Bütçe kanunlarında yer alan bazı hükümlerin ilgili kanun ve kanun hükmünde kararnamelere eklenmesi ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair (s.s.410)
İzmir Milletvekili ·
Genel Kurul, 110. Birleşim · 3. yasama yılı · 25 Haziran 2009 · 1.049 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Harun Öztürk, 25 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜTÇE KANUNLARINDA YER ALAN BAZI HÜKÜMLERİN İLGİLİ KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERE EKLENMESİ İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.410)); konuşma 1.049 kelime.
Harun Öztürk (İzmir). “Bütçe kanunlarında yer alan bazı hükümlerin ilgili kanun ve kanun hükmünde kararnamelere eklenmesi ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair (s.s.410)”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 25 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/harun-ozturk-23-2009-06-25-butce-kanunlarinda-yer-alan-bazi-hukumlerin-ilgili-kanun-ve-kanun-hukm-7 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HARUN ÖZTÜRK (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Demokratik Sol Parti adına yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Görüşmekte olduğumuz kanun teklifiyle İş Kanunu’nda önemli bir değişiklik yapılmaktadır. İş Kanunu’muza esnek çalışma yöntemlerinden biri olarak daha önce girmiş olan geçici iş ilişkisine ek olarak yeni bir geçici iş ilişkisi daha düzenlenmektedir.
Değerli milletvekilleri, İş Kanunu’nda yapılan değişikliklerin sosyal barışın korunması açısından sosyal tarafların mutabakatı alınarak yapılması arzu edilen bir durumdur. Bir kere, İş Kanunu’ndaki değişiklik Hükûmet tasarısı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmamıştır. Öncelikle bu kadar önemli bir konunun kanun teklifi şeklinde değil de kanun tasarısı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulması uygun olurdu. Hükûmetin, bu konuda işçi sendikalarının mutabakatını alamayacağını bildiği için kanun tasarısı hazırlamak yerine işverenlerin isteği doğrultusunda milletvekillerine kanun teklifi verdirdiği anlaşılmaktadır. Böylece işçilerin tepkisinin doğrudan Hükûmete yönelmesi önlenmeye çalışılmaktadır. Teklif, Türkiye Büyük Millet Meclisi tatile girmeden, sosyal tarafların muvafakati alınmadan ve kamuoyunda yeterince tartışılmadan yasalaştırılmak istenmektedir.
Değerli milletvekilleri, teklifin gerekçesi ne olabilir diye düşünmeliyiz. Görünürdeki gerekçe, özel istihdam büroları aracılığıyla istihdam düzeyinin artırılması olarak açıklanmaktadır. Amaç, işsizliğin önlenmesi ve istihdamın artırılması olarak ifade edilince muhalefetin direncini kırmak da daha kolay olabiliyor. Sırf bu nedenle grubu olan bazı partilerin muhalefet şerhi yazmaktan vazgeçmiş olabilecekleri değerlendirilmektedir. Amaç istihdamı artırmak ise özel istihdam bürolarının iş ve işçi bulmaya aracılık etme yetkileri zaten mevcut. Bu işlevi yerine getirmelerine de hiçbir engel bulunmamaktadır. Ancak bu yetmiyor ki, özel istihdam bürolarına ilave olarak geçici iş ilişkisi kurma yetkisi verilmektedir.
İş Kanunu’na bakıyoruz, geçici iş ilişkisi kurma yetkisi genel olarak düzenlenmiştir. İçlerine tam olarak sinmese de sendika temsilcileri de bu düzenlemeyi kabullenmiş görünmektedirler. İş Kanunu’nda geçici iş ilişkisi düzenlendiği hâlde teklif ile özel istihdam bürolarına ayrı bir geçici iş ilişkisi kurma yetkisi verilmesinde niçin bu kadar ısrar edilmektedir? Bu sorunun cevabını bulmak için İş Kanunu’nda mevcut geçici iş ilişkisinin koşullarının ne olduğuna bakmak gerekir. O koşullar bazı ihtiyaçları karşılayamamış olacak ki bu teklifin verilmesine ihtiyaç duyulmuştur.
Değerli milletvekilleri, İş Kanunu’nun 7’nci maddesine göre işveren bir işçiyi yazılı rızasını almak koşuluyla holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde veya yapmakta olduğu işe benzer işlerde çalıştırılması koşuluyla başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devrettiğinde geçici iş ilişkisi kurulmuş olmaktadır. Bu geçici iş ilişkisinde işçinin asıl işverenle yaptığı iş sözleşmesi yürürlükte kalmaya devam etmektedir. İşçi asıl işverenle yaptığı iş sözleşmesinde taahhüt ettiği işi asıl işverenin iş yerinde değil, devralan işverenin iş yerinde yerine getirmektedir. Kendisiyle geçici iş ilişkisi kurulan işveren, işçinin kendisinde çalıştığı sürede ödenmeyen ücretinden ve sosyal sigorta primlerinden asıl işverenle birlikte sorumlu tutulmaktadır.
İş Kanunu’na eklenmek istenen mesleki anlamda geçici iş ilişkisine baktığımızda, işçinin devrinde her iki işveren yanında benzer iş yapılması koşulunun aranmadığını görmekteyiz. Adında “mesleki” ibaresinin yer alması, meslek sahibi kalifiye işçilerin bu düzenlemeye konu olacağı gibi bir izlenim vermekteyse de tasarıda buna ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Teklif ile iş ve işçi bulmaya aracılık eden özel istihdam bürosu asıl işveren sayılmaktadır. Bu işverenler işçiyle süreli iş sözleşmesi yapmaktadır. Bu iş ilişkisinde özel istihdam bürosunun bu işçilere yaptıracakları bir iş bulunmamaktadır. Düzenlemeyle, özel istihdam bürosuna, işçinin kendisine karşı olan sanal iş görme borcunu geçici süre için bir başka işverene devretme hakkı verilmektedir. Bize göre, özel istihdam bürosu ile işçi arasında kurulacağı ifade edilen bu sözleşme iş sözleşmesi olamaz ve bu sözleşmeye dayanılarak geçici iş ilişkisi kurulamaz.
Teklifte öngörülen geçici iş ilişkisinde süreli iş sözleşmesinin geçerli olacağının belirlenmiş olmasında, kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamama gibi unsurlar etkili olmuş olabilir. İşverenlerin kıdem tazminatı yükü dikkate alınarak bu teklifin getirilmiş olma ihtimali çalışma barışının tehlikeye girmesi açısından son derece önemlidir. Mevcut mevzuata göre iş ve işçi bulmaya aracılık etme yetkisi zaten var olan özel istihdam bürosuna, ayrıca geçici iş ilişkisi kurma yetkisi verilmesinde ısrar edilmesi bizim bu endişelerimizin haklılığını ortaya koymaktadır. İşçinin devrinde kararlaştırılan süre bittiğinde asıl işveren olan özel istihdam bürosuna dönecek olan işçinin burada göreceği bir iş yoktur. Yeni bir işverene devredilene kadar özel istihdam bürosuyla iş sözleşmesi ilişkisi bir iş görme edimi olmaksızın sanal olarak devam edecektir. Bu sürede kendisine bir ücret ödenip ödenmeyeceği açık değildir. Süreli iş sözleşmeleri için öngörülen süreler uzun tutulmak suretiyle işçiler için özel istihdam büroları iş bulana kadar beklenilen bir havuz, iş arayanların beklediği modern işsizler kahvesi konumuna dönüşebilir.
Değerli milletvekilleri, özel istihdam bürosu iş ve işçi bulmaya aracılık ederken vasıfsız işçiden ücret almamaları esastır. Bu düzenlemede mesleki anlamda geçici iş ilişkisinden söz edildiği gerekçe gösterilerek iş arayanlardan ücret talep edilip edilmeyeceği de açık değildir. Geçici iş ilişkisinin aynı iş için on sekiz ayı geçemeyeceği, geçtiği takdirde devredilen işveren ile işçi arasında belirsiz süreli iş ilişkisinin kurulmuş olacağı hükme bağlanmaktadır. Ancak bu ilişkinin geçici iş ilişkisinin kurulduğu tarihten itibaren mi yoksa on sekiz aylık sürenin bitiminden itibaren mi kurulacağı da tasarıda açık değildir. Oysa mevcut 7’nci maddede bu konuda açık bir düzenleme vardır. Geçici iş ilişkisi ile devredilen işçinin çalıştığı iş yerinde grev ve lokavt uygulaması varsa ve işçi özel istihdam bürosu tarafından başka bir geçici işe de gönderilememişse asgari ücretten az olmamak üzere sözleşme ücretinin yarısının ödenmesi zorunluluğu getirilmektedir. Bu sözleşme ücreti özel istihdam bürosuyla yapılan sözleşme ücreti ise niçin yarısı ödenmektedir? İşçinin geçici iş ilişkisiyle devredildiği işverenin ödediği bir ücretten söz ediliyor ise bu durum, işçinin bu işverenle de bir sözleşme yaptığı anlamına gelmemekte midir? Bütün bu hususların, işçilerin hak kaybına uğramamaları için açık bir şekilde düzenlenmesi gerekir.
Özürlü ve eski hükümlü çalıştırma yükümlülüğünün hesabında, geçici iş ilişkisiyle çalıştırılanlar işyerinde çalışan işçi sayısına niçin dâhil edilmemektedir? Bu hüküm, işverenleri geçici iş ilişkisiyle işçi çalıştırmaya itmiş olmayacak mı?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Öztürk, konuşmanızı tamamlayınız.
HARUN ÖZTÜRK (Devamla)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Özetle, işçi ve işveren arasında kurulması gereken hassas dengenin gözetilerek işçinin korunması, koşulları ve sınırları yasayla iyi çizilerek istihdam ve verimliliği artırmak, rekabet koşullarını iyileştirmek üzere esnek çalışma yöntemlerinin hayata geçirilmesi iş hukukunun amaçları arasında yer almaktadır. Yürürlükteki İş Kanunu bu anlamda öngördüğü iş güvencesi, belirli süreli ve kısmi süreli iş sözleşmeleri, geçici iş ilişkisi, asıl işveren - alt işveren uygulaması, çağrı üzerine çalışma, evde çalışma, tele çalışma, çalışma sürelerinin denkleştirilmesi, telafi çalışmaları, kısa çalışma gibi uygulamalarla yeterince esnek bir yapıya kavuşturulmuştur.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, geçici iş ilişkisinin sınırsız bir şekilde uygulanmasına yol açacak olması nedeniyle, iş hukukunun, işçinin korunması amacıyla bağdaşmayan, işçi ve işveren arasında kurulmaya çalışılan hassas dengeyi, dolayısıyla da çalışma barışını bozacak olan 7/A maddesinin teklif metninden çıkarılmasının yerinde olacağı düşüncesiyle yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
43 konuşma daha · 25 Haziran 2009