İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 76. BİRLEŞİM · SALI

Dünya bankası grubu ve uluslararası para fonu guvernörler kurullarının 2009 yıllık toplantıları münasebetiyle türkiye cumhuriyeti hükümet ile dünya bankası grubu ve uluslararası para fonu arasında düzenlenen mutabakat zaptının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:327)

Hüseyin Pazarcı

Balıkesir Milletvekili ·

Genel Kurul, 76. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Nisan 2009 · 774 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Pazarcı, 14 Nisan 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DÜNYA BANKASI GRUBU VE ULUSLARARASI PARA FONU GUVERNÖRLER KURULLARININ 2009 YILLIK TOPLANTILARI MÜNASEBETİYLE TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMET İLE DÜNYA BANKASI GRUBU VE ULUSLARARASI PARA FONU ARASINDA DÜZENLENEN MUTABAKAT ZAPTININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:327)); konuşma 774 kelime.

Hüseyin Pazarcı (Balıkesir). “Dünya bankası grubu ve uluslararası para fonu guvernörler kurullarının 2009 yıllık toplantıları münasebetiyle türkiye cumhuriyeti hükümet ile dünya bankası grubu ve uluslararası para fonu arasında düzenlenen mutabakat zaptının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:327)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 14 Nisan 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-pazarci-23-2009-04-14-dunya-bankasi-grubu-ve-uluslararasi-para-fonu-guvernorler-kurullarinin (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HÜSEYİN PAZARCI (Balıkesir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Demokratik Sol Parti ve şahsım adına Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Dünya Bankası Grubu ve Uluslararası Para Fonu Arasında Düzenlenen Mutabakat Zaptının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sözü geçen bu Mutabakat Zaptı işin ekonomik değerlendirmesi. Dünya Bankası veya Uluslararası Para Fonu’yla Türkiye'nin ekonomik ilişkileri itibarıyla birtakım beklentilerin olması doğaldır, normaldir. Bunun gereğini de Hükûmetimizin yapacağını umut ediyoruz. Ama benden önceki bazı konuşmacı arkadaşlar ekonomik açıdan bazı soruları da, sorunları da dile getirdiler.

Bununla birlikte söz konusu Mutabakat Zaptı’nın Türkiye’ye birtakım getirileri olduğu ve en azından Türkiye’de yapılmasının Türkiye'nin tanıtımı veyahut da bazı ekonomik kazançlar temini bakımından da doğru olduğu şeklinde değerlendiriyorum. Ancak bu Mutabakat Zaptı hukuki açıdan, teknik hukuki açıdan birtakım kusurlara sahip. Örneğin, bunlardan bir tanesi, işin esasına ilişkin olarak muafiyetlerle ilgili olan maddeyle ilişkili. 3’üncü maddenin (a) fıkrasının 2’nci bendinde “Hükümet, Guvernörlerin, İcra Direktörlerinin, Vekillerin, komite üyelerinin, temsilcilerin, yukarıda anılan kişilerin danışmanlarının -altını çiziyorum- ve Kuruluşların memurlarının ve çalışanlarının, -“çalışanlarının” da altını çiziyorum- Türkiye toprakları içinde ve üzerinde, tutuklanma veya gözaltına alınmaktan ve şahsi bagajlarına el konulmasından muaf olacaklarını kabul etmektedir.” deniliyor.

Şimdi, bu “muafiyet” denilen -bugün “dokunulmazlık” diyoruz daha zi-yade- konuda, bir uluslararası kuruluşun memurlarına, temsilcilerine, danışmanlarına -o temsilcilerinin danışmanlarına- ve hatta bütün öteki çalışan-larına biz bu Mutabakat Zaptı’yla muafiyet tanıyoruz. Bu muafiyeti tanıma konusunda hemen şunu belirtmem gerekiyor ki uluslararası uygulamada ge-nellikle, aksini istenirse yapılır ama genellikle dikkat edilen bir unsur vardır: Eğer bir uluslararası örgüt temsilcileri veyahut da memurları ile ilgili bir mu-afiyet söz konusuysa o zaman genellikle görevleriyle ilgili olma koşulu aranır. Görevlerinin dışında bu kişilerin kalkıp eğlence için, gezmek için yaptık-ları birtakım eylemlerde, o vesileyle Türkiye’de bulunduklarında bunların muafiyetten yararlanması uluslararası uygulamada pek rastlanan bir olay değildir. Eğer bana inanmıyorsanız bakın, uluslararası örgütlerle, Türkiye’deki temsilcilikleriyle ilgili olanlarında dahi nasıl görevle ilgili bu muafiyetin sınırlı tutulduğunu genelde göreceksiniz.

Şimdi, dolayısıyla 10 bin kişiden fazla bir insanın İstanbul’da bulunması ve 28 Eylülden 8 Ekime kadar İstanbul’da yaşamasının ortaya çıkarabileceği birtakım sorunlar olması olasılığı vardır. İnşallah olmaz, temennimiz bu değil ama böyle birtakım hukuka, yasalara aykırı eylemlerle karşılaşılırsa o zaman işte siz bu muafiyeti çok fazla geniş tutmuş konumunda kalacaksınız.

İkincisi: Bu dokunulmazlıklar, en fazla “diplomasi temsilcisi” dediğimiz diplomatik statüden yararlanan kişilere tanınır ve dolayısıyla devletini temsil etme olanağına sahip kişiler için onların görevlerinde herhangi bir engel çıkarılmasın diye tanınan bir haktır kendilerine. Yoksa keyfî, her istediklerini yapabilmeleri için bu öngörülen bir mekanizma değildir. Oysa bu Mutabakat Zaptı’nda danışmanlara da temsil yetkileri yoktur -o kişilerin danışmanı sıfatını taşırlar- hatta bütün çalışanların -yani bunlar getir götür işlerini yapan kişiler de olabilir- temsille ilgileri, ilişkileri yoktur ve diplomasi temsilciliklerinde büyükelçiliklerle ilgili olarak büyükelçiler ve diğer diplomatik kadroya tam anlamıyla dokunulmazlık tanınır ama onun ötesinde, giderek temsil görevi olmayan kişiler bakımından bu sınırlanır. Getir götür işiyle ilgili olan kişilere de diplomatik dokunulmazlık tanınması gibi bir şey yoktur.

Şimdi, burada çok geniş, bize gelebilsin diye belki çok geniş bir haklar, muafiyetler, dokunulmazlıklar tanınması yoluna gidilmiş ve bunun umut edelim ki o on gün içinde on binlerce kişinin Türkiye’de hukuki sorunlar doğurmamasına.

Ayrıca, bir başka olay, bu maddede kabul edilen şey: Bu kişilerin tutuklanma veya gözaltına alınması ve şahsi bagajlarına el konulması öngörülmüş. Şimdi, tutuklanma ve gözaltına alınma dokunulmazlığı “kişi dokunulmazlığı” adı altında geçer uluslararası hukukta. Bunun dışında bir de yargı dokunulmazlığı vardır. Kişileri tutuklama, gözaltına almadan da yargılayabilirsiniz gerekirse. Onların üstünde baskı uygulamayınız diye bu kişi dokunulmazlığı, muafiyeti öngörülür.

Şimdi, bu konularla ilgili olarak kişi dokunulmazlığına ilişkin bazı muafiyetler, dokunulmazlıklar öngörülmüş ama yargı dokunulmazlığından tek söz edilmemiş. Bu veriler çerçevesinde, bizim yargı organlarımızın, tutuklamadan, gözaltına almadan, suç işleyen bir yabancı kişinin -bu kuruluş temsilcileri vesaire konumunda- yargılanması olasılığı vardır ki görevleriyle ilgili olma unsuru konulsaydı, onların görevleri babında yargılanamaması gerekecekti, temsil niteliği taşıyanlar bakımından.

Şimdi, dolayısıyla böyle esasa ilişkin birçok kusur işlenmiş. Bunu, Hazine Müsteşarlığı yapmış. Teknik elemanları her şeyi bilemeyebilir ama o zaman bir bilene sormaları, Dışişleri Bakanlığına sormaları, Dışişleri Bakanlığının da hukuk müşavirliğine bunları iyice inceletmesi gerekir. Aksi takdirde, biz tam ne yaptığımızı bilemiyoruz. Şimdi bu hükümler karşısında bizim güvenlik görevlilerimizin hangi tutumu alacağı meçhuldür, eğer açıklaması, ayrıntılı bilgilendirilmesi yapılmazsa. Yargı organlarımız bakımından da yargıçlarımız karar verecektir, ama böyle sorunlar var.

Bunun dışında, bizim son yıllardaki antlaşmalarda çok olan bir unsur var, Meclisten geçip geçmeme konusuyla ilgili. Önümüze bundan sonra gelecek bazı antlaşmalarda da var. Konum direkt o olmadığı için ona değinmiyorum ama “İmzalanmayla yürürlüğe girer.” deniliyor örneğin. Anayasa’mız buna izin vermiyor, Anayasa’ya aykırıdır bu. Burada da yine buna benzer bir anlayışla hareket edilmiş, denilmiş ki: “Kuruluşlar ve Hükümet işbu Mutabakat Zabt’ına ilişkin herhangi bir değişiklik teklifinin mümkün olan en erken zamanda verilmesini, Toplantıların sorunsuz bir şekilde yürütülmesi bakımından gerekli görür.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

20 konuşma daha · 14 Nisan 2009

20 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook