İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 88. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bir madencilik şirketine ve işçilerine, örgütlü mücadeleye, ekolojik krize ve verilen maden ruhsatlarına, Halfeti Belediyesine ve kayyumlara, TÜİK’in açıkladığı işsizlik rakamına ilişkin açıklaması

Sezai Temelli

Muş Milletvekili · DEM Parti

Genel Kurul, 88. Birleşim · 4. yasama yılı · 29 Nisan 2026 · 505 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Sezai Temelli (DEM Parti), 29 Nisan 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Bir madencilik şirketine ve işçilerine, örgütlü mücadeleye, ekolojik krize ve verilen maden ruhsatlarına, Halfeti Belediyesine ve kayyumlara, TÜİK’in açıkladığı işsizlik rakamına ilişkin açıklaması); konuşma 505 kelime.

Sezai Temelli (DEM Parti, Muş). “Bir madencilik şirketine ve işçilerine, örgütlü mücadeleye, ekolojik krize ve verilen maden ruhsatlarına, Halfeti Belediyesine ve kayyumlara, TÜİK’in açıkladığı işsizlik rakamına ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sezai-temelli-2026-04-29-bir-madencilik-sirketine-ve-iscilerine-orgutlu-mucadeleye-ekolojik-k (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=144534

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

SEZAİ TEMELLİ (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, evet, Doruk Madencilike bağlı işçiler uzun süre direnerek, mücadele ederek haklarına kavuştular, gecikmeli olsa da kavuştular; bu önemliydi. Burada bir şeyi çok iyi gördük ki evet, örgütlü mücadele, sendikal mücadele emekçiler için vazgeçilmez bir mücadele hattıdır. Bu mücadele hattını korumak, geliştirmek, güçlendirmek büyük önem taşıyor. O yüzden de diyoruz ki: Bütün işçiler, örgütlenin, dayanışmayı güçlendirin ve sendikal hak mücadelesini mutlaka hayata geçirin. Yoksa mesele, fotoğraflarda gördüğünüz gibi -İçişleri Bakanı oturmuş, sanki güvenlik toplantısı yapıyorlar gibi- çözülmemiştir; mesele mücadeleyle çözülmüştür. İçişleri Bakanı yanına Savunma Bakanını da alsaydı, nedir bu? Siz o parkta o insanlara gaz sıktınız, saldırdınız, sonra da çıkmışsınız "Meseleyi biz çözdük..." Hayır, meseleyi siz çözmediniz, meseleyi orada direnen, mücadele eden işçiler, işçilerle dayanışma gösteren sosyalistler, devrimciler çözdü. Bu bir kere böyle geçsin kayıtlara çünkü siz çözmek isteseydiniz bu şirkete hâlâ ruhsat vermezdiniz. Bu şirket talancı. Bu şirket sadece doğayı talan etmiyor; işçinin hakkına çöküyor, emekçinin hakkına çöküyor hatta olduğu yerde o bölgedeki esnafın da hakkına çöküyor. Dolayısıyla da dönüp baktığımızda, aslında bugün doğaya karşı işlenen bu suçlar sadece bir ekolojik kriz yaratmıyor; onun dışında, işte, emekçinin, o bölgede yaşayan insanların bütün haklarını topyekûn gasbediyor. Şimdi, mesela dönüp Türkiye'ye baktığınızda, Karadeniz Bölgesi, Trakya, Güney Ege, Kürt illeri; gerçekten, bütün bölgelerde inanılmaz bir doğa talanı var; çok ciddi bir ekolojik kriz söz konusu ve giderek derinleşiyor. Mesela, "Gabar'da petrol çıkardık." dediniz, burada sabahtan akşama kadar Gabar petrolüyle övündünüz, Gabar'da petrol çıkarmaya başladığınızda motorin 35 liraydı, şimdi motorin 70 lira; Gabar'ın doğasını katlettiniz. Hakkâri'nin her yeri maden sahası, bütün endemik bitkileri mahvediyorsunuz. Diyadin'de altın madenciliği yapıyorsunuz, Diyadin'i mahvettiniz, Muş Ovası'nı da mahvettiniz. Dersim gibi doğa harikası bir yerin her yerine maden ruhsatı verdiniz. Bitmiyor, işte, Akbelen, gelin Güney Ege'ye, Akbelen, orada insanlar zeytinini, ağacını savundu diye Esra Işık şu anda cezaevinde, Akbelen'i katlettiniz. Trakya, bugün Türkiye'nin en kirli havzası; evet, Trakya yaşam alanı olarak aslında büyük bir tahribatla karşı karşıya. Karadeniz'e gelince, Karadeniz'de çok güçlü bir ekoloji mücadelesi var Zonguldak'tan Ardahan'a kadar; Meclise geldiler, görüştük, meseleyi anlattılar fakat bütün bu mücadeleye rağmen Karadeniz'e çok ciddi bir saldırı var, doğaya saldırı, insanlara saldırı var. En son, Ordu'da, özellikle Turnalık Obası'nda, Perşembe Yaylası'nın olduğu yerde bir maden ruhsatı verilmiş. Halk toplanmış, mahkemeye gitmiş; yürütmeyi durdurma kararı var, yürütmeyi durdurma kararından sonra da 8 Mayısta, bu senenin 8 Mayısında bilirkişi orada inceleme yapacak. Siz ne yapıyorsunuz? Siz jandarmayı alıyorsunuz, gidiyorsunuz, sondaja başlamaya kalkıyorsunuz, bilirkişiyi bile beklemiyorsunuz. Ben merak ediyorum: Bu jandarma kimin jandarması? Bu jandarma şirketlerin özel güvenlik birimi mi ki ne zaman şirketler sondaja gitse bu jandarma halka saldırıyor, halkın karşısına çıkıyor, yerlerde sürüklüyor, gözaltına alıyor. Bu jandarma bir kolluk gücü mü, kamu yararı için mi var yoksa şirketlerin özel güvenlik birimi mi? İçişleri Bakanı çıksın, bunu bir açıklasın, bunu bilelim. Ordu'da halka saldırmak nedir? Giresun'da Sekü... Evet, Giresun Sekü'de de aynı şey yaşanıyor, tıpkı Akbelen'de olduğu gibi. İnsanlar doğasını koruyor, toprağını koruyor, geleceğini koruyor. Siz üç tane şirket için doğayı katletmeye devam ediyorsunuz. "Üç tane" dediğime bakmayın, şu anda 25 bin ruhsat vermişsiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

92 konuşma daha · 29 Nisan 2026

Günün kaydı →
92 konuşmanın tamamı →