İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS’TE BUGÜN
KOMİSYON · SALI

Ham Tutanak Metni

Halide Türkoğlu

Diyarbakır Milletvekili · DEM Parti

Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 3 Kasım 2026 · 1.113 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Halide Türkoğlu (DEM Parti), 3 Kasım 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Ham Tutanak Metni); konuşma 1.113 kelime.

Halide Türkoğlu (DEM Parti, Diyarbakır). “Ham Tutanak Metni”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 3 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halide-turkoglu-2026-11-03-ham-tutanak-1 (erişim: 3 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Tutanaklar/TutanakGoster/5483

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HALİDE TÜRKOĞLU (Diyarbakır)Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; ben konuşmama 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası'nda bulunan Ravive kozmetik iş yerinde yanarak hayatını kaybeden Cansu Esatoğlu, Nisanur Taşdemir, Tuğba Taşdemir, Esma Gikan, Şengül Yılmaz, Hanım Gülek ve Tuncay Yıldız'ı anarak başlamak istiyorum. Bunun bir tesadüf olup olmadığını bilmiyorum ancak böylesi bir davanın işçilerin yaşam hakkını korumakla yükümlü olan bir bakanlığın bütçesinin görüşüldüğü güne denk gelmesi tesadüfün ötesinde bakanlığın sorumluluklarını ve denetim politikalarını bu salonda sorgulamamız için güçlü bir hatırlatmadır. Çünkü bugün, burada konuştuğumuz Bakanlığınızın bütçesinin karşısında alınmayan önlemler, yapılmayan denetimler ve geri getirilemeyecek hayatlar var. İşte, bu yüzden ben hangi bakanlığın bütçesini konuştuğumuzu bir iki cümleyle açıklamak istiyorum: Bu ölümlerdeki sorumluluğunuzu sorgulamamız gereken işçilerin, kadınların yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getirmeyen bir bakanlığın bütçesini konuşuyoruz. Bu bakanlığın bütçesine itirazımızı tam da buradan yükseltiyoruz. Dilovası'ndaki iş cinayetinde yaşamını yitiren kadınlara ve çocuklara karşı boynumuzun borcudur bu bakanlığın sömürü rejimine dönüşen emek rejimini reddetmek. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı iş bölümü elbette ki sadece bu bakanlığın bütçesiyle anlatacağımız bir şey değil. Ancak kadınların çalışma yaşamında maruz kaldığı eşitsizliğin somut politikalarını hayata geçiren bugün bütçesini konuştuğumuz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığıdır. Bizler, yıllardır "Kadınların ekonomik özgürlüklerinin önündeki en büyük engellerin başında nitelikli ve kalıcı iş imkânlarının yaratılmaması geliyor." dedik. Siz kısa vadeli girişimcilik ve- tırnak içerisinde- beceri programları dışında kadınlar için ne yaptınız? Ev işçisi kadınların güvenceli koşullarda çalışabilmesi için ne yaptınız? Bakın "ev emekçisi" kavramı size yabancı gelebilir ama bu emeği veren kadınları sizler çok iyi biliyorsunuz. Evlerinize, konfor alanlarınıza gelen temizlik işçisi kadınlardır, bebek ve yaşlı bakım hizmeti veren kadınlardır, gittikleri evlerde her türlü taciz, sömürü ve şiddetle her an karşı karşıya kalan kadınlardır. İş sağlığı ve güvenliği olmadığı için yaşamı her an risk altında olan kadınlar için ne yaptınız Sayın Bakan? Ben size ne yapmadığınızı özellikle hatırlatmak isterim: Hayatta kalabilmek için kayıt dışı işlerde çalışan kadınları bir kez daha Bakanlığınızın bütçesinde görmezden geldiniz. Ev işçilerini İş Kanunu'nda, Borçlar Kanunu'nda ve bütçede görünür kılmadınız, sendikal örgütlenme haklarını engellediniz, çalıştıkları evlerde, iş yerlerinde yaşadıkları taciz ve hak ihlallerine karşı başvurabilecekleri tek bir mekanizma oluşturmadınız Sayın Bakan. Bakın, kadınların yoğunlukla çalıştığı iş kollarındaki sendikasızlığın verileri bizzat Bakanlığınızın sunduğu verilerden hareketle kamuoyuna sunuldu. Dokuma, hazır giyim ve deri iş kolunda işçi sayısı ocak ayında 39 bin 614 artarak 1 milyon 52 bin 756'ya yükseldi. Buna rağmen sendikalı işçi sayısı 4.862 azalmış ve sendikalaşma oranı yüzde 7,41'e gerilemiştir, bu iş kolunda çalışan kadınların ise yalnızca yüzde 5,91'i sendikalı. İletişim iş kolunda işçi sayısı 204.416'dan 209.179'a yükselirken kadınların sendikalaşma oranı da yüzde 5,54'te kalmıştır yani bu iş kolunda yalnızca 20 kadından biri sendikalı olarak çalışıyor. Çalışan her 10 kadından yalnızca 1'i sendikalı Sayın Bakan. Kadınların emeğinden yararlanıp onların örgütlü gücünden korkan bu çalışma düzenini besleyen bütçenizi asla kabul etmiyoruz. Altı yüz elli altı gündür Digel Tekstil işçileri kadın öncülüğünde grevdeler, talepler ne? Sendikal hak, işe iade, insanca ücret, mobing ve baskıların son bulması, kreş hakkı. Bakın, yine bir veriyi sizlerle paylaşmak istiyorum: Yıllık değişime göre sigortalı çalışan sayısının en hızla azaldığı iller yüzde 17,2'yle Malatya, yüzde 15,5'le Adıyaman ve yüzde 11,4'le Hatay oldu, deprem bölgesindeki bu 3 il kayıtlı istihdam kaybının en yüksek yaşandığı iller arasında yer aldı. Yakın zamanda Adıyaman'da tütün işçisi kadınlarla bir araya geldik, kadınlar bize tütün üretiminin her aşamasında verdikleri emeği, artan mazot, gübre, su ve elektrik maliyetleri karşısında nasıl ayakta kalmaya çalıştıklarını anlattılar. Ürettikleri tütünün çoğu zaman ellerinde kaldığını, bu işi severek ya da isteyerek değil başka bir geçim kaynakları olmadığı için yapmak zorunda kaldıklarını söylediler. Kadınların çalışma yaşamlarına katılmak için sunduğunuz projelere dair bir kadının sözünü özellikle burada iletmek istiyorum: "Tütün dışında bir iş yapmak istedik, başvurularımızın çoğu cevapsız kalırken bir tanesine olumlu cevap verildi, o da arıcılık ancak bize gönderdikleri arılar bir yıl bile yaşayamadı. İşte bizlere sundukları iş imkânı bu kadar." Sizin bütçenizde görmediğimiz tam da bu kadınların emeğidir. Ben şu soruları da sormadan geçemeyeceğim: Tarımda çalışan kadınların sosyal güvenceye erişimi, emeklilik hakkı güvenceli istihdamı bütçenizin neresinde? Depremle birlikte geçim kaynaklarını kaybeden kadınlar için hangi istihdam politikalarını geliştirdiniz? Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görevi istihdam verilerini açıklamakla sınırlı değildir, bu kayıpların nedenlerini ortadan kaldırmak, kadınların güvenceli işlere erişimini sağlamak ve emeğinin karşılığını alabileceği bir çalışma yaşamı kurmak da sizin sorumluluğunuzdadır. Bundan çok değil on iki gün önce Ankara Polatlı'da pancar hasatı sırasında pancar sökme makinesine sıkışarak yaşamını yitiren tarım emekçisi Türkan Keskin'in ölümü sizin iş sağlığı ve güvenliği programınızın bu alanda çalışan kadınlara değmediğinin göstergesidir. Bir diğer can yakıcı sorun da göçmen kadınların yaşadığı hak kaybıdır. Çalışma izni olmaksızın çalışmanın sınır dışı edilme gerekçesi sayılması nedeniyle göçmen kadınların yaşadığı hak ihlalinden haberdar olmamanız mümkün değil. Elbette, göç politikalarının bütünü bu bakanlığın doğrudan sorumluluk alanında olmayabilir ancak göçmen kadınların çalışma hakkına erişmesini sağlamak, kayıt dışı ve güvencesiz çalıştırılmalarını önlemek, insana yakışır çalışma koşullarını oluşturmak ve emeklerinin sömürülmesine karşı gerekli denetimleri yapmak sizin sorumluluğundadır. Bugün, göçmen kadınlar sınır dışı edilme tehdidi nedeniyle Sayfa: 11 uğradıkları hak ihlallerine ses çıkaramıyor, düşük ücretlere, uzun çalışma saatlerine şiddete ve ağır sömürü koşullarına mahkûm ediliyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak sizin göreviniz bu kadınların göçmenlik statülerini bir güvencesizlik aracına dönüştürmek, çalışma düzenine seyirci kalmak değildir, bu bütçede onların da hakkı, emeği ve yaşam güvencesi olmak zorundadır, bu, sizin Nadira Kadirova'ya borcunuzdur. Ben özellikle söylüyorum, kapalı kapılar arkasında erkek egemen bir akılla gençler başta olmak üzere, halkın ihtiyaçlarını görmezden gelen, sermaye ve siyasi ilişkilerin gölgesinde emek sömürüsünü derinleştiren, geleceksizliği alın terinde boğarak hazırlanan hiçbir bütçe barış ve demokratik toplum sürecine katkı sunmaz. Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığının bütçesi de bir kez daha bu erkek egemen, insan onurunu ve hakkını yok sayan kodlarla hazırlanmıştır. Sayın Bakan, şu soruların cevabını kadınlar adına almak istiyorum: Uluslararası Çalışma Örgütünün 189 sayılı Ev İşçileri Sözleşmesi ile 190 sayılı Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacizin Önlenmesi Sözleşmesi neden onaylanmıyor? Siz, kadınların can güvenliğini, iş sağlığı ve güvenliğini önlemek istemiyor musunuz? Yine, çoğunlukla İŞKUR üzerinden, projeler üzerinden gerçekleştirilen işe alımlarda yaş sınırlamasının uygulanmasını nasıl açıklıyorsunuz? Bu sınıra dâhil olmayan kadınlar ne yapsın, yaşamlarını nasıl idame ettirsin? Kadınların bu Bakanlığın bütçesinden talepleri nettir: Ev işçiliği İş Kanunu kapsamına alınmalıdır. Ev işçileri sigortalı olarak görülmeli, sigorta ve sağlık güvencesi giderleri genel bütçeden karşılanmalıdır. Sendikal örgütlenmenin önündeki yasal engeller kaldırılmalıdır. Belli bir yaştan sonra kadınların iş bulmasını engelleyen yaş sınırlaması uygulamaları ortadan kaldırılmalıdır. Ev içi ücretsiz emek tanınmalıdır ve sosyal güvenceyle ilişkilendirilmelidir. İş arama kurumunun programları ve kayıt dışı çalışma denetlenmelidir. Kamuda kadrolu ve süresiz istihdamın yerine konulan geçici program işçiliğine ve ücretli sözleşmeli alımlara son verilmelidir. Kadın ve erkek için hak kaybı yaratmayan, devredilemez ebeveyn izinleri -babalık izni dâhil- açıkça tanımlanmalıdır. İş sağlığı ve güvenliği alanında kadınlar ayrıca ele alınmalıdır. İş cinayetleri davalarında cezasızlık politikalarına son verilmelidir. Bakanlığınızın bütçesinde tüm bu sıraladıklarım olmadığı için bu bütçeyi kadınlar adına, işçiler ve emekçiler adına reddediyoruz.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI TOPLANTIDA

Aynı gün bu komisyonda konuşanlar

9 konuşma daha · 3 Kasım 2026

Tümü →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook