İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 30. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (tbmm,rtük,cumhurbaşkanlığı,saşıştay başkanlığı anayasa mahkemesi başkanlığı) birinci tur

Halil Ünlütepe

Afyonkarahisar Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 30. Birleşim · 2. yasama yılı · 5 Aralık 2007 · 1.060 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Halil Ünlütepe (CHP), 5 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (TBMM,RTÜK,CUMHURBAŞKANLIĞI,SAŞIŞTAY BAŞKANLIĞI ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI) BİRİNCİ TUR); konuşma 1.060 kelime.

Halil Ünlütepe (CHP, Afyonkarahisar). “2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (tbmm,rtük,cumhurbaşkanlığı,saşıştay başkanlığı anayasa mahkemesi başkanlığı) birinci tur”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 5 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-unlutepe-23-2007-12-05-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-tbmm-rtuk-cumhurbaska (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c008/b030/tbmm230080300028.pdf

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)Sayın Başkan, değerli üyeler; Sayıştay ve Anayasa Mahkemesi Başkanlıkları bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Grubumuz ve şahsım adına Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli üyeler, her iki kurum da anayasal kuruluştur. Sayıştay devletin gelir ve giderini Türkiye Büyük Millet Meclisi adına bağımsız ve tarafsız olarak denetleyen, sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlayan anayasal bir kuruluştur. Bilindiği gibi, bütçeler, yasama organınca yürütme organına harcamaların yapılması konusunda yetki veren belgelerdir. Yasama organının yürütme organına vermiş olduğu bu yetkiyi, verdiği sınırlar çerçevesinde kullanıp kullanmadığını Sayıştay kanalıyla kontrol eder. Yani Sayıştay, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapar. Sayıştay üyeliklerinde çok uzun bir dönemdir eksiklik bulunmaktadır. 56 üyeli Genel Kurulun hâlen 12 üyesi, kadrosu boş bulunmaktadır. Kurumun artan iş hacmini karşılayabilmesi için eksik kadroların tamamlanması gereği tartışılmaz. Buna rağmen, Sayıştayda boş bulunan üyelerin seçimi Sayıştay Genel Kurulunca yapılır. Her boş bulunan üyelik için Sayıştay Genel Kurulunca 4 katı aday tespit edilir. Tespit olunan aday listesi, Sayıştay Başkanlığınca Türkiye Büyük Millet Meclisi kanalıyla Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığına gönderilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu da Plan ve Bütçe Komisyonunda tespit edilen üyelerin yansını seçerek Sayıştay üyeliği seçimi tamamlanmış olur.

Sayıştay Genel Kurulu, biraz önce açıkladığım konulardaki eksiklikleri tamamlamış, eksik bulunan 7 üye için 28 üyenin seçimini yapmıştır. 6 Ocak 2006 tarihinde, yaklaşık iki yıl önce Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bildirmiştir. Başkanlık, Komisyona 20 Ocak 2006 tarihinde listeyi göndermiştir. Komisyon, iki yıla yakın bir zamandır Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna sunulmak üzere boş üyelik sayısının 2 katı adayı bugüne kadar belirleyememiştir. Yani, Plan ve Bütçe Komisyonu iki yıla yakın bir sürede gerekli seçimi yapıp 14 adayın ismini Genel Kurula bildirmediği için seçim tamamlanamamıştır. Anayasal bir kuruluş, keyfî bir uygulama sonucu görevini yapamaz, eksik yapar bir hâle dönüştürülmüştür.

Hâlbuki, bu, Sayıştayın seçimleriyle ilgili, örneğin 1990 yılında 9 üyelik boşalmış, seçimi için Plan ve Bütçe Komisyonuna 19 Kasım 1990 tarihinde yazı gelmiş, iki gün sonra Sayıştay, üyelerini seçmiştir. Gene, keza 1998 tarihinde, Plan ve Bütçe Komisyonuna Sayıştay Başkanlığı yazısı havale edilmiş, iki buçuk ay sonra 15 üyenin seçimi yapılmıştır. Şimdi ise, aradan iki yıla yakın süre geçmiş olmasına rağmen Sayıştay üyeleri seçilememiştir. Her türlü uyarı ve ikaza rağmen Komisyon gündemine alınmamıştır. Sayıştay üyelerinin seçiminin yapılmaması için gayret sarf edilmiştir. Eski Meclis Başkanımız bu uygulamayı yadırgadığını açıkça söylemiştir. Sayıştay Genel Kurulunun seçtiği adaylar farklı düşünceden oldukları için, yani, Hükümetin Sayıştay Genel Kurulu bünyesinde yapılan aday tespitlerinden hoşnut olmaması nedeniyle seçimin Komisyon gündemine alınmadığı kamuoyunda tartışılmaktadır.

Sayıştay yüz elli yıla yaklaşan mazisiyle, bağımsız statüsüyle ve tarafsız konumuyla hukuk devletinin temel taşlarından biridir. Bağımsız denetçi kimliği Sayıştayın iktidar tarafından istenmediğini ortaya koymaktadır. Her türlü denetime karşı olan AKP Sayıştayı istenmeyen bir kurum hâline dönüştürmüştür.

Sayıştay üyelerinin kim olacağını Sayıştay kurumu belirlesin. Fakat, yeni Sayıştay Yasa Tasa- rısı'na göre Sayıştayın bütün üyelerini Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçmesi öneriliyor. Mecli- sin çoğunluğu Sayıştay üyelerini seçecek, sonra Sayıştay üyeleri kendilerini atayan iktidarın hesaplarını denetleyecek. Bunun adı şeffaflık olacak. Bu uygulama, siyasi iktidarın Sayıştayı kuşatma ve siyasallaştırma çabalarından birisidir. Kendi düşüncelerinde olmadığı için Sayıştay üyelerinin seçimi yaptırılmayacak, Sayıştay cezalandırılacaktır. Açıkçası, keyfî ve partizanca bir uygulama sona ermelidir.

Şimdi, Meclis Başkanlığımız 1 Ekim 2007 tarihinde tekrar Sayıştay üyelerinin seçimi için yazıyı Plan ve Bütçe Komisyonuna göndermiştir. Dilerim, geçen dönemki aymaz tutumdan bu dönem kurtuluruz diye düşünüyorum.

Adalet bir ülkenin bağımsızlığının olmazsa olmaz koşullarından biridir. Anayasa'mızda ifadesini bulan demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin tam olarak tesisi için yargı bağımsızlığının korunması gerekir. Siyasi iktidarın son iki dönemdir yargıyı kuşatma, yargıda kadrolaşma, yargıyı siyasallaştırma uygulamaları yargı bağımsızlığını Türkiye'de en çok tartışılan konulardan biri hâline getirmiştir. Yargının adil ve bağımsız olmaması hâlinde yürütme ve yasamanın işleyişindeki haksızlıkların önüne geçmek mümkün olamaz. Demokratik toplumlarda hukukun üstünlüğü ilkesi esastır. Kamusal görev ve yetkilerin kaynağı Anayasa ve diğer hukuk kurallarıdır. Devlet organlarının görev ve yetkileri hukukla sınırlandırılmıştır. Parlamenter rejimlerde çoğunluğun iktidarını sınırlayan en etkin unsurlar Anayasa yargısı, bağımsız yargı ve anayasal rejimi özümsemiş, güçlü sivil toplum örgütleridir.

Siyasi iktidar yöneticilerinin davranışları, açıklamaları bağımsız yargıyı içine sindiremediklerini ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesinin verdiği bir karar üzerine Sayın eski Meclis Başkanımızın "Anayasa Mahkemesinin kaldırılabileceği, üye sayısının değiştirilebileceği, her yasanın Anayasa Mahkemesine gitmesinin engellenebileceği" türü yaptığı açıklamalar, Sayın Başbakanın bir Anayasa Mahkemesi kararından sonra "Bu, demokrasiye sıkılmış bir kurşundur. Söz söyleme hakkı din ulemasınındır. O dinin mensubuna sorarsın." türü açıklamalar; ilgililerin bu tür açıklamaları bulundukları sorumlulukla da bağdaşmamaktadır. Toplumu germeye yönelik, yargıyı hedef göstermeye yönelik açıklamalar meyvesini vermiş ve ilk defa yüksek mahkeme menfur bir saldırıya uğramıştır.

Yüksek yargı organlarının verdiği kararların yasamaya müdahale veya ulusal iradeye müdahale olarak yorumlanması, yargı bağımsızlığının ve hukuk devleti ilkelerinin sindirilemediğinin bir göstergesidir.

Sayın Başkan, değerli üyeler; Anayasa Mahkemesi "Yüce Divan" sıfatıyla yargılar, iptal ve itiraz davalanna ve ayrıca, siyasi partilerin mali denetimi ile kapatılma davalarına bakar. İş yükü çok fazladır. Hele hele bu iktidar döneminde hukuksuzluğu açıkça belli olan, Anayasaya aykırılığı ortada olan yasaların yoğunlukla çıkartılması da yüksek mahkemenin iş yükünü artırmıştır. Pek çok yasanın Anayasa'ya aykırılık gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinden geri döndüğü bilinmektedir.

Yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili olarak, her ne kadar Anayasa taslağı kamuoyuyla paylaşılma- mışsa da yapılan bazı açıklamalar yargının tamamen kuşatma altına alınacağını ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, Danıştay gibi yüksek mahkemeler ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin seçim sistemi endişelerimizi artırmaktadır. Yargı tamamen siyasallaşır. Belki yapacağınız bu tür değişikliklerle etkinlik alanınızı genişletebilirsiniz, fakat uzun zamanda topluma yaptığınız zararı göreceğinizden eminim. Yargıyla oynayanlar hep kaybetmiştir. Bilin ki siz de kaybedeceksiniz. Yargının sorunları, sadece yargının değil, hukuk devleti anlayışının ve yargı bağımsızlığının sorunudur.

Sayın Başkan, değerli üyeler; parlamenter sistemin en önemli unsuru kuvvetler ayrılığı sistemidir, yani yasama, yürütme ve yargı. Geçen dönem, yürütme yasamayı baypas etmeye çalıştı, çoğunluğuna güvenerek yasama çalışmalarını etkiledi. Şimdi de yargıyı etkisizleştirerek kuvvetler ayrılığını kuvvetler birliğine dönüştürmeye çalışıyorsunuz. Her hâlde bunun adı "çoğunluğun dikta- törlüğü"dür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANSayın Ünlütepe, bir dakika ek süre veriyorum, lütfen tamamlayın.

HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla)Tamamlamaya çalışacağım Sayın Başkanım.

Son çıkartılan Hâkimler ve Savcılar Kanunu'ndaki değişiklik, yargıyı kuşatmanın ve yargıyı siyasallaştırmanın bir uzantısıdır.

Sayıştay ve Anayasa Mahkemesinin bütçesindeki ödeneğin yeterli olmadığını görüyoruz. Bununla ilgili bir örnek de vermek istiyorum: Sayın Cumhurbaşkanımız, bu dönem bütçe çalışmaları sırasında ödeneğin yetersizliğinden yakınarak yüzde 65 oranında bütçede bir artışa gitmiştir.

Bir şeyi söyleyerek sözlerime son vermek istiyorum: Geçen dönemki Sayın Cumhurbaşkanı Sezer ödenek fazlalıklarını iade ederken yerine seçilen Sayın Cumhurbaşkanının ödenek azlığından yakınması dikkati çekecek olan bir husustur diyorum ve bu bütçelerin ülkemize ve milletimize hayırlı olması dileğiyle saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

62 konuşma daha · 5 Aralık 2007

62 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook