İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 35. BİRLEŞİM · PAZAR

2006 merkezi bütçe kan.tas.(diyanet işleri, sosyal hizmetler, özürlüler idaresi, aile ve sosyal araştırmalar, kadının statüsü ) vıı tur

Halil Akyüz

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 35. Birleşim · 4. yasama yılı · 18 Aralık 2005 · 843 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Halil Akyüz (CHP), 18 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(DİYANET İŞLERİ, SOSYAL HİZMETLER, ÖZÜRLÜLER İDARESİ, AİLE VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR, KADININ STATÜSÜ ) VII TUR); konuşma 843 kelime.

Halil Akyüz (CHP, İstanbul). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(diyanet işleri, sosyal hizmetler, özürlüler idaresi, aile ve sosyal araştırmalar, kadının statüsü ) vıı tur”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-akyuz-22-2005-12-18-2006-merkezi-butce-kan-tas-diyanet-isleri-sosyal-hizmetler-ozurlule (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HALİL AKYÜZ (İstanbul)Sayın Başkan, siz onu 10 dakika yaparsınız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığının 2006 yılı bütçesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Anayasamızın 136 ncı maddesi, Diyanet İşleri Başkanlığını şöyle tanımlamaktadır: "Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanunda gösterilen görevleri yerine getirir."

Diyanet İşleri Başkanlığı, toplumumuzu din konusunda aydınlatma, dinî konularda eğitme, inanç ve inanç ayrılıklarının istismarını önleme gibi, laiklik ilkesi çerçevesinde çok önemli görevleri olan bir kurumdur. Ayrıca, kurum, görevlerini yerine getirirken, bütün siyasî görüş ve düşüncelerin dışında kalıp, eşitlik ve adalet anlayışı içerisinde, toplumca dayanışma ve bütünleşmeyi sağlamaktadır.

Değerli milletvekilleri, Diyanet İşleri Başkanlığının kadrosu yaklaşık olarak 65-70 bin kişiden oluşmaktadır. Bu kadronun yeterli olmadığı iddia edilmektedir, bu, bence de doğrudur. 15-20 bin kadroya Diyanet İşleri Başkanlığının ihtiyacı vardır. Öyle anlaşılıyor ki, hükümet, bu konularda, eksik kadroyla çalışan ne Millî Eğitim Bakanlığında ne Sağlık Bakanlığında ne Diyanet İşleri Başkanlığında kadroları tamamlayacak duruma gelememiştir, bu ekonomik gücü sağlayamamıştır. Geçen bütçede, 2005 yılı Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinde bunları bir miktar konuşmuştuk; şimdi, o konuştuklarımızdan bu yana neler düzeldi neler düzelmedi, bunları, birlikte bir kez daha görelim.

Değerli milletvekilleri, Diyanet İşleri kadrosu, diğer kurumlar içinde, memurlar, sendikalar, en mütevazı, en hakkına razı, en sessiz kadrolardır. Bunun geleneklerimizle çok yakın ilgisi vardır, dinsel geleneklerimizle ilgisi vardır. Bu insanlar görevlerini yaparlar mütevazı bir şekilde, hak ettiklerini bile devletten talep etmezler; ama, buna bakarak iktidarın aldanmaması gerekiyor. Elbette, bütün kurumlar, bütün kurumlarda çalışanlar nasıl haklarını talep ediyorlarsa, artık, bundan böyle, Diyanet İşleri kadroları da, sendikal hakları dahil olmak üzere, ekonomik, sendikal haklarını talep edeceklerdir. Hükümetler, artık, bunlara hazırlıklı olmalıdır. Ne ekonomik bakımdan, ne özgürlük, sendikal bakımdan hak verilmeyen bu kadroların, bundan böyle, sessiz sedasız, hakkına razı bir biçimde duracaklarını zannetmiyorum. O bakımdan, hükümetlerin hazırlıklı olması lazım.

Bu kadroların yetersizliğinden söz ettik; ama, arkadaşlar, bu kadrolardan bir miktarını da, başka kurumlara, Diyanet İşleri Başkanlığının onayıyla aktarıyorlar. Yaklaşık 1 500 kişi, 2002'den 2005'e kadar, Diyanet İşleri Başkanlığı kadrolarından alınmış, başka kadrolara verilmiş, başka kurumlara verilmiş. Daha çok da, zannediyorum, Millî Eğitime verilmiş.

Ne yapıyoruz; niye Diyanet İşlerinden alıp da Millî Eğitime veriyoruz? Millî Eğitimde özel bir kadrolaşmayı mı amaçlıyoruz? Bir ihtiyaç var bir kurumda; ama, o kurumun ihtiyacını tamamlayacağımıza, o kurumdan bizim başka yerde ihtiyacımız olan kadroları alarak, o kurumu zaafa uğratıyoruz. Bu bir kadrolaşma anlayışını yansıtıyor ve bu doğru değildir arkadaşlar.

Şimdi, geçen bütçe konuşmasında, Diyanet İşleri Başkanlığının bütçe görüşmelerinde, Diyanet İşlerinin örgütlenme yasası, teşkilatlanma yasası, teşkilat yasası yoktur, bundan, hem AKP Grubu adına konuşan değerli dostum, değerli bilim adamı Said Yazıcıoğlu yakındı hem Bakan yakındı.

Sayın Yazıcıoğlu, en kısa zamanda bu yasanın önümüze geleceğini, Meclise geleceğini ümit ettiğini söyledi; yani, Grup adına konuşarak, böyle bir taahhütte bulundu.

Bakan ise, hükümet adına, çok iyi bir hazırlık yapıldığını, hazırlıkların hemen hemen bittiğini, bu yasanın önümüzdeki süreçte Parlamentoya getirileceğini söyledi.

Grup adına Sayın Yazıcıoğlu bu taahhütte bulundu; yani, Grubunuz bu taahhütte bulundu, hükümet adına Sayın Bakan bu taahhütte bulundu; ama, bir yıl geçti, yasa gelmedi.

MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu)Geliyor.

HALİL AKYÜZ (Devamla)Geliyor mu gelmiyor mu bilmiyorum; ama, öyle anlaşılıyor ki, siz bu yasayı getirmeyeceksiniz; daha doğrusu, getiremeyeceksiniz; çünkü, bu yasa geldiği zaman, benim geçen yılki bütçede yakındığım, şikâyet ettiğim konuların bu yasayla ortadan kalkması gerek; bu da sizin işinize gelmiyor; yani, hükümet, en azından Bakan, Sayın Bakan, cemevlerinin ibadethane olduğunu kabul etmiyor; sadece camiler ve medreseler ibadethane olabilir diyor, ibadethaneler kapalı alanlardır diyor.

ÖNER ERGENÇ (Siirt)Medrese de ibadethane değildir.

HALİL AKYÜZ (Devamla)Yani, öyle, Bakanın açıklamalarından aldığımız bilgileri söylüyoruz.

ÖNER ERGENÇ (Siirt)Bakan öyle demez.

HALİL AKYÜZ (Devamla)Şimdi, eğer, siz, bir asır geriye giderseniz, hilafet döneminde, Türkiye'nin, laik bir devlet, laik bir cumhuriyet, aynı zamanda Müslüman bir devlet olacağını kimse kabul etmezdi o zaman. Yani, Mustafa Kemal, Müslüman bir ülkeden laik ve demokrat bir cumhuriyet yarattı da, siz, cemevlerini ibadethane olarak niye kabul etmiyorsunuz? Ne gereği var?

ASIM AYKAN (Trabzon)Müslümanlık kabul etmiyor.

HALİL AKYÜZ (Devamla)Yok öyle bir şey.

ASIM AYKAN (Trabzon)Müslümanlık kabul etmiyor, Müslümanlık…

HALİL AKYÜZ (Devamla)Öyle bir şey yok.

ASIM AYKAN (Trabzon)Var, var…

HALİL AKYÜZ (Devamla)Şimdi, milyonlarca insan size diyor ki, bizim ibadet yöntemimiz budur; siz, onu, isterseniz, ibadet kabul etmeyin; ama, ben ibadetimi böyle yapıyorum diyor. Milyonlarca insan bunu söylüyor, siz bunu kabul etmiyorsunuz; niye etmiyorsunuz?

Şimdi, cemevlerinde ibadet eden insanlarımız devlete vergi ödemiyorlar mı arkadaşlar?!

AHMET YENİ (Samsun)Siz kabul ediyor musunuz?

HALİL AKYÜZ (Devamla)Devlete vergi ödemiyorlar mı?

AHMET YENİ (Samsun)Sayın Akyüz, siz kabul ediyor musunuz?

HALİL AKYÜZ (Devamla)Biz geldiğimiz zaman o düzenlemeyi yapacağız.

AHMET YENİ (Samsun)Sizin kendi şahsınız kabul ediyor mu?

HALİL AKYÜZ (Devamla)Zaten, arkadaşlar, sizinle müzakere ettiğimiz son bütçedir bu.

AHMET YENİ (Samsun)Şahsınız kabul ediyor mu?

HALİL AKYÜZ (Devamla)Bu, sizin son bütçenizdir; dolayısıyla, nasıl kabul ettiğimizi, nasıl düzenleme yapacağımızı gelecek sene bu zamanlarda birlikte görüşürüz. Eğer hâlâ buradaysanız, hâlâ buradaysanız, görüşürüz.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

24 konuşma daha · 18 Aralık 2005

24 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook