Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 108. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Mayıs 2008 · 1.078 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Fatma Nur Serter (CHP), 22 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRI VE USULÜ HAKKINDA (S.S.226)); konuşma 1.078 kelime.
Fatma Nur Serter (CHP, İstanbul). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 22 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fatma-nur-serter-23-2008-05-22-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-ve-yuksekogretim-kurumlari (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA FATMA NUR SERTER (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
İstanbul Şehir Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmasına ilişkin ek 105’inci maddeyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, dün de burada ülkemizde yeni üniversitelere ne kadar büyük ihtiyaç olduğu üzerinde uzun uzun konuştuk. Gerçekten vakıf üniversiteleri de ülkemizin bir gerçeğidir ve vakıf üniversitelerine de ihtiyaç bulunmaktadır. Ancak, bilindiği gibi Türkiye’de kâr elde etme amacıyla, ticari amaçla üniversite kurulması yasalarımıza göre yasaktır. Bu nedenle, kurulacak olan vakıf üniversitelerinin ticari amaçla değil ama gerçekten vakıf üniversitesi olarak faaliyet göstermelerinin üzerinde büyük bir özenle durulması gerektiği düşüncesini taşıyoruz. Geçmişteki uygulamalar, ne yazık ki, birçok vakıf üniversitesine devletten yapılan arazi ve bina tahsisleri, devlet üniversitelerinden buraya giden öğretim kadroları, yine devletten yıl içerisinde aktarılan devlet yardımları -bütün üniversitelere olmamakla birlikte- ve bir de öğrencilerden alınan katkı payları ya da ücretler hep birlikte değerlendirildiğinde, bunların tam olarak bir vakıf üniversitesi statüsü içerisinde faaliyet göstermediğini ortaya koymaktadır.
Değerli milletvekilleri, zaten, tabloya bir bakalım, bu vakıf üniversiteleri nerelerde kurulmuş? İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, zannediyorum bir tane de Çukurova’da. Diğer taraflarda vakıf üniversiteleri yok. Niye yok? Çünkü gelir düzeyi yüksek olan kentlerimizde bir miktar kâr elde etme amacıyla çalışan üniversitelerdir büyük bir çoğunluğu.
Şimdi, benim Sayın Bakandan buradaki ricam, vakıf üniversitelerinin gerçek vakıf üniversitesi olarak faaliyet göstermesi konusuna titizlik göstermesidir. O zaman, sadece iki tane değil, onlarca vakıf üniversitesinin kurulmasına daha gönülden bir destek verileceğine inanıyorum.
Dün burada kurulan devlet üniversiteleriyle ilgili konuşma yaptığım sırada devlet üniversitelerinin çoğunun ilk kuruluş aşamasında birer tabela üniversitesi olarak kurulduklarından ve aradan on yıllar geçtikten sonra gerçekten bilimsel alanda ve eğitim öğretim alanında nitelikli faaliyet gösterebilir durumda olduklarından söz etmiştim. Ancak, Sayın Bakan daha sonra yapmış olduğu konuşmada zaman zaman bana da atıf yaparak bunların gerçekleri yansıtmadığını ifade ettiler, bazı konularda en azından gerçekleri yansıtmadığını.
Şimdi ben Sayın Bakana sormak istiyorum: Sayın Bakan bu kurulan yeni üniversiteler, bu dokuz üniversite, ondan önceki on yedi, ondan önceki on beş sıfırdan mı kuruldular? Ben ne dedim? Dedim ki, bunlar var olan devlet üniversitelerinin bazı fakülte ve yüksekokullarının bir iki ilaveyle yeni üniversite tabelası üzerine asılarak kurulmuş üniversitelerdir dedim. Yok mudur böyle bir şey? Böyle kurulmadılar mı? Bir üniversiteden dört tane yeni üniversite çıkmadı mı? Yalan mı bu? Yanlış mı? Sizin kendi kaynaklarınız bunun bu şekilde olduğunu doğruluyor.
Yine ben ne dedim? Dedim ki, şu yasadaki 2’nci maddeyi söyledim. Bu yeni kurulan üniversitelere, içinden çıktığı üniversiteden bir öğretim üyesi ve idari personel, hatta geçici personel kadrosu aktarılıyor. Aktarılmıyorsa Sayın Bakan, bu 2’nci maddeyi niye oylatıyorsunuz burada? Burada yazılı işte aktarıldığı. Bunu söyledim. Ben şunu söylemedim: Bundan ibarettir aktarılan kadrolar demedim. Ama bu gerçeğin altını çizdim. Bu kadrolar aktarılıyor. Bunlar uzaydan gelmiyor Sayın Bakan. Bir üniversiteden alıyorsunuz… Zaten kadro sıkıntısı çeken bir üniversitenin bir miktar kadrosunu alıyorsunuz yeni üniversiteye aktarıyorsunuz; bunu söyledim. Eğer yalansa, bu 2’nci maddeyi lütfen iptal ettirin, boşu boşuna burada oylamayalım. Bunun dışında, tabii ki yeni tahsis yapacaksınız, tabii ki yeni kadro verilecek. Üç tane kadroyla bir üniversitenin yaşaması mümkün müdür? Ama 2006’dan beri kurulan üniversitelerin rakamlarını ben size burada okudum. Bundaki gecikmelerin, eğitime, öğretime maliyetinin altını çizmeye çalıştım. Dolayısıyla, şapla şekeri birbirine karıştıran ben değilim Sayın Bakan. Aman siz karıştırmayın. Sizin karıştırmanızın Türkiye’ye maliyeti çok yüksektir eğitim açısından. Siz, lütfen şapla şekeri karıştırmayın. Cerrahpaşa’nın rakamlarını, Çapa’nın rakamlarını da vermeyin. Çünkü buradaki konuşmacıların hiçbir tanesi yeni kurulan üniversitelerde, bir üniversitede, bir tıp fakültesinde 800 tane profesörün olmasını veya öğretim üyesinin olmasını zaten beklemiyor. Ben hiç beklemiyorum. Ben, Türkiye’deki eğitim gerçeğini inanın en az sizin kadar biliyorum çünkü. Kurulan üniversitelerin tabela üniversitesi ve gecekondu üniversitesi olmaması için bu üniversitelere yapılacak kaynak tahsisinin ne derece önemli olduğunun altı burada çizilmiştir; bütün konuşan milletvekilleri bunu özenle çizmiştir ve bu son derece önemlidir.
Yeni kurulan bunca üniversite varken, Sayın Bakan, bunca üniversite varken ve bu üniversitelerin öğretim üyesi ihtiyacı en yüksek düzeyde iken, özellikle araştırma görevlisi ihtiyacı bu kadar yüksek düzeyde iken işte görüyoruz kaç tane kadro tahsis edildiğini. Siz, öğretim elemanı kadrolarını toplayıp da bana toplam rakamı lütfen vermeyin. Öğretim elemanı değil, esas olan öğretim üyesidir. Bunu siz bir akademisyen olarak en az benim kadar biliyorsunuzdur. Esas öğretim üyesidir. 3 tane profesör, 3 tane doçent veriyorsunuz, 1 tane yardımcı doçent veriyorsunuz. Ne veriyorsunuz yani? Sanki binlerce kadro tahsis etmişsiniz gibi… Öğretim elemanı veriyorsunuz, işte, eğitim uzmanı veriyorsunuz, sonra bunların hepsini sanki profesyonel kadrolar tahsis etmişsiniz gibi söylüyorsunuz.
Biz burada sizden bir dilekte bulunduk, dedik ki, ne kadar çok genç akademisyenin yetişmesine olanak sağlarsak hızlı bir şekilde, bu üniversitelerimiz o kadar kolay, nitelikli eğitim veren konuma gelirler. Bu dileğe karşı bunlar yokmuş gibi bir cevap üretmeyi, açık söyleyeyim, bu ülkenin Millî Eğitim Bakanına yakıştıramadım.
Sayın Bakan, iş bu durumdayken bir YÖK Başkanı atadınız ve bu YÖK Başkanı, üniversitelerde mevcut akademik atama ve yükseltilme yönetmeliklerini bahane ederek üniversitelere yapılacak bütün akademik atama ve yükseltmeleri durdurma kararı aldı. Ha, şimdi, yani YÖK’ün kendi akademik atama kriterleri var zaten. Siz üniversitelerdeki farklı kriterlerle ilgili yönetmelikleri iptal ettiğiniz için zaten YÖK’ün var olan kriterlerine göre atamaları neden durduruyorsun diye YÖK Başkanına bir zahmet edip sorsanız çok iyi olur. Aslında biz bunların neden durdurulduğunu biliyoruz. Ama biz söylediğimiz zaman siyaset yapıyor oluyoruz. Bunlar durduruldu çünkü temmuz ayında yirmi iki üniversiteye yeni rektörler belirlenecek. Siz o zaman kadroları serbest bırakacaksınız ki, yeni atanan rektörler, sizin iradenize biat edecek nitelikteki rektörler o kadroları istedikleri gibi doldursun diye. Olay son derece açık.
Biz burada başka gerçekleri de biliyoruz. Örneğin biz burada İnönü Üniversitesine niye kadro verilmediğini biliyoruz, Turgut Özal Tıp Merkezine yıllardır niye kadro verilmediğini biliyoruz. Ben dün burada rakamları verdim.
Bakın, görün, temmuz ayından sonra siz bu kadroları vereceksiniz. Hep birlikte burada bu kadroları nasıl verdiğinizi göreceğiz. Siz kendi siyasi ideolojinize aykırı olduğunu düşündüğünüz, siz Atatürkçü diye nitelendirdiğiniz rektörleri cezalandırıyorsunuz. Ben bu cezaları çok yakından biliyorum. Üstüne denetçi gönderirsiniz, sürekli denetçi gönderirsiniz, Maliye müfettişlerini eksik etmezsiniz, kadro vermezsiniz, para vermezsiniz, bütçelerini kısarsınız. Biz bunları gayet iyi biliyoruz ve göreceğiz, burada hep birlikte göreceğiz, temmuz ayından sonra bu kadroları yağmur gibi nasıl yağdıracağınızı göreceğiz. Eğer temmuz ayına, yeni rektör atamalarına kadar bu kadroları serbest bırakmazsanız, o zaman da bu konuda size hesap sorma hakkını kendimizde göreceğiz.
Ben Sayın Millî Eğitim Bakanından millî eğitimin, bütün Türkiye'nin, bütün üniversitelerin bakanı olarak yeni kurmuş olduğu üniversitelerle ilgili burada hızlı, kaliteli eğitime geçiş sürecini olanaklı kılacak uygulamalara destek vermesini bekliyorum. Yoksa burada çıkıp bizim iyi niyetle söylediklerimize karşı siyasi bir üslup içerisinde “Muhalefet söylüyorsa aman muhalefetin söylediğine mutlaka karşı çıkayım.” anlayışı içinde şaplı şekerli demeçler vermesini gerçekten garip karşılıyoruz.
Hepinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
62 konuşma daha · 22 Mayıs 2008