Gelir vergisi kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s:385)
Hakkari Milletvekili ·
Genel Kurul, 99. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Haziran 2009 · 1.366 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hamit Geylani, 4 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S:385)); konuşma 1.366 kelime.
Hamit Geylani (Hakkari). “Gelir vergisi kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s:385)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 4 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hamit-geylani-23-2009-06-04-gelir-vergisi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA HAMİT GEYLANİ (Hakkâri)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa tasarısının tümü üzerinde Demokratik Toplum Partisi Grubu adına söz aldım. Sayın Divanı ve arkadaşları saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Türkiye ekonomisi küresel krizin de etkisiyle her geçen gün daha da küçülmektedir. Uzmanların tahminlerine göre ekonominin bu yıl da yüzde 5 ile yüzde 7 arasında küçülebileceği ifade ediliyor. Bu da çığ gibi büyüyen işsizliğin katlanarak artması anlamına gelmektedir. Rekor kıran işsizliğin 2010 başında yeni rekorlar kırması, yüzde 18’lere ulaşması beklenmektedir. Yüzde 19 olan tarım dışı işsizliğin de yüzde 22’ye çıkması düşünülmektedir. Sanayi ve hizmetler sektörünün yeni iş alanı yaratma kabiliyetini de ölçen tarım dışı işsizlik oranının bu boyutlara ulaşması Türkiye için büyük bir tehlikedir.
Bakınız, ekonomik sorunları görmezden gelerek kriz sürecini iyi yönetememenin faturası çok ağır olmuştur. Bu faturayı ödeyen kesim de çalışan emekçiler, işsizler ve iş bulma umudunu yitirenler olmuştur. Böylece krizin faturası toplumsallaştırılmak… Yani fatura yoksul halka, çalışanlara ve gençlerimize kesilmiştir. Ekonomik küçülme, Türkiye’nin en büyük sorunu olan işsizliği daha da büyütmüştür. Kentlerde işsizlik oranı yüzde 18’i aşmış, buna paralel genç nüfusta işsizlik ürkütücü boyutlara ulaşmıştır. Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 29’lara dayanmış. Bunun anlamı, Türkiye’de her üç gençten biri ne eğitim görebilmekte ne de çalışabilmektedir. İş aramayıp çalışmaya hazır olan 2 milyon 486 bin kişiyle gerçek işsiz sayısı 6 milyon 280 bine çıkmıştır. Gerçek işsizlik oranı yüzde 24’ü bulmaktadır. Türkiye bu rakamlarla dünya sıralamasında en çok işsizin olduğu 3’üncü ülke durumundadır.
Krizin en çok etkileyeceği ülkelerin başında olmasına karşın, Hükûmet tarafından bir türlü varlığı ve etkisi kabul edilmediğinden, ne yazık ki önlemler de alınamamaktadır. Yapılan bazı kısmi düzenlemeleri günü kurtarmaya yönelik ve geç kalınmış girişimler olarak değerlendirmek gerekir. Atılan bazı adımları olumlu bulduğumuzu ifade edebiliriz ancak bu, yoksulun ve işsizin derdine çare olmaktan oldukça uzaktır. Hükûmetin yeni geçici istihdam paketi de Türkiye’deki işsizlik sorununu gizlemeye yönelik bir girişimdir. 100-150 bin kişinin alınacağı geçici istihdam paketinde ücret 300 ile 600 TL olarak düşünülmektedir.
Değerli arkadaşlar, bu ve bunun gibi geçici paketler işsizlik sorununu çözemeyeceği gibi, kalıcı ve etkin yeni çözümler bulunmadığı takdirde bu sorun her geçen gün daha da büyüyerek devam etmektedir. Bugün Türkiye’de krizden etkilenmeyen bir tek kişi veya bir tek sektör kalmamıştır. Hükûmet bu konuda hâlâ ciddi adımlar atmamakta ısrar etmektedir.
Krize karşı alınacak önlemlerin başında işsizlikle mücadele ve emek gelirinin korunması vardır. Bunun için önlem alınması sermaye üzerindeki vergi yükünü yaygınlaştırmakla olanaklıdır. Ayrıca, iş gücü maliyetleri düşürülmelidir, işsizlikle mücadele ve emekçi halkın gelirlerinin korunması istikrar programının ana amacı olmalıdır.
İşsizlikle mücadele kapsamında esnek istihdamın önünü açan ve işten çıkarmayı kolaylaştıran yasal hükümler çalışanlar lehine yeniden düzenlenmelidir.
Özel girişimlere vergi indirimi ya da İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yararlanma, istihdamın korunması koşuluna bağlanmalıdır. İşletmelere kayıt dışılıktan çıkma ve işten çıkarmama şartları getirilecek teşvikler verilmelidir.
Sadece belli sektörleri kapsayan ve günü kurtarmaya yönelik teşvikler ve vergi indirimleriyle yetinilmemesi, vergi sisteminin bir bütün olarak gözden geçirilmesi de kaçınılmazdır. Onun için, daha adil ve sosyal yönü ağır basan, açık, şeffaf bir vergi sisteminin oluşturulması gerekmektedir.
Değerli milletvekilleri, vergi mevzuatında düzenlemelere gidilmesi, dolaylı vergilerin azaltılması yıllardır tartışılan ve talep edilen konular iken, görüşülmekte olan tasarının bu ihtiyaçtan doğduğunu söylemek mümkün değildir. Tasarı, yaşanılan ekonomik krizin etkilerini geçiştirmek ve gündelik ihtiyaçları karşılamak için özensizce hazırlanmış bir tasarı olarak görülmekte. Yasa yapma tekniği açısından bir yasa tasarısı veya teklifi üzerinde tartışılırken mutlaka bir konu ve amaç bütünlüğünün olması aranmalıdır. Bu yasa, daha iyi anlaşılabilmesi için bizce etraflıca yeniden tartışmaya ve görüşmeye değer. Ayrı konularda ayrı yasal düzenlemeler yapılır. Oysaki Hükûmet tarafından getirilen yasa tasarılarının büyük çoğunluğu torba yasalardan oluşmaktadır. Biri birinden nitelik olarak farklı konular aynı tasarı içinde yer almakta, kendi başına değerlendirilmesi gereken bir hadise ise bir maddeler yığını içinde âdeta kamufle edilmektedir. Bu, yasaların açık, anlaşılır ve kapsayıcı olma özelliği ile çelişmektedir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarıya kanun yapma tekniği açısından yapılacak eleştiriler kaçınılmaz olarak yasanın içeriğine de yansımaktadır. Biri birinden tamamen bağımsız konular “bazı konularda” denilerek bir araya getirilmiş fakat yirmi iki yasada düzenlemeye gidilmektedir.
Elektronik ortamda verilmesi gereken bildirimleri içeren 24’üncü maddedeki cezalarla ilgili hüküm, denetim açısından sıkıntılar doğuracağı sinyalini de vermektedir. Maddenin içeriğinden görüleceği gibi, öngörülen cezayı ilk on beş gün için 1/4’e, ikinci on beş gün için de 1/2’ye düşürüyor. Böyle bir düzenlemeyi ceza hukuku açısından da uygun görmediğimizi belirtmek istiyorum. Aksi takdirde, asıl yasa ile düzenlenmiş olan ceza, kararın verildiği veya cezanın tahakkuk ettiği andan değil, ancak bir ay sonra uygulama olanağı bulabiliyor.
Tasarıyla birlikte küçük ve orta ölçekli işletmelerin 31/12/2009 tarihine kadar yapılan birleşmelerinde, kanunda belirtilen şartları yerine getirmeleri kaydıyla birleşme işlemlerinden doğan kazançlarına kurumlar vergisi istisnası getirilmektedir.
Oysaki Türkiye’de tüm işletmelerin yüzde 99,8’ini oluşturan KOBİ’ler istihdamın dörtte 3’ünü sağlamaktadır, katma değerin de yüzde 26,5’ini oluşturmaktadır. KOBİ’lerin en temel sorunları sermaye yetersizliği, birikmiş SSK primleri, vergi, enerji borçları, finansman sıkıntısı ve ham madde teminindeki vergisel yüklerdir. Bu işletmelerin mali yapılarını güçlendirmek ve istihdam düzeylerini artırmak için birleşmelerinin vergi yoluyla teşvik edilmesi olumlu ancak yetersiz bir düzenleme olacaktır.
Kuşkusuz ekonomik krizden en çok etkilenen kesim yoksul halk ve emekçilerin yanı sıra bir de KOBİ’lerdir. Hükûmetin bugüne kadar aldığı önlemler işsizliği önlemediği gibi KOBİ’lerde de rahatlatma yaratmamıştır. Dolayısıyla yeni tedbirlerin alınması kaçınılmaz olmuştur.
Değerli arkadaşlar, tasarının 14’üncü maddesiyle Katma Değer Vergisi Yasası’nın 17’nci maddesi değiştirilerek özel yurtlarda kapasitelerinin yüzde 10’una kadar bedelsiz verilen hizmetlerin KDV’den müstesna tutulması öngörülmektedir. Hükûmet özel öğrenci yurtlarına böyle bir vergi teşviki vereceğine neden yeni yurt binaları inşa etmiyor diye sormak gerekmiyor mu? Hâlâ binlerce öğrenci barınma sıkıntıları nedeniyle eğitimlerini tamamlayamamakta veya yarıda bırakmaktadırlar. Birçok ilde yeni üniversiteler açılmasına karşın ve her yıl binlerce yeni öğrenci okul yaşamına başlarken ne yazık ki mevcut devlet yurtları ihtiyacı karşılamadığı için bayağı eğitim ve geçim sıkıntısı içinde kalmaktadırlar. Öğrenciler özel yurtların insafına bırakılmakta, tasarıyla birlikte yapılacak vergi teşviki, özel yurtların daha da çoğalmasına ve devletin kendi görevi olan işleri özel kuruluşlara yaptırmasına ve öğrencileri kendi kaderlerine terk etmesine neden olacaktır.
Değerli milletvekilleri, bizce tasarının en büyük handikabı 37’nci madde-siyle getirilmek istenen düzenlemedir. Buna göre, Avukatlık Yasası’nın 168’inci maddesine hüküm eklenerek genel bütçeye, il özel idarelerine, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç davalarında avukatlık ücretinin maktu olarak belirlenmesi öngörülüyor. Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu düzenleme Anayasa’nın 135’inci maddesine aykırıdır. Anayasa’nın 135’inci maddesi çerçevesinde kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu üst birliği olan Türkiye Barolar Birliğine Avukatlık Yasası’nın 168’inci maddesiyle verilen düzenleme yetkisi bu tasarıyla ihlal edilmektedir. Maktu vekâlet ücretine genel olarak değeri para ile ölçülemeyen davalarda hükmolunmaktadır. Vergi uyuşmazlıklarının çok büyük bir kısmının konusu kuşkusuz paradır. Dolayısıyla, vergi uyuşmazlıklarının para ile ölçülemeyen dava ve işlerden sayılması da mümkün değildir. Bu hükmün savunulması adına ortaya atılan görüşlerden bir tanesi de, yüksek vekâlet ücreti ödeneceği endişesi taşıyan yurttaşların mahkemelere başvurmaktan imtina edecekleri, böylece, hak arama özgürlüğü önüne bir set çekileceği iddiasıdır. Oysaki bu iddia, daha önce Anayasa Mahkemesine yapılan başvurularda ortaya atılmış ancak yüksek yargı, avukatlık ücretinin hak arama özgürlüğü önünde bir engel oluşturamayacağını tespit etmiş ve bu konuda karar vermiştir.
Değerli arkadaşlar, tasarının 21’inci maddesiyle ele alınan cep telefonlarına uygulanacak yeni özel tüketim vergisini de hukuka ve adalete uygun bulmadığımızı belirtmek istiyorum. Yeni düzenlemeyle birlikte, cep telefonu ithalatında yüzde 20 ÖTV yerine, değeri 200 TL’ye kadar olanlara 40 TL maktu ÖTV alınması öngörülmektedir. Düzenlemenin amacı, her ne kadar Çin’den ithal edilen taklit cep telefonlarının önüne geçmek olsa da bunun önleminin bu şekilde alınamayacağı açıktır. Gümrüklerde değeri 3-5 dolar beyan edilerek yapılan cep telefonu ithalatına herhangi bir araştırma ve işlem yapılmayıp, belirtilen fiyat aralığı içinde doğru beyanlarla ithalat yapan firmaları, satıcılarını ve bu cihazları satan, alan tüketicileri âdeta cezalandırır gibi bir vergi uygulamasına maruz bırakmak yanlıştır. Öngörülen bu düzenleme, sadece düşük beyan ile bunu istismar eden ithalatçıları değil, bu fiyat aralığında ithalat yapan tüm firmaları etkileyeceği için aradaki ek vergi farkı önemli bir değişiklik yaratmaktadır. Aksine, bu düzenlemeden cesaretle, ithalatta daha da düşük beyanlara ve henüz teknik olarak tam çözüme kavuşturulamayan klonlama yöntemiyle kaçakçılığın artmasına ve daha kârlı bir illegal iş hâline gelmesine neden olacağını düşünüyoruz.
Değerli arkadaşlar, kamu idarelerine helikopter ve uçakların tesliminde uygulanacak olan vergi indiriminin, kamu kurumlarının hangi acil ihtiyacını karşılayacağına dair tasarıda gerekçelendirme gereği dahi duyulmamıştır. Ayrıca, bazı kurumların neden istisna tutulduğu da bilinmemekle birlikte, eşitlik ilkesi gereğince de istisnanın genişletilme ihtimali bulunmaktadır. Ciddi mali külfet getiren bu malların vergi istisnası içinde yer almasının kamunun gerçek bütçesinin gizlenmesi sonucunu doğuracağı düşüncesindeyiz.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; özce sunduğumuz bu düşüncelerle birlikte Genel Kurulu bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
69 konuşma daha · 4 Haziran 2009