2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması
Malatya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 43. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Aralık 2005 · 1.074 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP), 26 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS. MADDELERİN OYLANMASI); konuşma 1.074 kelime.
Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması”. TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-22-2005-12-26-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-maddelerin-oylanmasi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının 16 ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini açıklamak üzere kürsüye geldim.
Değerli milletvekilleri, fonlar diyoruz... Fonlar, ülkenin ihtiyacına göre belirlenir. Ülkenin ithalat ve ihracatında öncelikli bir enstrümandır fonlar. Size birkaç örnek vereceğim. Bunların başında, Destekleme ve Fiyat İstikrarı Fonu ve Kaynak Kullanımı Destek Fonu.
Değerli arkadaşlar, Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu dediğimiz zaman, tüketim üzerinden, yani, Banka Sigorta Muamele Vergisi ve Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu, genelde ikrazat üzerinden alınıyor. Burada, kurumlar ödüyor bunu, şirketler ödüyor, yüzde 3 olarak ödüyor ve masrafına kaydediyor. Ancak, bireysel kredi kullanan veya kredi kartı kredisi kullanan insanlar bunu ödüyor; ama, bunlar kesinlikle vergisinden düşülmüyor. Bu bir haksızlık. Eğer, bu ülkede bir vergi ödüyorsan, birilerine mahsup ettiriyorsan bu vergiyi, şahıslara da mahsup ettireceksin. Bir kere, büyük bir haksızlık bu şahıslar açısından.
Tabiî, DFİF dediğimiz, ülkenin ihracatını belirliyor, ülkedeki kaynakların ihracatı yönünde destekleme yapılıyor. Arkadaşlar, maalesef, DFİF de ülke gerçeğinin dışında kullanılıyor. Bu ülke ithalat cenneti oldu, bu ülke yabancı şirketlerin bir üssü oldu.
Size bu sabahki gazeteden bir örnek göstereceğim. Sayın Ulaştırma Bakanım 60 000 000 cep telefonuna 30 milyar dolar ödedik diyor arkadaşlar. 30 milyar dolar!.. Buyurun…
Arkadaşlar, cep telefonu bir iletişim aracıdır, çağdaş bir iletişim aracıdır; ama, bu ülke üretmeden, bu ülke kendi imkânlarıyla, kendi kaynaklarıyla üretmeden eğer biz 30 milyar doları cep telefonuna veriyorsak, bu ülkedeki kaynakları ne kadar israf ediyoruz, bu ülkedeki insanları yarın nasıl doyururuz, ben takdirlerinize sunuyorum.
Güzel, çok güzel bir alet, çağdaş bir iletişim aracı; ama, arkadaşlar, 30 milyar dolar!.. Takdirlerinize sunuyorum.
Değerli arkadaşlar, ülke kaynakları, DFİF'le ülkedeki birtakım ürünler teşvik edilir, ihraç için teşvik edilir. Maalesef, maalesef, ülkemizin kaynakları hor kullanılıyor. Size birkaç örnek vereceğim.
Kayısının geçen yıl Sayın Bakanım 3 dolar ihraç fiyatı vardı. 3 dolar, yıllardır 3 dolar. Geçen yıl don vurdu. Fındıkçı arkadaşlarımız üzülmesin, dün burada bahsediyorlardı, 252 trilyon paramızı vermediler diye. Arkadaşlar, bize hiç vermediler. Yine, sizin 250 trilyon alacağınız var; ödeneğiniz yok. Fındık da dondu, kayısı da dondu. Bize 250 trilyon değil, 2 kuruş verilmedi; onun için, çok üzülmeyin değerli arkadaşlar.
Kayısının ihraç fiyatı 3 dolardı, bu sene 1 dolara indi; Türkiye'nin ve Malatya'nın kaybı 200 000 000 dolar arkadaşlar. Bu, ülkenin kaynağı. Bu para Türkiye'ye girdiği zaman, bu para Malatya çiftçisinin cebine girdiği zaman, bu, her yere yayılacaktı. Değerli milletvekilleri, onun için, ihracat politikamızda, bu tür fonlar ve bu tür enstrümanlar, maalesef, iyi kullanılmıyor. Ben burada diyorum ki, hakikaten, Malatya 200 milyon dolar kaybetti, Malatya köylüsü kaybetti, ülke kaybetti arkadaşlar.
Tabiî, ülkenin birtakım ürünleri var. Bu ürünleri desteklememiz, ülkedeki kaynakların desteklenmesi hepimizin görevi.
Sayın Bakanım, 1984 yılında, Türkiye'nin ihracatı 6 milyar dolarken, sırf İzmir'den yılda 1 milyar dolarlık tütün ihraç edilirdi. Yani, Türkiye'nin ihracatı 6 milyar dolarken, tütün ihracatı 1 milyar dolardı; ama, bizim millî ürünümüz, millî kaynağımız yok oldu, yok edildi. Tütün bittiği gibi, sigara sanayiini de bitirdik.
Dün, Sayın Muharrem Kılıç Bey size bir soru sormuştu "Malatya'yı seviyor musunuz" diye; siz de "seviyoruz" demiştiniz. Sayın Bakanım, belki siz seviyorsunuz; ama, sizin bürokratlarınız sevmiyor. Eğer, bir fabrika çalıştırılmazsa, kapısına kilit vurulursa, oradaki işçiler hiç çalıştırılmazsa, tabiî, bu fabrika zarar eder. Bu zararı Malatya ettirmiyor, bu zararı sizin bürokratlarınız yapıyor Sayın Bakanım. Malatya Sigara Fabrikasının kapısına kilit vuruldu, bilerek çalıştırılmıyor Sayın Bakanım. Tabiî, çalışmayan bir fabrika zarar eder. Aynı uygulamayı Bitlis'e yaptınız; ama, Bitlis fabrikasını iki vardiyaya çıkardınız. Sayın Bakanım, biz bunu hak etmiyoruz, Malatya bunu hak etmiyor. Ne olursunuz, sizin Özelleştirme İdaresi ve Tekel Genel Müdürlüğü, eğer, bir fabrikaya "sen çalışma" diyorsa, bu fabrika zarar eder. Biz mi bir hata yaptık? Malatyalının mı bir hatası var? Bunun için, Sayın Bakanım, bir kez daha bu konuda dikkatinizi çekiyoruz: Malatya Sigara Fabrikası hepimizin ekmeği, Türk tütüncüsünün ekmeği. Tabiî, 1980 yılı ürünü olan tütünü Malatya'ya gönderirseniz, Samsun'a 2000 yılı tütününü gönderirseniz -bilerek gönderiyorlar- bu fabrika zarar eder arkadaşlar. Kalitesiz sigara yapıyor diyorlar; sen gönder bakayım 2000 yılı tütününü, bu fabrikada sigara kaliteli mi, değil mi. 300 000 dolarlık alet-edevatı, siz, beş yıldır buraya koymazsanız… Bu fabrikayı gözden mi çıkardınız Sayın Bakanım? Onun için, Malatyalı bunu hak etmiyor Sayın Bakanım. Ben, bir kez daha sizin takdirlerinize sunuyorum.
Değerli arkadaşlar, bir Teşvik Kanunu çıkardık. Bu Kanun yasak savma Kanunudur. Bu Kanun, Türk sanayisine, şu kadarcık bir ilave üretim imkânı vermiyor, işsizliği yok etmiyor. Bugün açıklandı "işsizlik rakamı 9,7" diyorlar. Sayın Bakanım, çıkardığınız Teşvik Kanunuyla, bazı illere, diğer illerden gittiler; örneğin, Adana'dan Osmaniye'ye. Hakkâri'ye bir tane yatırımcı gitmedi Sayın Bakanım. Doğu'daki diğer hiçbir ile bir tek yatırımcı gitmedi. Beş yıllık süre olursa ve siz, yatırımda teşviki kaldırırsanız… Düzce'ye kuruldu bazı fabrikalar; ama, bu Yatırım Teşvik Yasasının, Türk sanayine, Türkiye'deki hiçbir yatırıma zerre kadar faydası olmadı; çünkü, insanlar inanmıyor Sayın Bakanım.
Ayrıca, kendi millî değerlerimizi korumak zorundayız. Sayın Bakanım, PETKİM yedi yıldır Özelleştirme İdaresinde. 200 000 milyon dolarlık bir makine ihtiyacı var; yedi yıldır alınmıyor. Türkiye'nin, 2010 yılındaki PETKİM ürünlerine ihtiyacı 11 milyar dolar. Şu anda, PETKİM 2 milyar dolarını karşılıyor Sayın Bakanım. 200 000 milyon dolarlık makine ihtiyacına PETKİM çıksın, her yerden 20 yıl vadeli kredi olarak alır Sayın Bakanım; ama, 7 yıldır PETKİM'e tek çivi çaktırılmıyor Özelleştirme tarafından. Bu 11 milyar doları, eğer, ithalat olarak dışarıdan yaparsak, yazıktır bu ülkeye Sayın Bakanım. Biz kendimiz üretmeliyiz. Kendimiz katmadeğer yaratamazsak bu ülkenin insanını doyuramayız. İşte, cep telefonunda olduğu gibi 30 milyar dolar para veririz Sayın Bakanım.
Sayın Bakanım, ayrıca, dün geçti, arızî nitelikteki çalışanlara ödeme. Sayın Bakanım, bazı işler var ki, arızî olmaz, temel hizmetlerdir. Örneğin, bir ihale, artık, temizlik şirketi… Ebesi, hemşiresi, sağlık memuru, herkesi ihale ediyoruz temizlik şirketiyle.
Sayın Bakanım, ebe, hemşire, sağlık memuru, çocuk bakıcısı temel hizmettir. Bu hizmetler arızî olamaz, bunlar ihale edilemez. Eğer insana saygımız varsa, eğer bu ülkede hastamıza saygımız varsa, bunlar ihale edilemez Sayın Bakanım ve bunların tümü, temel olan hizmetler temizlik şirketleri kanalıyla ihale ediliyor.
Ben size bir rakam vereyim: Malatya İnönü Üniversitesinde, 600 kişi -temel hizmet veren insanlar- temizlik şirketinde çalışıyor. Yazıktır, böyle bir hastanede, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesinde barış olur mu?! Bir hemşire asil kadroda, 7 hemşire temizlik şirketinde… Bir de ne yapıyorlar biliyor musunuz, bir de ne yapıyorlar; ihale ediyorlar, şirketler herkese bir bankamatik kartı çıkarıyor, maaş geçtiği gün, kendi alacağını alıyor bankamatik kartlarıyla; ondan sonra, örneğin, 350 000 000 net maaş veriyorsa şirket, kurum, 150 000 000'unu kendi alıyor, 200 000 000'unu bu insanlara veriyor arkadaşlar. 200 000 000'a, siz, bir hemşire çalıştırabilir misiniz?! Yazık değil mi?!
Onun için, bu arızî nitelikteki tarifi mutlaka açmamız lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapandı)
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)Toparlıyorum Sayın Başkan.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
174 konuşma daha · 26 Aralık 2005