil söylediklerin.

FARUK ÇELİK (Devamla)Bakınız, böyle bir mantık olamaz. Buradaki yasal düzenlemelerin hangi prosedürde, hangi çerçevede yürüyeceğini hepimiz çok iyi biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, şimdi, biz, Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçelerini önümüze koyduk; fakat, 2003 yılında iptal edildikten sonra, teklifi verdiğimizde henüz Anayasa Mahkemesinin genel gerekçesi yayımlanmamıştı; yayımlanmadığı için, bu teklifi beklettik; o gerekçe ortaya çıksın, gerekçede ne emrediliyor, onu bilelim, onu görelim dedik; çünkü, bildiğiniz gibi, Anayasa Mahkemesi kararları bağlayıcıdır ve aldık, o gerekçeye uygun bir düzenlemeyi biz şimdi Yüce Heyetin karşısına getiriyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

68 konuşma daha · 30 Haziran 2005

68 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook