İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 50. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)

Harun Öztürk

İzmir Milletvekili ·

Genel Kurul, 50. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Ocak 2010 · 544 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Harun Öztürk, 20 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜNİVERSİTE VE SAĞLIK PERSONELİNİN TAM GÜN ÇALIŞMASINA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 418)); konuşma 544 kelime.

Harun Öztürk (İzmir). “Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 20 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/harun-ozturk-23-2010-01-20-universite-ve-saglik-personelinin-tam-gun-calismasina-ve-bazi-kanunlar-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HARUN ÖZTÜRK (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 418 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesiyle ilgili vermiş olduğum değişiklik önergesi üzerinde söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz tasarı esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilmemiş ve görüşleri alınmadan önünüze getirilmiştir. Bu tasarı, öngördüğü ödemelerin çoğu döner sermaye bütçesinden yapılacak olsa da kamuda ücret dengesini ne ölçüde etkilediğinin tartışılması için, bütçeden karşılanmak üzere sağlık hizmetleri tazminatı adı altında bir ödeme öngördüğü için, döner sermaye ödemelerinin emekliliğe de yansıtılması nedeniyle sosyal güvenliğin aktüeryal dengelerini ne ölçüde etkileyeceği ve emekliler arasında yeni eşitsizliklere yol açıp açmayacağının değerlendirilmesi için, teşkilat yapısına ilişkin düzenlemeler içerdiği için, 5018 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesi gereğince tasarının hem merkezî yönetim bütçesine hem de sosyal güvenliğe etkilerinin değerlendirilmesi için Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmeliydi.

Değerli milletvekilleri, bağımsız milletvekilleri ile grubu bulunmayan milletvekillerinin tasarı ve teklifler üzerinde görüşlerini ifade edebilmeleri iktidar grubu tarafından ciddi biçimde engellenmektedir. Gerçekten de söz konusu engelleme girişimleri siz değerli milletvekillerinin ve milletimizin dikkatinden kaçmamaktadır. Yoksa kişisel söz talep eden iktidar milletvekillerinin kürsüye çıkıp teşekkür ederek kürsüden inmeleri ve yine iktidar milletvekillerinin değişiklik önergelerinin kendi gruplarının oylarıyla reddedilmesi başka türlü açıklanamaz.

Engelleme varsa konuşma fırsatını nasıl bulduğum sorulabilir. Değerli milletvekilleri, Genel Kurulda sizlere hitap edebilmeyi bir başka milletvekilinin söz hakkını devralarak değil, bir hakkı kullanarak yapabilmeyi isterdim.

Değerli milletvekilleri, bu tasarıyla kamuoyuna hastalar hastanelerde muayene olmak ya da ameliyat olmak için özel muayenehanelere gitmek zorunda kalmayacaklar mesajı verilmek istenmektedir. Bu gerekçeye doğal olarak fazla itiraz gelmemektedir. Ben de tasarının benimsediği bu ilkeyi destekliyorum. Ancak tasarı üzerinde yerinde söz alamadığım için ifade edemediğim görüşler de dâhil bazı düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu tasarının Plan ve Bütçe Komisyonunda bekleyen Hastane İşletmeleri, Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı ile birlikte ele alınması uygun olurdu. Birbirlerini nasıl etkileyebileceğini bilmek ve ona göre karar vermek Genel Kurulun en doğal hakkıydı diye düşünüyorum. Peki, iktidar bu kadar güzel şey yapıyor da sağlık emekçileri niye sokaklarda? Hiç kendi kendinize bu soruyu sorma ihtiyacı duydunuz mu? Sağlık çalışanlarının sokaklara dökülmesinde tasarıyla sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi yolunda adımlar atıldığı, sağlık hizmetlerinin tümüyle paralı hâle getirileceği ve sağlık çalışanlarının iş güvencelerinin ellerinden alınacağı şeklindeki kaygı ve endişeler etkili olmuş olabilir mi? İktidarın bu kaygı ve endişeleri gidermek yerine, burada da dayatmacı bir tutum sergilemesi demokratik değildir.

Değerli milletvekilleri, tasarının 2548 sayılı Kanun’un 38’inci maddesine eklenen fıkrasının, öğretim elemanlarının görevli oldukları birimin hiçbir bilgisi ve izni olmadan Deniz Feneri gibi dernek ve vakıfların yönetim ve denetim organlarında görev almalarını sağlamak üzere düzenlendiğinin herhâlde farkındasınız. Öğretim elemanları kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirilmeleri sırasında görevli oldukları birimden başlayan bir izin ve onay prosedürüne tabi olurken, dernek ve vakıflarda görev alırken, görev yaptıkları birime bilgi verme gereği dahi duyulmamasının amacı siz değerli milletvekillerine anlatılmalıdır.

Tasarı, döner sermaye ödemelerine bir üst sınır getiriliyor gibi görünse de çerçeve 2’nci maddede sayılan ödemeler dolayısıyla bu sınır aşılmaktadır. Çerçeve 5’inci maddede döner sermaye kaynaklarından sınırsız olarak gelecek yıllara yaygın yüklenmelere girişme imkânı verilmektedir. Açılan bu kapının kamu borç yönetiminde zafiyete yol açacağının herhâlde farkındasınız diye düşünüyorum. Bu nedenle, gelecek yıllara yüklenme yetkisi verilirken döner sermayeye bir önceki yıl geliri ile sınırlı bir tavan getirilmesi uygun olurdu.

Üniversitelerde döner sermaye gelirlerinin belli bir nispetinin mal ve hizmet alımına ayrılması öngörülürken Sağlık Bakanlığına bağlı döner sermayelerde böyle bir oranın belirlenmemesi ne kadar isabetli olmuştur?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 20 Ocak 2010

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook