2006 merkezi bütçe kan.tas.(diyanet işleri, sosyal hizmetler, özürlüler idaresi, aile ve sosyal araştırmalar, kadının statüsü ) vıı tur
Ordu Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 35. Birleşim · 4. yasama yılı · 18 Aralık 2005 · 841 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hamit Taşcı (AK Parti), 18 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(DİYANET İŞLERİ, SOSYAL HİZMETLER, ÖZÜRLÜLER İDARESİ, AİLE VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR, KADININ STATÜSÜ ) VII TUR); konuşma 841 kelime.
Hamit Taşcı (AK Parti, Ordu). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(diyanet işleri, sosyal hizmetler, özürlüler idaresi, aile ve sosyal araştırmalar, kadının statüsü ) vıı tur”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hamit-tasci-22-2005-12-18-2006-merkezi-butce-kan-tas-diyanet-isleri-sosyal-hizmetler-ozurlule (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
HAMİT TAŞCI (Ordu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yedinci turda bütçeleri görüşülen Diyanet İşleri Başkanlığı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü bütçeleri hakkında görüşlerimi sunmak üzere kürsüye gelmiş bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Benden önce konuşan arkadaşlar, rakamlar üzerinde görüşlerini ifade ettiler, ayrıntılı bilgi verdiler; ben tekrarlardan kaçınmaya çalışacağım.
İlgili birimlerin görev ve sorumluluk alanlarını incelediğimizde, ortak paydanın insan olduğunu görüyoruz. Çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla, kadını ve erkeğiyle, özürlüleriyle, sağlıklılarıyla, ortak payda insan. Öyleyse, konumuz insan. İnsan nedir? Niçin bu gezegendeyiz? Bu gezegenden sonraki yürüyüşümüz nereye ve nasıl olacak?
Tüm ilahî öğretiler gezegende türümüzün bir anne babayla başladığını, yine tüm ilahî öğretiler bu anne babanın isimlendirilmesini Âdem ile Havva olarak belirtmektedirler. Türümüz, bu yeşil gezegene, ana kucağında, uzun bir yürüyüşle yayılmış. Gittikleri yeri yaşam alanı olarak değerlendirmiş, o yeri yurt edinmiş ve yurt olarak kutsamış. Bu açıdan konuyu değerlendirdiğimizde tüm insanlar kardeştir.
Bizi Yaradan ve bu gezegende bize geçici bir yaşam alanı oluşturan Yüce Yaratıcı, bizi diğer varlıklardan farklı yaratmış, bize özgürlüğü vermiş, karşılığında da, bizi, yaptığımız her eylemimizden sorumlu tutmuş; bize, bu gezgende sevgi, hoşgörü, inanç, aşk, adalet ve hakikat medeniyetini kurabilmek için, elçileri aracılığıyla evrensel konseptler vermiş, bu konseptleri yaşam alanına taşıma konusunda bizleri özgür bırakmıştır.
Tercihlerinde özgür olan türümüz, gezegende medeniyet havzalarını kurmuşlar, Yaratıcının konseptine bağlı olanlar sevgi, aşk, inanç, adalet ve hakikat medeniyetlerini; Yaratıcının konseptine dikkat etmeyenler, sınırlı güç ve iradeleriyle güç medeniyetlerini oluşturmuşlardır. Bunun tarihte örnekleri mevcuttur, Çin, Hint medeniyetleri gibi, Yunan ve Grek medeniyetleri gibi ve bugün Batı medeniyeti dediğimiz medeniyetler, güç medeniyetlerinin birer örnekleridir.
Milletimiz, geçen bin yılda, bu adalet ve inanç medeniyetinin güzel bir örneğini vermiştir. İnsanlığa, adaleti, sevgiyi, aşkı, hakikati taşımış, insanın fıtri yapısına uygun bir yaşam alanı oluşturmuştur. Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Mevlana ve benzeri düşünürler hakikat medeniyetini ilmik ilmik örmüşler.
Bugün, gezegenimize egemen olmaya çalışan güç ve sömürge medeniyetinin temsilcileri, güç medeniyetinin temsilcilerinin kendi türüne yaptığı vahşeti, gezegende başka canlı türleri kendi türüne yapmamıştır, yapmamaktadır. Asya'da, Avrupa'da, Amerika'da, 5 kıtada yok edilen milletler, haçlı savaşları, Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında yok edilen yüzmilyonlarca insan ve bir şekilde devam eden üçüncü dünya savaşı. Filistin, Afganistan, Irak, Viyetnam, kültürel ve ekonomik savaşlar...
Bugün, gezegenimizde, insanlık bir çıkış yolu arıyor. Huzuru, sevgiyi, aşkı, inancı, adaleti yaşam alanına taşıyacak bir yeni medeniyet dalgasının inşaına başlamak zorundayız.
Tarihi, medeniyet ve devlet tecrübesiyle, sosyokültürel birikimiyle, jeo-stratejik konumuyla, bunu yapacak millet, yine bizim milletimiz olacaktır. Sevgi, aşk, inanç, adalet ve hakikat medeniyetini Türk Milleti kuracaktır yine yeryüzünde.
Bütçesini görüştüğümüz kurumların ortak paydası insandır, milletimizdir, Türk Milletidir. Kurumlarımız yeni bir hakikat medeniyetinin inşaında görev ve sorumluluk alan kurumlardır. İnsanımız; çocuk, genç, yaşlı, özürlü, sağlıklı kadın ve erkek, hepsinin ortak ismi insan. Bu kurumlarımız insana hizmet etmekle yükümlüdür, milletimize hizmet vermekle yükümlüdür. Ama, nasıl, hangi konseptle? Bu kurumlarımızın 21 inci Yüzyıla yönelik konseptleri var mı? Üçüncü bin yıla ait konseptleri nedir? Sevgi, aşk, inanç, adalet ve hakikat medeniyetiyle ilgili konsept ilişkileri nelerdir? Gezegenimizdeki mutlu yaşamımız ve gezegen sonrası yaşamımızın mutluluğu için Yaratıcının koyduğu konsept ile kurumların konseptleri arasındaki örtüşme ne oranda? Kurumlarımızın görevi, ilgi alanındaki insanımızın biyolojik, fiziksel, psikolojik, pedagojik, sosyal ve kültürel gelişimini sağlamak, inanç, ibadet, ahlak gelişimlerine katkıda bulunmak, milletimizin birliği beraberliği, huzur ve refahına yardımcı olmaktır.
Söz konusu kurumlarımızın bütçelerini genel bütçe imkânları içinde yeterli hale getirmek, çalışanlarının özlük haklarını iyileştirmek gerekmektedir. İlgili kurumların personelinin eğitim seviyelerini yükseltmek, millî ve küresel gelişimlere göre yeniden gözden geçirmek zorundayız.
Saygıdeğer milletvekilleri, şimdi biraz Diyanet İşleri Başkanlığıyla ilgili görüşlerimi açıklayacağım.
Dünyanın 5 kıtasında dış temsilciliklerimiz aracılığıyla dinî hizmet faaliyeti gösteren bu teşkilat, sadece bulunduğu ülkelerdeki Türklere değil, İslamı tanımak isteyen bütün insanlara hizmet sunmaktadır. 3 Ekim 2005'te Avrupa Birliğiyle müzakerelere başlama sürecine girilmiştir. Avrupa'nın en güçlü ve organize teşkilatları, hâlâ kiliseler ve dinî vakıflardır. Bu güçlü dinî kuruluşların malî varlığı ve manevî otoritesi, neredeyse, devletlerin bütçesinden daha güçlüdür ve manevî etkileri devlet başkanlarından daha büyüktür. Laik olmalarına rağmen, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya gibi Avrupa Birliğinin güçlü ülkelerinin anayasalarına göre, Hıristiyan dogmalarına aykırı kanun teklifinde bulunamazlar.
Ülkemizin, bu kadar güçlü ve köklü teşkilatlı Hıristiyan kuruluşları karşısında durabilmesi için şu üç temel kuruluşumuzun en mükemmel tarzda ele alınması ve güçlendirilmesi şarttır. Bunlardan birisi olarak, kültür ve medeniyetimizin varlığı ve bekası için, Hıristiyan kültür ve medeniyeti karşısında galip gelmemiz için Kültür Bakanlığımız ve teşkilatları en güçlü hale getirilmelidir. Ülkemiz insanının Batı eğitim sistemi karşısında dejenere olmaması ve galip gelmesi için, Millî Eğitim Bakanlığımız ve kuruluşları, mutlaka, kimliğimizi oluşturan değerlerle donanımlı kılınarak en güçlü hale getirilmelidir. Akıl almaz ve sınır tanımaz imkânlarla ülkemiz insanını Hıristiyanlaştırmaya çalışan kilise teşkilatları karşısında Diyanet İşleri Başkanlığımız ve kuruluşları her türlü imkânlarla donatılmalıdır. Bu tedbirler geciktirilmeden hemen alınmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığının yurtiçi ve yurtdışı kuruluşları her türlü donanımla takviye edilmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığımız, ülkemizin her türlü dinî, ahlakî, kültürel, ve ekonomik problemlerinin çözümünde daha aktif olmalıdır.
Saygıdeğer milletvekilleri, ayırımcılığın her türlüsünü ortadan kaldırmayı hedeflemiş, önyargılardan uzak, özgür, dinamik, gerçekçi düşünen, çağın imkânlarının tamamını teşkilatının hizmetinde kullanabilen, en iyi yetişmiş, özü sözü bir, inandığı gibi yaşayan, toplumun her kesimince örnek kabul edilmiş, toplumun bütününü hiçbir ayırıma tabi tutmadan…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 18 Aralık 2005