Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
İzmir Milletvekili ·
Genel Kurul, 90. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Nisan 2010 · 898 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Harun Öztürk, 21 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 898 kelime.
Harun Öztürk (İzmir). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 21 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/harun-ozturk-23-2010-04-21-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HARUN ÖZTÜRK (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin kredi kartları ve tüketici kredileri alanındaki sorunlar ve çözüm yollarını belirlemek amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması açılması önerisinin aleyhinde söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Aleyhinde söz almamın nedeni, 26/2/2008 tarihinde verilen bu kadar önemli bir önergeyi niye bugüne kadar işleme aldırmak için daha çok çaba göstermemelerine ilişkindir.
Değerli milletvekilleri, ekonomide köşeye sıkışan, işsizlik sorununu çözme sorumluluğunu üzerinden atmaya çalışan Hükûmet, gündemi değiştirmek için Anayasa’yı günah keçisi ilan etmiştir. Komisyonda kamuoyuna açıklanan bazı ekonomik göstergeler, 2009 yılındaki gerilemeden bağımsız olarak verilmek suretiyle, krizden çıkılıyormuş gibi bir izlenim yaratılmaya çalışılmaktadır. Oysa üretim ve büyümede açıklanan son rakamlar, 2009 yılındaki küçülmeleri telafi edecek düzeyde değildir. Sorumluluğu üzerinden atmaya çalışsa da, işsizlik Hükûmetin yakasına yapışıp kalmıştır. Ekonomi, 2009 yılında düştüğü noktada patinaj yapmakta, tutunmaya çalışmaktadır. Arabayı tekrar hareket ettirebilmek için Hükûmetin sanayici ve iş adamlarının önerilerine kulak vermesi gerekmektedir. Bu konuda kulaklarını tıkaması, arabanın patinaj yaptığı noktada daha da dibe oturması anlamına gelmektedir.
Değerli milletvekilleri, Hükûmetin uyguladığı yanlış ekonomi politikaları nedeniyle, hayatlarını idame ettirebilmek için kredi kartı ve tüketici kredileriyle borç batığına saplanan, haciz işlemlerine maruz kalan, tefeci faizi ödemek zorunda bırakılan, yeni borç bulmakta sıkıntıya düşen vatandaşlarımızın bu sıkıntılarının ortadan kaldırılması ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi için söz konusu araştırmanın daha fazla geciktirilmeden açılması gerektiği düşüncesindeyim.
Değerli milletvekilleri, 88’inci Birleşimde yaptığım konuşmamda, aksine yargı kararları olmasına rağmen Anayasa’mızın “Anayasa değişikliklerinin ivedilikle görüşülemeyeceği” hükmünden ne anlaşılması gerektiğini gerekçelerimle ifade ettikten sonra, getirilen Anayasa değişiklik teklifinin görüşmelerine Genel Kurulun ilke olarak çalışmadığı pazar günü başlanılması, çalışmalara hafta sonu devam edilmesi, hazırlanırken yüksek yargı dâhil bilim insanlarının görüşlerinin alınmaması, kamuoyuyla paylaşılan kaygı ve endişelere itibar edilmemesi, Genel Kurulun olağan çalışma saatleri dışında görüşmelerin saat 11.00’den program tamamlanana kadar sürdürülmesi, maddeler üzerindeki kişisel söz ve değişiklik önerge haklarının iktidar grubuna mensup milletvekilleri tarafından engellenmesi, açılan bir usul tartışmasında sadece 2 kişiye söz verilmesi gibi tespitlerin, Anayasa değişiklik teklifinin Anayasa’ya aykırı bir biçimde ivedilikle görüşüldüğünü ortaya koyduğuna vurgu yapmıştım. Sözlü soruların görüşülmemesi ve gündem dışı konuşmaların yaptırılmamasını da “ivedilikle görüşülmeme” kuralına aykırılık şeklinde değerlendirdiğimi ifade etmek istiyorum.
Anayasa değişikliğiyle ilgili, 19 Nisan 2010 günü saat 13.00’te başlayan müzakereler ertesi gün 07.00’ye kadar devam etmiş, aynı gün saat 15.00’te başlayan müzakereler de bu sabah 04.00’e kadar sürmüştür. Bu müzakere yöntemi değişikliğin ivedi, yani tez elden sonuçlandırılmasının istendiği anlamına gelmektedir. Gece 24.00’ten sabahın 07.00’sine kadar devam eden tartışmalar muhtemel bir referanduma karar verecek olan milletimizin gözünden kaçırılmış olmuyor mu?
Değerli milletvekilleri, Anayasa değişikliğini acele olarak çıkarmak istediklerini AKP’ye mensup milletvekilleri yaptıkları konuşmalarda da itiraf etmişlerdir. Bu çerçevede, Sayın Canikli, 88’inci Birleşimde görüşmelerin hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesini istediklerini söylemiştir.
Yine AKP Adıyaman Milletvekili Sayın Aydın, aynı birleşimde “Şimdi AK PARTİ olarak bizler de bugün bir grup önergesiyle halkımızın bizden çok acil olarak beklediği bir Anayasa değişikliği paketini getirdik.” demiştir. Bütün bu hususlar muhtemel bir yargı denetiminde mutlaka dikkate alınacaktır.
Değerli milletvekilleri, AKP Anayasa değişikliklerini acil görüşmediklerini ispat için bazı gerekçeler yaratma çabası içindedir. Nasıl mı? Bir örnek vermek istiyorum: AKP, grup önerisiyle Anayasa değişikliklerini öne alırken sadece bunu öne almadıklarını göstermek için, 498 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nı kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 6’ncı sırasına almasını istemiştir. Anayasa değişikliklerinin ilk turunun on gün sürmesinin kararlaştırıldığı bir durumda, on gün görüşmelerine başlanamayacak bir kanun tasarısının, üstelik kırk sekiz saat geçmeden gündemin ön sıralarına alınmasının sizce başka bir amacı olabilir mi? Bununla “Bakın, biz sadece Anayasa değişikliklerini ön sıraya almadık, başka bir kanun tasarısını da öne aldık.” denilmek istenmektedir.
Değerli milletvekilleri, önergelerin işleme alınmasıyla ilgili olarak İç Tüzük’e aykırı olduğunu düşündüğüm bir uygulamayı da bu arada tutanaklara geçirtmek istiyorum. İç Tüzük’ün 87’nci maddesinin birinci fıkrasında, kanunlarda ve İç Tüzük’te aksine bir hüküm yoksa, kanun tasarısı veya teklifinde bir maddenin değiştirilmesi, metne ek veya geçici madde eklenmesi hakkında milletvekilleri, esas komisyon veya Hükûmetin değişiklik önergeleri verebileceği, bu esaslar dairesinde milletvekilleri tarafından Anayasa’ya aykırılık önergeleri dâhil her madde için yedi önerge verilebileceği, her siyasi parti grubuna mensup milletvekillerinin birer önerge verme hakkının saklı olduğu öngörülmektedir. Başkanlık Divanı, İç Tüzük’ün saklı tuttuğu grup önerilerini miras hukukundaki saklı pay gibi düşünüp yedi önerge hakkı içinde değerlendirmektedir. Bu uygulamanın doğru bir hukuki yoruma dayanmadığı kanaatimi tekrar ifade etmek istiyorum. Vereceğim örnekte bu uygulamanın yanlışlığının kendiliğinden ortaya çıktığını sizler de göreceksiniz. Diyelim Türkiye Büyük Millet Meclisinde çok parçalı bir yapı oluştu ve sekiz adet siyasi parti grubu ortaya çıktı. O takdirde, grupların dışında hiçbir milletvekiline değişiklik önergesi verme hakkı tanımasanız bile grupların saklı olan haklarını yine de veremeyeceksiniz. Gruplar dışında milletvekillerine değişiklik önergesi verme hakkının yasama faaliyetini yavaşlatacağını düşünüyorsanız, o takdirde İç Tüzük’ün ilgili hükmünü değiştirmelisiniz. AKP’nin İç Tüzük’ten doğan bir hakkı kötüye kullanarak verdiği engelleyici önergeleri bir tarafa bırakalım, sırf İç Tüzük’ün söz konusu hükmünün yanlış uygulaması nedeniyle benim ve başka bazı milletvekillerinin değişiklik önergelerinin Anayasa değişikliğinde işleme alınmaması Genel Kurulda yapılan bu Anayasa değişikliği müzakerelerini sakatlamaktadır.
Değerli milletvekilleri, 88’inci Birleşimde Anayasa Komisyonu Başkanı Sayın Kuzu’ya, Anayasa değişikliğine göre oluşacak yeni Anayasa Mahkemesi üyelerinin, içinde kendileriyle ilgili hükümlerin de yer aldığı bu Anayasa değişikliğinin Anayasa’ya uygunluğunu denetleyip denetleyemeyeceklerini sordum. Sayın Başkanın istemeye istemeye verdiği cevap: “Ee, tabii ki, yani, kendiyle alakalı yeri denetleyecektir. Gayet doğal. Bunda bir şey yok ki. Ama Anayasa değişikliğine şekil bakımından bakacak. Onun altını çizelim evvela. Yani bakacağı şeyler belli.”
Değerli milletvekilleri, Sayın Kuzu verdiği cevapta, yeni Anayasa Mahkemesi üyelerinin kendileriyle ilgili bu değişikliğe bakacaklarını ifade ettiği gibi, onlara nasıl inceleyecekleri konusunda direktifte bulunmuş olmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
90 konuşma daha · 21 Nisan 2010