İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 47. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 47. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Ocak 2008 · 777 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 9 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 777 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 9 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-01-09-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dördüncü bölüm, 90 ve 120’nci maddelerle ilgili en önemli iki düzenlemenin birisi zeytincilik, zeytin alanlarının korunması, ıslahı, alanlarının daraltılmaması gibi bazı konularda müeyyidelerin artırılması, diğer bir bölümü de millî müdafaa mükellefiyetinin tatbikiyle ilgili.

Tabii, bu konuda baktığımız zaman, Türkiye’de uyum yasalarının Avrupa Birliği müzakere süreci öncesi yapılan reformlarla değiştirilen Türk Ceza Kanunu’na, temel kanunlara yapılan uyumların olduğunu, daha çok şeklî olarak o alanın sıkıştırıldığını görüyoruz. Oysaki, Avrupa Birliğine uyum yasaları denildiği zaman yasaları şeklî olarak, o Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişikliklere uygun cezaları artırmak anlamında almak yanılgıdır. Çünkü, Avrupa Birliği ilerleme raporlarına baktığımız zaman, en önemli başlığın “tarım” olduğunu görürüz. Tarımda özellikle bazı ürünlerde destekleme ve genişleme, ekolojik tarım konusunda Türkiye’ye özel bir önem verilmektedir. Ancak, zeytincilik konusu, Türkiye açısından tarımın, tütün gibi, fındık gibi, üzüm gibi, pancar gibi, yani bir tarım ülkesi olmanın özelliklerinden öte, çok önemli bir tarım ve endüstri sektörü olarak yer alması, alanının, üretim alanının ve kullanıldığı alanın genişliği dikkate alındığı zaman çok daha önemli olan bu konuda çok daha dikkatli olmamız gerektiği ortaya çıkıyor.

Zeytin ağacı, belki tarihin her aşamasında Akdeniz’de kurulan bütün uygarlıkların vazgeçilmez bir parçasını oluşturuyor. Zeytinin ana vatanının Güneydoğu Anadolu olduğu, ancak, zaman içinde önce Akdeniz kıyıları ve daha sonra Asya ve Amerika’yla dünyaya yayıldığı bir teori, bir varsayım olarak konulurken, zeytinin dünya insanı için sadece önemli bir gıda maddesi değil, sağlık, güzellik iksiri, ışık kaynağı, aynı zamanda Akdeniz uygarlıklarının ticaretinin temeli olduğu da tarihte görülür. Eğer buradan yola çıkarsak, Zeugma’nın tarihinden Efes’e gelirsek, Efes’ten Homeros Destanı’na gelirsek, zeytinin hep Ege’nin bir yakasının değil, bugün altın aramayla kazılan Kaz Dağları’nın da, Assos’un da, Ayvalık’ın da, İzmir’in de, Muğla’ya kadar inilen Ege alanının da, Anadolu’nun en önemli üretiminin ve ticaretinin kaynağı olduğu görülür. Batı medeniyetlerinin tartışmasız ağırlığından ötürü, zeytinyağı, zeytinin üretilmesi konusunda, Milet’in, Efes’in, Foça’nın, Urla’nın ve Anadolu yakasının, Yunan kültüründen daha çok yer aldığı, şu tarihçi kaynakları da ortaya çıkarıyor. Ege’deki Santorini adasında yapılan arkeolojik çalışmalarda bulunan fosiller, otuz dokuz bin yıllık zeytin yaprağı fosilleri, yine Kuzey Afrika’daki Sahra bölgesinde gerçekleştirilen arkeolojik araştırmalar ve bu konuda en fazla Girit medeniyetinin ve milattan önce 4500 yıllarına uzanan, zeytin, zeytincilik ve zeytinyağı kültürünün Akdeniz mutfağının da en önemli tarım ürünü olduğunu ortaya koyuyor. Bu dönüşümü ve mübadeleyi, değişimi Yaşar Kemal “Karıncanın Su İçtiği” adlı romanında çok güzel anlatmaktadır.

Bir zeytin ağacının ortalama ömrünün üç yüz dört yüz yıl olduğu, ağır ve zahmetli bir büyüme karşısında oldukça uzun ömürlü olması, hatta üç bin yaşında zeytin ağaçlarına rastlanması ve bizim Anadolu’ya geliş tarihimizden önce, özellikle Marmara’da, Gemlik’ten Mudanya’ya doğru giderken, Çanakkale’ye kadar tüm alanların zeytin ağaçlarıyla kaplı olduğunun tarih kitaplarında yazılması, bu elverişli Akdeniz ikliminde Türkiye’yi müstesna bir yere getirmiş ve özellikle 2007 I. Avrasya Zeytin, Zeytinyağı ve Prosesleri Fuarı ve Kongresi’nde, Türkiye’nin İspanya’dan sonra en önemli ikinci pazar durumuna yükselmesini sağlamıştır.

Şimdi, ekonomimizde böylesine önemli bir yer tutan ve İspanya’dan sonra, son yıllarda, özellikle yakın zamanda, üretimde ikinci bir duruma… Özellikle de, yine, TARİŞ dışında çok sayıda yabancı firmanın Ege’de yatırımlara girişmesiyle beraber bir başıboşluk ve üretim alanlarının giderek turizm beldeleri hâline dönüştürülmesi karşısında zeytinciliğin ıslahı ayrı bir önem, yabanilerin aşılattırılması ayrı bir tarım politikası, yine zeytincilik alanlarının daraltılmaması ayrı bir önem taşımaktadır. Yine, bunların korunmasına yönelik önemli bir devlet politikasının, hükûmet politikasının olması gerekiyor. Ancak, üzülerek ifade edelim ki, 2008 mali yılı bütçe görüşmelerinde Maliye Bakanının da ifadesinde belirttiği gibi, Türkiye’de en çok gerileyen sektörün tarım sektörü olduğu ve yine gayrisafi millî gelirdeki düşüşün son dokuz çeyrekte en asgari düzeye düşmesinin nedeni de tarım sektörünün, tarım istihdamının gerilemesi olarak ortaya çıkıyor. Onun için biz buradan söylemiştik, Hükûmete şu uyarıda bulunmuştuk: KÖYDES var, BELDES var, tarımı destekleme projesi “TARDES” niye yok?

Şimdi, biz, bu zeytini, fındığı, üzümü ve diğer… Bu konuda zeytincilikle ilgili uygulamalar var, yani şikâyete tabi suç hâline getirip üç aya kadar hapis ve adli para cezası vererek mevcut zeytinlik alanlarını nasıl koruyacağız? Bu bir koruma olabilir mi? Böyle bir uyarlamayla ıslah ve yabani zeytin ağaçlarının aşılanması mümkün mü? Zeytincilik sahasını daraltan turizm sektörüne, özellikle de bu konuda Kültür Bakanlığına ve yerel yönetimlere, İçişleri Bakanlığına büyük görev düşerken, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı araştırma enstitülerinde doğru dürüst bir planlama yapılmazsa ki, yapılmıyor… Gidin Edremit’e, Akçay’a, Ayvalık’a, Assos’a, her gün, zeytin tarlalarının yerine turizm siteleri, tatil siteleri yükseliyor. Bu yükselen yerlerin her birisinin bin yıllık, beş yüz yıllık, üç yüz yıllık zeytin ağaçlarını söküp götürdüğü biliniyor. Yine, buradaki uygulamalara baktığımız zaman, izinsiz ağaç kesenlere, sökenlere ağaç başına 60 Türk lirası idari para cezası veriliyor. Şimdi, o ağacın değeri 60 lira mı ki, 60 Türk lirası para cezası veriyoruz! Bir zeytin ağacının, üç bin yıllık bir zeytin ağacının değeri, onun ederi 60 liraysa 60 lira verelim…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

69 konuşma daha · 9 Ocak 2008

69 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook