Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)
Malatya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 110. Birleşim · 3. yasama yılı · 9 Haziran 2005 · 912 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP), 9 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM SİGORTALARI KANUN TASARISI (S.S.879)); konuşma 912 kelime.
Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya). “Tarım sigortaları kanun tasarısı (s.s.879)”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-22-2005-06-09-tarim-sigortalari-kanun-tasarisi-s-s-879 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Sayın Başkan, Yüce Meclisin çok değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, Sayın Bakana yeni bakanlığın hayırlı olmasını dileyerek, başarılar temenni ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, Türk insanı bazı alışkanlıkları zor edinir; görecek, inanacak; inanmadığı şeyi yapmaz. Tabiî, burada, bu yasa, Türk çiftçisi için çok önemli bir yasa. Bunu herkes kabul ediyor; ama, zorunlu olmadığı sürece, köylünün görüp, birtakım şeyleri görme alışkanlığını ve -Allah afet vermesin- bir şeyleri oturtmak zor. Yani, birtakım şeyleri yapıyoruz; ama, bu bir reformdur veya bu bir devrimdir kelimesi değil, bunu öncelikle çiftçiye benimsetmek lazım. Yani, bir şey faydalı olursa devrim olur. Devrim, o insana hizmet ederse devrim olur. Yoksa, bir yasayı çıkarmışsın; işlemeyen bir yasa çıkarmışsın. Ben, bu yasanın ilk yıllarda çok sağlıklı işleyeceğine inanmıyorum. Neden?.. Getireceğim.
Değerli arkadaşlarım, yine söylüyorum, eğer, Türkiye'de çiftçinin finansman sorununu çözmediğimiz sürece, elli tane de yasa getirsek, çiftçinin ürününü, birileri, ister yurt içinden ister yurt dışından birileri kapıp götürüyorsa veya satmakta çok güçlük çekiyorsa, ürününü satamıyorsa, ekmek almak için, un almak için, eğer, ürününü satmak zorunda kalıyorsa, inanın, elli tane de yasa çıkarsak, biz bu insanları doyuramayız. Türkiye'de birtakım gerçekleri bilelim. Her ürünün belli bir mevsimi var. Örneğin, kayısı temmuz ayında çıkar. Köylü tüm alışverişini, temmuza göre, veresiye alır. Uncudan, gider, çoluk çocuğuna yedireceği ununu hep temmuz ayına alır, eylül ayına alır, ürünün çıkmasına, ürün sonuna alırlar; kızını evlendirecek… Ama, eğer, biz, bu insanların, yine söylüyorum, finansman sorununu çözmediğimiz takdirde, bunlara sistemli bir kredi politikası getirmediğimiz sürece çiftçimizin, köylümüzün sorununu çözemeyiz.
Size bir örnek vereceğim. Bu hükümet (X) hükümet, (Y) hükümet meselesi değil; bu, bir çiftçiye bakış açısı. Ziraat Bankası… Ziraat Bankası çiftçinin bankası değil mi? Çiftçi bu milletin efendisidir, köylü bu milletin efendisidir ve köylü de bilir ki, Ziraat Bankası benim bankamdır. Hep yıllarca böyle biliyorduk, böyle biliyoruz; ama, ne dün ne de bugün Ziraat Bankasının -rakam vermeyeceğim- kaynak toplamı 100 ise çiftçiye verdiği para yüzde 2. Bak, bir daha altını çiziyorum; kaynak toplamının, topladığı paraların yüzde 2'sini çiftçiye veriyor. Peki, Türkiye'de çiftçinin bankası diyoruz, çiftçinin tek bankası diyoruz; ama, topladığı kaynakların yüzde 2'sini Türk çiftçisine veren bir Türkiye'de çiftçi kalkınır mı? Önce, bu boyuttan bakalım. Onun için, biz çiftçinin finansman sorununu çözmediğimiz takdirde bir yere varamayız.
Sayın Bakanım, buradaki ifadelerde, objektif olmayacak birtakım ifadeler var. Örneğin, geçen 6 ncı maddede, ürün, risk ve bölge bazında prim destek oranını belirlemek diyor kurulun görevi.
Sayın Bakanım, geçtiğimiz yıl Türkiye'de önemli afetler oldu. Eğer burada bu kurul, risk ve bölge bazında prim belirleyecek, belli bölgelerde belli ürünleri bu kurul belirleyecekse, yine objektif kriterden uzak birtakım sonuçlar çıkacaktır. Örnek veriyorum -hâlâ hakkımı istiyorum Sayın Bakanım- geçen yıl Türkiye'nin değişik yerlerinde don olayı oldu; Karadeniz'de oldu, Malatya kayısısının yüzde 70'i gitti Sayın Bakanım, kayısının yüzde 70'i gitti ve sonuçta, hükümet, don olayı olan yörelere 50 trilyon bir yardım yaptı. Peki, Sayın Bakanım, fındığın ağacı mı dondu? Hangi çiftçimiz bir tabiî afete uğramışsa -bu, Antalya'da, Ordu'da, Giresun'da- kimsenin hakkını biz yemeyelim, herkesin hakkını verelim, kim tabiî afete uğraşmışsa zararını karşılayalım, asla buna itirazım yok; ama, Sayın Bakanım, Bakanlığınız, geçen yıl, Malatya'nın ve Malatya bölgesinin hakkını yemiştir, gasbetmiştir; Malatya köylüsünün yüzde 70 ürünü donmuştur, bir kuruş para verilmemiştir. Sebebi ne Sayın Bakanım, biliyor musunuz; Malatya'daki çalışan Tarım İl Müdürlüğü ve hasar tespiti yapan arkadaşlarımın dürüstçe davranması. Yine söylüyorum; orada, eğer raporlar yüzde 70 mal varlığını kaybetmiş değil, yüzde 40 gelseydi Malatya'ya da verecektiniz; ama, Malatya'daki bürokrat arkadaşlarım… Çünkü, ürünün yüzde 70'ini kaybettik Sayın Bakanım, ürünümüzün yüzde 70'ini ve köylümüz aç kaldı, gübreciler icrayı dayadılar, mahvolduk. Hâlâ daha çekiyoruz; ama, Malatya'nın, Malatya köylüsünün hakkını gasbettik. Bir kuruş para vermediler. Halbuki, Malatya'da kayısı üretiminin, yılda 200 000 000 dolarlık kayısı üretiminin yüzde 70'i gitti Sayın Bakanım. Bu açıdan, bu yasanın uygulanmasında bölge tespitinde ve ürün tespitinde çok objektif olunmayacağında endişeler duyuyorum.
Bir başka endişe duyduğum konu; Sayın Bakanım, bir şirket kuruluyor. Burası bir AŞ. Hisseler belli sigorta şirketlerine veriliyor. Yarın, burada, hisse devirlerine geçtiği için -hatta, ben, bunu uyardım- bu tek bir sigorta şirketinin eline geçebilir; uyarıyorum sizi. Anonim şirkette hisse devirleri Türk Ticaret Kanununa tabidir. Tek bir şirketin eline geçebilir ve sonuçta, bu tarım sigorta sektörüne tek bir şirket sahip olabilir. Onun için, Türkiye'de, bugün, tüm şirketlere bunu açıyorsunuz, her şirketi eşit oranda ortak yapıyorsunuz; ama, yarın, AŞ olduğu için, birtakım hisse devirleri Türk Ticaret Kanununa tabi olduğu için, bir şirketin eline geçebilir. Şimdiden bu uyarımı da yapıyorum Sayın Bakanım; ikinci endişem burada.
Sayın Bakanım, tabiî, burada, yine, eğer, köylüden -açık değil- sigorta priminin hepsini alıp, sonra, ben size sigorta primi iade edeceğim diye böyle bir uygulamaya gidersek, inan, kimse sigorta yaptırmaz. Sadece bunun işleyişini... Diyelim, yüzde kaç destek yapacağız tüm Türkiye'de... Sigorta şirketleri sigorta yaptığı zaman ürünü, köylüden alacağı parayı önceden köylü bilmezse, köylü yaptırmaz. Ben ödeyeceğim diyeceksiniz; tıpkı, teşvikte, elektrikte olduğu gibi. Elektriği harcıyor firmalar, parasının tamamı TEDAŞ alıyor şirketlerden, altı ay sonra, bir sene sonra parayı iade ediyor. Eğer bu uygulamada da, siz, sigorta yaptıran köylümden, primin hepsini ver, ben sana sonra iade ederim diye, böyle bir -açık değil- uygulamaya gidersek Sayın Bakanım, yine, bu yasada istediğimiz sonucu alamayız. Açık değil…
Sayın Bakanım, tabiî, yine, hasar tespitlerinde açık olmayan bölümler var burada. Tabiî, sigorta şirketleri elini taşın altına koyuyor. Tabiî, burada bir şirket oluşuyor; ama, hasar, sigortayı yapan şirket, yani, hangi sigorta şirketi ise -bu şirket değil- bu şirket, öbür sigorta yapan şirketlerle birlikte mutlaka hasar tespitini yapmalı. Bu da açık değil Sayın Bakanım.
Şimdi, tabiî, Türkiye, 1980'li yıllarda, tüm Ortadoğu'nun sebzesini, meyvesini ve tüm Ortadoğu'nun canlı hayvan ihracatçısıydı.
Sayın Bakanım, eğer, biz, tarımda…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 9 Haziran 2005