3030 sayılı büyükşehir belediyelerinin yönetimi hk.khk'nin değiştirilerek kabulü hak.kan.tekl.( s.sayısı :303 )
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 27. Birleşim · 2. yasama yılı · 11 Aralık 2003 · 839 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hakkı Ülkü (CHP), 11 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 3030 SAYILI BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİNİN YÖNETİMİ HK.KHK'NİN DEĞİŞTİRİLEREK KABULÜ HAK.KAN.TEKL.( S.SAYISI :303 )); konuşma 839 kelime.
Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “3030 sayılı büyükşehir belediyelerinin yönetimi hk.khk'nin değiştirilerek kabulü hak.kan.tekl.( s.sayısı :303 )”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 11 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2003-12-11-3030-sayili-buyuksehir-belediyelerinin-yonetimi-hk-khk-nin-degistirile (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 303 sıra sayılı 3030 Sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bazı Geçici Maddelerin İlavesine Ait Kanun Teklifinin 2 nci maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, 16 büyükşehrin dışında, 1580 sayılı Yasaya tabi diğer şekilde yönetilen belediyelerin olduğunu ve 16 büyükşehir belediyesinin sınırlarının içerisinde bulunan 88 ilçeyi ilgilendiren kanun teklifinin, alışılmışın dışında, Başbakan imzası veya Bakanlar Kurulu kararıyla değil de, İstanbul Milletvekili bir arkadaşımızın imzasıyla geldiğini; benden önce konuşan arkadaşlarımızın da belirttiği gibi, iktidarda son zamanlarda giderek artan bir şiddette bazı sağlıksız emareler görülmeye başlandığını söylemek, tekrarlamak zorundayım. Bu ne demektir; birincisi, acele yasa çıkarmaktır; bu yasa teklifi de bunların son örneği. İkincisini biraz sonra söyleyeyim.
Basına söylediğiniz gibi, bizim, kesinlikle yerel seçim endişesi taşımadığımızı bilmenizi istiyoruz. Önümüze getirilen konular acele getirilen kanun tekliflerinden kaynaklanmakta; çünkü, Cumhuriyet Halk Partisinin incelemesinden korkmaktasınız; dolayısıyla, yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisinden korkmaktasınız.
Şimdi, bu kanun teklifi, ilk bakışta, büyükşehir belediyelerinin yönetimini ve sınırlarını değiştirmeye yönelik gibi görülmesine karşın, kent bütünlüğü iddiası taşımasına karşın, çağdaş kent oluşturma amacı iddiasına karşın, ne yazık ki, hiçbir bilimsel temele dayandırılmadan, 16 büyükşehir belediyesinin yalnızca 4'ünün katıldığı bir komisyon toplantısıyla olgunlaştırıldı ve Genel Kurula getirildi.
Bu kanun teklifi, Seçim Kanunu açısından, 67 nci maddenin son hükmü "seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde yapılacak seçimlerde uygulanamaz" ibaresi gözardı edilerek hazırlanmıştır. Bu kanun teklifiyle hem seçim çevreleri hem seçmen sayısı değişecektir. Öyleyse, Anayasanın 67 nci maddesinin son hükmüne aykırılık taşıyacaktır. Bu yanlışa düşülmektedir. Böylesi bir anlayış, ülkemizde yerel yönetimlerin bugüne kadar kurumlaşmış yapısını zedeleyecektir. Niçin böyle bir yanlışa düşülüyor anlamak mümkün değildir. Eğer, orada bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür, gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür; oylar da bizim oyumuzdur amacı taşıyorsa, o da, Avrupa Konseyinin, Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresinde, 1997'de, Türkiye için almış olduğu tavsiye kararında "köyler işlevsizdir, bizim istediğimiz modelde boşluk oluşturmaktadır; onların da küresel piyasa düzeni içerisinde yer alması lazımdır" mantığıyla doğru bir paralellik taşımaktadır; onu yerine getiriyoruz diyorsanız; o, büyük ölçüde doğrudur, haklısınız da.
Bu kanun teklifinde, daha, mücavir alan sınırının ne anlama geldiği bile tariflenemiyor. İlçelerin mücavir alan sınırı olur mu hiç?! Köyler, bir gecede ansızın mahalle olabilir mi hiç?! Bu kanun teklifinin, hangi ölçütler, hangi bilimsel esaslar ele alınarak hazırlandığını merak ediyoruz. Ben, belediye başkanlığı yaptım, ben de merak ediyorum.
Pergelle sınır belirlenir mi hiç?! Örnek verelim. Diyelim ki, İzmir Valilik Binasına pergeli koydunuz, şöyle bir daire çizdiniz ve o pergelle, 50 kilometrelik belli sınırları saptadınız; Foça, bu sınırların dışında kaldı, Aliağa dışarıda kaldı, Menemen içeride kaldı; Menderes, Urla, Seferihisar içeride kaldı, Kemalpaşa ve beldeleri de içeride kaldı.
Şimdi, uygulanan büyükşehir belediyeleriyle ilgili yasaya göre, İzmir civarına, Urla'ya gelen bir gemi ya da limana yanaşan bir gemi, sintine atıklarını dilediği gibi boşaltıp, denizi kirletebilir; ama, o gemi, orada, kendisine ceza yazılacağını bildiğinden dolayı, oraya boşaltmak yerine, Foça Belediyesinin yanı başına gidip, Foça sınırları içerisinde, denize, sintine atıklarını rahatlıkla boşaltabilir ve buna, sahil güvenlikten başka -o da, ihbar olursa- hiç kimse bir şey yapamaz.
Aliağa'nın da bir sanayi kenti olduğu düşünülürse, Aliağa'dan yaratılacak olan kirlilik de Foça'yı kirleteceğinden dolayı, dünya mirası olarak korumaya çalıştığımız ve sayıları çok az olan fok balıklarının tümüyle yok olmasını da beraberinde getirecektir bu teklif.
Şimdi, kamu yönetimi temel kanun tasarısı tartışılırken, bu tasarının altını dolduracak olan yasa sayısının, sizin ifadenizle 8-10 civarında olduğu söylenirken, bunlardan birisinin de 3030 sayılı Yasa olduğu bilinmesine rağmen, sadece 16 belediyeyi ilgilendiren, yirmi yirmibeş yıldır tartışılan 1580 sayılı Yasayı bir kenara bırakarak böylesine bir yasayı çıkarmak, iktidarın samimî olmadığını göstermektedir diye düşünüyoruz.
Düşünebiliyor musunuz, fikstür çekilmiş, maçın tarihi belli, takımlar sahada, hakem başlama düdüğünü çalmış, maç başlıyor; 5 inci dakikada hakem bir düdük çalıyor "durun, bu sahanın nizamî durumu 70'e 105, şimdi ben bunu 100'e 150 yapacağım, oyuncuların sayısını da çoğaltacağım" diyor. Böyle bir mantık olur mu, böyle bir futbol kuralı olur mu?! Böyle bir futbol kuralının, kabul edilebilirliği olur mu dünyada?!
Bu da, buna benzer bir kanun teklifidir. Seçmen kütüklerinin askıya çıkarıldığı bir sırada, tartışılmadığı için, bilimsellikten uzak sınır saptamaları yapıldığı için -pergel yasası dedi bir arkadaşımız, çok katıldım- pergel yasası olduğu için, teknik çerçevede değerlendirmesi yapılmadığı için, sadece belli büyükşehir belediyelerini kapsadığı için, mücavir alanları bile tarifleyemediği için, kamu yönetimi temel kanun tasarısından önce geldiği için, harcında demokratik kitle örgütlerinin emeği olmadığı için, bu düzenleme, büyükşehirlerde yaşanan kentleşme, şehircilik ve planlama problemlerinin çözümüne katkısının olup olmayacağını anlatamamaktadır bizlere.
Ülke nüfusunun yarısına yakınının yaşadığı bu şehirlerimizin yapısında değişiklik yapılırken siyasî acelecilik yapılırsa, demin saymaya çalıştığım o teknik yönler yeterince ele alınmazsa, Türkiye, tıpkı bundan önceki dönemlerde olduğu gibi, kentleşme açısından önemli bir fırsatı daha kaçırmış olacaktır.
Ayrıca, AKP'li arkadaşlarımız "böylesine güzel bir yasanın çıkmasını engellemek için çırpınırken, seçmenlerinize ne diyeceksiniz" diyorlar. Biz, seçmenlerimize ne diyeceğimizi biliyoruz; seçmenlerimize "ormanları satamadılar, şimdi hazine arazilerine çok katlı yapılar vaat ederek, rant ekonomisiyle kendi yandaşlarına çıkar sağlayarak belediyeleri almak istiyorlar, sınırları da o nedenle genişletmek istiyorlar, pergeli de onun için kullanmak istiyorlar" diyeceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 11 Aralık 2003