İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 96. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Hasan Karal

İstanbul Milletvekili · Yeni Yol

Genel Kurul, 96. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Mayıs 2026 · 544 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Hasan Karal (Yeni Yol), 20 Mayıs 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 544 kelime.

Hasan Karal (Yeni Yol, İstanbul). “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 20 Mayıs 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-karal-2026-05-20-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-munasebetiyl (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=145416

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HASAN KARAL (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Vergi sistemi, yabancı yatırımlar, İstanbul Finans Merkezi ve teknoloji girişimlerine ilişkin önemli düzenlemeleri ele aldığımız bu teklifle, yatırım ortamının iyileştirilmesi, döviz girişinin artırılması ve Türkiye'nin küresel ölçekte cazibe merkezi hâline getirilmesinden söz edilmektedir. Elbette yatırım önemlidir, elbette üretim desteklenmelidir, elbette Türkiye uluslararası rekabette güçlü olmak zorundadır ancak şu soruları sormamız gerekir: Biz nasıl bir ekonomik düzen inşa ediyoruz? Vergi sistemini kimin için kolaylaştırıyor, kimin omzuna daha fazla yük bindiriyoruz? Bugün baktığımızda vatandaşın vergi yükü büyürken büyük sermaye için yeni istisnalar, yeni ayrıcalıklar konuşuluyor. Ama ben size o finans merkezlerinin bulunduğu İstanbul'da gördüğümüz gerçek Türkiye'den birazcık bahsetmek istiyorum: Dört beş gündür vatandaşlarımızla İstanbul'da bir araya geldik, esnafımızı ziyaret ettik, sokakta insanımızı dinledik. İnanın herkesin derdi aynı: Ekonomi, hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı.

Çekmeköy'de bir kuru yemişçiye girdik, kuru incirin kilosu 1.200 lira. Türkiye olarak dünya kuru incir üretiminin yarısından fazlasını karşılayan bir ülkeyiz. "Aydın inciri" dediğimiz ürünümüz coğrafi işaret almış, dünyaca bilinen değerlerimizden biridir. Ama bugün geldiğimiz noktada vatandaş kendi ürününe ulaşamaz hâle gelmiş durumda. 1 tane kuru incir tarttırdık, sadece 1 tane; tam 30 lira geldi. Sonra fındığa baktık, dünya fındık üretiminin yüzde 70'inden fazlasını karşılayan Türkiye'den bahsediyoruz ama 1 kilo fındığın fiyatı olmuş 1.600 lira. Şimdi soruyorum: Dünyanın üretim merkezi olduğumuz ürünleri bu ülkenin insanı neden tüketemez hâle geldi? Üreten biziz, toprağı işleyen biziz, ihracatı yapan biziz ama kendi vatandaşımız vitrindeki ürüne sadece bakıyor. Oradaki esnafın söylediği cümle aslında her şeyi özetliyor: Alırken vergi ödüyoruz, satarken vergi ödüyoruz. Vatandaş daha muhasebeye bile girmeden vergisini ödüyor ama iş büyük sermayeye gelince yüzde 95 istisna, yüzde 100 muafiyet, yirmi yıllık vergi avantajı. Varlıklının değirmenine varil varil su taşınırken yoksulun sofrasına bir bardak su maalesef çok görülüyor. Değerli milletvekilleri, varlıkla barışılabilir ama artık biraz da gerçeklerle barışılmalı; sokağın gerçeğiyle, pazarın gerçeğiyle, esnafın gerçeğiyle, emeklinin gerçeğiyle barışılmalı. Yine İstanbul'da zamanında iktidar partisine oy verdiğini söyleyen bir emekli ağabeyimiz bakın ne diyor: "Ben zamanında oy verdim, inkâr etmiyorum ama artık şimdi isyan ediyorum." Bir zamanlar "umut" diye destek verilen iktidar bugün milyonlarca insanın geçim sıkıntısıyla yüzleştiği bir yapıya dönüşmüştür maalesef. Bir ömür çalışıp alın teri döken insanlar bugün en temel ihtiyaçlarını bile hesaplarken ay sonunu nasıl getireceğini düşünmektedir. Dün destek verenler bugün yüksek sesle "Geçinemiyoruz." diye haykırmaktadır. Böyle bir ekonomik gerçeklikte Kurban Bayramı'na yaklaşıyoruz. Emekli maaşının 20 bin lira olduğu ülkemizde Diyanetin 2026 yılı yurt içi kurban bedeli 18 bin, yurt dışı ise 7 bin lira. Bakınız, arada 2,5 katı aşan bir fark var. Bu bile bugün Türkiye'de vatandaşın temel ibadetlerini yerine getirirken dahi nasıl ağır bir ekonomik yük altında olduğunu göstermektedir. Bir başka çarpıcı tabloyu daha hatırlatayım: 2018 yılında ilk kez verilen bayram ikramiyesiyle bir vatandaşımız rahatlıkla bir hisse büyükbaş kurbana girebiliyor hatta küçükbaş kurbanlık dahi alabiliyordu, bugün ise aynı ikramiyeyle bırakın kurban almayı, birkaç kilo et almakta bile zorlanılıyor. İşte, vatandaşın yaşadığı ekonomik gerçek budur ama biz biliyoruz ki bu millet zor zamanlarda dayanışmasını da paylaşmasını da birbirine omuz vermeyi de her zaman başarmıştır çünkü kurban yakınlaşmaktır. Her ne şekilde olursa olsun, birbirinden uzaklaşmış; milliyeti, mezhebi, meşrebi, dünya görüşü, siyasete bakışı farklı da olsa insan olma ortak paydasında buluşabilme yakınlığını gönlünde hissedebilen tüm vatandaşlarımızın mübarek Kurban Bayramı'nı yürekten kutluyorum.

Yarınlarımızın bugünlerimizden daha hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

127 konuşma daha · 20 Mayıs 2026

Günün kaydı →
127 konuşmanın tamamı →