Kabahatlar kanunu tasarısı ve adalet komisyonu raporu hk. (s.s.840)
Afyonkarahisar Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 76. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Mart 2005 · 906 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Halil Ünlütepe (CHP), 29 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KABAHATLAR KANUNU TASARISI VE ADALET KOMİSYONU RAPORU HK. (S.S.840)); konuşma 906 kelime.
Halil Ünlütepe (CHP, Afyonkarahisar). “Kabahatlar kanunu tasarısı ve adalet komisyonu raporu hk. (s.s.840)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-unlutepe-22-2005-03-29-kabahatlar-kanunu-tasarisi-ve-adalet-komisyonu-raporu-hk-s-s-840 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)Sayın Başkan, Yüce Parlamentonun değerli üyeleri; 840 sıra sayılı Kabahatler Kanunu Tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Avrupa Birliği giriş sürecinde, Yüce Parlamentomuzca, öncelikle, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu çıkarılmış ve bu kanunlar 1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bugün üzerinde düşüncelerimi açıklamaya çalışacağım Kabahatler Kanunu da, eğer yetiştirilebilirse, 1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girecektir.
Yeni Ceza Yasamızda, suçlar arasındaki cürüm ve kabahat ayrımı kaldırılmıştır. Bazı kabahatler suç olarak ceza yasamızda yer almıştır; örneğin, dilencilik, 229 uncu maddede yer almıştır. Burada, örneğin, çocukları dilencilikte araç olarak kullanma eylemi suç olarak yorumlanmış veya kumar oynanması için yer temin etme; bu, Ceza Yasamızda suç olarak yorumlanmıştır. Bunun yanında, idarî yaptırımları gerektiren fiillerle ilgili olarak genel bir düzenleme yapılması gereği de ortaya çıkmıştır. İşte, bunlar da Kabahatler Yasasının içinde düzenlenmektedir. Suçlar arasındaki cürüm ve kabahat ayrımı terk edildiği için, kabahatlerle ilgili ayrı bir düzenleme yapma zorunluluğu doğmuştur.
Kabahatlerle ilgili bu kanun tasarısı, Başbakanlıkça, Türkiye Büyük Millet Meclisine 10 Mart 2005 günü gönderilmiştir.
Yasa tasarısı komisyonumuzda ivedilikle görüşülmüştür. Bir altkomisyon oluşturulmuş, altkomisyon, 17 ve 19 Mart günleri toplanmış, raporunu hazırlayarak komisyona sunmuştur. 22 Mart günü de bu yasa tasarısı komisyonda görüşülmüş ve bugün Meclise gönderilen madde metinleri Genel Kurulun bilgisine sunulmuştur.
Burada, şunu belirtmeye çalışıyorum: Hızlı, aceleci bir yaklaşımla yasaları Meclisin gündemine getiriyoruz. Yasalar uygulanmak amacıyla çıkarılır. Bugün, bu yasa teklifinden sonra görüşülecek olan Ceza Kanunundaki bazı değişiklikler var. Demek ki, 1 Nisan 2005 tarihinde Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girmesine rağmen, bazı maddelerinde, yasa yürürlüğe girmeden önce değişiklik yapma ihtiyacı duyuyoruz.
Hukuk normu oluşturmak zor bir olaydır; yarışarak hukuk normu yapamayız, yapamazsınız. Acelecilik, yeterince inceleyememe ve o yasaya toplumsal katılımı sağlayamazsanız, o zaman, Türk Ceza Yasasında olduğu gibi, bu yasayı yeniden tartışmak, yeniden kamuoyunun gündemine getirmek durumuyla karşı karşıya kalırız.
Sevgili arkadaşlar, örneğin, bu Türk Ceza Yasasında taksirle öldürme; bu yasa yürürlüğe girmeden, bu madde, yeniden komisyonda görüşüldü ve bu yasayı değiştirmek zorunda kaldık. Örneğin, imar kirliliğinin önüne geçebilmek için, 184 üncü maddede bir değişikliğe giderek, suç olan bir eylemi suç olmaktan çıkardık. Açıkçası, aceleci davranışlar, belirli bir tarihe göre yönelinmiş olan yasa çıkarma yükümlülükleri, bizi eksik çalışmaya, bizi hata yapmaya yönlendiriyor. Dilerim, uzun bir dönem tartışma ortamı yasa yapılırken yaratılabilsin, toplumun katılımı alınabilsin ve uzun bir dönem Türkiye'yi yönetebilecek olan yasalar yapılabilsin.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bir fiilin suç veya kabahat olarak tanımlanmasında, izlenen suç politikası etkili olmaktadır. Eylem, haksızlık ifade etmelidir. Esas itibariyle, haksızlık ifade etmeyen, hukuka aykırı olmayan bir fiil, hiçbir surette, suç veya kabahat olarak tanımlanamaz. Suça teşebbüs cezalandırılabilirken, kabahate teşebbüs cezalandırılmamaktadır. Suç gibi kabahat de bir haksızlık oluşturur. Kabahatin, hem icraî hem de ihmalî davranışla işlenebileceği aşikârdır. Failin cezalandırılabilmesi için kabahat teşkil eden fiilin gerçekleşmiş olması yeterli sayılmıştır. Bu fiilleri karşılığında idarî yaptırımlar öngörülmektedir. Kabahatlerle ilgili yaptırımların en önemli özelliği, idarî yaptırımlardır. Bu fiiller, idarî suçlar olarak tanımlanmaktadır. Bu fiiller karşılığında parasal yaptırım öngörülmektedir. Bu parasal yaptırım, bir ceza hukuku yaptırımı olan adlî para cezası değil, idarî bir para cezası niteliğini taşımaktadır. Kabahatler Kanununun amacı, toplum düzenini, genel ahlakı, genel sağlığı, çevreyi ve ekonomik düzeni korumaktır. Kabahat, kanunun karşılığında, idarî yaptırım uygulanmasını -biraz önce söylediğim gibi- öngörmektedir. Kabahatlerin ve bunlar karşılığında öngörülen idarî yaptırım kararlarının bir idarî işlem olmasının ötesinde, ceza hukukunun genel prensipleriyle yakın ilişki içinde olmasından dolayı, kabahatler karşılığında öngörülen idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararlarına karşı idarî yargıya değil ceza mahkemesine başvurulabilmesini mümkün kılan düzenleme yapılmıştır.
Kabahatlerde, altkomisyonda tekerrür kabul edilmişse de, Adalet Komisyonunda yapılan görüşmelerde kabahatlerde tekerrüre yer verilmemiştir. Bu tür kabahatler, toplumun bilinçlenmesiyle eşdeğerlidir. Burada, "kabahatler" kısmında göreceğimiz birtakım kabahat türlerini, bugün, Avrupa Birliği ülkelerinde görmek pek olanaklı değil veya yaptırımı çok ağırdır. Bakın, buna, ben, değişik bir örnek vermek istiyorum. Bu, benim kendi bölgemde olan bir olay; hatta, bu olayın gerçekleştiği yer, İlimizin Sandıklı İlçesinde Reşadiye Köyü. Bu, ulusal basına da geçti. Kendi yöremizde yayımlanan Sandıklı Postası Gazetesinde aynen şöyle diyor: "Reşadiye örnek köy; Reşadiye Köyünde çöp toplamanın ihale edilmesinden sonra bir ilk daha gerçekleştiriliyor. Köyde bulunan kahvehanelerde sigara içilip içilmemesi konusunda halkoylaması yapılacak." Yani, bugün, kabahatlerde, almış olduğumuz tütün mamullerinin içimini, bir ilçemizin bir köyünde, 1 Nisan günü, halk, üç kahvehanede sigara içilip içilmemesini oylamaya sunuyor. Oylamaya sunan muhtar da sigara içenlerden biri; ama, oradan çıkan iradeye saygı göstereceğini belirtiyor. O nedenle, bana göre, kabahatler türündeki bu ceza yasa tasarısı, toplumun bilinçlenmesiyle özdeş olan bir yasadır ve bu köyümüzün, yurttaşlarımızın bu davranışını burada açıklamaktan büyük bir mutluluk duyuyorum ve belki de pek çoğumuza örnek oluyorlar, demokrasinin yaygınlaşmasında, demokrasinin katılımının sağlanmasında.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; nedir bu kabahatlerin belirli türleri; demin söylediğim gibi, bunların belirli bir kısmı Ceza Kanununda da yaptırım olarak yerine getirilmişse de, bu kabahatler kısmında da sayılmıştır. Bunlardan biri emre aykırılık. Bu, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesine mümas olan idarî kararlara aykırılık. Dilencilik, kumar, sarhoşluk, gürültü, rahatsız etme, işgal, hayvanlara eziyet etme, kimliği bildirmeme, çevreyi kirletme, afiş asma, silah taşıma gibi bunları sıralayabiliriz. Bunlarla ilgili olarak yaptırımlarda, genellikle idarî para cezaları önplana çıkacaktır. O idarî para cezalarını vermeye de yetkili organ, idarî kesimlerdir, yani kolluk kuvvetleridir, yani belediye zabıta memurlarıdır; ama, bu kabahatler kanunu tasarısının içinde bunların denetimi de getirilmiş ve yasal yollara başvurmada idare mahkemelerine değil, sulh ceza mahkemesine itiraz yöntemi açık tutulmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ceza Kanununun sistematiğine uygun olarak, Kabahatler Kanunu da bugün gündeme gelmiş bulunmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu kanuna olumlu bakıyoruz, bu kanunu destekliyoruz ve bu kanunun yürürlüğe girmesiyle milletimize hayırlı olmasını diliyorum, hepinize iyi akşamlar temenni ediyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 29 Mart 2005