İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 102. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Gelir vergisi kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s:385)

Gökhan Durgun

Hatay Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 102. Birleşim · 3. yasama yılı · 10 Haziran 2009 · 571 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Gökhan Durgun (CHP), 10 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S:385)); konuşma 571 kelime.

Gökhan Durgun (CHP, Hatay). “Gelir vergisi kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s:385)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 10 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gokhan-durgun-23-2009-06-10-gelir-vergisi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

GÖKHAN DURGUN (Hatay)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 14’üncü maddesi üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesi üzerinde söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bu tasarının 14/a maddesiyle Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/b maddesi değiştirilmektedir. Nedir bu değişiklik? Bu değişiklikle özel okullarda, üniversitelerde ve yüksekokullarda uygulanan katma değer vergisi istisnasına özel yurtları da dâhil etmektedir. Neredeyse her ilçeye, her ile üniversite, meslek yüksekokulu açan devlet öğrencilerin yurt sorununu çözebilmiş değildir. Devlet üniversite açmış ama yurt sorununu çözememiş. Böylece, tarikatlara, cemaatlere gün doğmuş, tarikat yurtları ve ışık evleri çoğalmıştır.

YURTKUR’un 2007-2008 verilerine göre 2,5 milyon üniversite öğrencisinden sadece 201 bin öğrenci bu yurtlardan faydalanabilmiştir, yüzde 10’u bile değil. Geriye kalan 2 milyon 300 bin öğrenci YURTKUR yurtlarından faydalanamamaktadır. Peki, bu insanlar nerede barınacak? Tabii ki tarikat yurtlarında.

YURTKUR’un kuruluş gerekçesi Anayasa’ya dayanır. Anayasa’mızın 42’nci maddesine göre eğitim devletin görevidir. “Devlet, maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar.” denilmektedir. Bu anlamda, eğitim hak ve görevine öğrencilerin barınma hakkı da dâhildir. Nitekim, 351 sayılı Yasa’yla bu hak YURTKUR’a verilmiştir. Bu amaçla kurulan YURTKUR, her yıl üniversitelere kayıt yaptıran öğrencilerin yarısından daha azına ancak imkân tanıyabilmektedir. Bu nedenle, kuruluşundaki amaçları da yerine getirememektedir.

Son on yılın verilerine baktığımızda özel yurtların kapasitesi yüzde 111 artmıştır. Buna karşılık, devlet yurtlarındaki kapasite artışı yüzde 15 ile sınırlı kalmıştır.

2008 yılı itibarıyla kayıtlı özel yurtların sayısı 3.126 iken devlet yurtlarının sayısı 219’dur. Devlet yurtlarının kapasitesi yıllardır çok az bir artış gösterirken nasıl oluyor da hangi gerekçelerle özel yurtların kapasitesi bu kadar çok artıyor? Gerçekten çok iyi kâr mı elde ediyorlar? Eğer iyi para kazanıyorlarsa niye teşvik uygulanacak? Neden üniversitelerin kontenjanları yüzde 20 artarken aynı öğrencilerin barınma sorununa çözüm bulunmuyor?

Devlet yurtlarının yetersizliği ve pahalılığı öğrencileri özel yurtlara itmektedir. Yurt sorununun istismarı konusu, ortaya çıkan özel yurtların büyük bölümü cemaatlerin ve tarikatların elindedir. Bu anlamda gerektiği kadar zaten laik olmayan eğitim sistemimiz bir de buradan budanmaktadır.

Bakın, eğitim sistemimizin son hâline. Bugün gazetelerde var: Eskişehir’de bir lisede İngilizce sınavında Saidi Nursi’nin külliyatından Türkçe soru soruluyor. İşte eğitim sisteminin geldiği nokta bu. Bu teşvikle de bu tarikat yurtlarında bunlar desteklenecek demektir.

Kaçak yurtların, ev tipinde örgütlenen cemaat yurtlarının sayısını bilmek ise hemen hemen imkânsızdır. Bu nedenle bir kamusal hak olan eğitim ve barınma hakkının öğrencinin lehine düzenlenmesi, devlet yurtlarının sayısının artırılması, bu yurtların parasız olması, cemaatlere ait olduğu tespit edilen özel yurtların da kapatılması gerekir.

Bu sorulara kestirmeden verilecek bir cevap var: Kaynak sıkıntısı var. Olabilir, ama devletin, ortalama sayıları her yıl belli olan öğrencileri kaynak sıkıntısından dolayı barındıramaması anlaşılabilir bir durum değildir. Sonuçta YURTKUR’a bağlı yurtların kapasitesinin yetersizliği tarikat yurtlarına fırsat yaratmaktadır. Bu durum bilerek görmezden gelinmektedir. Cemaat yurtları özel olarak desteklenmektedir.

Hatırlarsanız, 2004 yılında yapılan bir yasa değişikliğiyle –yine bu Hükûmet yapmıştı- yurtların faaliyetlerine dini alet etmesi de bu kanun kapsamının dışına çıkartılmıştı. Şimdi de aynı Hükûmet, bu dönemde katma değer vergisini bu özel yurtlara muafiyet olarak getirmektedir. Böylece devlet yurtlarına yerleşemeyen öğrenci, her geçen gün sayıları hızla artan cemaat yurtlarının kucağına düşmektedir. Bu dernek ve vakıf yurtlarının önemli bir bölümü ücretsizdir hem de barınma ve akşam yemekleri, sabah yemekleri dâhil olmak üzere.

Değerli arkadaşlarım, öğrenciler bu yurtlara bırakılmamalıdır, buralara kurban verilmemelidir. Bakın, Konya’da kısa bir süre önce Bağcılar’da çöken yurt binasında bu yurdun bağlı olduğu Gülen cemaatinin Amerika’daki lideri Fethullah Gülen ne diyor: “Hayır, boşa gitmedi kurbanlarınız. Millet için sadaka oldu o güzel evlatlarınız.” Bir tarafta bu kaçak yurt binasının ihmal sonucu yıkıldığını açıklayan bilim adamları…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

64 konuşma daha · 10 Haziran 2009

64 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook