Osmaniye ilinin düşman işgalinden kurtuluş yıldönümü münasebetiyle
Osmaniye Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 48. Birleşim · 5. yasama yılı · 6 Ocak 2011 · 474 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hakan Coşkun (MHP), 6 Ocak 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: OSMANİYE İLİNİN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞ YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 474 kelime.
Hakan Coşkun (MHP, Osmaniye). “Osmaniye ilinin düşman işgalinden kurtuluş yıldönümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 6 Ocak 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakan-coskun-23-2011-01-06-osmaniye-ilinin-dusman-isgalinden-kurtulus-yildonumu-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HAKAN COŞKUN (Osmaniye)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 7 Ocak Osmaniye’nin düşman işgalinden kurtuluşu üzerine gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce heyetinizi ve ekranları başında bizi izleyen vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, dün Adana’nın, bugün Ceyhan’ın, yarın da Osmaniye’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 89’uncu yıl dönümünü coşkuyla kutlamaktayız.
Anadolu düşmanlarca paylaşılırken, Çukurova, önce İngilizler daha sonra da Fransızlar tarafından işgal edildi. Ermeni çetelerle birlikte Osmaniye’ye giren Fransızlar insanlarımızı öldürmeye, halkımızın malını yağmalamaya başladılar. Çukurova insanı işgale boyun eğemezdi, tek yürek, tek beden olarak vatanı ana, anayı namus, namusu şeref bilip mücadelesini başlattı. Bu mücadelenin sonucunda, Osmaniye’miz 7 Ocak 1922 tarihinde Osmaniyeli Kuvayımilliye komutanlarının mücadelesiyle düşman işgalinde kurtulmuş ve millî devletle bütünleşmiş oldu.
Değerli milletvekilleri, tarihten bugüne Türk milleti Yenisey’den çıktı yola, Horasan’da otağ kurduk, Yesevi’nin kutlu ocağında piştik, alp idik alperen olduk; Anadolu’da beklenen ışık, Malazgirt’te yaydan çıkan ok, İstanbul’da Hazreti Peygamber'in müjdelediği komutan olduk. Yedi düvele meydan okuduk. Çanakkale’de Koca Seyit, Gaziantep’te Şahin Bey, Adana’da Kara Fatma, Osmaniye’de Rahime Hatun, Erzurum’da Nene Hatun olduk. Tek bir vücutta birleştik, Anadolu’da Mustafa Kemal olduk. Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatan, tek dil ülküsünde birleştik Türkiye olduk.
Değerli milletvekilleri, tarihin bize öğrettiği, Kurtuluş Mücadelesi’nde, daha önceden de ve daha sonradan da görüldüğü gibi, Türk milletinin içinden başka bir millet, Türk dilinin içinden başka bir dil, Türk Bayrağı’nın yanına başka bir bayrak koyma çabaları beyhudedir. Türk milletinin bu coğrafya üzerinde idaresi hiçbir suret ve şekilde inkıtaya uğratılamaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin ana dili Türkçedir. Bununla birlikte, vatandaşların arasında kendi etnik mensubiyetlerinden gelen dil ve lehçeleri konuşanlar vardır. Bu durum onların anayasal olarak Türklüğüne halel getirmez, saygıdeğerdir. Onlara adaletle muamele etmek Türk devletinin asli vecibesidir.
Biz, Türk kültür havzası içerisinden 12 milyon kilometrekarelik Üsküp’ten Kaşgar’a dek soydaş ve akraba topluluklarla bin yıllardır aynı dili konuşuyoruz. Aynı dili konuşmak aynı kelimelerle konuşmaktan daha öte bir şeydir, hemhâl olmaktır, hemdert olmaktır, hemdem olmaktır. Eşya, kâinat ve varlık karşılığında, İlahi Yaratıcı karşısında aynı şeyleri hissetmek, aynı duyguları ifade etmektir. Bundan daha büyük ve kuşatıcı müşterek ne olabilir? Bu havzada, Türk siyasal iradesi, bin yıllardır, atom çekirdeği gibi soydaş ve akraba toplulukları barış ve huzur içerisinde yaşatan bir iradedir. Akrabalık, töremizde, inancımızda yüksek bir prestij sahibidir. Bosna iç savaşından kurtulmak için ayrılan mazlumlarımız, Saddam zulmünden kaçan mazlumlarımız, Kafkas elinden gelen mazlumlarımız, etnik mensubiyetleri farklı olsa da aynı dilin ve gönlün insanları olarak hep bu görklü Oğuz çadırının içerisinde kendilerini güvende hissetmiş, acılarımızı, sevinçlerimizi paylaşmışlardır. Emperyalizm bu kardeşlik ve dostluk hukukundan rahatsızdır; insanları köleleştirmek, diz çöktürmek için suni ihtilafları ihdas etmektedir. Bütün bu coğrafyanın evlatlarını bu alçak tezgâha karşı durmaya davet ediyorum. Tarihin aydınlık dünlerinde görmek istemediğimiz geçmişin siyahları bugüne perde olmasın. Vatanı vatan yapmanın değerini bilmeden bilmiş cahillerin kılavuzluğunda çamurlara saplanmanın bir anlamı yoktur.
Yüce Rabb’im, birliğimize, bütünlüğümüze, kardeşliğimize zeval vermesin, bize bir daha kurtuluş mücadelesi yaşatmasın diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
56 konuşma daha · 6 Ocak 2011