Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.101)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 59. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Şubat 2008 · 497 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 6 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.101)); konuşma 497 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.101)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 6 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-02-06-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-yapilmas-3 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HASİP KAPLAN (Şırnak)Evet.
BAŞKANBuyurun.
HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özgürlükler ele alındığı zaman ve özellikle de Anayasa’nın 10’uncu maddesi… Sadece baş örtüsü nedeniyle yasal düzenleme yaparsanız sakatlıklar ortaya çıkıyor tabii. Çünkü, temel bir Anayasa taslağı hazırlamışsınız. Onun üzerinde köklü bir değişim yapmak yerine, ne aceleyse… Ki, bu Anayasa taslağını ne zaman gündeme getirecek AKP bilmiyoruz. Ama perakende Anayasa maddesi değiştirerek yamalı bohçaya çevirdi 82 Anayasası’nı. Yine bu şekilde değiştirmeye kalkınca, biz de, tabii ki, bunun yanlışlığını vurgulamak için bir önerge verdik, dedik ki: Sadece baş örtüsü değil sorun. Çünkü 10’uncu maddede sayılıyor: Farklı din, ırk, mezhep ve cinsiyetler…
Alevi yurttaşlarımızın sorununu burada dile getiriyoruz. Milyonlarca yurttaşımızın ve diğer mezhep ve dinî inançta olan yurttaşlarımızın eşitliğini nasıl sağlayacağız? Bunun konuşulması ve bu konuda bir toplumsal mutabakatın sağlanması gerekiyor. Bu konuda samimi olmak gerekiyor. Samimiysek bir bütün olarak ele alıp değiştirelim, bunu gerçekleştirelim diyoruz.
Kürsüye çıktığı zaman Cumhurbaşkanı, “Farklılıklarımız zenginliğimizdir.” diyor. Başbakan da çıktığı zaman, “Farklılıklarımız zenginliğimizdir.” diyor. Sonra? Havaya yazıyor, buza yazıyor, suya yazıyor, unutuluyor.
Farklılıklarınız zenginliğinizse, vatandaşlarınız eşitse, Anayasa’nın 10’uncu maddesi bunu düzenliyorsa, o zaman gelin bu eşitliği sağlayalım. Baş örtüsünde de sağlayalım. din de sağlayalım, dilde de sağlayalım. Yani, resmî dil Türkçedir, ama onun dışındaki ana dilleri de yasaklamak 21’inci yüzyılda bağnazlık değil midir? Bu bağnazlıktan da kurtulalım, hep beraber çağdaşlaşalım. Bu da 10’uncu maddenin hükmüdür. Niye Kürtçe üzerindeki yasağı kaldırma konusunda gayret göstermiyoruz? İşte, farklılıklarımız zenginliğimizdir, saygı görmeli ve yaşatılmalı diye verdiğimiz önergenin içeriği budur. Örneğin siyasi düşünce nedeniyle Türkiye’de 12 Eylülden bu yana kapatılan siyasi partilerin sayısını ele aldığımız zaman, Türkiye bir siyasi partiler mezarlığına dönüşmüş. Bu sizleri rahatsız etmiyor mu?
Bu Mecliste görev alan, Atatürk’ün kurduğu CHP dahil, MHP dahil, 12 Eylülde bütün partiler kapatılmadı mı? Kapatıldı. Peki, arkasından Anayasa Mahkemesinde otuz tane parti kapatılmadı mı? Kapatıldı. AKP’nin varisi olduğu Refah Partisi iktidarken kapatılmadı mı Türkiye’de? Kapatıldı. Ne oldu? Başbakanından milletvekillerine kadar yasaklama geldi.
Ya, biraz kendiniz için demokrasi isteyin, kendiniz için yapın bari. Yani, bu özgürlükler, siyasi düşünce farklılıkları konusunda artık bir güvenceye, bu ülke konuşabilir bir düzeye gelmelidir.
Bizim partimiz hakkında kapatma kararı talebiyle dava açılmış. Bakıyorum ki, yargı kendini yasama Meclisinin üzerine koyuyor. Yargı nereden yetkisini, gücünü alıyor? Anayasa’dan ve yasalardan alıyor. O Anayasa’yı, yasaları kim yapıyor? Yüce Meclis. Yüce Meclisin üzerinde elbette ki hiçbir güç yok. Bir kere bu yanlışı bu Meclisin teyit etmesi lazım. Bu teyit lafla değil, icraatla olur. Bu icraatla siyasi partiler mezarlığına dönen Türkiye’yi, Guinness kitaplar rekoruna aday olan Türkiye’yi, demokratik bir toplumu, konuşan bir toplumu, farklı dili olduğu için de konuşana özgür, farklı düşüncesi olduğu için de konuşana özgür, baş örtüsü olduğu için de konuşanı özgür, konuşan bir Türkiye, sorunlarını tartışan bir Türkiye, susmayan bir Türkiye yarattığımız zaman, demokrasiyi güçlendirdiğimiz zaman, hukuku güçlendirdiğimiz zaman, hukuk ve demokrasinin güçlendiği yerde laiklik de hukuk devleti de sosyal devlet de güçlü olur. İşte, biz bu önergemizle, aslında AK Parti Hükûmetinin zamanlama olarak uygun görmediği veya gücünün ermediği veya cesaret edemediği değişiklikleri bu vesileyle hatırlatmak istiyoruz…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
89 konuşma daha · 6 Şubat 2008