Mera kanununda değişiklik yapılması hk.kan.tekl.( ss:867)
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 85. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Nisan 2005 · 1.950 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Gürol Ergin (CHP), 19 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MERA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.KAN.TEKL.( SS:867)); konuşma 1.950 kelime.
Gürol Ergin (CHP, Muğla). “Mera kanununda değişiklik yapılması hk.kan.tekl.( ss:867)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 19 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-22-2005-04-19-mera-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hk-kan-tekl-ss-867 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mera Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; sizleri ve Yüce Ulusumuzu saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, 4342 sayılı Mera Kanunu, Türk tarımı ve Türk çiftçisi için yaşamsal önemi olan bir kanundur. Bu kanun, 25 Şubat 1998 tarihinde, günümüzden yedi yıl önce, Türkiye Büyük Millet Meclisinde oturuma katılan değişik siyasî partilere mensup tüm üyelerin oybirliğiyle kabul edilmiş ve bu olay, herkes tarafından devrim olarak nitelendirilmiştir. Devrim olarak nitelendirilmesinin nedeni ise, 1998 yılına kadar, cumhuriyet döneminde tarım alanında sayısız yasal düzenlemeler yapılmasına karşın, meraların korunup kullanılması hakkında herhangi bir yasal düzenleme gerçekleştirilememiş olmasıdır.
Mera Yasasının amacı nedir; Mera Yasasının amacı, mera, yaylak ve kışlakların tespit, tahdit, tahsis, kullanım, koruma ve geliştirilmesini sağlamaktır. Bu yasanın çıkarılış nedeni, 1940 yılında 44 000 000 hektar olup, korunamadığı için 1991'de 12 000 000 hektara, 2000'li yılların başında ise 10 000 000 hektarın da altına indiği uzmanlarca belirtilen meralarımızın daha fazla azalmasını önlemektir. Bu bakımdan, Mera Yasasının çok özel amacı vardır.
Hepimizin bildiği gibi, değerli arkadaşlarım, hayvancılığımız sürekli kan kaybetmektedir ve bu kan kaybının önüne, ancak meraların korunup geliştirilmesi ile daha fazla kuru ot üretilerek geçilebilirdi. Anayasamız da 45 inci maddesinde devletimize, çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemeyi görev olarak vermiştir.
Değerli milletvekilleri, Mera Yasası, can çekişen hayvancılığı sağlıklı hale getirmek için, meralarımızı her türlü tecavüzden korumak, mera alanlarının daralmasını önlemek için çıkarıldı. Ülkemiz hayvancılığının içler acısı halini sizlere anlatmayı gereksiz görürüm. Eğer, bugün, ülkemizdeki büyük ve küçükbaş hayvan sayıları, çok değil, yirmi yıl öncesine göre yarı yarıya azalmışsa, bunda geçmiş hükümetlerin yanlış ekonomi ve tarım politikaları kadar, 1950'li yıllarda başlayan meraları tahrip anlayışının da çok ciddî etkisi olmuştur. Bütün bunları ve hayvancılığımızın içine düştüğü zavallı durumu görerek meralarımızın üzerine titrememiz gerekir. Oysa, görüyoruz ki, Mera Yasasında yapılmak istenen her değişiklik meraları korumayı değil, tam tersine, meraları amacı dışında daha kolay kullanılabilir hale getirmeyi amaçlamaktadır; tıpkı, Orman Yasasında yapılan ve yapılmak istenen her değişiklikte ormanları korumanın değil, ormanları haksız kullanıma açmanın düşünüldüğü gibi. Eğer Türk tarımının kalkınmasını istiyorsak, önce, üzerinde tarım yapılan topraklarımızı, hayvanlarımızı beslediğimiz meraları korumamız ve iyileştirilmesi için çaba göstermemiz gerekir. Oysa, sayın milletvekilleri, görüşmeye başlayacağımız bu yasa teklifiyle Mera Kanununda yapılmak istenen değişiklik meralarımızı koruyup geliştirmeyi değil, mera alanlarını daraltmayı hedeflemektedir. Bu anlayış tarzıyla, Türk tarımı yarın daha kötü duruma, Türk çiftçisi ise bugünkü zavallı durumunu arar hale gelecektir.
Değerli milletvekilleri, Mera Yasasının yürürlüğe girmesinden günümüze kadar geçen yaklaşık yedi yıllık süre içerisinde, 1 000 000 hektar kadar alanın tahsis işlemi yapılmıştır. Bu 1 000 000 hektar alanın büyük çoğunluğu da kadastro geçmiş, daha önce mera, yaylak, kışlak olarak tescili yapılmış alanlardır; yani, geçen yaklaşık altı yıllık süreçte var olan alanların, en iyi tahminle, yalnızca yüzde 10'unda tespit, tahdit ve tahsis çalışması yapılabilmiştir. Ayrıca, örneğin, mera alanı il toplam alanının yüzde 50'sinden fazla olan Erzurum ve Ağrı İllerinde tahsis işleminin tamamlandığı alanların toplamı yüzde 5'lerin bile altındadır.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığımıza düşen görev, süreci hızlandırmak, çalışmalara ivme kazandırmak olmalıydı. Oysa, Bakanlık, üzerine düşen görevi yapacak, meraları koruyup geliştirecek yerde, Mayıs 2004'te hükümetin Türkiye Büyük Millet Meclisine getirdiği bir yasa tasarısına kaynaklık yaparak, mera, yaylak ve kışlakların tahsis amacının değiştirilmesine, bu alanların başka alanlarda kullanılabilmesine önayak olmuştur.
Değerli milletvekilleri, önümüze gelen yasa teklifi, ormanlarımızı 2/B alanlarını oluşturma girişimi gibi, mera alanlarında sanki bir "mera 2/B" alanları yaratmaya çalışıyor. Bu teklifle yapılmaya çalışılan, belediyelerin mücavir alanlarında bulunan ve üzerinde yasal olmayan -dikkat ediniz, yasal olmayan- inşaatlar yapılmış alanları mera olmaktan çıkarmak; meraları, yasadışı iş yapma heves ve alışkanlığında olanların doymak bilmez hırslarına teslim etmektir.
Getirilen düzenleme, aynı zamanda kaçak inşaat yapanlara af niteliğindedir.
Getirilen düzenleme, meralarımızı yerel siyasal baskılara ve sübjektif değerlendirmelere açık hale getirmektedir.
Getirilen düzenleme, meralarımız üzerinde yeni işgaller yapılmasına kapı aralamaktadır.
Yasa teklifini bu haliyle kabul etmek, yarım yüzyıl sürdürülen mera yasası çıkarma çabalarını heba etmek, hayvancılığın gelişmesini baltalamak, Türk çiftçisini kaderiyle baş başa bırakmak anlamına gelir. Yasa teklifi, Anayasamızın -daha önce söylediğim- 45 inci maddesine açıkça aykırılık taşımaktadır.
Değerli arkadaşlarım, geçen yıl mayıs ayında getirilen yasa tasarısıyla, yeni hükümler eklenmişti Mera Yasasına. Oysa, Mera Yasasının 14 üncü maddesinin (d) bendinde imar planlarının hazırlanması için ihtiyaç duyulan mera alanlarının tahsis amacının değiştirilebileceği hükmü bulunmasına rağmen, hükümet, bu hükümle yetinmemiş, ilave imar planları yapılarak da tahsis amacı değişikliğine gidilebileceğini bu yasaya eklemiştir.
Uygulama, imar planı içinde olmayan bir mera alanının ek bir imar planı yapılarak tahsis amacı değişikliği yoluna gidilmesinin, bu alanlarda yapılmış olan kaçak yapıların fazla uğraşıya gerek duyulmadan yasal hale getirilmesini sağlayacağı ortadadır.
İstenilen, bu yasayla yapılmak istenilen, geçici 3 üncü maddeyle sağlanmaya çalışılmıştır. Bu geçici maddeyle, kanunun çıkış tarihi olan 28 Şubat 1998 tarihine kadar belediye mücavir alanı içinde olup ve bu tarih ile 1.1.2003 tarihleri arasında mücavir alan olarak ilan edilen ve Türkiye genelindeki çok geniş alanlarda yer alan meralar üzerinde tecavüz sonucu inşa edilen yapıların da yasal hale getirilmesi sağlanacaktır. Nedir bu yapılar; villalardır, belli grupların kooperatif evleridir.
İçerisine mücavir alanın dahil olduğu böyle bir geçici maddeye kanun içinde yer verilmesiyle, kaçak bir şekilde mera alanlarına yapılan inşaatlara izin verilmesinin altyapısının oluşturulmak istendiği ortadadır; çünkü, var olan Mera Yasasının 14 üncü maddesinin (d) bendi kapsamında imar uygulama planlarının hazırlanması durumunda, meralar üzerinde yerleşim yeri olarak işgal edilen yerler de olsa, bu yerler için, belediyelerin başvurusu üzerine, tahsis amacı değişikliği yapılarak hazine adına tescilleri zaten yapılmaktadır.
Bu tahsis amacı değişikliğine geçici maddede belirtilen, kullanımı teknik olarak mümkün olmayan yerler de dahildir. Yapılan tecavüzler ve toprak alımları nedeniyle, mera vasıflı mücavir alanlar üzerinde mera özelliği kaybettirilmiş alanların eski haline getirilmesinin çok güç ve maliyeti yüksek olacağı gerekçesiyle, bu alanların, otlatmak maksadıyla kullanımı teknik olarak mümkün olmayan yerler konumuna getirilmek istendiği anlaşılmaktadır.
Şunu unutmamak gerekir: Daha önce mera vasfında olan ve mera -yem bitkisi yetişebilecek derinlikte toprağı olan her alanın teknik yönden mera olarak kullanılması mümkündür- üzerinde tahribat yapılmış olsa da, bu alanın teknik yönden ıslah edilerek kullanılabileceği ortadadır; yani, mera olarak tescil edilmiş alanlar üzerinde, kayalık yerler dışında, teknik yönden, mera olarak kullanılmayacak arazi düşünülemez. Zaten, mera ıslah projelerinin bir gayesi de, bu alanların tekrar otlatmaya açılmasını sağlamaktır. Söz konusu geçici maddeyle, üzerinde apartmanlar veya villalar yapılmış bazı mera alanlarının da o andaki durumu itibariyle, teknik olarak, otlatma maksadıyla kullanılamayacağı farz edilerek, bu yerlerin de talan edilmesi sağlanacaktır.
Burada ana amacın, mücavir alan ifadesinin geçici maddedeki metin içine konularak daha fazla rant alanı oluşturmak olduğu açıktır. Bunun sonucu olarak da daha fazla mera alanının tahrip edilmesine göz yumulacaktır. Amacın, mağdur durumda olduğu belirtilen köy ve kasabalardaki kişilerin mağduriyetini gidermek olmayıp, bazı kişi ve gruplara rant alanları oluşturmak olduğu ortadadır. Var olan durumda, köy yerleşim alanlarıyla ilgili olarak, gerekmesi halinde, köy imar planı yapılması durumunda, hiçbir bedel ödenmeden mera alanları köy yerleşim alanı olarak zaten kullanılabilmektedir. Mücavir alanlar da olsa, mera alanları içerisinde bu gibi kanunsuz yapılan yapılarla ilgili olarak, Mera Kanununun 19 ve 27 nci maddeleri uygulanıp tecavüzlere son verilmesi gerekirken, bu geçici maddeyle, yapılan tecavüzler yasal hale getirilmiştir. Şimdi, bugün yapılmak istenen daha değişiktir. Bir yıl önce getirilen geçici maddeyle bu şekilde yasadışı kullanılan alanlar hazine adına tescil edilirken, bu sefer de özel, tüzelkişilere bu yerlere sahip olma hakkı tanınmaktadır. Bu, tam anlamıyla, talana evet deme yasasıdır. Bu, tam anlamıyla, bu alanlara tecavüz edenleri affetme yasasıdır.
Değerli arkadaşlarım, eğer Türk tarımını düşünüyorsak, böyle bir yasaya evet dememiz kesinlikle mümkün olmamalıdır. Şimdi, şu soruyu sormak gerekir. Bu geçici maddenin oluşmasında acaba belli çıkar gruplarının payı var mıdır? Ayrıca, maddede belirtilen 1.1.2003 tarihinden önce mücavir alan içerisindeki mera üzerinde inşaat çukuru açarak, birkaç temel inşaat demiri atıp betonlayarak temel direk oluşturulmuş alanlarda da tahsis amacı değişikliği yapılacak mıdır? Bu işlemi yapan kişilerin de hakları herhalde kendilerine teslim edilecektir. Acaba, mücavir alanların bazı küçük beldelere yakın, bazı yayla evlerini de içine aldığı alanlar var mıdır? Belediye mücavir alanlarının otomatik olarak tahsis amacının değiştirilmesiyle, bu alanlara komşu olan özel mülkiyete sahip kişiler de, bir anda arazilerinin imar planı içine girdiğini göreceklerdir. Bu kişiler de, mera üzerinde kanunsuz kaçak yapılan inşaat sahipleri gibi muratlarına ermiş olacaklardır.
Değerli arkadaşlarım, Mera Yasasının iki yönü vardır; bunlardan birisi, hak, hukuk yönü; diğeri, hayvancılık yönüdür. Bu bakımdan, bugün ülkemizde yaşanan hayvancılık sorunları konusunda da görüşlerimi ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, hepinizin bildiği gibi hükümetimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisinde sizlerin kabul ettiği bütçede birkısım değişiklikler yaparak, doğrudan gelir desteğinin bir kısmını primlere, bir kısmını hayvancılığa aktardı; yaklaşık, 600 trilyon lira hayvancılığın geliştirilmesi için ayrıldı. Bundan, bir ziraatçı olarak mutluluk duyuyorum. Elbette ki, hayvancılığımıza ne kadar destek verilse yeridir, yapılmalıdır. Ancak, bir yandan hayvancılığa bu kadar destek verilirken, diğer yandan üreticinin ürettiği sütün fiyatının birdenbire düşmesi karşısında sessiz kalmak kesinlikle doğru değildir.
Şimdi, Tarım Bakanımın şu ifadesini sizlere okuyacağım ve bu ifadenin ne anlama geldiğini, sanıyorum, benden sonra Sayın Bakanımız sizlere anlatacaktır. Aksaraylı çiftçilere Sayın Bakan -bu, Bakanlığın internet web sayfasından alınmıştır - şöyle söylüyor: "Süt fiyatıyla ilgili bir süredir sorun yaşanıyor. Süt üretiminde hayvancılıktaki gelişmeye ve mevsimsel değişmeye bağlı olarak bir artış var. Sanayici ve üretici, üzerine düşeni yapmalıdır." Dikkat ediniz, şu cümle geliyor şimdi: "Kısa vadede büyük kârlar elde etme çabası, her iki taraf açısından da büyük sorunlar doğurur."
Değerli arkadaşlarım, Türk çiftçisinin kısa vadede büyük kâr etme gibi bir amacı mı var?! Yani, şimdi, Türk çiftçisi, süt fiyatım birden bire 70 000 lira düşürüldü diye feryat ettiğinde, bu feryadın arkasında Türk çiftçisinin kısa sürede büyük gelir, kâr elde etme amacı olabilir mi?! Böyle bir cümleyi kullandığında Sayın Bakan köylüyü, çiftçiyi inim inim inleten ve topu topu hepsi 8 tane firmanın bir araya gelerek oluşturduğu süt tekeli karşısında o çiftçiyi perişan etmez mi?! O süt tekelini oluşturanlara büyük bir cesaret vermiş olmaz mı?!
Değerli Bakanım, siz Tarım Bakanısınız, siz çiftçiye sahip olmak zorundasınız. Bu, sizin aslî ve birincil görevinizdir. Sizin yapmanız gereken doğru, çiftçinin ezildiğini hissettiğiniz anda sanayiciyi makamınıza çağırıp -zaten hepsi topu topu 8 firmadır bunlar- yapılanın yanlış olduğunu, bu yanlıştan kesinlikle dönmeleri gerektiğini kendilerine ifade etmenizdir.
Şimdi soruyorum, siz milletvekillerine ve sevgili Türk Milletine soruyorum: Türk çiftçisinin süt fiyatını 500 000'den 430 000'e, 420 000'den 350 000'e, 350 000'den 250 000'e düşüren bu sanayicinin marketlerde satılan sütünün, peynirinin, yağının fiyatı düştü mü bir kuruş; yoksa, her gün zamlanan fiyatlarla mı Türk tüketicisinin karşısına çıkmaktadır bu ürünler? Öyleyse, süt fiyatının düşürülme amacı nedir?
Bakınız, öyle çarpık bir amaç ifade ediliyor ki değerli arkadaşlarım, süt üretimi artmış da onun için fiyatı düşürmüşler.
Değerli arkadaşlarım, konuyu bilenler iyi bilir, bu mevsimde her yıl süt artar. Niye artar; iki nedenden artar. Bir, belli yörelerde doğumlar bu mevsime rastlar, onun için inek sütü artar. İki, koyun ve keçi sütleri de bu mevsimde devreye girer, onun için süt her yerde artar; her yıl da artmıştır. Burada şükranla ifade etmek isterim, sizin geçmişinizi oluşturan bir partinin Tarım Bakanı Sayın Musa Demirci, böyle bir olay ortaya çıktığı zaman süt sanayicisini makamına çağırıp anında fiyatları yükselttirmiştir, anında. Bunu da söylemeyi insanlık görevi biliyorum.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, burada Hükümet ve Bakanlığımız bir acz içine girmiştir. Türk çiftçisi perişan, Türk çiftçisi inim inim inliyor.
Hayvancılık bölgesinden gelen milletvekili arkadaşlarıma soruyorum, hangi partiden olurlarsa olsunlar: Çiftçi size ne söylüyor; çiftçi ağlamıyor mu; siz, onun halini görmüyor musunuz? Görmüyor musunuz arkadaşlar, beraber yaşamıyor muyuz?
M. NECATİ ÇETİNKAYA (Elazığ)Neyi?..
GÜROL ERGİN (Devamla)Neyi... Demek ki, biz, deminden beri bir şeyler anlatırken, bir arkadaşım uyumuş. "Neyi" diye soran arkadaşım şimdi uykudan uyandı.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)Günaydın!
GÜROL ERGİN (Devamla)Günaydın; evet, öğleden sonra, akşamüstü, akşam saatinde size günaydın Sayın Vekil! Siz, böyle uyumaya devam edin; ama, halk uyumuyor, bilin; çiftçi uyumuyor, bilin. Bir gün bu uykuların hesabı sorulacak. Bir bakanınız her toplantıda uyusun, siz her gün burada uyuyun, Türk çiftçisi de vay anam vay!.. (CHP sıralarından alkışlar)
Uyuyun kardeşim, uyuyun; uyanacaksınız...
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Hocam, ben, size cevap vereceğim...
GÜROL ERGİN (Devamla)- Mutlaka vereceksiniz...
Efendim, bu tür bir usul var mı Sayın Başkan?
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
15 konuşma daha · 19 Nisan 2005