Tuzla tersaneler bölgesi'nde iş kazaları sonucu meydana gelen üzücü can kayıpları hakkında
Bursa Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 64. Birleşim · 2. yasama yılı · 13 Şubat 2008 · 915 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Faruk Çelik (AK Parti), 13 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TUZLA TERSANELER BÖLGESİ'NDE İŞ KAZALARI SONUCU MEYDANA GELEN ÜZÜCÜ CAN KAYIPLARI HAKKINDA); konuşma 915 kelime.
Faruk Çelik (AK Parti, Bursa). “Tuzla tersaneler bölgesi'nde iş kazaları sonucu meydana gelen üzücü can kayıpları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 13 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-celik-23-2008-02-13-tuzla-tersaneler-bolgesi-nde-is-kazalari-sonucu-meydana-gelen-uzucu-ca (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Sayın Durmuş Ali Torlak Bey’in Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde iş kazaları sonucu üzücü can kayıpları hakkındaki gündem dışı konuşması üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bu vesileyle, tersanelerimizde hayatlarını kaybeden emekçilerimize de Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı temennisinde bulunuyorum.
Değerli milletvekilleri, deniz taşımacılığının yanında, gemi inşa sanayimiz son yirmi yılda önemli mesafeler katetmiştir. 2003 yılında 37 adet olan tersane sayımız, 2007 yılında 77 olup hâlen 61 adet tersane yatırımı devam etmektedir. 2002 yılında tersanelerimizin toplam siparişi 83 adet iken, 2007 Aralık ayı sonu itibarıyla tersanelerimizin toplam siparişi 239 adet gemiye ulaşmıştır. Ülkemiz yeni gemi inşa siparişinde dünya 4’üncüsü olmuştur.
Deniz araçları ihracatımız 1988 ile 2002 yılları arasında 1,2 milyar dolar iken, 2003-2007 yılları arasında 5,3 milyar dolara ulaşmıştır. 2003 yılında sektör dünyada 23’üncü sırada yer alırken, ülkemiz sıralamada 6’ncı sıraya kadar yükselme başarısı göstermiştir. Gemi inşa sanayimizin ülkemize kattığı katma değer yanında, 33 bin vatandaşımızın istihdamının da sağlandığını burada ifade etmek istiyorum.
Sanayimizin parlayan yıldızı diye tanımlayabileceğimiz gemi inşa sanayimizin son yıllarda yakalamış olduğu bu ivme, bu sanayimizin Avrupa’nın ve dünyanın çekim merkezi hâline gelmesini sağlamıştır. Sevinerek söyleyebiliriz ki, tersanelerimiz 2010 yılına kadar siparişleri doldurmuşlardır. Tabii, bu yoğunluk ve gelen talepleri karşılayabilmek, altyapının yetersizliği, taşeronlaşma, yoğun çalışma saatleri, istenmeyen birtakım işleri de sorunları da beraberinde getirmektedir.
Yapılan tüm denetimlere, alınan tedbirlere rağmen, az önce de ifade edildiği gibi, son sekiz yılda 51 vatandaşımızı tersanelerde iş kazalarına kurban verdik. Bakanlık olarak, 2003 yılından bu yana, en riskli sektörlerden biri olan gemi inşa sektörüne ilişkin denetimlerimizi daha da sıklaştırdık. Bakanlığımızca Tuzla Özel Tersaneler Bölgesi’nde 2003 yılından itibaren proje teftişleri yapılmaktadır. 2003 yılından 2007 yılına kadar 51 tersanede gerçekleştirilen teftişler neticesinde 1.061 noksanlık ve mevzuata aykırılık tespit edilmiştir.
Tersanelerde meydana gelen kazalar üzerine, 2007 yılı Eylül ayı içerisinde Bakanlığımızın ilgili tüm amirleriyle birlikte Tersaneler Bölgesi’nde ve kazaların meydana geldiği tersanelerde incelemeyi gerçekleştirdik. Bu incelemeler sırasında Tuzla’daki tüm tersanelerin iş sağlığı ve güvenliği açısından yeniden denetlenmesi talimatını verdim. Bunun üzerine Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde 33 iş yeri proje teftişi kapsamına alınmış, toplam 14.131 işçiye ulaşılmıştır. Teftiş yapılan iş yerlerinden 2’sinde iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı bir husus bulunamamış, 41 iş yerinde ise toplam 588 noksanlık ve mevzuata aykırılık tespit edilmiştir. Noksanlık ve mevzuata aykırılık tespit edilen iş yerleri ve işverenleri hakkında toplam 196 milyar lira idari para cezası uygulanmıştır.
Değerli milletvekilleri, bu teftişler hâlen devam etmektedir ve 15 Şubat 2008 tarihi itibarıyla tamamlanacak ve bir rapor şeklinde denetim sonuçlarını kamuoyuyla da paylaşacağız. Bakanlık olarak bu konuda 8 Şubat tarihinde tersanelerde meydana gelen kazaları değerlendirmek üzere taraflarla bir araya geldik. Bir araya gelirken işverenlerimiz vardı, yetki ve yetkisizliğe bakmaksızın tüm sendikalarımızı da buraya davet ettik ve o toplantıda da şunu ifade ettim: Mevzuatın, işverenin, sendikaların bir ihmali genel itibarıyla olmasa, bu iş kazalarının yaşanması, bu ölçüde yaşanması en azından söz konusu olmazdı. Kuşkusuz İş Kanunu gereği iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak, risk analizi yapmak işverenin sorumluluğu altındadır, işçilerimiz de alınan bu tedbirleri uygulamakla yükümlüdürler. Tüm bunları denetlemek de Bakanlığa aittir ve iş kazası meydana geldiğinde işveren iki gün içerisinde de bunu Bakanlığa bildirmek zorundadır.
Değerli milletvekilleri, tabii tersaneler, risk unsurunun en yüksek olduğu iş alanları. Risk, hem yüksek ama diğer taraftan da taşeronlaşmanın hızla yaygınlaştığı bir sektör. Ayrıca Tuzla tersaneleri -görenleriniz bilir- alan yetersizliğiyle karşı karşıya. Sektördeki gelişmeleri dikkate aldığımız zaman, sektöre olan talebi dikkate aldığımız zaman bu talebin karşılanmasının bu mekân içerisinde ne kadar zor olduğunu da bizzat müşahede etme imkânı var.
Yine, sektörde yaşanan tespitlerimizden bir diğer sıkıntı ise, kayıt dışılık ve mevzuatın caydırıcı olmayışı gibi sorunlar var. Az önce de değerli milletvekili arkadaşımız ifade ettiler, mesleki eğitimdeki yetersizlik yine başlı başına bir sorun olarak karşımızda durmaktadır ve yine Bakanlık olarak, Bakan olarak dillendirdiğim taşeronlaşmada örgütlenmenin olamayışı, olmayışı da ayrı bir sıkıntı. Bir taraftan taşeronlaşmaya kapıyı, yani alt işverene kapıyı sınırsız bir şekilde açacaksınız, burada örgütlenme imkânını elde edemeyeceksiniz; bunun yanında da eğitim, nitelikli eleman konusunda da gerekli altyapı oluşmadığında, bu yoğun talep ve bu yoğun iş gücü içerisinde kazalar kaçınılmaz bir noktaya geliyor. Bundan dolayı gerek sendika gerek işverenlerle birlikte yaptığımız toplantıda aldığımız bazı kararlar var. O kararlardan biri, tersane bünyesinde çok hızlı bir şekilde nitelikli elemanın yetiştirilmesi konusunda bir eğitim merkezinin çok kısa süre içerisinde oluşturulması.
Yine, tersane sahipleri hemen tersanenin yanı başında modern bir hastaneyi inşa etmiş bulunuyorlar. Bu da son derece sevindirici bir gelişmedir. Kazaların olmasını temenni etmeyiz ama, böyle bir durum vuku bulunca da hemen yanı başında modern bir hastanenin olması son derece olumlu bir gelişmedir. Bu, şunu gösteriyor -toplantımızda da bunu gördük- işverenlerimiz daha sağlıklı bir ortamda; iş güvenliğinin, iş sağlığının sağlandığı bir ortamda, böyle bir çalışma ortamında çalışma hayatının devam etmesi konusunda bir fikir birliği, bir fikir birlikteliğini oluşturmuş bulunuyoruz ve kısa süre içerisinde de kamunun üzerine düşen, bizlerin üzerine düşen görevi, yasal mevzuat açısından, gerek müeyyideler gerek kayıt dışılık gerekse alt işverenin yapması gereken işler neler olmalıdır? Her ne kadar yasada belli olmasına rağmen burada da bir kayıt dışılık var mıdır yok mudur, bu konularla ilgili kamuya düşen sorumlulukları biz yerine getirirken, işverenlerin üzerine düşen sorumluluklar ve özellikle de örgütlenmenin neticesinde sendikaların elde ettikleri gelirlerin yüzde 10’unu işçilerin eğitimine kullanması, o alanda değerlendirilmesi konusundaki amir hükümleri de dikkate aldığımız zaman üçlü bir sacayağı olarak sağlıklı bir şekilde tersanedeki olumsuzlukları giderme kararlılığımızı bir kez daha burada ben ifade ediyorum ve teftişlerin beş aydır Tuzla tersanesinde devam ettiğini bir kez daha burada belirtiyor ve tekrar, vefat eden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor, bir kez daha bu tür olumsuzlukları yaşamamayı temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 13 Şubat 2008