İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 45. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 45. Birleşim · 2. yasama yılı · 3 Ocak 2008 · 1.731 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 3 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 1.731 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 3 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-01-03-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, Sayın Gök’e burada teşekkür etmek istiyorum, yani sıkıntılarımı dile getirdi, partimizin, grubumuzun da yasamayla ilgili. Bu torba yasa olarak adlandırılan 651 tane yasa, hayatımızın her alanına, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, bakın, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Hatta Osmanlıdan…

HASİP KAPLAN (Devamla)…hatta bazı yasalar cumhuriyetin kuruluşundan önce, şimdi, biz bunu uyumlaştıracağız yeni TCK’ya, yeni yasalarımıza -dikkat edin- ve dört parti grubundan hukukçu arkadaşlar bir araya geldik, tabii, önce, kafamız karıştı bizim, hepimizin, neyi, nasıl düzelteceğiz diye, yani gerçekten nereden düzeltemeye başlayalım diye bir kere bir tereddüt geçirdik. Sağ olsun, üç dört senedir bu konuda çalışan uzmanlar, komisyondaki arkadaşlarımız bizi bazı konularda aydınlattılar, ama bu o kadar kolay değil. Hayatın her alanına, yaşamın her alanına etki yapacak bir yasa tasarısı paket olarak gündeme alınıyor ve görüşülecek.

Bunu biraz daha iyi anlayabilmeniz için bir iki örnekle başlamak istiyorum ki daha sonra bu yasanın neleri kapsadığını ve Meclisin, yasama organının neden çok dikkatli davranması gerektiğini ifade etmek açısından.

1’inci maddeye bakıyoruz. Hemen karşı maddesini buluyorum. Şimdi, yasanın öncesi, uyumlaştıracağımız yasa, 1 Şubat 1329, 18 Rebiülevvel 1332 tarihli Ameliyatı İskaiye İşletme Kanunu Muvakkatı. İsim bu. Şimdi, biz birkaç maddeden oluşan bu yasayı yeni Türk Ceza Kanunu’na göre uyumlu duruma getireceğiz ve getiriyoruz. Bir maddeyle ilgili bir değişiklik 1’inci maddede. Deniliyor ki, anlayabilirseniz tabii, önce yasama meclisi anlayacak ki sonra halk anlasın, halk da uysun yasaya. Yasayı bilmemek mazeret değil, ama anlamamak da mazeret olur mu, olmaz mı? Onun üzerinde durmak lazım. Okuyorum aynen: “Mecra dahilinde her ne suretle olursa olsun balık sayhgahı tesis edenler ef’ali mezkûreden tahaddüs edecek zarar ve ziyanı tazminden maada mahallî mülkî amir tarafından ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezasıyla cezalandırılır.” Bunun içinde bir tek uyum var: “İki yüz Türk Lirası para cezası.” Gerisini anladınız mı? Şimdi, eğer uyumsa, Türk Ceza Kanunu’na uyum hâline getireceksek, bu uyumu dilde de getirmemiz gerekmiyor mu? Yani, vatandaşımız Osmanlının sonu, Cumhuriyetin başı döneminde değil ki. Seksen dört yıllık cumhuriyet tarihini yaşıyoruz. Bir taraftan Türk Ceza Kanunu’nun dilini sadeleştirdik, yenileştirdik. Ama uyum yasasını da aynen getiriyoruz. Onun için, yasama görevi yaparken işimiz kolay değil. Vatandaşın bunu anlaması hiç kolay değil. Bu söylediğimiz şeyler maalesef yasa ve uygulanacak.

Şimdi, bu yasaların kapsadığı alanları aldığımız zaman, sahte meslek ve sanatların icrasından ilaçlara, yiyeceklere, birtakım ürünlere, sahte katkılara, sahte katkılardan Avukatlık Yasası’na, vergilere, vergilerden Ateşli Silahlar Yasası’na… Ve böylesine birbirini takip eden bir dizi yasa.

Şimdi, merak ediyorum, gerçekten, biraz önce, Başkanlık Divanımız, 54 sıra sayılı Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanun Tasarısı’yla ilgili komisyon olmadığı için, bakanlık olmadığı için bir erteleme kararı çıktı. Şimdi, o yasayla ilgili, yani kurusıkı tabancalarla ilgili, bu ertelediğimiz yasayla ilgili burada da benzer bir hüküm var.

Şimdi, bu sistematiğe baktığımızda da burada ister istemez zorlanıyoruz. Yani, bir yasayı erteliyoruz. Örneğin: Bu yasada getirilen örnekten yola çıkarak “Kurusıkı tabir edilen ses ve gaz fişeği ya da benzerlerini atabilen tabancayı teknik özelliklerinde değişiklik yaparak öldürmeye elverişli silah hâline dönüştüren kişi bu maddenin birinci fıkrası hükümlerine göre cezalandırılır.” Burada ceza bir yıldan üç yıla kadar. Ondan önceki tasarıyı görüşmüş olsaydık oradaki ceza müeyyidesi bir yıldan iki yıla kadardı.

Şimdi, burada kafamız karışıyor. Bu, neyin uyumu? Yani, aynı konuda kanun sistematiği, tekniği açısından da son derece sakat bir durumla karşı karşıyayız. Yani, 6136 sayılı Yasa dururken, uyum yasalarında ayrı, 6136 sayılı Yasa’yla ilgili dört beş madde düzenlemesi var, silah kaçakçılığı, büyük silahlar, küçük silahlarla ilgili cezalar var, 6136 sayılı Yasa’da ayrıca var. Ayrıca, gaz ve ses silahları, kurusıkı silahlarla ilgili ayrı bir yasa tasarısı var. Onu da erteledik. Şimdi, üç parça -ayrı- aynı konuda. Bu, bir uyum değil aslında. Bu, aslında bir uyumsuzluktur. Yani, iki madde söz konusu olduğunda, hâkim ne yapacaktır: Evrensel kuraldır, ceza kuralıdır, lehe olan hükmü uygulayacaktır. Bir yıldan üç yıla kadar olan cezayı değil, bir yıldan iki yıla kadar olan cezayı uygulayacaktır ve onu da, indirim uygulayıp, erteleyecektir.

Sadece eksiklikler ve hatalar bu torba kanununda bununla sınırlı kalsa çok iyi. Hemen daha başında ilginç şeylerle karşılaşıyoruz. Çünkü, yani Türk Ceza Kanunu’na uyumu sağlayalım derken, bir de bir uyumsuzluğu daha yaşıyoruz beraberinde.

Avrupa Birliği konusunda birtakım reformlar yaptık. Şimdi, bir taraftan Türk Ceza Kanunu temel yasa olarak Avrupa Birliği reformlarının çerçevesinde değişime uğradı. Ama, şimdi bu yasaları Türk Ceza Kanunu’na uyduruyoruz. Peki, Türk Ceza Kanunu’na uydurduğumuz bu yasalar, Avrupa Birliğinin Kopenhag Kriterleri’ne, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne, Avrupa Konvansiyonu’na, tarafı olduğumuz, imzaladığımız onlarca uluslararası sözleşmeye ve Anayasa’nın 90’ıncı maddesi uyarınca iç hukukta kanun hükmünde olan bu sözleşmelere uygun mu?

Daha başında, birinci grup, otuz madde olarak gidiyor, hemen beşinci maddede hemen bir uyumsuzluk yakalayabiliyoruz. Ne deniyor: “805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkındaki Kanun şu şekilde değiştirilmiştir.” Cezalandırma… 1926… Şimdi, kamu iktisadi teşebbüslerini bırakın, Adalet Bakanlığının Uluslararası Hukuk İşleri Genel Müdürlüğündeki hâkimleri bile dil öğrensin diye dışarı gönderiyoruz. Avrupa Konseyinin -İngilizce, Fransızca- resmî dillerini öğrensin, ticaret dünyasında, ekonomi dünyasında, kurslara gönderiyoruz, şirketlerimizin çoğu uluslararası şirketler hâline gelmiş, çoğu ortak sermayeli ve bunların başında İngilizce, Fransızca konuşan direktörler var. Yani, şimdi Türkçe dışındaki dillere yasak getirirseniz, ben Kürtçe demiyorum, yani Arapça demiyorum veya işte başka bir dil demiyorum, ama bu iktisadi teşebbüslerde dünya ticaret dili olarak gelişen bu dilleri nasıl yasaklayıp, nasıl cezalandıracağız? Bunu uyumlulaştırdık, hangi yargıç bunun cezasını verecek? Uyumlulaştırdık, pakete elimizi kaldırdık, ertesi gün de rahat yasama, 30 madde geçti, bu, ilk 30’un içinde sadece.

Şimdi bunca sakatlıklar var, ama şunu açık yüreklilikle ifade edeyim ki, bu düzen, bu sistematik… Bunu düzenleyen Adalet Komisyonundaki ve Bakanlıktaki uzmanlar olsun, komisyon başkanlarımız olsun, iki üç sene çok büyük bir gayret göstermişler kanun sistematiğini oturturken. Yani, öyle bir şey ki, bir fıkrayı çıkardığınız zaman, bir yapının temel taşını nasıl çıkarıyorsunuz, ondan sonra duvar üst üste geliyor, aynen öyle bir şey bu temel yasalar da. Yani zorlamaya çalıştık, birini çıkaramıyoruz, çıkardığınız zaman farklı bir durumla karşı karşıya kalıyorsunuz. Ama, AK Parti olsun, CHP olsun, MHP olsun, DTP olsun, grupları adına biz hukukçular, Adalet Komisyonunda gerçekten iyi niyetle, samimi olarak, nelerde ortaklaşabiliriz, yani neleri yapabiliriz, neleri birlikte götürebiliriz, yani bu ülke için, nelerde hizmet edebiliriz, bunun üzerinde yoğunlaştık ve bu yoğunlaşma sonucu, biraz önce arkadaşımız Sayın Gök’ün de açıkladığı gibi, bazı konularda ortak önergelerimiz oldu. Zaten oldukça çok sayıda yasa bu arada değişmiş, gelirken iki üç sene içinde. Bu yasaları biz mecburen ortak önergelerle bir ayıklayacağız, bir de, vicdanen, gerçekten bazı yasalarda… Özellikle bu Yargıtaydaki isyanın, zaman aşımına uğrayan davaların, bu zaman aşımına uğrayan suçların, zaman aşımından kurtulan suçlar grubunun, her gün hayatımızın her alanına; gıdadan ilaca, ilaçtan giyime, giyimden her türlü tüketim maddesine sahte katkı sunanları mı dersiniz, zararlı katkı sunanları mı dersiniz, işin erbabı, ustası olmayıp da bir mesleği icra edenleri mi dersiniz, üstüne cübbe giyip avukatlık yapanları mı, yoksa “Ben doktorum.” deyip ameliyat yapanları mı, çantasını alıp “Ben dişçiyim.” diye gezenleri mi… Bu yasa, gerçekten, bu paket yasa, bu 651 yasa, aspirin gibi bir torba yasa, her şey var içinde. Her şey var içinde. Öyle bir gariplik ki, biz ne yapalım ne edelim derken, şunu, toplumun sağlığını hem bireyin sağlığını düşünerek ceza adaletini ve güvenliğini düşünerek bazı suçlarda, özellikle özellikli suçlarda bazı artırımlar…

Örneğin, silah yasası gündeme geldiği zaman silah kaçakçılığı konusunda, silah kaçaklığıyla beraber büyük silahlar -yani, bu büyük silah olarak tabir edilen otomatik kalaşnikof, M16 vesair gibi silahlar veya onun kaçakçılığı veya diğer silahlar- bunların kullanımı ve ruhsatlandırılması konusu gibi konularda cezaların artırılmasının önemli olduğunu düşündük. Çünkü, toplumda suç ve suçlulukla mücadele bu kadar basit bir olay değil. Bir taraftan binlerce ruhsat almalar var, ama, bir taraftan da, toplumda suç ve ceza konusu var. Yani toplumu koruyacaksınız. İşte bunu düşündüğümüz zaman, ruhsat koşullarından yine vergi yasalarına kadar -ki en çok sıkıntı- vergi aflarıyla gelen vergi yasalarındaki hassasiyetlere dikkat çektik. Bu bahsettiğimiz sadece birkaç konu.

Gerçekten, yasama organı olarak otuz maddelik paketler alındığı zaman, her milletvekilinin üşenmeden bir kez o yasaları okumasını öneriyoruz. Eğer herkes, grubunda bir sıkıntı olursa… Yani buradan anlamayabilirsiniz yasaları, çünkü burada dikkat ederseniz, işte 1329 Rebiülevvel diye, bir yasadan bahsediliyor, onu uyduracağız günümüze. Bunu anlamayabilirsiniz, ama bize sorarsanız veya Komisyondaki arkadaşlar size yardım edecektir, biz de bunun anlaşılmasını sağlayacağız, çünkü şöyle bir ön çalışması var. Yani, o küçük kitapçık hâline gelene kadar böyle bir çalışmadan geçti bu uzun bir emek sonucu ve tabii ki… Su sarfiyetin tezyid ve tenkisinden yola çıkarak gelen, bu mecra dahilindeki balıkların sayhgahına -şimdiki alabalık tesisleri, tabii teknoloji, ürünler çok gelişti- bu yasayı, bunu uyduracağız. Bu konuda, bilgilendirme konusunda sanıyorum gruptaki arkadaşlarımız yardımcı olabilirler. Ancak, burada, sanıyorum yirmi bir gün yasama Meclisinde bu temel kanun görüşülecek. Bu yirmi bir günde, her gün otuz madde paket olarak gelecek. Otuz maddede, biz hukukçular olarak, Adalet Komisyonunda bir kısmını düzelttik, sizler de birazını düzeltirseniz, daha az hatayla bu temel yasaları çıkarmış veya hatalı yanlarını değiştirmiş oluruz diyorum, çünkü burada kafamızı karıştıran bir konu daha var. Onu da açık yüreklilikle ifade etmekte yarar var. Bir tarafta vergi yasalarını bir şekle sokarken burada -Plan ve Bütçe Komisyonunda çalışmıştım- vergi yasası reformunun gündemde olduğunu biliyorum. Ona ilişkin birtakım cezalar var. Türk Ticaret Kanunu gündeme geliyor yakın zamanda, bilginiz var. Ona bağlı Borçlar Kanunu gündemde, yani birçok temel yasayla bağlantılı yasalar da bunun içinde yer alıyor, ki bunların içinde bu temel yasalarla beraber çok önemle üzerinde durulması gereken bir iki bölüm var. Bu bölüm, fikrî ve sınai haklarla ilgili düzenlemelerdir. Bu fikrî ve sınai haklarla ilgili düzenlemeler konusunda, korsan yayıncılık konusunda, kitapların kaldırımdan satılmamasından tutun da pullara kadar çok farklı içerikleri olan bu torba yasasında, biraz gayret edersek birkaç maddenin daha düzelmesini sağlayabiliriz diye düşünüyorum. Bunu nasıl yapacağız? Mademki birlikte iyi niyetle yola çıktık, her parti grubunun temsilcilerinin ortaklaştığı noktalar var, diğer noktalarda da eğer kanun önergeleri, değişiklikleri gelirse, yani şunu yasama Meclisinde gerçekten dikkatle izlemekte yarar var: Yani muhalefet getirdi ben reddedeyim, iktidar getirdi o zaman elimi kaldırayım!.. Yani bu anlayışı artık terk etmemiz gerekiyor, eğer 73 milyon insanımıza hizmet sunmak istiyorsak, nasıl ki biz bu grup çalışmalarında da ortaklaşmaya çalışıyorsak, birlikte bir şeyler yapmaya çalışıyorsak, bu yirmi bir gün içinde de eğer temel aksaklıkları olan yasalar konusunda farklı önergeler gelirse, bunun biraz üzerinde durabilirsek, birçok yanlışı düzeltebiliriz. Tümünü zaten düzeltmek mümkün değil. Deveye “Neden boynun eğri?” diye sormuşlar “Nerem düzgün ki!” demiş. 651 yasa bir pakette, bir torbada gelirse, hiç mümkün değil, hepiniz hukukçu olsanız, hepiniz uzman olsanız, dil uzmanı olsanız, ne olursa olsun, yüzde 100’lük bir düzeltme yapma şansımız yok. Hiç olmazsa, bunu yüzde 70’lere kadar, olumlu bir şekilde, beraber, hep beraber, bir ortaklaşa çalışma örneği vererek, bir çalışma yapalım diyorum.

Şimdiden, hepinize kolay gelsin diyorum. Bu duygularla hepinizi selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

56 konuşma daha · 3 Ocak 2008

56 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook