İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 13. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Cumhuriyetin 101’inci yılında da Türkiye’nin temel yapısal sorunlarının devam ettiğine, demokratik cumhuriyete, toplumsal barışta en büyük sorumluluğun Meclise düştüğüne ve Esenyurt Belediye Başkanının gözaltına alınmasına ilişkin açıklaması

Genel Kurul, 13. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Ekim 2024 · 528 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti), 30 Ekim 2024 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Cumhuriyetin 101’inci yılında da Türkiye’nin temel yapısal sorunlarının devam ettiğine, demokratik cumhuriyete, toplumsal barışta en büyük sorumluluğun Meclise düştüğüne ve Esenyurt Belediye Başkanının gözaltına alınmasına ilişkin açıklaması); konuşma 528 kelime.

Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti, Kars). “Cumhuriyetin 101’inci yılında da Türkiye’nin temel yapısal sorunlarının devam ettiğine, demokratik cumhuriyete, toplumsal barışta en büyük sorumluluğun Meclise düştüğüne ve Esenyurt Belediye Başkanının gözaltına alınmasına ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 30 Ekim 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gulustan-kilic-kocyigit-2024-10-30-cumhuriyetin-101inci-yilinda-da-turkiyenin-temel-yapisal-sorunlarini (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=128250

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Evet, 29 Ekim 1923'te cumhuriyet ilan edildi ve cumhuriyetin ilanının üzerinden tam yüz bir yıl geçti. Kürt sorunu başta olmak üzere, Türkiye'nin temel yapısal sorunları cumhuriyetin 101'inci yılında da hâlihazırda çözülmemiş olarak devam ediyor. Yüz bir yıllık süreç aslında demokrasiyi, adaleti, eşit yurttaşlığı, barışı ve birlikte yaşama iradesini yeterince geliştirememiş bir bakiyeye işaret ediyor. Aradan geçen yüz yılı aşkın süreçte farklı ulus, inanç, kimliklerin her biri inkâr edilmiş -başta Kürt halkı olmak üzere- Kürtlere ve diğer etnik kimliklere, aynı zamanda Alevilere karşı aslında ayırımcı bir politika, ret ve inkâr politikaları son hız devam ettirilmiştir; kadınların özgürleşme mücadelesi büyük baskılarla engellenmiş, işçi sınıfının mücadelesi askerî darbelerle karşılık bulmuş ve bütün eşitlik ve özgürlük mücadelelerinin karşısında baskı, zor politikaları temel bir motivasyon kaynağı olarak ele alınmıştır. Oysa, 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisinin çoğulcu karakterinin kendisi ve 1921 Anayasası’ndaki yerel yönetimlere öncelik veren görece demokratik ruhu en azından kuruluş öncülü olması bakımından referans alınabilecek çok önemli işaretlere, çok önemli referanslara sahipti. Bugün geldiğimiz noktada cumhuriyetin demokrasiyle buluşması bir zorunluluktur, gerçek bir cumhuriyet demokrasiyi de içermelidir. Demokratik olmayan bir cumhuriyetin biçimsel olduğunun altını çizmek istiyoruz. Demokratik cumhuriyet tekçiliğe karşı çokluk ve çoğulculuğu içerir. Bizim hedeflediğimiz demokratik cumhuriyette bu topraklarda yaşayan halklar, etnik, kültürel ve inançsal kimlikler eşitçe bir arada, ortak vatanda var olur ve varlıkları da anayasal güvence altına alınır. Ekonomide adalet olmadan demokratik cumhuriyet olmaz. Emeğin sömürüsü tüm şiddetiyle devam ederken cumhuriyet demokratikleşemez. Sermaye tekellerinin muazzam kârları katlanarak devam ederken, buna karşılık emeğiyle geçinenler her geçen gün yoksullaşırken gerçek anlamda demokrasiyle buluşan bir cumhuriyetin buna kayıtsız kalması düşünülemez. Bu nedenle, cumhuriyetin demokratikleşmesi aynı zamanda emeğin kurtuluşunu da içermek zorundadır. Demokratik cumhuriyet, sermayenin tekelleşmesine karşı emekçilerin, ezilenlerin, yoksulların, halkların aldığı emeğin kurtuluşuna doğru giden bir yolu açar. Demokratik cumhuriyet, kadınların katledilmediği, kentlerin sokaklarında güvenle yürüdüğü, özgürlük ve eşitlik taleplerinin karşılandığı bir yeni cumhuriyettir. Demokratik cumhuriyet, gençlerin özgürce yaşayacağı, işsizlik ve gelecek kaygısının olmadığı bir ülkeyi işaret eder. Demokratik cumhuriyet, doğanın sömürülmesine, ranta ve yaşadığımız coğrafyayı sömüren anlayışa karşı doğayı ve evreni savunmayı esas alır. Demokratik cumhuriyet, yurttaşların, yaşadığı kent hakkında, mahallesi, sokağı hakkında söz sahibi olması, nasıl bir kültürel, sosyal ortamda yaşayacağına kolektif olarak karar vermesidir. Toplumsal ihtiyaçları temel alan, tüm kimlik, dil, kültür ve inançların varlığını kabul ederek güvence altına alan, sosyal, ekolojik, çoğulcu, eşitlikçi, kadın özgürlükçü, demokratik bir anayasa demokratik cumhuriyetin olmazsa olmazlarındandır. Bu anayasa bu topraklarda yaşayan her bir bireyin, her bir topluluğun, her bir inanç grubunun yapısını kendi içinde görmeli, bütün bunlara eşit mesafede durmalıdır. Cumhuriyetin demokrasiyle buluşması ancak toplumsal barışın kurulmasıyla, Kürt sorununun demokratik, barışçıl yöntemlerle çözülmesiyle mümkün olabilir. Toplumsal barışın inşası içinse bütün Meclisin ve tabii ki bu ülkede yaşayan her bir yurttaşın da sorumluluk alması gerekir. Muktedirin iki dudağının arasına sıkıştırılmış bir toplumsal barışın olmayacağını, bu konuda her birimize görev düştüğünü, herkesin barışa katkı sunması gerektiğini, herkesin toplumsal barış için elini taşın altına koyması gerektiğini ama en büyük sorumluluğun da Meclise düştüğünü ifade etmek istiyoruz. Bugün, her zamankinden fazla barışa ihtiyacımız var; bugün, her zamankinden fazla Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözülmesine ihtiyacımız var. Barış bir zorunluluktur, tarihsel bir sorumluluktur, siyasal bir zorunluluktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

73 konuşma daha · 30 Ekim 2024

Günün kaydı →
73 konuşmanın tamamı →