Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Hakkari Milletvekili · Barış ve Demokrasi Partisi
Genel Kurul, 94. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Nisan 2010 · 433 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hamit Geylani (Barış ve Demokrasi Partisi), 25 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 433 kelime.
Hamit Geylani (Barış ve Demokrasi Partisi, Hakkari). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 25 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hamit-geylani-23-2010-04-25-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HAMİT GEYLANİ (Hakkâri)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisinin değişiklik önergesi üzerinde söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, şu an yapısını tartıştığımız Anayasa Mahkemesinin varlık nedeni anayasal sürecin bir sonucudur. Türkiye’nin iki yüz yıllık bir Anayasa serüveni vardır. Son doksan yıllık döneme baktığımızda, ilk kırk yılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin yaptığı anayasalarla, son elli yılında ise askerî darbe anayasalarıyla yönetildi ve hâlen yönetiliyor.
Değerli arkadaşlar, sanırım yaşanan gerilim nedeniyle konuyu yeterince tartışamadığımızı düşünüyoruz. Onun için, izin verirseniz, bu anayasalardan her birini birkaç cümleyle özetlemek istiyorum.
Aradan doksan yıl geçmesine rağmen 1921 Anayasası’nın standartlarına hâlen ülkemizin ulaşmadığını düşünüyorum. 21 Anayasası’nda vilayet ve nahiyeler tüzel kişiliği olan özerk birimler olarak kabul edilmiştir. İç ve dış siyaset, şeri, adli, askerî işler ve uluslararası iktisadi ilişkiler dışında kalan tüm hizmetlerde vilayet şûraları yetkili kılınmıştır. 1921 Anayasası’nda devlet Türkiye devletidir. Türkiye bir üst kimlik olarak kabul ediliyor, Büyük Millet Meclisine mebuslar kendi etnik kimlikleri ve yerel giysileriyle katılmışlardır.
Buna karşın, 1974 Anayasası’yla Türkiye Büyük Millet Meclisinde muhalefet tamamıyla tasfiye edilmiştir, Meclisin tek sahibi Cumhuriyet Halk Partisidir. CHP’nin altı oku Anayasa’nın temelini oluşturmaktadır. Türk kimliği dışında hiçbir etnik kimlik tanınmamıştır. Bu Anayasa Türklerin kamu haklarından söz etmektedir.
61 Anayasası’yla askerî darbeler bir bakıma meşrulaştırılmıştı. Millî Güvenlik Kurulu ilk defa bu Anayasa’da yer alır, 1971 değişikliğiyle de askerî bürokrasi kararlarda belirleyici rol oynamaya başlamış, yasamanın üstünlüğü zayıflatılmıştır.
Değerli arkadaşlar, evrensel hukukla çatışan 82 Anayasası’nın temel felsefesi ise devleti vatandaşa karşı koruma ve kutsamadır. Nedeni de Türkiye’de silahlı kuvvetler cumhuriyet tarihi boyunca her zaman siyasetin etkin bir aktörü olmuş, siyasete yön vermiş, gerçekleştirilen darbeler, politikacılar ve sivil halk sürekli olarak hukuk dışı uygulamalara tabi tutulmuştur.
Türkiye’nin yakın tarihi, bilindiği gibi, askerî darbeler, gece yarısı e-muhtıralar ve andıçlarla anılmaktadır. Seçilmişler üzerindeki askerî müdahalenin korku refleksi, vesayeti Türkiye siyasi tarihinde belirleyici bir rol üstlenmiştir. Yapılan değişiklikle de bu telaşı ortadan kaldıramıyor ne yazık ki.
Sayın arkadaşlar, demokratik anayasaların temel özelliği sınırlama ve uzlaşmadır. Devleti ve iktidar gücünü sınırlamak suretiyle kişilerin hak ve özgürlüklerinin güvencelerini sağlarlar. Bütün toplum kesimlerinin katıldığı genel bir uzlaşma ve kabule dayanırlar. Demokratik anayasaların üstünlüğü salt hukuk kurallarını içermelerinden değil, aynı zamanda toplumsal güç dengelerine dayanan genel uzlaşmanın toplumda yarattığı saygınlıktan da ileri gelir. Bu anlamda demokratik anayasal meşruiyetin tanımı, kriterleri klasik hukuk terminolojisi aşılarak somut koşullara ve çağa göre yoruma kavuşturmak gerekir. Böylesi hukuki bir duruş kuşkusuz düşünce özgürlüğünde saklıdır. Başta 82 Anayasası ve ondan nemalanan Ceza Yasası, DGM’lerin yetkilerini devralan ağır ceza yargılaması, Terörle Mücadele, Siyasi Partiler, Basın, Dernekler, YÖK, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası ve de çokça yasa düşünceyi açıklama özgürlüğünü yasaklayan veya sınırlayan binlerce madde içermektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
85 konuşma daha · 25 Nisan 2010