İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 78. BİRLEŞİM · SALI

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Hasan Ören

Manisa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 78. Birleşim · 1. yasama yılı · 13 Mayıs 2003 · 944 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasan Ören (CHP), 13 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 944 kelime.

Hasan Ören (CHP, Manisa). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 13 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-oren-22-2003-05-13-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HASAN ÖREN (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, İş Kanunu Tasarısının 67 nci maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, günlerdir İş Kanunu Tasarısı üzerinde görüşmelere devam ediyoruz; ama, görüyoruz ki, toplumun hiçbir kesiminde, bu tasarıyla ilgili mutabakat sağlanmamıştır. Türkiye'de görevinin başında olan sendikaların hiçbirisi bu tasarıyla ilgili onay vermemiştir. Görüyorum ki, Adalet ve Kalkınma Partisinin içerisinde sendika kökenli olan arkadaşlarımız da, toplumdan gelen baskılardan dolayı bu tasarıya hoş bakmamaktalar. Biraz evvel, üçüncü sayımda dahi yetersayıyı zorla bulduğumuza göre, Adalet ve Kalkınma Partisinin de, toplumun, emeğiyle geçinen, çalışan insanların baskısından dolayı burayı doldurmakta ve yetersayıyı bulmakta zorlandığı görülüyor. İnşallah, bu zorlanma, bu tasarının kanunlaşmaması doğrultusunda bilerek yapılan bir iştir.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, bu tasarı -işçi ile işvereni karşı karşıya getiren- Türkiye'deki çalışma yaşamını istenilen noktalara taşıyabilecek, üretimi artıracak, kaliteyi getirecek bir tasarı değil. Bakınız, 67 nci maddede şöyle denilmektedir: "Günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatleri ile dinlenme saatleri işyerlerinde işçilere duyurulur. İşin niteliğine göre işin başlama ve bitiş saatleri işçiler için farklı şekilde düzenlenebilir." Yani, işin başlama ve bitişini düzenleyecek olan, sanayici.

Biz, sanayici dediğimizde veya sanayicilere karşı söylemlerimizi geliştirdiğimizde, AKP sıralarından, hemen "işveren düşmanı mısınız" diye sesler geliyor.

Değerli arkadaşlar, ben, sanayiciyim, yıllardır da yanımda işçi çalıştırıyorum; ama, bu tasarıyla, benim, işçimle barışmam mümkün değil. Bunun engeli de, ne işveren ne işçi; bunun engeli 56 ncı hükümet, bunun engeli 57 nci hükümet, bunun engeli 58 inci ve 59 uncu hükümettir. Yani, siz, girdilere bir yığın zam yaparak sanayicinin elini kolunu bağlayacaksınız -İş Kanunu Tasarısını hazırlayacaksınız, tasarının üzerinde boşluklar bırakacaksınız, sıkışmış olan sanayici, o tasarının boşluklarından yararlanacak- en sonunda bu, emeğiyle geçinen, alınteriyle geçinen insanların üzerine yüklenecek... Böyle bir oyun olmaz arkadaşlar!

Bakınız, hükümet sözcüleri "sanayiciye güvenelim" diyorlar. Şimdi, işçi fabrikama geldiğinde, sigortayı yaptığım gün, sanayici olarak prim ödemeye başlıyorum. 60 gününü doldurmayan bir işçinin sağlık hizmetlerinden yararlanması mümkün değil. Yani, biraz evvel diyorduk ya, sanayiciye bu kadar kötü bakmayın, sanayici şöyledir, sanayici iyidir, sanayici lokomotiftir; doğrudur bunların hepsi; ama, şimdi, bu yasanın içerisinde, böyle bir uygulamayı getiren hükümet sanayiciye kötü bakmaya başladı. Yani, ben, sanayici olarak, bir işçinin 186 000 000 lira olan sigorta primini ödeyeceğim, 60 gün dolmadan, işçi, hasta da olsa, gidip, kontrolünü yaptıramayacak, ilaçlarını alamayacak; çocukları hastaysa, ailesi hastaysa, 120 günden önce gidip bu haklardan yararlanamayacak. Peki, nasıl bir anlayış?.. Peşin para alıyorsunuz, aldığınız paranın karşılığında hizmet verirken, hizmetin süresini koyuyorsunuz "bunlardan yararlanmak için 60 gün gerekli, 120 gün gerekli" diyorsunuz. Peki, bu İş Kanunu Tasarısında bunları düzeltmeye niye yeltenmiyoruz?.. Parasını ödüyorsa, bu para bizden kesiliyorsa, devletin kasasına giriyorsa, sigorta primi ödenmeye başladığı günden itibaren, emeğiyle geçinen insanın kendini baktırma hakkı vardır. Burada söylenen nedir; efendim, hasta olan insanlar gelir, 1 günlük sigorta yaptırırlar, 1 günlük sigortadan sonra sigorta hastanelerine giderler. O zaman, siz, kuşkuyla bakıyorsunuz işverene. Bir taraftan işverene kuşkuyla bakılmayacağı söyleniyor, bir taraftan işverene kuşkuyla bakılıyor.

Değerli arkadaşlarım, bu İş Kanunuyla Türkiye'de bir barışın sağlanması, Türkiye'deki insanların gerçekten huzurlu bir şekilde üretime katkı sağlamaları mümkün değildir. Bu İş Kanunu, Adalet ve Kalkınma Partisi ile sanayicinin yüzde 2'sini temsil eden Refik Baydur tarafından hazırlanmıştır.

İnanıyorum ki, içinizde gerçekten sıkıntılar var. Bu sıkıntıları aşmanın yolu ve yöntemi, bu İş Kanununu birlikte askıya almak ve bu İş Kanununu, Cumhuriyet Halk Partisinin katkılarını da alarak, Cumhuriyet Halk Partisiyle beraber, sendikalarla, işverenlerle beraber yeniden gözden geçirmektir.

İşçi sayımıyla ilgili olarak, çalışan işçilerle ilgili olarak, yine, iş barışını bozacak şekilde, bu İş Kanunundan yararlanmayacakların sayısını 30'a yükselttiniz. Buradaki amaç nedir? Şu olsaydı belki mantıklı olabilirdi; 10 olan işçi sayısı 5'e düşürülmüş olsaydı... Hatırlarsınız, hepiniz biliyorsunuz, seçmenleriniz orada, bizim küçük sanayi sitelerinde çalışan tornacı, kaynakçı, marangoz, yanında 3 kişi çalışan, 5 kişi çalışan insanlar için belki 5 kişilik bir rakam koymuş olsaydınız doğru olabilirdi; ama, bilim ve teknoloji, bilgi o kadar ileri noktalara gitti ki, bir makineyi koyuyorsunuz, başında 1 işçiyle trilyonlarca ciro yapılıyor. Yani, siz 30 rakamını getirdiniz. Çalışanı 30'un altında olan işyerlerinde bu İş Güvencesi Yasası geçerli değil. Siz de biliyorsunuz bunun mantıklı olmadığını.

Bir yığın sanayici arkadaşımız var; ben, hayret ediyorum, buraya çıkıp neden konuşmuyorlar, kendileriyle ilgili sorunları neden burada anlatmıyorlar! 100 işçi çalıştırılan bir işyerinde 20 milyar lira sigorta primi ödüyoruz, karşılığında, enerjisi pahalı, sigortası pahalı, mazotu pahalı... Girdilerin bu kadar adaletsiz olduğu bir yerde sanayicinin üretmesi, işçiyle barışık olması mümkün mü?!

Değerli arkadaşlarım, bunun üçüncü ayağı hükümettir. Eğer, hükümet, sanayicinin önünü açmazsa, sadece sözle değil, icraatlarıyla önünü açmazsa, bu barışın sağlanması mümkün değildir. Girdilerde bu kadar eşitsizlik varsa, bu girdilerin eşitsizliğinden dolayı, sanayici, ürettiğini, kesinlikle, istenilen düzeyde, istenilen maliyette üretemez. Bu eşitsizlikten doğan maliyet farkları, sanayicinin Türkiye'de kaliteli ürün üretmesine, kaliteli ürünün üretilip piyasaya gönderilmesine mâni oluyor arkadaşlar. Burada yapılacak tek iş şudur: Hükümet kanadının, sanayicinin ve işçinin barışıp, Türkiye'deki çalışma yaşamına belirli ölçüde, belirli bir şekilde katkı koyabilmesi için, bu İş Yasası Tasarısını tekrar gözden geçirmesi gereklidir. Bu ülke hepimizin.

Bu insanlar, artık, kendilerini bırakın, ailelerini bırakın, gerçekten, yaşamlarını devam ettirebilecek kadar para almıyorlar. Asgarî ücret 226 000 000 lira, sigorta primi 186 000 000 lira. Sevgili Bakanım, acaba, bu sigortalı sayısını artırmak için, bu sigorta primlerini belirli noktada aşağıya çekerek, sanayiciye ve orada çalışan insanlarımıza faydalı olabilecek hükümleri bu İş Yasası Tasarısının içerisine koymuş olsak, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümet olarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak, ilkönce kendimizden başlayıp, sonra, işçi ile işvereni irdelemeye çalışsak daha doğru olmaz mı?! Çalışma yaşamı içerisinde insanların işsizliği... Artık, sigortasız çalışmaya başladı insanlar. Sadece iş bulabilmek için, o işte çalışabilmek için 226 000 000 lira paraya çalışıyor insanlar. Bu İş Yasası Tasarısıyla beraber bu kadar zorluğu da bu arkadaşlarımızın üzerine getirirsek, ben inanıyorum ki, toplumdaki o barış, toplumdaki o üretkenlik, daha kısır, daha üretilmeyen bir seviyeye çekilecektir.

Değerli arkadaşlarım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız, İş Kanunu Tasarısı üzerinde tekrar düşünüp...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

39 konuşma daha · 13 Mayıs 2003

39 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook