İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 5. BİRLEŞİM · SALI

Milli eğitim eski bakanı hüseyin çelik'in görevini kötüye kullanması hakkında(9/3)

Fikri Işık

Kocaeli Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 5. Birleşim · 5. yasama yılı · 12 Ekim 2010 · 1.146 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Fikri Işık (AK Parti), 12 Ekim 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM ESKİ BAKANI HÜSEYİN ÇELİK'İN GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANMASI HAKKINDA(9/3)); konuşma 1.146 kelime.

Fikri Işık (AK Parti, Kocaeli). “Milli eğitim eski bakanı hüseyin çelik'in görevini kötüye kullanması hakkında(9/3)”. TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim tutanağı, 12 Ekim 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fikri-isik-23-2010-10-12-milli-egitim-eski-bakani-huseyin-celik-in-gorevini-kotuye-kullanmasi-h (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

FİKRİ IŞIK (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Sevigen ve 54 milletvekilinin, Millî Eğitim eski Bakanı Sayın Hüseyin Çelik hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tabii 55 milletvekili, şu anda İlhan Kesici Bey Cumhuriyet Halk Partisinden ayrıldığı için 54 milletvekili Cumhuriyet Halk Partisine mensup; dolayısıyla, bu önergeyi Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini de yansıtan bir önerge olarak zannediyorum alabiliriz, yani Cumhuriyet Halk Partisinin görüşleridir. Dolayısıyla, önergeyi sadece 55 arkadaşın değil de Cumhuriyet Halk Partisinin önergesi olarak değerlendirmenin doğru olacağını düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, tabii, bir soruşturma önergesi verildiği zaman bu soruşturma önergesinde iki nokta çok önemli olur: Birisi içeriği, diğeri mesnedi. Dolayısıyla biz de öncelikle bu önergenin, soruşturma önergesinin içeriğinde ne var, buna bir bakalım dedik. Zira, eğer içerik anlaşılmazsa, mesnet anlaşılmazsa önergeyle ilgili sağlıklı bir değerlendirme yapılamaz.

Şimdi, değerli arkadaşlarımızın, 55 milletvekili arkadaşımızın iddiası şu, çok özet olarak söylüyorum: Sayın Hüseyin Çelik bir yıl olan sınavı üç yıla çıkarmıştır. Vatandaşı mağdur etmiştir. Bundan dolayı görevini kötüye kullanmıştır. Bundan dolayı yargılanmalıdır. İçerik bu. Yani zannediyorum, herhâlde, bu Meclisin tarihinde bir daha böyle bir soruşturma önergesi gelir mi bilemem. Niye? Sınav sistemini birden üçe çıkarıyor diye bir bakana ve bakanlığa gensorunun kapısını açabilecek veya işte Yüce Divanın kapısını açabilecek bir soruşturma önergesi vermek, zannediyorum, bu Meclis tarihinde ilktir.

MEHMET SEVİGEN (İstanbul)Ölen çocukları saymıyor musunuz?

FİKRİ IŞIK (Devamla)Şimdi, bakın, eğer bu önerge gerçekten haklıysa değerli arkadaşlarım…

MEHMET SEVİGEN (İstanbul)4 tane çocuk öldü. Ölen çocukları saymıyor musunuz?

FİKRİ IŞIK (Devamla)…yani üç sınav halkı mağdur ediyorsa, o zaman bir sınavın da halkı mağdur etmesi lazım. Doğru mu? Her sınav bir mağduriyet oluşturur.

MEHMET SEVİGEN (İstanbul)Niye değiştiriyorsunuz?

FİKRİ IŞIK (Devamla)O zaman bugüne kadar bu anadolu lisesini açanları, bu sınav sistemini Türk eğitim sistemine yerleştirenleri yargılamak gerekmez mi? Madem sınav mağduriyet oluşturuyorsa, o zaman gelin bunu, sınav sistemini tamamen kaldıralım.

TURGUT DİBEK (Kırklareli)Lütfen biraz inandırıcı olalım.

FİKRİ IŞIK (Devamla)Bakınız, Türkiye’de sınav sisteminin olmadığı dönem var mı? Var. Ne zaman? 1960’lı yıllar. 1960’lı yıllara kadar özellikle fakülteler öğrencilerini sınavsız alıyor. Neden? Arz talepten fazla. 60’lı yıllarla birlikte talep artıyor, üniversiteler kendi öğrencilerini kendi sınavlarıyla alıyorlar. Bu, 1974 yılına kadar devam ediyor. 1974’te ÖSYM’nin kurulmasıyla birlikte Türkiye’de merkezî sınav sistemi başlıyor ve 1980 yılına kadar tek aşamalı sınav sistemi var. Bir sınava giriyorsunuz -katsayı falan yok- o sınavda aldığınız puan sizin üniversitede nereye gireceğinizi belirliyor. 1980 yılında alınan bir kararla 1998 yılına kadar iki aşamalı sınav sistemine geçiyoruz ama 1998 yılında bir karar daha alınıyor, tekrar tek aşamalı sınav sistemine dönülüyor. Ne zamana kadar? Taa, 2010 yılına kadar. Bu yıl özellikle üniversitelerin yoğun talebi ve baskısı sonucunda sınav sistemi tekrar iki aşamalı sınav sistemine döndü hem de ikinci sınav tam beş oturumda yapılıyor.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bunlardan birini doğru, birini yanlış saymak mümkün mü? Yani “Birden ikiye çıkardı diye gelin bunları yargılayalım.” veya tersi “İkiden bire düşürdü diye gelin bunları yargılayalım.” demenin bir mantığı var mı?

Değerli arkadaşlarım, şimdi, üzülerek ifade edeyim, bu içerik noktasında gerçekten acemice, daha doğrusu, hızlı ve acele hazırlanmış bir önerge diye bakıyorum. İkincisi, mesnet. Ha, bu arada şunu da söyleyeyim, ben Orta Doğu mezunuyum. Her üniversite zamanla, bazen mesela hiç vize yapmadan, quiz yapmadan final yapardı. Sonra sistemi değiştirdiler iki quiz, üç quiz veya iki vize, üç vize yaptılar sonra finalleri yaptılar. Bazı üniversiteler yaz okulu uygulaması yapıyor, bazı üniversiteler bütünleme sınavı uygulaması yapıyor. Şimdi bunların birine “doğru”, birine “yanlış” demek mümkün mü? Hayır. Eğitim o kadar dinamik bir süreç ki her yılı, bırakın her yılı her ayı takip edip ona göre gerekli önlemleri almak artık çağdaş eğitimin bir gereği, bunu kabullenmek durumundayız.

Değerli arkadaşlarım, bugün öyle ülkeler var ki PISA sınavında ikincilikten üçüncülüğe düştü diye bütün eğitim sistemini baştan sona yeniliyor, bütün eğitim sistemini. Eğer orada bizim bu arkadaşlarımız, muhalefet olsa direkt Yüce Divana giderler bu arkadaşlar, direkt Yüce Divana giderler, başka bir şey olmaz.

Şimdi değerli arkadaşlarım, mesnet ne? Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesi. Nedir bu Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesi? Efendim, görevini yerine getirmeyerek… İşte, görevini kötüye kullanma, haksız kazanç temin etme, ihmal, kişisel çıkar. Ya, Allah’ınızı severseniz, ya, sınav sisteminin sayısını değiştirmekle görevi kötüye kullanmak arasında nasıl bir ilişki var. İkinci bir mesnet: Türk millî eğitiminin genel amaçlarına aykırı davranmak. Ya, sınav sisteminin sayısını artırıp eksiltmek, Türk millî eğitiminin genel amaçlarıyla nasıl bağdaştırılıyor, bunu anlayabilmiş değilim.

Değerli arkadaşlar, şimdi…

MEHMET SEVİGEN (İstanbul)Niye değiştirdiniz sistemi doğruydu da?

FİKRİ IŞIK (Devamla)Ya, tabii ki, tabii ki değiştirilecek. Bakın ne diyorum: Her ülkenin, dünyada gelişmiş ülkelerin eğitimini, bırakın yıllık, aylık değerlendirdiği bir dünyada siz üç yıl sonunda bir değerlendirme yapmazsanız asıl işte o zaman eğitim sisteminiz önce durağanlaşır, sonra geriler ve ülke çok ağır bedel öder. Dün yapılan da doğruydu, bugün yapılan da doğrudur. Dün yapılan, gerçekten çok iyi niyetle, halisane olarak sınav sisteminin stresini yaymak açısından doğruydu. Elde edilen sonuçlar oluşmayınca, evet, bir değişikliğe gidilmesi de eğitimin dinamizminin bir gereğidir.

Değerli arkadaşlarım, tabii burada, acaba dedim, Cumhuriyet Halk Partisi bu konuda ne öneriyor? Yani, bu arkadaşlarımız bu önergeyi vermiş, evet, en temel haklarını kullanıyorlar, Meclisin denetim yapma yetkisini arkadaşlarımız kullanıyorlar, teşekkür ediyoruz kendilerine ama ya, acaba, Cumhuriyet Halk Partisi, eğitim sistemiyle ilgili ne demiş? Üç ayrı belgeye baktım. Birisi, 2002 yılı seçim beyannamesi.

Değerli arkadaşlar, 2002 yılı Seçim Beyannamesi’nde Cumhuriyet Halk Partisi sekiz yıllık ilköğretim artı dört yıllık liseyi zorunlu eğitim olarak önermiş. Bakın, 2002 yılı önerisi: Sekiz yıllık zorunlu ilköğretim, dört yıl zorunlu lise. 2007 yılına gelmiş: Liseden vazgeçmiş, İki yıllık okul öncesi eğitim zorunlu olmayacak, on yıllık temel eğitim. Lise ortada yok. 2008 yılında… Zannediyorum, arkadaşlarımızın revize ettikleri, 2007 yılının Seçim Beyannamesi. Bu da 2008 yılının… Zannediyorum, 2008 yılında revize ettiniz programınızı değil mi, Cumhuriyet Halk Partisinin programını? Bu programda da iki yıl okul öncesi artı on yıl temel eğitim zorunlu hâle gelmiş.

Şimdi, bakın, 2002’den 2008’e üç defa bir partinin en temel dokümanlarında değişiklik olmuş. Yani, şimdi, bu yanlış mı? Hayır, yanlış değil. Ama bu yanlış değilse bugün verilen önerge yanlış. Neden? Eğitim dinamik bir süreçtir, dünya değiştikçe siz kendi koşullarınızı buna göre ayarlamak durumundasınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, arkadaşlar, “Acaba Cumhuriyet Halk Partisi sınavlarla ilgili ne öneriyor?” dedim. Zira, bir muhalefet partisinin en önemli özelliği: Tabii ki yanlışları, eksikleri, hataları gösterecek ama ondan sonra da alternatif sunacak, “Ben iktidara gelirsem şunu, şunu, şunu yapacağım.” diyecek. Ben şimdi, Cumhuriyet Halk Partisinin programlarına baktım, özellikle ne önermişler sınavlarla ilgili?

Değerli arkadaşlarım, evet, “SBS’yi kaldıracağız ama yerine -neydi ismi? Şimdi, bazı şeylerin kısaltması olduğu için- GDS getireceğiz, yani genel değerlendirme sınavı getireceğiz; ÖSS’yi kaldıracağız, ÖSS yerine DPDS -eğer yanlış bakmıyorsam- düşünce, problem çözme gibi bir sistem getireceğiz ve ATS, alan tespit sınavı getireceğiz, hem de bunu on yıllık temel eğitimden sonraki iki yıllık akademik lise içerisinde ve iki yılda tam dört sınav yaparak uygulayacağız.” diyorlar.

Şimdi, Sayın Çelik’i siz üç yılda üç sınav yapmakla milleti mağdur etti diye suçlayacaksınız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

14 konuşma daha · 12 Ekim 2010

14 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook