Gelir idaresi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun (s.s.861)
İzmir Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 83. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Nisan 2005 · 1.231 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Fazıl Karaman (AK Parti), 13 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN (S.S.861)); konuşma 1.231 kelime.
Fazıl Karaman (AK Parti, İzmir). “Gelir idaresi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun (s.s.861)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 13 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fazil-karaman-22-2005-04-13-gelir-idaresi-baskanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA FAZIL KARAMAN (İzmir)Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili olarak AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Grubum ve kendim adına Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum: Bu görüşeceğimiz tasarı, üzerinde elli yıldır yerli ve yabancı uzmanların çalıştığı, çok sayıda raporun hazırlandığı, üzerinde birçok dokümanın bulunduğu bir konu. Yaklaşık 40 000 kişiyi direkt ilgilendiren, çalışan olarak; ama, vergi ödeyenler açısından aşağı yukarı ülkenin büyük bir kısmını ilgilendiren, bütçe açısından devletin en temel gelir kaynağını ilgilendiren bir kanun tasarısı.
Maliye teşkilatında çalışanlar ve münhasıran gelir idaresinde çalışanlar, son elli yıldır, bu tarz bir kanun için hep heyecan duymuşlardır. Dolayısıyla, bizler, Maliye Teşkilatının içinden çıkan insanlar olarak bu kanun çalışmalarında yer almaktan gerçekten gurur duyduk. İktidarıyla muhalefetiyle bu kanunla ilgili çalışmalarda bulunan herkesin aynı heyecanı paylaştığını zannediyorum.
Kabaca, 1950'den bu yana, bu kanunla gelir idaresinin yapılanmasıyla ilgili tarihçeyi ana hatlarıyla belirtmek istiyorum.
Türk gelir idaresi, hukukî baza 1936 yılında kavuşmuş. 1942 yılında Vasıtalı ve Vasıtasız Vergiler Umum Müdürlüğü olarak ikiyi ayrılmış ve 1946 yılında, bugünkü Gelirler Genel Müdürlüğünün çatısı kurulmuştur. 1950'lerden itibaren de, gelir idaresinin yapılanmasıyla ilgili ilk çalışmalar başlamıştır ve temel olarak da, yabancı uzmanların çalışmalarından hep istifade edilmiş; ama, öyle olmuş ki, hep çalışmalar son noktaya gelme aşamasında bir başka bahara kalmış.
1950'de iki ABD'li uzman çalışmış ve gelir idaresiyle ilgili olarak yapılanma ihtiyacı vurgulanmış, o dönemin Maliye Bakanı Hasan Polatkan'a sunulmuş; mamafih, nedendir bilinmez, çalışma arşive kaldırılmış.
1963 yılında, yine, gündeme gelmiş. Dallas Bölge Vergi Teşkilatı Amiri Türkiye'ye gelip bir çalışma yapmış; gelirler müsteşarlığı kurulması noktasında bir tavsiyede bulunmuş ve raporunu dönemin yine Maliye Bakanı Ferit Melen'e sunmuş; Ferit Melen, bunun üzerine, 1964 yılında Türk uzmanlardan kurulu bir heyet teşkil etmiş; bu heyetin raporu bitmiş; fakat, yine, ne hikmettir bilinmez, bu çalışma da arşive kaldırılmış.
1970'lerin başında yine ısıtılmış gelir idaresi. ABD'li bir uzman bir rapor hazırlamış ve bu çalışma bir tasarı haline gelmiş, arşive kalkmadan bir tasarı haline gelmiş, IMF ve Birleşmiş Milletler teşvik etmiş bu tasarıyı; mamafih, tasarı yasalaşamadan yine arşive kalkmış.
1980'lerde, eski Maliye Bakanı Kafaoğlu, Devlet Başkanlığı Genel Sekreterliğine bir mektup yazarak gelir idaresi konusundaki düşüncelerini söylemiş. 1980'lerde yapılanma çalışmaları hep tartışılmış; ama, hiçbir zaman gerçekleşememiş.
Bu tarihçeyi şunun için anlattım: İyi veya kötü, önümüze bir kanun geldi ve ilk defa bir başka bahara kalmadan Genel Kuruldan çıkmak üzere. Vurgulamaya çalıştığım nokta, gelir idaresinin yapılanma çalışmasının topyekûn bir konsensüs halinde Türkiye'de olması gerektiği; ama, bunun, bir türlü başarılamadığı. Nedenleri üzerinde durmayacağım.
Elli yıllık reform çalışmasının sonucunda, Vergi Konseyi -ki, malumuâliniz, sivil bir platformdur, yaklaşık tüm kesimlerin birleştiği bir platformdur- bir taslak üzerinde çalışmış; bu taslak, bilahara, Maliye Bakanlığı, Başbakanlık, daha sonra Meclis prosedürüne girerek nihayet bu aşamaya gelmiştir.
Gelir idaresinin yapılanma ihtiyacını oluşturan problemler literatürde çok zikredilmiş. Ben, bunlar üzerinde durmayacağım; ama, bu kanunla temel olarak ne getirilmek isteniyor, bunu vurgulamaya çalışacağım. Bu kanunla, merkezî yapılanmada, vergi türlerine göre oluşmuş organizasyon yerine, fonksiyonel esaslı yapılanmaya geçilecektir. Terimler belki yabancı gelebilir; ama, birazdan vurgulamaya çalışacağım. Bunun tamamlayıcısı olarak, operasyonel süreçlerin operasyon merkezlerinde konsolidasyonu sağlanacaktır. Dolayısıyla, uç hizmet noktalarının -bunlar şubeler veya vergi daireleri olabilir- operasyonel işlemlerdeki zaman ve yoğunlaşma kaybının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Uç hizmet noktalarında mükellefe zaman ayırma imkânı sağlanacağından dolayı, kanunda çok sık zikredilen mükellef odaklı yaklaşıma zemin hazırlanmış olacaktır, uç hizmet noktalarındaki zaman probleminin aşılmasından dolayı.
Biraz önce belirttiğim fonksiyonel esaslı yapılanmanın tamamlayıcı unsuru, teknolojik altyapıdır; ki, bugün, Gelirler Genel Müdürlüğünün teknolojik altyapısı, bu uyumlaştırmaya uygundur. Temel olarak kanunun çalışma stratejileri, biraz önce bahsettiğim fonksiyonel yapılanma, teknolojik altyapı ve mükellef odaklı hizmet anlayışı.
Şu eleştiri her zaman getirilebilir: Mevcut mevzuatımızla teknolojik hizmet mümkün değil mi? Tabiî ki, teknolojik hizmet, mevcut mevzuatla mümkün; fakat, bu, sadece, hizmetin daha hızla görülmesi anlamını taşır. Halbuki, fonksiyonel anlayışla yapılan teknolojik mezc etme algoritmayı değiştiriyor.
Algoritma nedir; iş akışlarının yapısını, gelir unsurlarından ziyade fonksiyonel yapıya taşıyor. Dolayısıyla, iş akışlarındaki hızlanma nedeniyle gelir iradesinin, hem data oluşturma prosedürü hem de hizmeti mükellefe daha hızlı, doğru ve güvenilir ulaştırma imkânı sağlanmış olacaktır.
Çok kaba bir örnek vermem gerekirse, mesela, bugün tarh, tahakkuk ve benzeri rutin işlemler yapılırken bunun bilgisayar tabanına geçirilmesi, işlemlerin teknolojiye uyumlaştırılmasıdır, daha hızlı bir hizmet üretilmesidir; ancak, bu işlemle ilgili veya rutindışı işlemlerle veya farz edelim, tarh, tahakkuk üzerindeki bir düzeltme işlemiyle karar organının dahil olması gerekiyor ise, işte, bu durumda, algoritmanın yenilenmesi gerekiyor.
Şu anlamdaki algoritmada, hiyerarşik ve gelir unsurları itibariyle karar mekanizması işlediğinden, bizim istediğimiz anlamda güvenilir ve hızlı iş akışı sağlanamamaktadır. İşte, fonksiyonel iş akışıyla uç noktalardaki mükellefe sunulan hizmetlerdeki karar mekanizmalarının hızlandırılmasıyla, mükellefe, daha hızlı ve güvenilir hizmet verilecektir.
Gelir idaresinin yeniden yapılanması kanunlarıyla ilgili olarak hep zikredilen "güçlü gelir idaresi" veya "yarı özerk gelir idaresi" ifadeleri, kanunda belki bizim istediğimiz anlamda tam bir özerklik değil; ama, bir önceki döneme göre daha güçlü bir gelir idaresi yapısı kurması açısından önemlidir ki, altkomisyonda buna yönelik de bazı değişiklikler yapılmıştır.
Burada genel olarak reform süreçleriyle ilgili olarak bir şeyi de vurgulamak istiyorum. Her reform sürecinin bir ön hazırlık dönemi vardır. Bu ön hazırlık dönemi kamuoyunda oluştuğunda birtakım önkabuller oluşur. Nitekim, elli yıllık süreç içerisinde, gelir idaresinin yeniden yapılanması noktasındaki önkabuller oluşmuştur, güçlü gelir idaresi, fonksiyonel yapılanma ve benzeri noktalarda. Daha sonra bu önkabullere uygun kanunların çıkması ikinci aşamadır ki, şu anda biz o aşamadayız; ama, esas vurgulanması gereken nokta, biraz önce Akif üstadımın da bahsettiği gibi, uygulamaya yönelik bunların, bu oluşan önkabullerin gerçekleşmesidir ki, bundan sonrası, bu kanun çıktıktan sonrası uygulamalar belki bu elli yıllık tartışma süreci kadar önemlidir. Çünkü, nihayetinde reformları yapanlar kanunlar değildir, bu kanunların mevcut tartışmalar çerçevesinde oluşan önkabuller çerçevesindeki uygulamasıdır. Bu noktada, idaremizin uygulama noktasındaki becerisinden emin olduğumu belirtmek isterim.
Eğer, bu hedefleri gerçekleştirme, elli yıldır oluşan gelir idaresinin yeniden yapılanmasına ilişkin hedefleri gerçekleştirme yönündeki uygulamada adımlar atılmaz ise, bu kanunla sadece bir başkanlık kurulmuş olur ve bazı özlük hakları düzeltilmiş olur. Dolayısıyla, uygulamayı izlememiz gerekiyor.
Bir noktayı daha belirtmek istiyorum. Vergi reformu dediğimiz şey, sadece gelir idaresi reformundan ibaret değildir. Vergi reformunun üç ayağı var; vergi sistemiyle ilgili çalışmalar, vergi oranlarıyla ilgili çalışmalar ve gelir idaresiyle ilgili çalışmalar. Gelir idaresiyle ilgili çalışmaları yapıyoruz. Vergi oranlarıyla ilgili küçük küçük uygulamalar var; ama, biz, hükümetimizden ve -Bakanımız yok; ama- Bakanımızdan daha cesur uygulamalar bekliyoruz vergi oranları ve vergi sistemi yönünden.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon)Sayın Güler uygular onu!..
FAZIL KARAMAN (Devamla)Evet...
Aksi takdirde gelir idaresine ilişkin reform çalışmasının iki ayağı topal kalmış olacaktır.
Son bir nokta olarak da, gerek altkomisyon çalışmaları esnasında gerekse daha sonraları muhatap olduğumuz, içinden çıktığımız Maliye çalışanları, meslektaşlarımızla ilgili birkaç şey söylemek istiyorum.
Maliye Bakanlığı, geleneği çok eskiye dayanan, asırlara dayanan bir teşkilat olarak mensupları bu sorumluluğu hep üzerinde taşımıştır ki, altkomisyon çalışmaları esnasında bunu hep gördük. Aşağı yukarı bütün meslek mensubu derneklerle görüştük; ama, bu derneklerin dile getirdiği şeylerde, geleneklerinden gelen o sorumluluk duygularıyla hareket ettiklerini gördük. Bundan sonra da aynı sorumluluk duygusunda hareket ederek gelir idaresinin yeniden yapılanması sürecinde yapıcı rol alacaklarından eminim; ama, burada bir noktayı daha belirtmek istiyorum. Gerek komisyon çalışmaları esnasında gerekse daha sonra, siyasî otoritenin başı Sayın Bakanın ve gelir idaresi yetkililerinin, Gelirler Genel Müdürlüğü yetkililerinin personelinin özlük haklarında veya müktesebatında bir adım dahi geri gidecek herhangi bir uygulama olmayacağını belirtmeleri bizleri memnun etti; ayrıca, bunun da siyaseten takipçisi olacağımızı belirtmek istiyorum.
Bir reform sürecinin başlangıcı olarak bu kanun iyi bir başlangıçtır. Hiçbir zaman son noktayı bir kanunla kurmayı beklememek gerekir. Bundan sonra, uygulamada şekillenecek hedeflerle birlikte bu kanunun ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum; bu vesileyle, tekrar, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
33 konuşma daha · 13 Nisan 2005