Sokak çocuklarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla (10/111,260,108) esas numaralı meclis araştırması komisyon raporu (s.s.829)
Adana Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 76. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Mart 2005 · 971 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Garip (AK Parti), 29 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOKAK ÇOCUKLARININ SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN TEDBİRLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/111,260,108) ESAS NUMARALI MECLİS ARAŞTIRMASI KOMİSYON RAPORU (S.S.829)); konuşma 971 kelime.
Recep Garip (AK Parti, Adana). “Sokak çocuklarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla (10/111,260,108) esas numaralı meclis araştırması komisyon raporu (s.s.829)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-garip-22-2005-03-29-sokak-cocuklarinin-sorunlarinin-arastirilarak-alinmasi-gereken-tedbirl (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
RECEP GARİP (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; çocukları sokağa düşüren nedenler ile sokak çocuklarının sorunlarının araştırılmasıyla ilgili kurulmuş olan komisyonumuzun raporu üzerinde görüşmelerimiz devam ediyor.
Bugün, burada, kendi çocuğumuzu konuşuyoruz; yani, evimizde kokladığımız, kucağımıza aldığımız, bağrımıza bastığımız yavrularımızı konuşuyoruz. O nedenle, olay son derece ciddîdir, son derece önemlidir.
Kimsesiz olmak çok zordur; sokaklarda kalmaksa afet durumunda. Sokaklar gecenin karanlığında, kuytularda, dehlizlerde, yıkık viranelerde, soğuk, buzdan duvarlar arasında neleri taşır hepimiz biliriz. Ansızın yüreğimizi havalandıran, insanın ödünü koparan sokaklar, gecenin karanlığında cinnetin gezinti alanları gibidir. İnsanı çıldırtan, cinnet duvarlarında hafakanlar yaşatan bir mekândır sokaklar, caddeler. Bu nedenle, sokaklara sahip olmaksızın, bildik bilmedik gulyabanileri, korku filmlerindeki korkunç sahneleri yaşar, şehirli, kentin insanı; yani, her birimiz, gecenin geç vakitlerinde, bilindik bilinmedik bir sokak arasında karşımıza nelerin çıkabileceğinden sürekli endişeler duyarız; ama, bu sokaklarda, arka sokaklarda, kentin geri kalmış olan mekânlarında, çocuklarımız, evlerinden kopmuş, kimsesiz bir şekilde oralarda dolaşmakta, oraları mekân tutmaktadır. O nedenle, sokaklarda yaşamak, korkunç bir ölüm gibidir. Bu içli ve duygusal sözlerim, meselenin hafife alınır yanının olmadığını ifadelendirmek içindi.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; düşünelim, sokaklarda yaşayan yavrularımız, benim, senin, yani, bizim evlatlarımızdır, bu vatanın evlatlarıdır, bir annenin, bir babanın evladıdır; ya bizim evladımızdır ya yakınımızdır ya komşumuzdur ya mahallemizdeki, sokağımızdaki bir komşumuzun evladıdır ya o şehrin insanlarından bir ailenin, bir bireyin evladıdır ya da bu ulusun vatandaşlarından bir bireydir. Dolayısıyla, çocuklarımızın bu şekilde sokakların arasına bırakılıyor olması, sadece kendi ulusumuza ait olan bir sıkıntı değil, bütün dünya devletlerini ilgilendiren bir sıkıntıdır. Varlıkların en değerlisinin insan olduğuna inandığımıza göre, bu insana sahip çıkmak, şehirli olmanın, çağdaş olmanın birincil ödevi olmalıdır.
Problemsiz bir dünya yok. İnsanın yaşadığı her ortamın kendine özgü problemleri, sıkıntıları mutlaka vardır. Olmaz olası fakirliğin, yoksulluğun, cehaletin sürüklemiş olduğu bu problemler giderek ülkemizin sıkıntılarına sıkıntı katmaktadır. Sokak ve sokakta yaşamak... Sormak istiyorum; hangimiz sokağın, gecenin dayanılmaz tıkırtıları arasında, o sessiz, o gecenin karanlığında acaba o tıkırtılar altında nasıl yaşar, nasıl yaşamak ister? Bunu düşündüğümüz zaman, gerçekten, insanın içini ürperten sıkıntılar sarmaktadır.
Dünya ülkelerinin genel durumuna bakıldığı zaman üçe ayırmak mümkün; kalkınmış ülkeler, kalkınmakta olan ülkeler ve az gelişmiş ülkeler. Hepsinin de bu problemle karşı karşıya olduğunu bilmekteyiz; yani, bu problemi dört ay boyunca gördüğümüz, gezdiğimiz, incelediğimizde, dinlediğimizde gördük ki, gerçekten, dünya devletleri tamamıyla bu sıkıntıyla karşı karşıya. Kalkınmış ülkeler problemini çözmüş gibi gözükmekle beraber, kurumsallaşmış, problemleri masaya yatırmışlar, çözüm yolları bulunmuş, bu noktada eğitime devam ediyorlar; kalkınmakta olan ülkeler, yani, bizim gibi ülkeler de problemleri tespit etmiş, kurumsallaşmak için gece gündüz çalışmayı sürdürmekteyiz; az gelişmiş ülkelerse -biraz önce arkadaşlarımızın bildirmiş olduğu, vermiş olduğu bilgilerde de yatmaktadır- olayın henüz daha farkında, bilincinde değildir.
Hangimiz, güzel elbise, güzel yemeklerden hoşlanmaz diye sormak istiyorum. Hangimiz, en güzel arabalara, makamlara hayranlık duymaz ki? Bütün bunlar insanîdir; dolayısıyla, birbirimize sahip çıkarak, dertlerimizi paylaşarak, ekmeğimizi bölüşerek, bu ülkenin dirliğini, birliğini, kardeşliğini, kalkınmışlığını artırmalıyız diye belirtmek istiyorum.
Tabiî, sözcülerden, Cevdet Beyin -Cevdet Selvi'nin- ifadesindeki bir ifadeye de, bu arada, cevap vermek istiyorum. Özellikle ifadelerinde, devletin, toplumun, çiftçinin, memurun, halkın ve buna benzer insanların sahibinin olmadığını söylüyordu. Devletin sahibi vardır; AK Parti İktidarıdır. Toplumun sahibi, çiftçinin sahibi, AK Parti İktidarıdır. Memurun, halkın sahibi, gerçekten, AK Parti İktidarıdır ve bu problemleri çözmek için gece gündüz çalışmaları sürdürmekteyiz. AK Parti İktidarı halkından almış olduğu gücü kullanarak yoluna devam etmektedir; hiçbir şekilde, IMF'den falan da direktif aldığını söylemek hayal gücü olmaktadır.
Aziz dostlar "dudağı çatlamış topraklar, yaprağı kurumuş ağaçlar, gözleri nemli dostlar ve sokaklardaki kimsesiz çocuklar için ağlamak istiyorum" diyor gazeteci dostlarımdan Suçi Yaşar Kara ailesi; dostlarımı sevgiyle kucaklıyorum. Gerçekten, toplumu sorgularken, toplumu gözden geçirirken kendi aile bireylerimizin toplumsal yönetimdeki eksiklikleri, aksaklıklarını çözmeden problemleri çözme imkânına sahip değiliz.
Sokak çocuklarıyla ilgili, sokakta yetişmiş bir arkadaşımızın kitabında şöyle bir dipnot vardı, onu aktarmak istiyorum; diyor ki: "Sokakta yaşamayı seçmiştik 11 yaşlarımda. Arkadaşlarımla birlikte gecenin geç saatlerinde yıkık evlerde, yıkık viranelerde, terk edilmiş köprü altlarında yaşamayı devam ettiriyorduk. Üzerimize alacağımız elbisemiz, üzerimize örteceğimiz yorganımız yoktu. Bir tas çorba içmek için çırpınıp duruyorduk. Gecenin bu karanlığında, bu, soğuk, buzdan duvarlar arasında biz... Eğer, bir tas çorba olsaydı, annemiz ve babamız bizi sevgiyle kucaklamış olsaydı, sokaklara atmamış olsaydı ve üstümüze giyeceğimiz elbisemiz olsaydı biz sokaklarda gezmezdik."
Şimdi, bunları ifadelendirirken, gerçekten, sokaklardaki evlatlarımız bire bir noktada bizim yakınlarımızdır; ya bizim komşumuzdur ya da bizim ailemizden bir bireydir. Bunu böyle düşünerek, problemin çözülmesi konusunda -hep birlikte- birtakım kararlar alınması gerektiğini düşünmekteyim. Aslında tüm bu problemlerin, toplumsal olarak kaybedilen değerlerin, toplumsal çözülmenin, yılların getirdiği yoksulluğun ve eğitimsizliğin bir sonucu olarak karşımıza çıktığına tanık oluyoruz. Bu alandaki sorunların disiplin altına alınması ve konunun kısa vadede çözüme kavuşturulması komisyonumuz tarafından yapılan çalışmaların hukuksal zemine kavuşmasıyla ivme kazanacaktır. Bu konuda problemler belirlenmiş ve çözüm yolları önerilmiştir; mutlaka bunların kanunlaştırılması gerektiğini, üzerine basarak belirtmek istiyorum.
Olayın eğitim ve ekonomik boyutunun çözüme kavuşturulması, sokak çocuklarıyla ilgili temel esasın da halledilmesi anlamına gelecektir. Çocuklarımız, eğitimsizlik, ekonomi ve çeşitli sosyal nedenlerle aile ortamından uzaklaşıp, toplum içinde büyük oranlarda potansiyel suçlu konumuna gelmektedir; bu, daha önce arkadaşlarım tarafından anlatılmıştır. İşlenen suçlardan -sadece İstanbul için- 12-18 yaş arası hırsızlık davalarından yargılanan kişi sayısı 2 351 ve mahkûmiyetle sonuçlanan sayı ise 2 021'dir. Yüzde 64,4 oranında kesinleşen mahkûmiyet davaları bulunduğu kaydedilmektedir.
Bu çocuklarımızın, sahipsiz ve yaşlarının küçük olması nedeniyle suça iten sebeplerden çabuk etkilenmeleri ve çeşitli suç örgütlerinin kıskacına çabuk düşmeleri kaçınılmaz bir sonuçtur. Adı üzerinde, konuşmuş olduğumuz konu çocuktur. Çocuktan beklenen şey, çocukça hal ve hareketlere, tavır ve davranışlara gireceği akıldan çıkarılmamalıdır. O nedenle, eğitim ve sosyal destek projeleriyle çocuklarımızın sokaklardan kurtarılması, rehabilite edilmesi bugün elzem bir sonuç olarak karşımızda durmaktadır.
Millî Eğitim Bakanlığımıza bağlı okullarımızda eğitim ve öğretimin tamgün uygulanması çocuklarımızın vakitlerini sokaklarda değil, eğitim alanlarında geçirmelerini sağlayacaktır. Ayrıca, zorunlu eğitime tabi çocuklarımızın okula devamlarının sağlanması ve 8 yıllık eğitim programına devamlarını sağlayacak özel birimlerin oluşturulması gerektiğine inanmaktayız. Sokaklarda çalışan ve sokaklarda yaşayan çocuklarımızın büyük çoğunluğu eğitim çağında olan çocuklarımızdır. İlköğretim okullarında başarısız olan çocuklarımızın açıköğretim yoluyla 8 yıllık eğitimlerini sürdürmelerini sağlayacak imkânın halk eğitim merkezleri bünyesinde oluşturulması gerekmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 29 Mart 2005