Diyanet İşleri Başkanlığının Ayasofya'da 24 Temmuz Cuma günü kılınacak namaz için Mecliste grubu bulunan partilere gönderdiği davetiyeyi HDP, DBP, TİP milletvekillerine göndermemiş olmasının Anayasa'ya aykırı olduğuna, polisin şiddet uygulamasının ve yetki aşımının kabul edilemeyeceğine, 2012 yılında Anayasa Mahkemesine 4 işkence başvurusu yapılmış iken 2019 yılında 4.181 başvuru yapıldığına, Tunceli ilindeki 17 dağ keçisi için sergilenen ortak tutumun Bingöl ilindeki çengel boynuzlu dağ keçilerini korumak için de sergilenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması
İstanbul Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 117. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Temmuz 2020 · 479 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hakkı Saruhan Oluç (Halkların Demokratik Partisi), 23 Temmuz 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Diyanet İşleri Başkanlığının Ayasofya'da 24 Temmuz Cuma günü kılınacak namaz için Mecliste grubu bulunan partilere gönderdiği davetiyeyi HDP, DBP, TİP milletvekillerine göndermemiş olmasının Anayasa'ya aykırı olduğuna, polisin şiddet uygulamasının ve yetki aşımının kabul edilemeyeceğine, 2012 yılında Anayasa Mahkemesine 4 işkence başvurusu yapılmış iken 2019 yılında 4.181 başvuru yapıldığına, Tunceli ilindeki 17 dağ keçisi için sergilenen ortak tutumun Bingöl ilindeki çengel boynuzlu dağ keçilerini korumak için de sergilenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması); konuşma 479 kelime.
Hakkı Saruhan Oluç (Halkların Demokratik Partisi, İstanbul). “Diyanet İşleri Başkanlığının Ayasofya'da 24 Temmuz Cuma günü kılınacak namaz için Mecliste grubu bulunan partilere gönderdiği davetiyeyi HDP, DBP, TİP milletvekillerine göndermemiş olmasının Anayasa'ya aykırı olduğuna, polisin şiddet uygulamasının ve yetki aşımının kabul edilemeyeceğine, 2012 yılında Anayasa Mahkemesine 4 işkence başvurusu yapılmış iken 2019 yılında 4.181 başvuru yapıldığına, Tunceli ilindeki 17 dağ keçisi için sergilenen ortak tutumun Bingöl ilindeki çengel boynuzlu dağ keçilerini korumak için de sergilenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 23 Temmuz 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-saruhan-oluc-27-2020-07-23-diyanet-isleri-baskanliginin-ayasofya-da-24-temmuz-cuma-gunu-kilinacak (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=90570
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, Diyanet İşleri Başkanlığı, Mecliste grubu bulunan partilere bir davetiye göndermiş. Davetiyenin içeriğiyle ilgili bir şey konuşmak istemiyorum çünkü o ayrı bir konu, ayrı bir tartışma. Ama Diyanet İşleri Başkanlığı, Halkların Demokratik Partisi, Demokratik Bölgeler Partisi ve Türkiye İşçi Partisi milletvekillerine bu davetiyeyi göndermemiş. Diyanet İşleri Başkanlığı açık bir siyasi ayrımcılık yapmış. Diyanet İşleri Başkanlığının bu ayrımcı tavrı Anayasa’ya aykırıdır. Anayasa madde 80 der ki: “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler.” Şimdi, buradaki esas budur. Bu esas belli ki Diyanet İşleri Başkanlığını bağlamıyor, Diyanet İşleri Başkanlığı ayrımcılık yapıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı teamülleri yok sayıyor, Anayasa’yı yok sayıyor; HDP’yi, DBP’yi ve TİP’i dışlayarak bir tutum alıyor. Bu tavır kin ve nefret tohumlarını ekmek ve boy vermesini sağlamaya yönelik siyasi bir tavırdır, Diyanet siyaset yapmaktadır; bunu asla kabul etmiyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı faize, ranta, lükse, israfa boğulmuş bir hâldedir. Ülkede ayrımcılığın derinleşmesini sağlayarak suçlarını örtmeye çalışmaktadır. Açıktır ki Diyanet İşleri Başkanlığı yasal sorumluluklarının yerine sarayın siyasi programına dinî meşruiyet kazandırmaya çalışan bir tutum içindedir. Dolayısıyla, Diyanet İşleri Başkanlığının bu tutumunu kınıyoruz, bunu kesinlikle kabullenmiyoruz, ayrımcılık yapmasını kesinlikle çok ağır bir şekilde, en sert biçimde eleştiriyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı bu tutumuyla toplumun sorunlarının çözüm adresi değil, toplumsal sorun üreten siyasi bir rant merkezi hâline gelmiştir. Bunu özellikle vurguluyoruz, utanmaları gerektiğini söylüyoruz, dini kullanarak ayrımcılık yapmalarını protesto ediyoruz. Önce bunu belirtmiş olayım.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; polis şiddeti gerçekten vahim bir durum almaya başladı, son haftalara baktığımızda önlenemez bir yükseliş görülüyor. Şimdi, geçenlerde, İstanbul Beyoğlu’nda seyyar arabada köfte satan Serdar Turgut isimli bir yurttaş bir grup polis ve bekçinin şiddetine uğruyor ve bu şiddet bir marketin güvenlik kameralarına yansıyor, bu güvenlik kameralarına yansıyan görüntüler de sosyal medyada yayınlanıyor. Baktığımızda, gerçekten vahşi bir durumla karşı karşıyayız. Bir polis kişiyi yere yatırmaya çalışırken bir başka polis tekmeyle defalarca yüzüne vuruyor, tekmeyi vuran polis daha sonra o kişinin saçından tutarak başını kaldırıp yumrukla yüzüne sertçe vurmaya başlıyor, -bunları anlatıyorum, gerçekten vahim görüntüler- ellerinde coplar bulunan onlarca polis, bu durumda etrafta bekliyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul)Ardından, kişi oradan uzaklaşmaya çalışıyor ama saldırı devam ediyor, yüzüne tekme atmaya devam ediyorlar. Oradaki parkta bulunan insanlar, polislere “Ne yapıyorsunuz.” diye tepki gösteriyor. Şimdi, birinci suç, bir yurttaşa, seyyar arabasında köfte satan bir yurttaşa polisin bu şekilde şiddet kullanması. Eğer o yurttaşın orada köfte satması uygun değilse belediye var, belediye zabıtası var, uygun bir şekilde uyarırlar, gereken adımlar atılır. Polisin şiddet uygulaması kabul edilebilir bir şey değil. İkinci suç ne? Parkta oturan yurttaşlar tepki gösteriyor, polisler ne diyor? “Buranın amiri de savcısı da hâkimi de benim, her şey benden sorulur.” Yetki aşımı, açıkça yetki aşımı. Yani bu polis, Türkiye’deki polis Amerika’da George Floyd’u nefessiz bırakan o ırkçı polisin yaptıklarına çok özenmiş, onları burada uygulayabilir miyiz diye uğraşıyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
121 konuşma daha · 23 Temmuz 2020