İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 88. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Maden işçilerinin haklarını alarak eylemlerini sonlandırmalarına, 29 Nisan 1916'da kazanılan Kutülamare Zaferi’ne, Doğu Türkistan'ın davasını savunan Osman Batur’a ilişkin açıklaması

Filiz Kılıç

Nevşehir Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 88. Birleşim · 4. yasama yılı · 29 Nisan 2026 · 493 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Filiz Kılıç (MHP), 29 Nisan 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Maden işçilerinin haklarını alarak eylemlerini sonlandırmalarına, 29 Nisan 1916'da kazanılan Kutülamare Zaferi’ne, Doğu Türkistan'ın davasını savunan Osman Batur’a ilişkin açıklaması); konuşma 493 kelime.

Filiz Kılıç (MHP, Nevşehir). “Maden işçilerinin haklarını alarak eylemlerini sonlandırmalarına, 29 Nisan 1916'da kazanılan Kutülamare Zaferi’ne, Doğu Türkistan'ın davasını savunan Osman Batur’a ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/filiz-kilic-2026-04-29-maden-iscilerinin-haklarini-alarak-eylemlerini-sonlandirmalarina-29-n (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=144533

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

FİLİZ KILIÇ (Nevşehir)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri ve ekranları başında bizleri takip eden yüce Türk milleti; madenci kardeşlerimizin günlerdir süren ve bizim de yakından takip ettiğimiz hak arayışının İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi'nin devreye girmesiyle çözüme kavuşması hepimizin yüreğine su serpmiştir. İşçilerimizin taleplerinin karşılık bulması ve haklarını alarak eylemlerini sonlandırmaları son derece kıymetlidir. Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, meseleye en başından beri şu pencereden baktık: Ekmeğini taştan çıkaranın alın teri kurumadan hakkı eksiksiz teslim edilmelidir. Devletimiz ile işçimizi karşı karşıya getirmek isteyenlere hiçbir fırsat verilmeden meselenin karşılıklı anlayış ve mutabakatla çözülmesinden büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Yerin metrelerce altında rızkını arayan tüm işçi kardeşlerimize ve ailelerine hayırlı olsun diyor, bir daha bu tür olayların meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınması hususunda üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, 29 Nisan sıradan bir gün değildir bizim için, gelip geçici bir yirmi dört saat hiç değildir. Bir yanda kavurucu çöl kumlarına kazınan sarsılmaz bir irade, diğer yanda Altayların dondurucu ayazında yankılanan bir hürriyet çığlığı gizlidir bu tarihte; çöl ve dağ. Kutülamare ve Doğu Türkistan, 2 farklı coğrafya, 2 büyük destan ve boyun eğmeyi reddeden tek bir ruh. 1916'nın o amansız baharını bir düşünün, Dicle kıyılarında hastalıkla, yoklukla ve mühimmat eksikliğiyle boğuşan bir ordu, karşıda ise üzerinde güneş batmaz kibriyle donanmış, dönemin en modern silahlarına sahip İngiliz birlikleri ancak o mağrur kibrin hesap edemediği bir şey vardı: Türk askerinin göğsündeki sönmek bilinmeyen istiklal ateşi. Halil Paşa komutasındaki Mehmetçik Kutülamarede sadece bir orduyu kuşatıp teslim almadı, "yenilmez" denilen orduyu kumlara gömerek yedi düvele unutamayacağı bir ders verdi. 29 Nisan 1916'da kazanılan bu zafer zifirî karanlıkta bile bağımsızlık meşalesini yeniden yakabilmenin, "bitti" denilen yerden yeniden dirilişin en somut destanıdır.

Zaman ileri sarar, yıl 1951 olur; coğrafya değişir, düşman değişir ama o esaret kabul etmeyen başı dik duruş zerre kadar değişmez. Binlerce kilometre ötede, Altay Dağları'nda bir yiğit çıkar ortaya: Osman Batur. Zulme karşı at sırtında elinde mavzeriyle bir milletin namusunu, Doğu Türkistan'ın davasını savunur. İdam sehpasına yürürken bile zalimin gözünün içine o hiç kırpmadığı gök rengi gözleriyle bakar. Bedeni o gün o sehpada toprağa düşmüş olabilir ama yaktığı meşale Altay Dağları'ndan taşıp milyonların yüreğine düşmüştür. O "Ya istiklal ya ölüm!" yeminini kanıyla imzalayanlardan biridir.

Neden bugün bu iki hatırayı aynı nefeste, aynı gururla anıyoruz biliyor musunuz sayın milletvekilleri? Çünkü çölleri dar eden o çelik irade ile Altaylar'da ölümü gülümseyerek karşılayan o asil kan bugün hâlâ aynı damarlarda akıyor. Biz bu gücü geçmişin tozlu raflarında, tarih kitaplarının sararmış sayfalarında bırakmadık. O miras, bugün geleceğe attığımız her adımın arkasında duran güç oldu. Bugün Türk ve Türkiye Yüzyılı'ndan bahsediyorsak, gökyüzünü yırtan KAAN'ın motor sesinde, mavi vatanı aşan TCG ANADOLU'nun heybetinde, dünyanın öbür ucunda oyunbozan o çelik kanatlı SİHA'larımızda aslında bu ecdadın ruhu var. Dün var olmak için, vatanı savunmak için can verenlerin çocukları, bugün dünyada oyun kurmak için ter döküyor, teknoloji üretiyor, akıl koyuyor. Artık kendi kabuğuna çekilmiş, bekleyen, başkalarının yazdığı senaryolarda figüranlık yapan bir Türkiye yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

92 konuşma daha · 29 Nisan 2026

Günün kaydı →
92 konuşmanın tamamı →