Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Afyonkarahisar Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 97. Birleşim · 4. yasama yılı · 28 Nisan 2010 · 493 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Halil Ünlütepe (CHP), 28 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 493 kelime.
Halil Ünlütepe (CHP, Afyonkarahisar). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 28 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-unlutepe-23-2010-04-28-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)Sayın Başkan, değerli üyeler; önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, uzun bir dönemdir Anayasa değişikliği üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Bu değişikliklerin 1’inci maddesi üzerine yaptığım açıklamayı tekrar sizlerle paylaşmak istiyorum. Söz alan saygıdeğer üyeler “Demokratik bir anayasa yapıyoruz, temel hak ve özgürlükleri genişletiyoruz.” gerekçesine dayalı olarak bu değişiklikleri savunuyorlar.
Sevgili arkadaşlar, temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi için temel hak ve özgürlüklere saygı duyulan bir ortamda çalışma yapılması gerekir. Günde on sekiz saatlik bir çalışmayla Anayasa’nın 18’inci maddesini ihlal eden bir ortamda temel bir yasayı yapmaya çalışıyoruz. Bakın, burada stenograflar var. Bu stenograflar da çalışan elemanlarımız, günde on yedi-on sekiz saat çalışıyor. Kavaslar var, sabah saat onda geliyor, sabaha karşı üçte, dörtte gidiyor. Böyle bir ortamda, Anayasa’yı acaba demokratikleştiriyor musunuz? Temel hak ve özgürlükleri acaba genişletiyor musunuz? Bunları düşünen insanlar, önce çalışanlara saygı duyar, kendi arkadaşlarına saygı duyar. Saygının olmadığı bir ortamda bu tür bir Anayasa değişikliği, dayatmaya dayalı bir yöntemdir, ihtiyaçtan kaynaklanmamaktadır. Öncelikle, bunu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sevgili arkadaşlar, Anayasa’nın 69’uncu maddesinde yapılan değişikliğe münhasır olarak, siyasi partilerin uyacakları esaslarda bir değişikliğe gidiyoruz. Yapılan bu düzenlemede -Komisyon toplantısında da söyledim- 18’inci madde, Anayasa tekniği açısından uygun bir düzenleme değil, sanki birisine mektup yazar gibi. Anayasal kurallar, temel ilkeleri az ve öz olarak belirtir. Kanunla, yönetmelikle paylaşılması gereken düzenlemeyi 18’nci maddesinin içine almışsınız. Niçin? Korkudan. İhtiyaçtan kaynaklanan bir düzenleme değil. Geçici maddelerde yaptığınız bu düzenlemeler, sizin gerçek niyetinizi ortaya koymaktadır.
Sevgili arkadaşlar, bu tür değişikliklere giderken, 2002’den bugüne kadar, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından 7 kez Anayasa’da değişiklik yapılmış. Eğer, hakikaten, bunlar demokratik hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, Türkiye’de katılımcılığın gerekliliğine inançtan kaynaklanıyorsa, geçen dönem şimdikinden çok daha fazla milletvekili sayınız vardı, niçin bu dönem bunları getirdiniz de o dönem getirmediniz? Çünkü o dönem hakkınızda açılan davalar yoktu. Dayak yediniz. “Bundan nasıl kurtulacağız?” diyorsunuz ve Anayasa’nın değiştirilmesi dahi olanaksız olan hükümlerini bu dönem getirme ihtiyacı duydunuz. Bunlar, toplumun ihtiyacından kaynaklanan değil, sizin ihtiyacınızdan, sizi kurtarmaya yönelik çalışmalardan kaynaklanan değişiklikler. Örneğin, Sayın Erdoğan’ın milletvekilliği olanağını yarattık, milletvekili yaşını otuzdan yirmi beşe düşürdük, Sayın Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini getirdik; RTÜK’ü getirdik; yedi sefer değişiklik yapılmış. Niçin o dönem aklınıza bu tür değişiklikler gelmedi de şimdi yirmi dört maddede ciddi bir değişikliğe gidiyorsunuz? Bunların tümü bir ihtiyaçtan değil bir zorlamadan kaynaklanıyor. Hele hele Sayın Başbakanın iki gün önceki veya üç gün önceki açıklaması, “Başkanlık sistemine geçiyoruz.” diyor. Mademki Sayın Başbakan bunu düşünüyordu, bir Anayasa değişikliği yaparken niçin bunu gündeme getirmediniz? Onu da getirseydiniz. Şimdi, parlamenter sistemi zorlayacak bu Anayasa değişikliğinden sonra da tekrar Sayın Başbakanın ihtirasları gereği yeniden, bir başkanlık sistemiyle ilgili Anayasa değişikliklerine gideceğiz.
Sevgili arkadaşlar, toplumun ihtiyaçları işsizlik, yoksulluk, açlık. Ekonomi durmuş. Böyle bir ortamda on güne yakın bir süredir bir Anayasa değişikliğiyle kendimizi hapsetmemize ne gerek var? Bu Anayasa değişikliklerinin düzgün bir ortamda, düzgün bir çalışma ortamında yapılabilmesi gerekirdi.
Sevgili arkadaşlar, Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez hükümleri korunur gibi görünse bile, başka maddelerde yapılacak değişikliklerle cumhuriyetin temel ilkelerini zaafa uğratıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
91 konuşma daha · 28 Nisan 2010