Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 50. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Ocak 2008 · 700 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 16 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 700 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 16 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-01-16-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” Evet, dün, Nazım Hikmet’in doğum günü idi. Ocak ayında yitirdiğimiz bunca basın ve demokrasi şehidinin olduğu bu ayda, bu nedenle anmak istedim.
Bu bölümde şunu ifade etmek istiyorum ki, önemli konular var. Birincisi, seçimlerle ilgili. İkincisi, tarihi eserler, kültür varlıkları ve diğer konularla ilgili. Tabii biz dört grup bir araya gelerek bazı hataları da ayıkladık bu arada. Örneğin, 433’üncü madde, bağımsız adayların oy pusulasındaki yerlerini belirleyen bir madde. İşte, seçim çevresinde oy pusulasında çapı 2 santimetre boyunda eklenecek şekilde. Diğeri de kullanılacak oyun biçimini gösteriyor tabii. Bir önceki, 22’nci Dönem Meclisinde iki parti vardı o zaman, yüzde 10 barajı nedeniyle, tahterevalli siyaseti, bir iktidar, bir muhalefet vardı, en çok oyu bağımsız adayların oy pusulasına eklenmesinde vermişlerdi. Fakat, bu duvar yetmedi, yine Nazım’ın dediği gibi “O duvar, o duvarınız…” demiyoruz, ama o baraj, o baraj yıkıldı. Cumhuriyet tarihinde en çok bağımsız milletvekili 23’üncü Dönem’de seçildi, Rize’den, Tunceli’den, Şırnak’tan tutun İstanbul’a kadar. İyi, bu hatadan döndük. Ne alakası vardı Seçim Yasası’nın bu uyum yasaları içinde dedik ve ortak bir önergeyle bunların çıkarılmasını sağlayarak bu ayıbı da kapattık.
Bu yönüyle, gerçekten tekrar hatırlatmak istiyorum: Yüce Meclisin önünde, halkın özgür iradesinin, egemenliğinin kayıtsız şartsız sağlanmasının bütün sorumluluğu, yükü 23’üncü Dönem Meclisinin üzerindedir. Halkın özgür iradesinin temsili için Siyasi Partiler Yasası’nı, seçim yasalarını yeni baştan demokratik bir şekilde çıkarma görev ve sorumluluğumuz vardır. Bu görev ve sorumluluktan beleş milletvekilli kazanmak için kaçınmamız etik değildir, tarih önünde hepimiz hesabını veririz. Bunu bir kez daha hatırlatma gereğini duydum.
(x) 56 S. Sayılı Basmayazı 3/1/2008 tarihli 45’inci Birleşim Tutanağına eklidir.
Kültürel konulara gelince, özellikle 441’inci maddeden kapsamlı 450’ye kadar… Başbakan, Madrid’de Medeniyetler İttifakı’nda konuşuyor, diyor ki: “Ülkemizdeki Elhamra Sarayı farklılıklarımızın değil, ortak mirasımızın simgesidir, bunu yaşatalım. Granada’daki saray 1232’de Endülüs Emevileri tarafından yapılmış. Peki, İstanbul’un surları? Ya Sultanahmet Meydanı’nda Four Seasons, bizim avukat olarak gittiğimiz Sultanahmet Cezaevinin ek binasının altında kalan Bizans sarayı ortak kültür değil mi? Süleymaniye, Sulukule ve yine İstanbul’un birçok tarihî merkezi ortak kültürümüz değil mi? Biz, İspanyollara “Ortak kültürdür, yaşatın.” derken, bir de kendi ülkemizde bunu yaparken kim bize inanır? Bu bir çelişki değil mi? Bu yaman çelişkiyi kendi içimizde yaşarken ülkemize ve İstanbul’a ne büyük haksızlıklar yaptığımızın farkında mıyız acaba?
İstanbul’da Four Seasons Oteli, namı diğer eski Sultanahmet Cezaevi, siyasilerin geldiği gittiği, benim de avukat olarak yıllarca ziyarete gidip geldiğim yer. Hemen yanında -medyada bugünlerde yer alıyor- kalıntılar, Bizans saraylarının üzerine betonlar dökülüyor, betonlar. Bu betonlar dökülürken, gelecek yıl İstanbul’da bir toplantı var, Medeniyetler İttifakı. Ben, Başbakana ve Hükûmete buradan öneriyorum: Bence bu toplantıyı Four Seasons’da yapın, Sultanahmet’te. Four Seasons’da yapın ki, Medeniyetler İttifakını, farklı kültürlerin nasıl yaşayıp yaşamadığını uluslararası konuklarımız yerinde görsünler, yaşasınlar.
Zaten ülkemizde çok güzel duyarlı insanlar var. Bununla ilgili uyarılarını da yapıyorlar. Örneğin, bu inşaatların ve projelerin sorunlu olmasının, tarihle kavgalı olmanın faturasının İstanbul’a neye patladığının farkında mıyız acaba? UNESCO İzleme Komitesi uyarıyor değerli milletvekilleri: “İstanbul dünya mirası listesinden çıkarılabilir.” Bu şaka değil; bu, çok ciddi bir uyarıdır. Bu çok ciddi uyarıyı, İstanbul ve Türkiye adına dikkate almak lazım. Dün bir toplantı vardı, basın açıklaması. Farkında mıyız biz? Uluslararası Anıtlar ve Siteler Konseyi -kısaltılmış ismiyle ICOMOS- yine UNESCO İzleme Komitesi üyeleri, yine Türkiye Ulusal Komite Başkanı ve Sulukule Platformu üyeleri de bu basın toplantısında, tarihî yarımadada, şeffaflıktan uzak bir anlayış yürütüldüğüne dikkat çekiyor. 1 Şubatta UNESCO’ya sunulacak alan yönetim planı, tarihî belgeyi, insanıyla, doğasıyla, yapılarıyla her şeyiyle ele alıp değerlendirilecek şeffaf ve kamuoyuna sunulacak bir plan olmalı diyor.
Mimarlar ne diyor? Neron’un, Mussolini’nin yaptığı gibi, yanılsamalar iktidar sarhoşluğudur diyor. Sarhoşluk alkol almakla olmaz. Bazen, gelinen noktada kendini bilememenin de sarhoşluğunun sorumluluğuna dikkat çekmek istiyorum. Gerçekten, medeniyetler ittifakında, tarihî, kültürel eserlerimizin yaşatılmasında, korunmasında, Devlet Planlama Teşkilatının İstanbul şehriyle ilgili büyük projesi, büyük çalışması, dünya şehri İstanbul’la ilgili çalışmaları dikkate aldığımızda, bizi bu görüntüler üzüyor. Bu sorumsuzluk üzüyor. Eğer, Paris’e, Roma’ya, Madrid’e, Londra’ya, Strasbourg’a -hatta daha küçük kentlerine Avrupa’nın- milyonlarca turist gidiyorsa, Bosphorus’a sahip, dünyanın, medeniyetlerin, Asya’nın, Avrupa’nın buluştuğu, tarihî, güzelim yarımadasında İstanbul’un, camilerinden kiliselerine, kalelerinden Topkapısı’na; dünya güzeli, tarihî, doğa, kültür mirasımızın yaşatılmasıyla milyonlarca turisti İstanbul’a çekerek, İstanbul’u, İstanbulluyu, halkımızı, ekonomisini, refahını yaşatmak varken, neden bu kültür katliamını, bu kültür sorumsuzluğunu yaşatıyoruz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
100 konuşma daha · 16 Ocak 2008