İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 50. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 50. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Ocak 2008 · 992 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 16 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 992 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 16 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-01-16-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; on yedinci bölümde gerçekten çok farklı ve önemli konular var, tekrar huzurunuzdayım.

Hemen başta, bulaşıcı hastalıklarla ilgili ceza artırımları var. Tabii, kuş gribini yaşamış ülkemizde, yakın zamanda da Bodrum’da, Ege’de yaşanan çipura balıklarının ölümleri izlendi. Ama, o çipura balıkları neden öldü, nasıl öldü, yanlış bir üretim, yanlış bir ilaç veya bu balıkların yenmesi zararlı mı değil mi, bu konuda, ne yazık ki, kamuoyu aydınlatılamadığı için tüketiciler de çipura balığı almayarak kendini korumaya çalışıyor. Tabii, bunlar buzluklara da girebilir, bunun denetlenmesinin de imkânı yok. Böylesi durumlarda, Hükûmetin, sağlık konusunda toplumu ve kamuoyunu aydınlatma görevi vardır. Örneğin, Bulgaristan’da seyir hâlindeyken kırmızı kordon çekilen bir yolda bizi çevirmişlerdi ve “Girişiniz yasak.” dediler. “Neden? Yol güzergâhı, harita elimizde.” dedik. “Bu bölgede şap hastalığı var, aracınız giremez. Girenlere de şu kadar ceza yazıyoruz.” dediler. Tabii, ülkemizde yaşanan kuş gribinde çok ciddi tartışmalar da yaşandı bilimsel olarak. İşte, böylesi toplum sağlığını ilgilendiren konularda ceza maddelerindeki artışlarla önleyici olamıyoruz. Yani, bu artışların ötesinde hükûmetlerin, icranın, ilgili bakanlığın etkin bir eğitim ve bilgilendirmesi olması gerekiyor.

Meslek eğitimiyle ilgili de bir madde getirmişiz. Ben iddia ediyorum, Türkiye'de, hangi vatandaş isterse gelsin, hiçbir sertifika aranmaksızın, eğitim aranmaksızın, diploma aranmaksızın, iddia ediyorum, 100 kişi yüz meslek için getirelim, kuaför dükkânı açar, kasap dükkânı açar, güzellik salonu açar, tekstil dükkânı açar, nalbant dükkânı açar, ayakkabıcı dükkânı açar, istediği mesleği Türkiye'de yapabilir. Yani, Türkiye'de gerçekten bu konuda da meslek birliklerinin kendi iç denetimsel olarak etkin caydırıcılıkları olmadığı için, maalesef, aday çıraklık, kalfalık gibi süreçlerden, o mason localarındaki eski klasik yetişme tarzı dışında veya bazı mesleklerde çıraktan yetişme dışında bilimsel, eğitimsel, denetimli bir devlet denetimi yoktur. Yani, bir kuaförün en az bir altı aylık eğitim alıp sertifikası olması gerekir elinde. Ne yazık ki bu tür şeylerde yok.

Kadastro Kanunu’na gelince: Gerçekten, şimdi burada Kadastro Kanunu… Her yerde kadastrolar yapılıyor. Doğu, Güneydoğu Bölgesi’nde son yirmi yıldır güvenlik nedeniyle kadastrolar yapılmıyor. En son gördüğüm bir dava vardı, altmış sekiz senedir sürüyordu, Nusaybin bölgesinde ve petrol bölgesi, doğal gaz bölgesi orası. Altmış sekiz senedir süren bu davanın davacıları ölmüş, çocukları da ölmüş, torunları takip ediyordu. Bir parsel 30 bin dönüm olabilir mi? Bir köyü üç parsele bölüp üç insanın adına kayıt yapılabilir mi? Yaparsanız ne olur? Toplumda toprağa dayalı husumeti beslersiniz, kan davalarını da geliştirirsiniz, bir yandan böyle mağduriyet olur, diğer yandan da… Gördük, şu son zamanlarda terörle mücadeleden doğan zararların ödenmesiyle ilgili diyorlar ki: “Tapu kayıtlarını getirin.” Kadastro geçmemiş ki, devlet kadastrosunu getirip evinin tapusunu vermemiş ki, tarlasının, bahçesinin tapusunu vermemiş, devlet görevini yapmamış, ama tapusunu istiyor. Tabii, burada da cezaları artırsanız… Başka gayrimenkulleri kendi adına yapan, işte, orada çalışan bilirkişilerin veya görevlilerin cezalarını artırmakla, bu siyasayla, bu mantıkla, bu felsefeyle bunu önleyemezsiniz, bu yapılamaz.

Ölçü ve ayarlarla ilgili de maddeler var. Ayarı doğru olmayan ölçü aletini kullanan kişiye 100 Türk lirası idari para cezası verilir. Gittiniz kuyumcuya, 2 gram yanlış tarttı, eksik tarttı, 100 Türk lirası cezası verdiniz, neyi caydıracaksınız? Yani biraz da ayağımız yere bassın. Yani bazı şeyleri yaparken nevine göre değişir, gramına göre değişir, miktarına göre değişir, yani samanla altın aynı ölçüde gidiyor.

Şimdi, Kıyı Kanunu bu bölümde de karşımıza çıktı. Kıyı Kanunu politikası bir devlet politikasıdır, bir turizm politikasıdır. Kıyılar kimindir? Kıyılar devletindir, kamunundur, halkındır. Hangi turistik beldemizde 100 metre kıyı çizgisi olayı hayata geçebilmiştir, gösterebilir misiniz? Antalya’yı alın, Marmaris’i alın, Bodrum’u alın, oteller kurmuş kendi turistik tesislerini, ön alanlar, koylar onların. Oysa koylar devletin. 100 metreye kadar da bütün vatandaşların yararlanması gereken koylara moloz da döker, beton da döker, lokanta da yapar, teras da yapar, duba da yapar. Bodrum’daki Güllük Körfezi’ne gidin, her taraftan tahta iskeleler çıkmış. İskeleler de, maşallah, büyümüş hemen, otuz tane masa alan restoranlara, kafelere dönmüş. Deniz kimin, kıyı kimin, herkes kendi kendine parsellemiş götürüyor. Şimdi, burada, Kıyı Kanunu’na göre getirdik ve dedik ki: “Cezanı artırdık.” Ne kadar artırdık? Bir günlük kazancını karşılamıyor vereceğiniz ceza, etkili olur mu? Bizim TOKİ’nin de gözü aydın. İspanya’da, sahillerde toplu konutlar yapılıyormuş, orada 20 milyona yakın satmışlar. Yeni uyanıyor. Turizme katkı yapacak -bugün basında vardı- TOKİ de artık sahillerimizde turistik konutlar yapıp yabancılara satacakmış. İnşallah… Göreceğiz. Ama, o 100 metreyi ne yapacak, ben onu merak ediyorum.

Radyo-televizyon yasaklarıyla ilgili gerçekten söyleyecek çok şey var. Şu zorunlu eğitimlerle ilgili cezaları haddinden fazla artırmış ama bunun uygulanabilirliği çok önemli. Yani, bu bilimsel zorunlu eğitimler, eğitim, kültür, trafik, kadın, çocuk, sağlık, bu konularda bu cezalar yüksek, doğru. Caydırıcı değil, uygulayıcı değil. Nerede yapılıyor uygulama? Ben size çok açık söyleyeyim, RTÜK, Kürtçe bir şarkı söylendiği zaman “bölücülük yapılıyor” diye üç ay kapatıyorlar. Radyolardan kaç tanesinin kapatıldığını biliyorum, televizyonun. Yani, yerel yayınlar yapan, şey yapan yayınlar… Bir tek orada uygulanıyor. Zaten, bu maddede de “iki katı artırılır” diyor “devletin güvenliğine karşı…” İşte, o bir tarafta, her türlü çete, bu diziler, toplumu geren dolandırıcılık, iflas vesaire konular aynı kapsamda ne yazık ki görülmüyor.

Tabii ki, bu konularda, caydırıcılık konusunda, önemli… Yani, şimdi, özelleştirme konusu var burada. Burada da aynı şey. Özelleştirmede aleni yapılıyor bazı şeyler, altı aydan iki yıla verilecek bir müeyyidenin etkisi yok.

Son olarak bir şey söylemek istiyorum tüketiciler konusunda. Bu konu da gerçekten hepimizi ilgilendiriyor. Şimdi, hepimizin cep telefonu var. Türkiye’de tam 20 milyon tane cep telefonu var. Bu cep telefonlarını alıyoruz. SMS şirketleri var, operatörleri var. Bakıyoruz, her gün reklam geliyor, her gün burada sitelerden bu şeyler geliyor. Almanya’dasınız veya Londra’dasınız, hem size rakam gönderiyor hem de Avrupa’dasınız, yurt dışında olduğunuz için size ücretini ödüyor. Reklam yasak, alanın iradesine aykırı, tüketici haklarına aykırı. Her yönüyle tüketiciyi mağdur ediyor. Yurt dışındasınız, size yazıyor. Günde 20 milyon cep, 10 milyon daha pazar hedefi var, 30 milyon. Tüketiciyi koruyacaksak, vereceğiz şimdi önergeyi, bütün gruplardan, gözümüzden kaçtı, çok ince bir şeydi bu, gözümüzden kaçan bu konuda gelin ortaklaşalım... Kimsenin iradesi dışında cebinde ona seks sitelerinden abuk sayfalar gelmesin, kimsenin iradesi dışında da abuk sabuk reklamlar gelmesin. Hiç kimse de bu reklamları açmak zorunda değil. Ne Turkcell’in, ne Avea’nın ne bilmem ne mobilin ne diğer Avrupa’daki şirketlerin hiçbirisinin de bizi bu şekilde kullanma hakkı yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

100 konuşma daha · 16 Ocak 2008

100 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook