Tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri kan.değ.yap.dair kan.kan.tas.(ss.835)
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 80. Birleşim · 3. yasama yılı · 6 Nisan 2005 · 461 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hakkı Ülkü (CHP), 6 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ VE BİRLİKLERİ KAN.DEĞ.YAP.DAİR KAN.KAN.TAS.(SS.835)); konuşma 461 kelime.
Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “Tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri kan.değ.yap.dair kan.kan.tas.(ss.835)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 6 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2005-04-06-tarim-kredi-kooperatifleri-ve-birlikleri-kan-deg-yap-dair-kan-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
HAKKI ÜLKÜ (İzmir)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Tarım Kredi Kooperatifleri Birlikleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu raporu sonucu önümüze gelen 6 ncı maddeyle ilgili söz almış bulunuyorum; şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 6 ncı maddenin düzenlenmesinde öyle şeyler seziliyor ki, insanın kuşku duymaması mümkün değil. Ziraat Bankasından karşılanması yerine diye başlayıp "yurtiçi ve yurtdışı diğer banka, finans, ve kredi kuruluşlarından karşılanabilir" demek, küresel finans merkezlerine tarımın da dahil edilmesi demektir ya da onlara teslim edilmesi demek anlamını taşımaktadır; tıpkı yerel yönetimlerde olduğu gibi. Orada da, İller Bankasının devreden çıkarılıp dış kredilerle belediyelerin çeşitli yerlerden para almasının sonucunda, şimdi onların o borçlanmasını Hazine karşılamakta. Bu da, gelecek günlerde tarımın da başına böyle bir felaketin geleceğini gösteren bir örnektir diye nitelenebilir.
Sistem de şöyle işleyecek: Önce zengin ülkeler ihracata dayalı bir kalkınma modeli oluşturacak, ki, öyle, onu diyorlar. İhraç edilen malların üretimi için başlangıçta kredi verecekler, ki, öyle; onun için "Ziraat Bankasından başka uluslararası finans kuruluşlarına başvurulabilir" deniliyor. Sonra, devlet destekleme alımları ve sübvansiyon da kaldırılacak, ki, yapılmakta. Alınan vergiler, alınan krediler üretime yönelik olarak kullanılmayacak, çeşitli alanlarda, başka alanlarda, güya sanayide kullanılmaya çalışılacak ve dolayısıyla, tarımda kullanılmayan o krediler nedeniyle, ne tarım üretimi artacak ne de sanayi üretimi. Bu defa nüfus kendini besleyemez duruma gelecek. Evvelce -biliyorsunuz- kendi kendine yeten 7 ülkeden birisiydik; şimdi, o hünerimiz elimizden gitmiş bulunmaktadır.
Sonra, dışarıdan tarım ürünleri ve araçlar alınmaya başlanacak. Nedir onlar; ikinci el biçerdöverler, dünyanın gelişmiş ülkelerinde işe yaramayan traktörler, tohumlar, hatta, genleri değiştirilmiş olan tohumlar ve giderek, kontrolsüz tahıl ürünleri yurda girmeye başlayacak.
Eh, bundan sonra da, artık, devlet, hem kalitesiz ürün ve araç almış olacak hem de onların altında borçlanacak olan çiftçi, yenisini alamayacağından dolayı, kat be kat borçlanıp, elindeki araziyi satmak durumunda kalacak. Tıpkı 1986 yılında, bize, gerek Almanya'dan gerekse İsviçre'den gelen ve hiçbir işe yaramayan, çok enerji tüketen tekstil makinelerinin sokulduğu gibi. Artık, borçlar öyle bir noktaya gelecek ki, borç taksiti ödemek için borç arar hale geleceğiz. Şimdiki durum ve yaşanılan durum da zaten bu.
Sonuç olarak, başta da söylediğim gibi, Türkiye, artık, kendi kendini besleyen bir ülke değildir. Artık, bağımsız tarım politikası üretilememektedir. Ne derlerse, onu yapmaktayız. Tarım kesimi ve üreticileri kendi kaderlerine terk edilmişlerdir. Daha da vahimi, köyden kente göçün nedenlerinden birisi de bu olmuştur. Bu da, vasıfsız bir nüfus olma nedeniyle, kentlerde işsizliği büyütmeye başlamıştır, çarpık kentleşmeyi beraberinde getirmeye başlamıştır ve giderek, potansiyel suç örgütleri oluşmaya başlamıştır. İşte, tinercilik, gasp, kapkaç bunun en somut örnekleridir.
Bu olumsuzlukların getirdiği acı sonuçlar, açlık ve yoksulluk sınırında yaşayan kişileri ve yaşayan nüfusu işsiz ve mutsuz bırakmaktadır. Sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasî birçok olumsuzluklar, ülkemizin önemli bir baş sorunu olmaya başlamıştır şimdilerde.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
32 konuşma daha · 6 Nisan 2005