İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 50. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 50. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Ocak 2008 · 790 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 16 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 790 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 16 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-01-16-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap-4 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu bölümde, elektrik piyasası, doğal gazla ilgili maddeler, doğal gaz piyasası ve yine yaban hayvanlarıyla ilgili, yapı denetimiyle ilgili hükümler yer alıyor.

Tabii, insan, bu hükümlerdeki eski maddelerin cezalarını artırırken, bunların ne kadar hayatı organize edeceğini, amacına uygun hâle geleceğini, doğru mu yaptığımızı da biraz sorgulamamız gerektiğini gösteriyor.

Elektrik piyasasını düzenleyen maddede, idari para cezalarının yüzde 10’unu kurum hesabına aktarmak gibi hükümlerle, biz, neyi düzenleyebiliriz? Elektrik enerjisi konusunda ülkenin açığının ne kadar çok olduğunu… Bu tür cezalarla bu kaçağı önleyebileceğimizi sanmıyorum.

Zaten 2008 yılının ilk zamlarından birini de, 60’ıncı Hükûmet, elektrik zamları konusunda yaptı. Elektrik zamları, tam da karakışa girilirken ve özellikle de metropol kentlerde, elektrik tüketiminin çok fazla olduğu yerlerde, yine, emekçi halkın, tüketicilerin ilk karşılaştıkları zam furyalarından birisi oldu.

Daha sonra, enerji piyasaları babında doğal gaza zamlar yapıldı. Doğal gaza, elektriğe zam yaptığınız zaman, ister istemez dolaylı olarak bütün diğer üretim ve tüketim maddelerine zamlar yansıyor. Yüzde 18, yüzde 20’leri aşan zamlar, ne yazık ki, bir enerji politikası sorunumuz olduğunu da gözler önüne serdi. Elektrik ve doğal gaz konusunda enerji politikalarımız doğru mudur değil midir, sorgulanması gereken bir noktadayız.

Enerji, artık, 21’inci yüzyılda güvenlikle anılır bir duruma gelmiştir. Bush Amerikan Kongresinde de bunu aynen böyle ifade etmişti: “Enerji eşittir güvenlik.” Zaten Afganistan’da var olma nedeni, Orta Doğu’da var olma nedeni bu.

Şimdi, Türkiye'nin enerji politikaları konusunda Kafkaslardan Afganistan ve Irak’a kadar uzanan coğrafyada bu politikalar sürdürülürken, -petrol politikaları, tabii ki buna bağlı doğal gaz politikaları- Cumhurbaşkanımız Washington’a gidiyor ve ne hikmetse, İran doğal gaz vanalarını kapatıyor. Sebep? Beş gün üst üste kar yağmış. Eğer böyle düşünürsek, bir sene önce de Başbakan Washington’a giderken yine İran’ın doğal gaz vanalarını kapattığını hatırlatmak isteriz. Neden? Bunun üzerinde durmak gerekiyor.

Türkiye, enerji politikalarında ithal enerji üzerinde durursa ve enerjisinin büyük çoğunluğunu İran, Bakü-Ceyhan veya Kerkük’ten petrol boru hatlarıyla alırsa, bir gün bu vanaların bir nedenle de kapanabileceğinin hesabını yapmak zorundadır.

Nitekim Başbakan, İran’ın vanaları açacağı konusunda iyimserliklerini dün ifade ediyordu. Biz, İran’la dost ve komşu iyi ülke ilişkilerini dış politikada sürdürmek zorundayız. Yıllardır beraber yaşadık, Kasrı Şirin Anlaşması’yla çizilen sınırlardan bu yana birlikteliğimiz, komşuluğumuz, ilişkilerimiz var ve aynı şekilde petrol boru hattının geçtiği Kerkük-Ceyhan petrol boru hattına baktığımızda, Türkiye’nin Irak’la, oradaki Irak devletiyle olan ilişkileri hep tarihte sıcak olmuştur, Kafkaslarda Azerbaycan’la hakeza şu an. Yani, biz Türkiye olarak, bir kere komşu ülkelerimizle ekonomik, sosyal, siyasal gelişmelerimizi, ilişkilerimizi diri tutmak zorundayız. Barışçıl bir politika ve iyi komşuluk ilişkileriyle, geleceğe yönelik bir politikayla köklü bir şekilde tuttuğumuz zaman, bizi diğer etmenlerin, olayların etkilemeyeceğini düşünüyoruz. Şayet enerji politikalarında, bunun yanı sıra dış politikada doğru bir çizgi tutturabilirsek; ikincisi, enerji üretiminde artık kendi imkânlarını geliştirme konusunda, kendi enerjisi konusunda ithalattan kendi üretimine geçmenin mutlak surette geçişini yapmak lazım.

Ne yapıyor 60’ıncı Hükûmet en son gördüğümüz enerji politikasında? Yaptığı şu 60’ıncı Hükûmetin: Geçiş coğrafyası politikası uyguluyor. Türkiye’nin üzerinden borular geçiyor Edirne’ye kadar, Edirne’den Yunanistan’a geçiriliyor. Ama enerji açığını kapatmak için de nükleer enerji santrallerine başvuruyor. Hâlbuki nükleer enerji santrallerinin Türkiye’deki payı enerji üretiminde yüzde 2’yi geçmiyor. Buna rağmen, eskimiş o köhne teknolojiyi Türkiye’ye satmak için hazır bekleyen iştahlı şirketler var ve çabuk paraya çevirebilecekleri bir alan.

İkinci bir alan enerji konusunda, GAP projesinde -60’ıncı Hükûmetin Programında yer almayan GAP projesi; ki, 60’ıncı Hükûmet Programında yok- son zamanlarda GAP projesini beş yılda bitirme yönünde Hükûmetin bir politika geliştirdiğini görüyoruz. Ne yapmak istiyor? Dışarıdan alınan 4 milyar dolar Dünya Bankası kredisinin Ilısu Barajı’na, Marmaray Projesi’ne ve birtakım kara yollarına ayrıldığını biliyoruz. Şimdi yabancı bankalar kredileri niçin veriyorlar? Ilısı Barajı tamamen enerji hedefli. Enerji, elektrik enerjisi, hidroelektrik santrali konusunda. GAP projesine baktığımız zaman, yüzde 58 elektrik enerjimizi GAP projeleri karşılıyor. Ama sulamaya geldiğimiz zaman bu oran yüzde 15’lere düşüyor. Hâlbuki gerçek amacı dışında GAP projesinin sadece enerjiye yönelik alanının kullanıldığı, sulama ve tarıma dayalı alanın kullanılmadığını görüyoruz. Oysaki ülkemiz çok zengin enerji kaynaklarına sahiptir. Boru sayıyoruz, bordan termal kaynaklara geçiyoruz, termal kaynaklarından su kaynaklarına geçiyoruz, akarsulara geçiyoruz. Hidroelektrik santralleri kurulacak onlarca ırmağımız olduğundan bahsediyoruz. Rüzgâr enerjisinden bahsediyoruz, güneş enerjisinden bahsediyoruz.

Şimdi, bu tür zengin kaynakları olan bir ülkede yerli üretime geçilmediği sürece, istediğiniz kadar doğal gaz piyasasında çalışan şirketleri dizayn edin, bu enerji üretimi, kaçağı, kullanımı konusunda sağlıklı bir politikayı da oturtmanın mümkün olmadığını düşünüyoruz.

Türkiye’nin enerji politikalarında gerçekten şu an İran’ın vanaları kapatmasıyla karşılaştığı durum, her an Türkiye’nin, bir başka borunun kapatılmasıyla başına gelebilecek bir enerji açığı demektir.

Enerjinin ülke güvenliğiyle bağlantısı dikkate alındığı zaman, önümüzdeki yıllarda, kültürel değerlerimizi de koruyan, çevreyi de koruyan enerji kaynaklarına yönelme konusunda yeni politikaların geliştirilmesi kaçınılmazdır.

Biz bu konuda -enerji politikaları konusunda- Türkiye’nin yeniden bu alanda bir araştırma yaparak yeni bir planlamaya gitmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yeni bir planlamaya gidilmediği takdirde, önümüzdeki yıllarda bu enerji açıklarının daha da artacağı, bunun da ekonomiye olumsuz yansıyacağı, enflasyonun arttırılmasını sağlayacağı ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

100 konuşma daha · 16 Ocak 2008

100 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook