Markaların korunması hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:319)
Konya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 46. Birleşim · 3. yasama yılı · 20 Ocak 2009 · 1.089 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasan Angı (AK Parti), 20 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:319)); konuşma 1.089 kelime.
Hasan Angı (AK Parti, Konya). “Markaların korunması hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:319)”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 20 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-angi-23-2009-01-20-markalarin-korunmasi-hakkinda-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-ya (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA HASAN ANĞI (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bir işletmenin mal ve hizmetlerini diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan, bu yönüyle de mal ve hizmetlerin kimliğini oluşturan işaret olarak tanımlanan marka, küreselleşmenin sınır tanımadığı, rekabetin hız kazandığı günümüz bilgi toplumunda firmaların pazarda kalıcı olabilmelerinin temel unsurlarından biri hâline gelmiştir. Artık, dünyadaki büyük şirketlere bakıldığında marka değerleri firma değerinin çok önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Başka bir ifadeyle günümüzde artık ekonomik değer fiziki varlıklardan çok fikrî sermaye ile ölçülmektedir. Bu yönüyle de başta marka olmak üzere sınai mülkiyet hakları sanayi toplumunda sahip olduğundan çok daha önemli bir rol üstlenmeye başlamıştır. Zaman zaman basına da yansıyan muhtelif araştırmalarda dünyanın en değerli yüz markası veya en değerli beş yüz markası belirlenmektedir. Sıralamalar ve değerler az da olsa farklılık göstermekle birlikte, ilk sırada yer alan markanın değeri 60-70 milyar dolara karşılık gelmektedir. Araştırmalarda yer alan ilk yüz markanın toplam değeri Amerika Birleşik Devletlerinin ihracatının yaklaşık 2 katıdır. Yarıdan fazlası Amerikan Birleşik Devletleri firmalarına ait olan bu markalar olmasa ABD diye bir ülke kalmayacaktır. Her ne kadar henüz ilk yüz içerisinde yer alan Türk markası olmasa da dünyanın en büyük firmaları listesine giren Türk şirketleri vardır. Türk sanayicisi ve girişimcisi artık başkaları için fason üretim yerine kendi markası için üretim yapmaya başlamıştır, hatta bu markalarımız Çin tarafından da taklit edilmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; markalar başta olmak üzere sınai mülkiyet hakları, evrensel hukuk tarafından temel bir insan hakkı olarak değerlendirilmekte ve korunması devletlere bir görev olarak yüklenmektedir. Küreselleşme ile birlikte uluslararası boyut ve nitelik kazanan taklit ve korsan ürünler nedeniyle, özelde marka koruması, genelde sınai mülkiyet hakları daha da önemli hâle gelmiştir. Dünya Gümrük Örgütü ve OECD gibi uluslararası kuruluşlarca yapılan değerlendirmelere göre, dünya ticaretinde korsan ve taklit ürünlerin payı yüzde 5 ila 7 seviyesine ulaşmıştır. 2007 yılında OECD tarafından yayımlanan bir rapora göre, tüm gümrüklerde ele geçirilen korsan ve taklit ürünlerin değeri dünya üzerindeki yüz elli ülkenin gayrisafi millî hasılasından daha fazladır. Ayrıca korsan ve taklit ürünler, organize suç örgütleri ve hatta terör örgütlerince kullanılan, bu yönüyle de kamu düzenini tehdit eden olumsuz bir boyut kazanmıştır. Sebebiyet verdikleri vergi kaybı nedeniyle ülke ekonomilerini etkileyen korsan ve taklit ürünler, kamu sağlığını da tehdit etmeye başlamıştır. Bu nedenle, başta G-8 zirvesi olmak üzere pek çok uluslararası platformda fikrî ve sınai mülkiyet haklarının korunmasına ve bu çerçevede korsan ve taklitle mücadeleye vurgu yapılmaktadır.
Ülkemizin AB’ye üyelik sürecinde üzerinde en çok durulan konulardan biri de fikrî ve sınai mülkiyet haklarının korunması ve taklitle mücadeledir. Müzakerelere açılan on fasıldan biri olan fikrî ve sınai mülkiyet hukuku alanında belirlenen kapanış kriterleri arasında taklitle mücadeleye ilişkin hususlar da yer almaktadır.
Dünyada sınai mülkiyet haklarının ilk uygulayıcılarından biri olan ülkemizde son dönemde marka ve sınai mülkiyet haklarına önem ve öncelik verilmeye başlanmıştır.
AK PARTİ olarak, sınai mülkiyet haklarını ekonomik ve teknolojik gelişme için bir araç olarak görmekteyiz. Bu çerçevede, Patent Değerlendirme Ajansının kurulması, aralarında markalara ilişkin kanun hükmünde kararnamenin de yer aldığı mevcut kanun hükmünde kararnamelerin kanuna dönüştürülmesi, Fikrî Mülkiyet Hakları Koordinasyon Kurulu ve Tasarım Konseyinin oluşturulması, Markalar Kanunu Anlaşması’nın revizyonuna ilişkin Singapur Anlaşması’na katılım sağlanması gibi pek çok proje ve eylem Hükûmetimizin eylem planında yer almaktadır. Bu çerçevede, geçtiğimiz yıl yayımlanan Başbakanlık genelgesi ile Fikrî ve Sınai Mülkiyet Hakları Koordinasyon Kurulu oluşturulmuştur. Bu Kurul, fikrî mülkiyet alanında ilgili kamu kurum ve kuruluşları arasında ortak strateji ve politikalar geliştirecektir. Fikrî mülkiyet alanında kısa, orta ve uzun vadeli stratejileri oluşturacak olan Kurulun ilgili kurumlar arasında koordinasyon ve iş birliği geliştirerek uygulamada etkinlik sağlaması da amaçlanmaktadır. Kurul ilk toplantısını geçtiğimiz kasım ayında gerçekleştirmiş, “ulusal fikrî ve sınai mülkiyet stratejisi”nin hazırlanması için gerekli çalışmaların başlatılması gibi ülkemiz açısından önemli bir karar almıştır. Bu karardan görüleceği üzere, Koordinasyon Kurulunun ülkemize büyük katkıları olacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de sınai mülkiyet haklarına verilen önem neticesinde bu alanda önemli atılımlar gerçekleştirilmiştir. Tüm sınai mülkiyet başvurularında 2002 yılına göre yüzde 100’e ulaşan artışlar yaşanmıştır. Türkiye, geçtiğimiz yıl 75 bini aşan marka başvurusu ve 32 bin endüstriyel tasarım ile Avrupa’da ilk üç içindedir. Yerli patent başvurularında dünya ortalamasının katbekat üstünde artış gösteren ülkemizde mutlak sayılarımız da son dönemde artmıştır. Cumhuriyet tarihinde ilk kez geçtiğimiz yıl 10 binin üzerinde buluş için patent ve faydalı model başvurusu yapılmıştır. Benzer şekilde, uluslararası marka başvurularında da önemli artışlar yaşanmaktadır. Uluslararası marka başvurularının yaklaşık yüzde 2’si Türkiye’den yapılmaktadır. Uluslararası marka başvurusu yapmaya imkân sağlayan ve seksen iki ülkenin yer aldığı Madrid Sistemi’nde en çok başvuru yapan 15’inci ülke Türkiye’dir. Türk ekonomisine olan ilgiyi göstermesi açısından, uluslararası başvurularda en çok koruma talep edilmek istenen ülkelerden biri konumundayız. Yabancı marka sahiplerinin ülkemize olan ilgisi de her geçen gün artmaktadır. 2006 yılında 10’uncu sırada yer alan ülkemiz, 2007 yılında bir basamak daha yükselerek 7’nci olmuştur. Özetle, ülkemizin bu alandaki potansiyeli artık harekete geçmiş, Türk sanayicisi de küresel rekabette yerini almaya başlamıştır.
Başvuru sayılarındaki yaşanan bu gelişmeler kadar önemli bir diğer husus, bu hakların etkin bir şekilde korunmasıdır. Bu korumanın sağlanabilmesi için başta marka olmak üzere tüm sınai mülkiyet haklarının öncelikle doğru ve hızlı bir şekilde tescil edilmesi gerekir. Ülkemizde tescil konusunda tek yetkili kurum olan ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığımıza bağlı olarak faaliyet gösteren Türk Patent Enstitüsü bu görevi başarıyla yerine getirmektedir. Elbette bu husus tek başına yeterli değildir. Bu alanda olabilecek hak ihlallerinin ve uyuşmazlıkların adil ve süratli bir şekilde sonuçlandırılması da zorunludur. Bunu gerçekleştirebilmek için de hukuki düzenlemelere ve bu alanda görev yapacak ihtisas mahkemelerine ihtiyacımız vardır. Ülkemizde bu konudaki düzenlemeleri de içine alan yasal mevzuat 27 Haziran 1995 tarihinde yürürlüğe giren, aralarında markalara ilişkin 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin de yer aldığı bir dizi kanun hükmünde kararname ile belirlenmiştir. Sınai mülkiyet hakları ve cezalar ise 1995 ve 2004 yıllarında çıkan 4218 ve 4194 sayılı kanunlarla düzenlenmiştir. Öte yandan, ülkemizde bu alanda davalarla ilgilenen fikrî ve sınai haklar ihtisas mahkemelerinin sayısı 23’e ulaşmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa Mahkemesi, geçtiğimiz yıl aldığı bir kararla, markalara ilişkin suçların kanun hükmünde kararnameyle düzenlenemeyeceğine hükmettiğinden, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin bazı maddeleri iptal edilmiştir. Bununla birlikte, sınai mülkiyet haklarına büyük önem verdiğini belirttiğimiz Hükûmetimizin eylem planında yer alan, markalara ilişkin 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin kanuna dönüştürülmesi için yapılan çalışmalar tamamlanmıştır. Tasarı, Bakanlar Kurulunda imzaya açılmıştır, önümüzdeki günlerde de yüce Meclisimize sunulacaktır.
Söz konusu çalışmanın yasalaşmasının bir süre alacağı dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararları çerçevesinde hukuki açıdan bir boşluk doğmaması amacıyla, şu an görüşülmekte olan bu kanun tasarısı hazırlanarak yüce Meclisimize sunulmuştur. Tasarıyla, Anayasa Mahkemesince iptal edilen 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 9’uncu ve 61’inci maddeleri yeniden düzenlenmektedir.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
20 konuşma daha · 20 Ocak 2009