İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 107. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Sosyal güvenlik kurumu teşkilatının kuruluş ve görevleri hakkında (s.s.222)

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Malatya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 107. Birleşim · 1. yasama yılı · 16 Temmuz 2003 · 1.049 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP), 16 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK KURUMU TEŞKİLATININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.222)); konuşma 1.049 kelime.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya). “Sosyal güvenlik kurumu teşkilatının kuruluş ve görevleri hakkında (s.s.222)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 16 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-22-2003-07-16-sosyal-guvenlik-kurumu-teskilatinin-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; biraz önce, Sayın Bakanım konuşmasında, sosyal devlet ve sosyal devletin önemi konusunda defalarca vurgulama yaptı; aynen katılıyorum; ama, sosyal devlet, vatandaşını seven, vatandaşını üzmeyen, vatandaşına en iyi hizmeti veren bir kavramdır. Tabiî, en iyisini verir, en iyi hizmeti sunar ve bu, hem devletin temel görevidir hem de vatandaşın en tabiî hakkıdır.

Tabiî, siz, insanları yeşilkartlı, mavi kartlı, Bağ-Kurlu, sigortalı, Emekli Sandığına tabi diye ayıracaksınız, insanlar hastane kapılarından içeri giremeyecek, Bağ-Kurlular, yeşilkartlılar itilecek, bu paralar ödenmiyor diye Bağ-Kurluyu muayene etmiyoruz diyecekler; bu nasıl sosyal devlet?!. Yılda 15 katrilyon, sosyal sigortaların ve Emekli Sandığının açıklarını kapatmak üzere bütçeden kaynak aktaracaksınız; ama, vatandaşa hizmet veremeyeceksiniz. O zaman, sosyal devlet, sosyal devlet görevini acaba yerine getiriyor mu?!. Bir kere, burada, vatandaşların itilmelerine, vatandaşların hastane kapılarında bekletilmelerine ve evlerine gönderilmelerine hepimiz şahidiz.

Sayın Bakanım, tabiî, yürekten katılıyorum "sosyal devlet" kavramınıza; ama, bütçeden sosyal güvenlik kurumlarına ayırdığımız 15 katrilyon gibi bir kaynak olmasına rağmen, maalesef, hâlâ daha sosyal devlet görevimizi yerine getiremediğimize yürekten inanıyorum.

Bir muhtara 100 000 000 lira maaş vereceksin, 150 000 000 lira Bağ-Kur primi tahsil edeceksin. Bir kere, artık, sosyal devlette, insanlar, sosyal devletin verdiği hizmete göre "ben, bu sosyal güvenlik kurumuna üye olmalıyım; ben bu sosyal güvenlik kurumunun imkânlarından yararlanmalıyım" diye kendileri gitmeli; ama, biz, insanları zorla getiriyoruz, hiçbir şey veremiyoruz. Artık, bunları, hepimiz kabul edelim.

Siz, maaş kuyruklarında insanları öldüreceksiniz; siz, hastane kapılarında sabahın 5'inde kuyruğa sokacaksınız ve tedavisini bir hafta yaptıramayacak, oradan oraya itilecek; ondan sonra, biz, hâlâ bu ülkede vefakâr emeklilerimizi, bu ülkeye büyük hizmet veren emeklilerimizi çok seviyoruz diyeceğiz; bu nasıl sevgidir?!. Bu gerçekleri de, ayrıca, görmemiz gerekir.

Tabiî, emekliye vefa olacak, vefakâr emeklileri çok seveceğiz, sosyal devlet adına, vatandaş için 15 katrilyon lira kaynak aktarılacak ve verdiğin hizmetten de hiç kimse mutlu olmayacak; bunun adı nedir?!

Tabiî, sosyal devlet olmanın getirdiği sorumlulukla, mutlaka, gerekirse, 15 katrilyon lira değil Sayın Bakanım, bu ülke, sosyal devlet görevini yerine getirmek için 30 katrilyon versin; ama, devlet, sosyal devlet görevini vatandaşına tam yapsın; biz, buna asla karşı değiliz.

Sosyal güvenlik kurumları kendi kaynaklarını yeterince verimli kullanıyor mu, bu kaynakların çok gereksiz bir şekilde israf edildiğini biliyor muyuz? Kimse kimseyi kandırmasın; bu ülkede kayıtdışı ekonomi kayıt içine alınmadığı sürece, mevcut kayıtlı ekonomi, bu ülkenin insanlarına sosyal devlet görevini yerine getiremez; çünkü, siz, yaklaşık 260 milyar dolarlık bir ekonomiye sahip olacaksınız, bunun sadece 160 milyar dolarlık kısmı kayıt içinde olacak, 100 milyar dolarlık kısmı ülkeye hiçbir kaynak üretmeyecek; ama, ülkenin 70 000 000 insanına sosyal devlet görevi yapacaksınız... Onun için, her zaman, Sosyal Sigortalar, Emekli Sandığı gibi sosyal güvenlik kurumlarımızın açıkları artarak devam edecektir, eğer, biz, bu ülkede bunun önlemini alamazsak.

Sosyal güvenlik kurumlarının aktuarya açıklarının geçmişten beri neden oluştuğunu iyi irdelemezsek ve bunları açıkça ortaya koymazsak, bugün 15 katrilyon olan açık, yarın 25 katrilyon, öbür gün 50 katrilyona ulaşır.

Yıllardır sosyal güvenlik kurumlarının kaynakları nerelere yönlendirilmiştir, bu kaynaklar yeterince değerlendirilmiş midir; hayır. Sosyal güvenlik kurumlarının iş hanları, hamamlar, dükkânlar almak gibi aslî bir görevi yoktur. Sosyal güvenlik kurumları imarethane değildir. Sosyal güvenlik kurumları, hiç kimseye ucuz gayrimenkul kiraya verecek kurumlar değildir, imarethane değildir. Ekonomik olarak istikrarsız dönemlerde yapılan bu tür yatırımlar heba olmuş gitmiştir. Dünün cazibe merkezlerinde aldığınız gayrimenkuller, bugün beş para etmemektedir ve o gün, çok büyük paralar ödenerek alınmıştır.

Sosyal güvenlik kurumları kaynakları için, bu maddede Finansman ve Aktuarya Daire Başkanlığı kurulmasını öneriyoruz; ama, maddenin içeriğine baktığımız zaman, sosyal güvenlik kurumlarının kaynaklarını yönetecek, onlara yön verecek, kaynakları en verimli şekilde kullanacak bir ibare göremiyorum. Aslında, bu maddenin "sadece rapor eder" veya "incelemek, gerekli raporları Bakana sunmak..." Aslında, bu, sosyal güvenlik kurumlarının tüm kaynaklarını en iyi biçimde yönetecek, bunları bir finansman mühendisi gibi idare edecek ve bu kaynakları en verimli şekilde değerlendirecek bir şekilde organize edilmelidir; bu dairenin gerçek amacı bu olmalıdır.

Eğer, sosyal güvenlik kurumları, bugüne kadar elde ettiği kaynaklarını, sadece, devletin ihtiyacına; yani, hazine bonosuna yatırsaydı, -bir inceletin Sayın Bakanım- sosyal güvenlik kurumlarının, bugün, tek kuruş aktuarya açığı olmazdı. Yineliyorum; sosyal güvenlik kurumlarının tüm kaynakları devletin finansman ihtiyacında kullandırılsaydı ve devlet, herkese verdiği faizi, sadece, sosyal güvenlik kurumlarımıza verseydi, sosyal güvenlik kurumlarımızın bir kuruş aktuarya açığı olmazdı Sayın Bakanım.

Sonuçta, sosyal güvenlik kurumlarının kaynakları son derece hor kullanılmıştır. Yeterli gelir getirecek şekilde, yeterince değerlendirilmemiştir ve bugünkü aktuarya açıklarının temel nedeni de budur çok değerli milletvekilleri.

Diğer taraftan, tabiî, yine sosyal güvenlik kurumlarının kaynaklarının aşırı israf edilip edilmediğini de iyi irdelemek lazım. Bu kaynaklar, acaba, yine, sosyal devlet olmanın gerektirdiği şekilde, vatandaşın ihtiyacına, yeterince verimli bir şekilde kullandırılmış mıdır, yoksa israf mı edilmiştir? Eğer, geçmişten ders almazsak... Bunu da iyi irdelememiz lazım ve Sayın Bakanım göreceksiniz ki, sosyal güvenlik kurumlarının kaynakları, gerek gelir getirici yönde gerekse diğer yönde israf edilmiştir. Bugün, aktuarya açıklarının temel nedeni budur.

Sayın Bakanım, tabiî, bu maddede bahsedilen Finansman ve Aktuarya Daire Başkanı bir finans mühendisi olmalı. Dünyanın her tarafına baktığımızda, o ülkenin önemli ihtiyaçlarında, sosyal güvenlik kurumlarının kaynakları kullanılmaktadır. Almanya'ya, Belçika'ya veya diğer ülkelere baktığımızda, sosyal güvenlik kurumlarının kaynakları, o ülkenin ekonomisine yön vermektedir. Sosyal güvenlik kurumlarının kaynakları, o ülkenin, özellikle yatırım kredileri açısından, özellikle uzun vadeli finansman sağlanmasında çok önemli kaynaklarıdır.

Eğer, biz, bu ülkede istikrarı yakalayacaksak, eğer, bu ülkede sanayiciye, eğer ihracata büyük kaynak aktaracaksak, bunun en önemli kaynağı, uzun vadeli sosyal güvenlik kurumları kaynakları olmalıdır. Onun için, bu maddenin daha açık, daha amacına uygun bir şekilde değerlendirilmesinin yararlı olacağı görüşündeyim.

Tabiî, diğer bir olgu ise, sosyal güvenlik kurumları devlet gibidir, devlet sözü gibidir; sosyal güvenlik kurumları hastaneleri kandırmaz, sosyal güvenlik kurumları eczaneleri kandırmaz. Bugün, utanıyorum, hastalar bazı eczanelere gidiyor, eczane ilaç vermiyor, neden; gününde ödenmiyor.

AGÂH KAFKAS (Çorum)Düzelttik, düzelttik...

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)Hayır, devlet hiç kimseyi kandırmaz. Eğer, devlet, o eczaneyle bir anlaşma yapıyorsa, bir aysa bir ay, iki aysa iki ay... 10 kere, 20 kere ilgili sigorta müdürlüklerine giden eczacı arkadaşlarımız var. Hiç kimseyi kandırmanın bir anlamı yoktur; ödenecekse, gününde ödenmelidir. Özellikle, yeşil kartlıların, hastanelere ve özellikle üniversite hastanelerine - sosyal sigortalar kurumlarımız ödemiyor- üç yıllık borçları var. Bu hastaneler neyle dönecek; bu hastaneler, sen bunları ödemezsen neyle dönecektir?! Tabiî, bunların hepsi birer yara.

Onun için, bu maddede, özellikle -tabiî, içeriğinde olabilir- sosyal güvenlik kurumlarının, finansman mühendisi gibi, parayı değerlendireceği bir şekilde bir görev üstlenmesi gerekir ve tüm sosyal güvenlik şemsiyesinin bir finansman daire başkanlığı; ama, bu şekilde bir finansman daire başkanlığı olmalıdır.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 16 Temmuz 2003

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook