Türkiye cumhuriyeti tarım ve köyişleri bakanlığı ve filistin ulusal yönetimi tarım bakanlığı arasında tarım alanında işbirliği konulu mutabakat zaptının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:326)
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 76. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Nisan 2009 · 1.335 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Gürol Ergin (CHP), 14 Nisan 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI VE FİLİSTİN ULUSAL YÖNETİMİ TARIM BAKANLIĞI ARASINDA TARIM ALANINDA İŞBİRLİĞİ KONULU MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:326)); konuşma 1.335 kelime.
Gürol Ergin (CHP, Muğla). “Türkiye cumhuriyeti tarım ve köyişleri bakanlığı ve filistin ulusal yönetimi tarım bakanlığı arasında tarım alanında işbirliği konulu mutabakat zaptının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:326)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 14 Nisan 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-23-2009-04-14-turkiye-cumhuriyeti-tarim-ve-koyisleri-bakanligi-ve-filistin-ulusal-yo (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Filistin Ulusal Yönetimi Tarım Bakanlığı Arasında Tarım Alanında İşbirliği Konulu Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın geneli üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken, Sayın Başkan sizi, değerli milletvekillerini ve yüce Türk ulusunu saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak mutabakat zaptının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair bu kanun tasarısına olumlu bakıyoruz. Tasarıyı görüşürken ülkemizin tarımsal durumu ve kimi sorunları üzerinde görüşlerimizi ifade edeceğiz.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde tarım katma değeri 2003…
Sayın Başkan, bu gürültüde herhâlde arkadaşların beni dinleme şansı yok. (AK PARTİ sıralarından “Biz dinliyoruz.” sesi)
Ben sizi dinliyorum, siz beni dinlemiyorsunuz ki! Ben buradaki arkadaşları dinliyorum. Yani, hoş olmuyor arkadaşlar.
Özür dilerim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde tarım katma değeri 2003-2008 yılları arasında ortalama yüzde 1 büyümüştür. Nüfusumuzun yüzde 1,5 büyüdüğü göz önüne alınırsa, yüzde 1’lik büyümenin yetersizliği açıktır. Tarımda 2007 yılında yüzde 6,8 gibi büyük oranda bir küçülme yaşandıktan sonra, 2008 yılında yüzde 4,1 büyüme olduğu TÜİK tarafından ifade edilmiştir. TÜİK’in 2008 yılı birinci çeyrek büyüme rakamını önce yüzde 5,6 olarak açıklaması, sonra bu rakamı 2,6 olarak revize etmesi, yıl sonunda bir kez daha revize ederek yüzde 8,1 olduğunu açıklaması, üzülerek belirtelim ki, TÜİK’in açıkladığı rakamlara güvenimizi sarsmıştır. TÜİK’in verdiği büyüme rakamı doğru olsa bile, 2008’deki yüzde 4,1’lik büyümenin 2007’deki 6,8’lik küçülmeden sonra gelişi, açıklanan büyümeyi sevindirici bulmamızı engellemektedir. İktidarın 2009 yılı bütçesinde tarım destekleri için Plan Bütçe Komisyonunda belirlenen 5 milyar 500 milyon liralık destek bütçesini Genel Kurulda yüzde 10 azaltarak 4 milyar 950 milyon Türk lirasına indirmesi çiftçinin 2009 yılında 2008’den daha sıkıntılı bir yıl yaşayacağını gösteriyor.
Değerli milletvekilleri, çiftçimiz gerçekten çok büyük sıkıntı içinde kıvranmaktadır. Resmî yoksulluk oranları da bu sıkıntıyı göstermektedir. Ülkemizde çalışan toplam nüfus içinde yoksulların oranı yüzde 15,8’dir. Tarım sektöründe çalışanlarda bu rakam yüzde 33,9’dur. Bu rakamsal değerler, çiftçinin ne kadar yoksullaştığını somut olarak göstermektedir. Ayrıca 2003-2008 yılları arasında ülkemizin millî geliri toplam yüzde 34,8 artmışken aynı dönemde tarımsal gelirin toplam artışı ancak yüzde 8 olmuştur. Bu nedenledir ki çiftçilerimizin bugün kamu ve özel bankalara borcu 13 milyar 65 milyon Türk lirası dolayındadır. Çiftçi, genellikle, yatırım ve üretimde kullanmak için değil, var olan borçlarını kapatmak için yeniden kredi almaktadır. Ülkemizin nüfusunun yaklaşık üçte 1’ini oluşturan tarım kesiminde önümüzdeki dönemde sosyal bir patlama yaşanmaması için yapılacak iş, bankalar ve tarım kredi kooperatifleri tarafından başlatılan icra işlemlerinin derhâl sona erdirilmesi ve çiftçilerimizin Ziraat Bankasına, özel bankalara ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarının faizsiz olarak üç yıl süreyle ertelenmesidir. Geçtiğimiz günlerde açıklanan borç erteleme düzenlemesinin çiftçiyi rahatlatması kesinlikle mümkün değildir.
AKP İktidarında çiftçi için elektrik de ayrı bir dert kaynağı olmuştur. AKP, 2003 yılı başında tarımda kullanılan elektriğe verilen desteği kaldırmış, çiftçinin kullandığı elektriğe otomatik olarak yüzde 34 zam yapmıştır. 2008’de 3 kez yapılan zamla elektrik fiyatı yüzde 50 dolayında artmış; bu artış, tarımsal amaçlı soğuk hava depoları, kültür balıkçılığı ve kümes hayvanı tesisleri ile sera ve hayvancılık işletmelerinde kullanılan elektrikte yüzde 58’lere ulaşmıştır. Elektrikte uygulanan desteklemenin kaldırıldığı, üretici borcunun ödenemediği, icralık olduğu bir ortamda çiftçinin kullandığı elektriğin fiyatının yüzde 60 dolayında artırılması üreticilerimizi zor durumda bırakmıştır. Bugün yalnızca sulama kooperatiflerinin elektrik borcu faiziyle birlikte 2 milyar 200 milyon liradır. Çiftçinin kazanamadığı için borcunu ödemesi mümkün değildir. Bu nedenle çiftçinin elektrik borçlarına da acilen çözüm getirilmesi gerekmektedir.
Çiftçinin bir başka derdi Hükûmetin girdilere uyguladığı yüksek vergilerdir. Çiftçi, tohum ve zirai mücadele ilacına yüzde 8, elektrik ve gübreye yüzde 18 vergi ödemektedir. Çiftçi, aldığı girdinin KDV ve ÖTV’sini peşin ödemekte, tüccarın aksine, sattığı maldan KDV’sini mahsup edememektedir.
Sayın Başbakan her ne kadar bütçe görüşmelerinde “Hayır, öyle değil.” dedi ise de çiftçilerimiz kullandıkları mazota 2007 yılında 5,1 milyar lira vergi ödemiştir. Yıllık tarım desteğinin 5 milyar liranın altında olduğu bir durumda yalnızca mazota ödenen verginin 5,1 milyar lira olması son derece anlamlıdır. Çiftçinin kullandığı 1 litre mazottan Hükûmetin aldığı vergi 1 lira 30 kuruştur. Yani çiftçi 1 litre mazot için verdiği paranın yarısından fazlasını vergi olarak ödemektedir.
Değerli arkadaşlarım, gerek tütün gerek şeker pancarı gerek buğday üretiminde gerekse pamuk üretiminde son yıllarda ortaya çıkan azalışlar yanında özellikle hayvancılıkta süt fiyatlarının inanılmaz derecede düşmesi, 2002 yılında 409 bin lira olan, yani ortalama olarak 40 kuruş olan süt fiyatının bugün Edirne, Çanakkale, Kırıkkale’de 51,5, Isparta’da 50; Uşak, Afyon, İzmir’de 45, Muğla’da 40 kuruş olması damızlık hayvanların ne için kesime gittiğini açıklamaktadır. Süt fiyatları bu düzeydeyken 2002 yılında 204 bin lira, yani 20 kuruş olan süt yemi bugün 57 kuruşa çıkmıştır. Bakanlığın bu sömürüyü seyrederek hiçbir şey yapmaması durumu daha vahim kılmaktadır. Çiftçi, sanayicinin fiyatları hiçbir insaf ölçüsüne sığmayacak derecede düşürme darbesinin yanında bir darbeyi de Tarım Bakanlığından yemiştir. Bakanlık süt primini önce 7 kuruştan 4 kuruşa indirmiş, sonra yüzde 10 kesinti uygulayıp 3,6 kuruşa düşürmüştür.
Bakanlığın hayvancılığa vurduğu darbe yalnızca düşen süt fiyatları karşısında sessiz kalması ve süt primini azaltmasıyla olmamakta, hayvancılığa verilen tüm destekler de son düzenlemeyle üçte 1 oranında azaltılmış bulunmaktadır. Ayrıca, üretim, kalite ve verimi artıran birçok destek, örneğin damızlık düve desteği, buzağı desteği, suni tohumlama desteği, soğutma tankı desteği de Hükûmetin son kararnamesiyle ortadan kaldırılmıştır.
Değerli arkadaşlarım, bugün çiftçi 1 kilo sütle ancak 650 gram yem alabilmektedir. Bunu sizin vicdanınıza bırakıyorum; 1 kilo süt, 650 gram yem! Böyle çiftçilik, böyle hayvancılık yapılması mümkün müdür?
Şimdi, çiftçinin Hükûmetten neler beklediğini sıralamak istiyorum:
Çiftçi, 3,6 kuruş olan çiğ süt destekleme priminin düşen süt fiyatları karşısında 10 kuruşa çıkarılmasını beklemektedir.
Süt tüketiminin artırılması için ülke çapında okul sütü kampanyasının bir an önce başlatılmasını beklemektedir.
Tarımsal tüm girdilerden, tohum, ilaç, gübre ve elektrikten alınan KDV’nin yüzde 1’e düşürülmesini beklemektedir.
Tarımsal elektrikte AKP İktidarından önce verilip, AKP’nin ilk icraat olarak kaldırdığı yüzde 30 desteğin yeniden verilmesini beklemektedir.
Mazotta özel tüketim vergisinin alınmasından vazgeçilmesini beklemektedir. Çünkü Hükûmet ÖTV’den aynı zamanda KDV de almaktadır.
Hükûmet tarımsal kredilerde vade uzatımı ile ilgili olarak geçtiğimiz ay bir karar almış, 2009’da vadesi dolacak tarımsal kredilerin faizinin ödenmesi koşuluyla 2010 yılına uzatılmasını öngörmüştür. Ayrıca sübvansiyonlu kredilerin vadesini yirmi dört aya, yatırım kredilerinin vadesini yedi yıla çıkarmıştır. Getirilen bu düzenlemenin çiftçinin sıkıntısına derman olması mümkün değildir. Çünkü çiftçinin, tohuma, mazota, gübreye para ararken kredi faizini ödemesi mümkün değildir. Faizi ödeyemeyince de kredisinin ertelenmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle yapılması gereken, daha önce söylediğim gibi, çiftçilerin, Ziraat Bankasına, özel bankalara ve tarım krediye olan borçlarını faizsiz olarak üç yıl süreyle ertelemek, çiftçilere KOBİ’lere verildiği gibi sıfır faizli can suyu kredisi kullandırmaktır.
Çiftçi Hükûmetten gıda paketi ya da kömür istememektedir, çiftçinin Hükûmetten istediği çiftçi olarak onurlu kimliğini, üretici kimliğini, milletin efendisi olma kimliğini yeniden kazanmak, geri almaktır. Çiftçi yalnızca bunu istemektedir.
Değerli milletvekillerimiz, balıkçılığımızın da çok ciddi sorunları vardır ancak zaman darlığından ben burada o sorunları daha sonra yapacağım bir gündem dışı konuşmaya bırakıyorum ama son zamanlarda yaşadığımız balıkçılık için çok vahim olan bir durumu da sizlerin bilgisine sunmak istiyorum:
Değerli arkadaşlarım, balıkçılıkta en önemli konu balıkların yumurtlama ve büyüme dönemlerinde av yasağı getirilmesi ve bu yasağa uyulmasıdır. Özellikle politik nedenlerle delinen av yasakları balıkçılığa yapılacak en büyük kötülük ve Türk milletine yapılacak en büyük ihanettir. Maalesef bugün böylesi bir durumla karşı karşıyayız. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, 8 Nisan 2009 tarihinde Resmî Gazete’de yayımladığı bir tebliğ ile daha önce 21 Ağustos 2008 tarihli Resmî Gazete’de yayımladığı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ’de değişiklik yaptı. Bu değişiklik ile daha önce belirlenmiş olan ve 15 Nisan tarihine kadar sürmesi gereken dip trolüne ve çevirme ağlarına ilişkin avlanma süresi 1 Mayısa kadar uzatıldı. Bu, balıkçılıkta bir katliamın ortaya çıkmasıdır. Böylece, dip trolü ve çevirme ağları ile avcılık yapanlara balıkların yumurtlama döneminde avlanma hakkı verildi. Bu karar son derece yanlış, haksızdır çünkü bu kararla balık üretimine zarar verildiği gibi, diğer balıkçılar, örneğin, algarna ile avcılık yapan balıkçılar aleyhine olarak dip trolü ve çevirme ağlarıyla avcılık yapan balıkçılar çok özel olarak kayırılmış olmaktadır. Alınan karar balıkçılarımızda büyük infial uyandırmıştır. Bu, haklı bir infialdir. Bu durumda avlanma süresinin hangi gerekçeyle uzatıldığı ve bu uzatmadan ne için yalnızca dip trolü ve çevirme ağlarıyla avlanan balıkçıların yararlandırıldığı sorularının Sayın Bakan tarafından yanıtlanmasını bekliyor, Sayın Başkanı, değerli milletvekillerini ve yüce Türk ulusunu tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)
Dediğim sürede bitirdim.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
20 konuşma daha · 14 Nisan 2009