İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 25. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hak.kan.tas (s.sayısı : 36 )

Hakkı Köylü

Kastamonu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 25. Birleşim · 1. yasama yılı · 22 Ocak 2003 · 756 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hakkı Köylü (AK Parti), 22 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAK.KAN.TAS (S.SAYISI : 36 )); konuşma 756 kelime.

Hakkı Köylü (AK Parti, Kastamonu). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hak.kan.tas (s.sayısı : 36 )”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 22 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-koylu-22-2003-01-22-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hak-kan-tas-s-sayisi-36 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısı hakkında Grubumuz adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 inci maddesinde, taraf devletlerin, sözleşmede yer alan hak ve özgürlükleri, yetki alanları içindeki herkese sağlamakla yükümlü oldukları belirtilmektedir.

19 uncu maddede de belirtildiği üzere, mahkemenin kuruluş amacı, taraf devletlerin sözleşme ve ek protokollerinde öngörülen taahhütlerinin yerine getirilmesini denetlemektir.

Sözleşmenin 46 ncı maddesine göre ise, yüksek taraf devletler, taraf oldukları davalarda Mahkemenin nihai kararına uymayı taahhüt eder. Mahkemenin nihai kararı, kararın uygulanmasını denetleyecek olan Bakanlar Komitesine gönderilir.

Bu üç maddenin birlikte değerlendirilmesi, Mahkeme kararlarının bağlayıcılığını, hiç tereddütsüz, ortaya koymaktadır.

Nitelik olarak Mahkeme kararı kurucu değil, tespit edici bir karardır. Kararda bireyin sözleşmeyle güvence altına alınan bir hakkının ihlal edildiği tespit edilmektedir. Mahkeme kararı, yalnız şikâyet edilen devlet açısından bağlayıcıdır; ancak, karar, bu devletin içhukukunda doğrudan bir sonuç doğurmaz. Kararla, ilgili devletin, ne içhukuk düzeni değiştirilebilir ne de devlet organlarının yapmış olduğu bir işlem ortadan kaldırılabilir; ancak, ilgili devlet, kararın gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür; ihlale son vermek ve eski hali olabildiğince yeniden ihya etmek zorundadır. Bunun nasıl yapılacağı kendi takdirine kalmış olmakla beraber, kararın uygulanması için, mutlaka, içhukukunda gerekli değişiklik ve düzenlemeler yapmak zorundadır. Kararın muhatabı olan taraf devlet, ayrıca, gelecekte başka bireylere karşı da bu tür ihlal eylemlerinden kaçınmak zorundadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, önüne gelen taraf devlet mahkemesi veya idarî makam kararının sözleşmeye uygun olup olmadığını denetlerken, iki hususu gözönüne alarak karar vermektedir.

1.- Sözleşmenin ihlal edilip edilmediği,

2.- Sözleşmenin 41 inci maddesi uyarınca uygun bir tazminata gerek olup olmadığı.

Mahkeme bir meblağ hükmetmişse, ilgili taraf devlet, bunu, aynen yerine getirmek yükümlülüğündedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bir içhukuk kuralının Sözleşmeye aykırı olduğunu belirlemişse, artık, taraf devlet, ilgili hukuk kuralını sözleşmeye uygun hale getirmek zorundadır. Bu zorunluluk, hem Sözleşmenin bütününden hem de Sözleşmenin 46/1 inci maddesinden kaynaklanır.

Değerli milletvekilleri, bir içhukuk kuralının Sözleşmeye aykırı olduğunun tespiti halinde, bu içhukuk kuralının sözleşmeye uydurulduğuna dair birçok örnekler görebiliriz. Belçika, bir davada, Sözleşmeye aykırı olduğu saptanan yasayı parlamento tarafından derhal yürürlükten kaldırmıştır. Keza, Avusturya, bir davada, komisyon kararından hemen sonra ceza usul hukukunda değişiklik yapmış ve bununla da yetinmeyip şikâyetçinin davasını yeniden yargı önüne getirmiştir. Danimarka'da mahkemelerin tarafsızlığı konusu dava edilmiş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu konuda Sözleşmenin ihlal edildiğine karar vermiş, bunun üzerine ülke İdarî Hâkimler Kanununda değişiklik yapmıştır. İngiltere ve Fransa da aynı şekilde mevzuatında buna benzer değişiklikler yapmışlardır.

Eski hale getirmeyle ilgili birçok Avrupa ülkesinde uygulamalar mevcuttur. Avusturya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin veya ekprotokollerden birisinin ihlal edildiğine karar vermesi halinde, yargılamanın yenilenmesi gerektiğine karar vermiştir. Bulgaristan aynı şekilde, 1998 tarihinde yapılan bir değişiklikle Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 362 nci maddesine bir paragraf eklemiş ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ihlal edildiğine dair cezai soruşturmalar açısından esasa ilişkin büyük öneme sahip bir karar vermesi durumunda, davanın yenileneceğine karar vermiştir. Ayrıca, Hırvatistan, Finlandiya, Fransa ve Almanya mevzuatlarında bu gibi düzenlemeler yapmış ve yenileme kararları almışlardır.

Keza, Lüksemburg, Slovenya, Norveç ve Polonya mevzuatlarında yaptıkları değişiklikten sonra, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, insan haklarının ihlal edildiğine dair vermiş olduğu kararlardan sonra, davaların yenilenmesine karar vermişler ve bunu fiilen uygulamışlardır. Buna daha çok örnek verebiliriz; Yunanistan, İsviçre, Danimarka ve İsveç de, aynı şekilde kararlar vermişlerdir.

Değerli milletvekilleri, verdiğimiz örneklerden de anlaşılacağı üzere, Avrupa Konseyine üye olan ve keza, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini imzalayan ülkemizin, Sözleşmede ve eki protokollerde yer alan taahhütlerini yerine getirmesi, elbette, kendisinden beklenmektedir. Biz, bunu, aynı zamanda, demokrasiyi kabul etmiş ve özümsemiş olan ülkemizin insanları açısından, onların lehine durum doğurması sebebiyle de yerine getirmemiz gerektiği kanaatindeyiz.

Değerli milletvekilleri, tasarı, komisyonumuza geldiğinde, iadei muhakeme sürecini başlatmak için, kararın, önce Yargıtay Birinci Başkanlığına gitmesi gerekiyordu, ardından Hukuk Genel Kuruluna ve ilgisine göre de Ceza Genel Kuruluna gönderilecek ve burada süreye bakılacak, şayet süre geçirilmemişse, doğrudan mahkemesine gönderilecekti. Biz, komisyonda, Yargıtay Başkanlığının ve Ceza Genel Kurulu ile Hukuk Genel Kurulunun bu konularla meşgul edilmemesini düşünerek, doğrudan ilgili mahkemesine gelmesini görüştük ve komisyonumuz da bu şekilde kabul etti.

Tasarıda, ayrıca, Dernekler Kanununda daha önce yapılan değişikliğe paralel olarak bir değişiklik yapılmış, 2908 sayılı Dernekler Kanununun "Bildiri Yayınlanması" başlıklı 44 üncü maddesi, yakın bir zamanda kısaltılmış ve bazı basitleştirmeler yapılmıştır. Buna bağlı olarak da, bu maddeye atıf yapan, ceza hükmü taşıyan 82 nci maddedeki hapis cezası yerine, 1 milyardan 3 milyar liraya kadar para cezası getirilmiştir.

İşte, huzurlarınızda bulunan tasarı, ana hatlarıyla bu şekilde düzenlenmiştir. Detaylarına fazla girmek istemiyorum. Cumhuriyet Halk Partili değerli meslektaşım da aynı şeyleri ifade ettiler. Tasarının olumlu bir tasarı olduğunu düşünüyor ve takdirlerinize sunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

20 konuşma daha · 22 Ocak 2003

20 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook