İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 103. BİRLEŞİM · SALI

İş kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı; trabzon mv.cevdet erdöl ve 2 mv. ile şanlıurfa mv.ramazan başak'ın çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifleri (s.s.:224)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 103. Birleşim · 2. yasama yılı · 13 Mayıs 2008 · 1.537 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 13 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI; TRABZON MV.CEVDET ERDÖL VE 2 MV. İLE ŞANLIURFA MV.RAMAZAN BAŞAK'IN ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:224)); konuşma 1.537 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “İş kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı; trabzon mv.cevdet erdöl ve 2 mv. ile şanlıurfa mv.ramazan başak'ın çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifleri (s.s.:224)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 13 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-05-13-is-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-tasar (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, yüce Mecliste salon düzeni bir sağlansın. Bakıyorum, iktidar partisi Başbakanla beraber gitti, hiç kimse yok. Çok önemli bir istihdam yasası sundular yüce Meclise.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Önemli olduğunu sanıyorlar, aslında çok önemli değil!

HASİP KAPLAN (Devamla)Ama bakıyorum bu istihdam yasası olarak sunulan şeye, bir taraftan işsizlik, bir taraftan sağlık, bir taraftan dört beş ayrı alanda ekleme bir araya getirilmiş bir tasarı. Bu tasarı torba tasarı olarak geliyor. Bu torba tasarı değil, bu bir çorba tasarısı ve bu çorba tasarısı içinde gerçekten istihdam adına bir şey var mı, yok mu; Demokratik Toplum Partisi Grubu adına bu konuda söz aldım ve bu konudaki görüşlerimizi açıklayacağım.

Çok ilginçtir, yasa tasarısı işsizlik sorununun bugün Avrupa Birliği ülkeleri dâhil tüm ülkelerde bir sorun olduğundan bahsediyor ve arkasından, istihdamı ve verimliliği artırmak için, ekonomik ve sosyal kalkınmayı sağlamak için böyle bir tasarının amaçlandığı ifade ediliyor.

Ben bu tasarıyla ilgili maddelere geçmeden önce gerekçelerinde sunulan üç önemli noktaya değinmek istiyorum. Bunlardan birincisi işsizlik: Türkiye’de ne yazık ki, İŞKUR’un resmî rakamları gerçekleri yansıtmıyor ve Türkiye’de yüzde 10’u katbekat aşan bir işsizlik oranı elbette var. Ancak bu yasa tasarısı işsizliğe çözüm değil, işverene kıyak nasıl sağlarım, işverene nasıl daha çok kazandırırım, işçiden de nasıl daha fazla alırım... Fakat bütün bunların içinde en çok zoruma gideni de Özürlüler Haftası’nı kutladığımız bugünde özürlü yurttaşlarımızı dahi, ne yazık ki, bu tasarı kullanma cüretini göstermiştir. “Özürlü yurttaşlarımızın primlerini işveren yerine devlet ödesin tasarısı.” İlginçtir, bununla istihdam sağlanacak! “50’ işçiden fazlasını çalıştıran iş yerlerinde hükümlüleri çalıştırmayın.” diyor bu tasarı. Önceki yasada hükümlü çalıştırma vardı veya terör olaylarından mağdur olan ailelerin çalıştırılması vardı 50’den fazla işçi çalıştıran yerlerde. Şimdi, bu tasarı “Bunu çıkarın.” diyor. Bu nasıl istihdam, bu nasıl topluma kazandırma, anlamak mümkün değil.

Yine, bu tasarıda “İstihdam sağlanacak.” deniliyor ama bu tasarının bence en belirgin özelliği, işverene kıyağın kaymağı olan SSK primlerinin yüzde 5’ini kaldırma yasası. Peki, işverenlerin primini kaldırdığınız zaman hangi istihdamı sağlayacaksınız? İşverenlerin primini kaldırdığınız zaman sadece işverenlerin kârına kâr katmış olmuyor musunuz?

Bu yasa, aynı zamanda 18-29 yaş arası gençlerle ilgili yine işverene bir kıyak yasası daha. Diyor ki: “18-29 yaş arası gençlerin çalışması için SSK işveren primi beş yıl boyunca kademeli olarak İşsizlik Sigortası Fonu’ndan ödenecektir.” Allah, Allah! İşverenlere ait bir işsizlik sigortası olmadığına göre, sadece işçilere ait bir işsizlik sigortası olduğuna göre, niye işçinin primini, fonunu işverenlere peşkeş çekiyoruz, adına da “İstihdam Yasası” diyoruz? Bu da garip bir olay.

Şimdi, bu garipliklerin üzerine ilginç bir şey daha hemen eklemek istiyorum. Evet, en önemlisi, asıl işveren ile alt işveren ilişkisi sözleşmeye bağlanırken bu tasarıda “Bu yönetmelikle düzenlenecek.” deniyor. Yasayla düzenlenmesi gereken bir konu yönetmelikle düzenlenmeye çalışılıyor. Bu da yasama Meclisini bir baypas etme biçimi.

Üzülerek ifade edeyim ki, iş sağlığı ve iş güvenliği konusunda 161 sayılı ILO Sözleşmesi’nin 5’inci maddesi uyarınca “sağlıkta eğitim”, “sağlıkta önlem” diye getirilen bu tasarıya baktığımız zaman Tuzla Tersanesinde her gün ölen işçilerimizin ölüm haberleri, ekrandaki haberleri gözlerimizin önüne geliyor. Tuzla Tersanesindeki işçilerimizin güvenliğini sağlayamamış, eğitimini sağlayamamış, sosyal güvencesini sağlayamamış, sağlık güvencesini sağlayamamış bir Hükûmet bu tasarının içine bunu da katmış.

Sadece bu tasarıda ilgi çeken ve trajikomik olan en önemli noktaya geçmek istiyorum. İşsizlik Fonu’nda biriken paraların bir kısmı Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde GAP projesi kapsamında istihdam için ayrılmak isteniyor. Evet, insan baktığı zaman böylesi bir istihdamın yaratılmasını anlayabilir, geri kalmış bir bölgede istihdamın yaratılması, iş alanlarının açılması elbette ki doğru bir anlayış. Ancak, buradaki yaklaşımı gördüğümüz zaman Hükûmetin gerçek foyası ortaya çıkıyor. 60’ıncı Hükûmet Programı’nda GAP projesine yer vermeyen bir Hükûmet ne yapıyor? Altıncı sene iktidar dönemini devirmiş, sulama konusunda GAP projesinde 260.955 hektar yani bugüne kadar sulanabilmesi gereken alanın yüzde 14’ünü sulamış. Sulanması gereken alan ise ne kadar biliyor muyuz? 1,82 milyon hektar. Bugün, Doğu ve Güneydoğu’yu vuran kuraklık, ekinler başak tutamadan kurudu, meralarda otlar sarardı. Sadece ürün ve tohumunu alamadı ziraatçı, tarımcı, çiftçi; hayvancı da hayvancılıkla geçinen de hayvanlarını otlatacak bir mera bulamaz durumda.

Böyle iken, sadece İşsizlik Fonu’ndan ayrılacak olan 1-1,5 milyar lirayla Hükûmet Doğu ve Güneydoğu’daki hangi bölgesel dengesizliği aşacak? Bu yasayla mı, İşsizlik Fonu’na muhtaç olmuş bir anlayışla mı, 1 milyon YTL ile mi? Avrupa Birliğinin Kasım İlerleme Raporu’nda, önceki Katılım Ortaklığı Belgelerinde, hepsinde bölgeler arası dengesizlik “Tarım” başlıklı Avrupa Birliği müzakere süreci 1 numaralı başlık olmasına rağmen, AK Parti Hükûmeti, Doğu ve Güneydoğu’nun kalkınmasına ilişkin, bölgesel dengesizliğin giderilmesine ilişkin bir tek proje bugüne kadar ortaya koyamamıştır.

Konuştuğu zaman “Ben, bölgeye 8,5 katrilyon para yatırdım.” diyor. Biz, Bütçe Komisyonunda, burada, kürsüde defalarca sorduk, 8,5 katrilyon lirayı nereye harcadınız? Şu an Hükûmeti davet ediyorum: Doğu, Güneydoğu’ya 8,5 katrilyon lirayı nereye harcadınız? Lütfen, kalem kalem bunun cevabını veriniz. Ben on beş defadır soruyorum, sormaktan bıktım, usandım ama cevabını alamadım. Her seferinde de her bakan çıkıyor kürsüye, aynı şeyi söylüyor.

Eğer sizin hesabınızın içinde Hasankeyf’i sular altında bırakacak proje için tarihimizi, kültürümüzü geleceğimizi, bin yıllık, yüz bin yıllık tarihimizi sular altında bırakacak projelerde, Ilısu Projesi’ne aldığınız kredi kaynaklarını sayıyorsanız yanlış yapıyorsunuz. Yabancılara doğa, tarih, kültür, zenginlik ve ülkemizi peşkeş çeken bir anlayışın, sermayeyle iş birliğinin bu ülkeyi felakete götüreceğini herkes bilmelidir.

Neden bugün Tarkan Hasankeyf’te “Hasankeyf sular altında kalmasın.” diye gönüllü kuruluşlarla açıklamalar yapıyor? Neden Sezen Aksu web sitelerinde “Hasankeyf sular altında kalmasın.” diyor? Neden Almanya’da kredi veren kuruluşların kafasında “Evet, bu Ilısu Barajı nedeniyle bölgede sosyal güvenceler alınmamış, göç ve yerleşimlerin, yerinden edileceklerin, orada yaşayan insanların hiçbir yasal güvencesi sağlanmadığı için, şartları yerine getirilmediği için, ben kredimi sorgulayacağım.” noktasına gelmişken “1 milyon YTL ile bölgeye istihdam sağlayacağım.” demek, bölge halkıyla, 70 milyon Türkiye’yle dalga geçmektir. Bu dalga geçme anlayışını insan yaşamında, can ve mal güvenliğinde, dört bin köyün yakılıp yıkılması olayında, göç olayında, köye dönüş projelerinde, yayla yasaklarında, çöken ekonomide, Habur Kapısı’nın kapatılmasında, açlıktan, işsizlikten, yoksulluktan kıvranan bölgede İşsizlik Fonu’ndan kaydırılacak 1 milyon YTL’yle karşılamak mümkün değildir. Bu yasa tasarısıyla bunun yapıldığı söyleniyorsa hiç kimsenin kandırılamayacağını herkes bilmelidir.

Gerçekten, Doğu, Güneydoğu’da bakıyoruz, GAP projesi kapsamında hidroelektrik santral sistemi 20 milyar kilovat saat, yani ülke payının yüzde 48,5’u. Bize İşsizlik Fonu’ndan değil, bize işçilerin priminden değil, bize bölgenin toprağından suyundan kazandığınız enerjiyi, o enerjinin kazandırdığı paranın bir bölümünü yatırın, bir bölümünü oranlayın, bir bölümünü bölgenin kalkınmasına ayırın, o zaman samimiyetinizi test etmeyiz. (DTP sıralarından alkışlar) Her yerde bu böyledir, her ülkede böyledir.

Fırat’ın, Dicle’nin üzerine kuracaksınız barajlarını. Tarihimizi, Hasankeyf’imizi sular altında bırakacaksınız. Yabancı şirketlere elektrik enerjisi kısa rantlarını vereceksiniz, ondan sonra 1 milyon lirayla gelip bölge vatandaşımızın gözlerini boyamaya çalışacaksınız. Bu kadar da pişkinlik siyasette olmaz, bu kadar da samimiyetsizlik olmaz.

Bu ülkenin Keban Barajı, Karakaya Barajı, Atatürk Barajı eğer kurulduğu topraklar üzerinde elektrik veriyorsa, eğer sulanacak 1,82 milyon hektar alan varsa önce oradan pay verirsiniz bölgeye. Adil olan budur, doğru olan budur. Bu üretimin kârının belli payını bölge kalkınmasına ayırırsınız, özel kalkınma planı yaparsınız, Devlet Planlama Teşkilatı da bunu beş, on, on beş yıllık kısa orta vadelere döker ve ekonomisini bölgenin kalkındırırsınız. Hayvancılığın önünü açarsınız, yayla yasaklarını kaldırırsınız. Eğer bölgenin kalkınmasını isterseniz, yapmanız gereken çok daha önemli şeyler var.

Bugün insanlarımız canlarını yitiriyor. Bugün bölgede her gün uçaklar bombalıyor, her gün çatışma haberleri geliyor. Barış için bir şeyler yaparsınız, barış için cesaret gösterirsiniz. Barışın sağlanması, ülkenin kalkınmasına, ekonomisine katbekat fayda sağlar, katkı sağlar. Biliyor muyuz kaç uçak bombası, kaç uçuş, kaç sorti, kaç milyar dolar dağlarını bombaladı bu ülkenin kendi kendine? Bu dağların bombalamalarına harcanan parayı toplayınız, bu parayı bölgeye yatırınız, bölgenin kalkınmasını sağlarsınız, yirmi bir tane Doğu, Güneydoğu şehrine her birine ikişer fabrika da kurarsınız, üçer üniversite de kurarsınız, bu üniversiteleri de doldurursunuz, işsizliği de bitirirsiniz, üretimi de artırırsınız, Türkiye’de barışı da kardeşliği de sağlarsınız. (DTP sıralarından alkışlar) Gerçek politikalar, gerçek idealler bunlardır; gerisi, yöre halkıyla dalga geçmektir, bölge halkıyla dalga geçmektir. Eğer bunu öğrenmek istiyorsanız…

Daha dün Mardin’den geldim. Ben Mardin’de liseyi okudum. Mardin Kalesi’nden, o güzelim taş sanat evlerinden o güzelim alana, Kızıltepe Ovası’na, Nusaybin Ovası’na bakınız, Ceylanpınar Ovası’na bakınız, Adıyaman Ovası’na bakınız, Siirt’in oralara bakınız, Şırnak’a bakınız. Bu Mayıs ayında sapsarı kavrulan toprakların, bu kuraklığın, bu doğal afetin geleceğin faturasını görürsünüz, onun önlemini alırsınız, onun önlemi için çaba gösterirsiniz çünkü bu işsizlik, bu yoksulluk, bu göç dalgası yarın orayı vurmakla kalmaz. Bu hepimizin, bütün ülkenin sorunu. Bunu 1 milyonluk İşsizlik Fonu’na bağlama hak ve hukuku yoktur bu Hükûmetin. Bu konuda çok ciddi atılımların yapılması gerekiyor. Önümde rakamlar var. Evet, 2008 yılı öncesi koalisyon hükûmetleri döneminde kurulan İşsizlik ve Sigorta Fonu’nda biriken paralar var. 1999-2000’den, yani, AK Parti Hükûmetlerinden önce bu fon kurulmuş, bu fonda paralar birikmiş ve bu para bugüne kadar gelmiş. Bunun 2 milyon 500 bin civarında, 2,5 milyar liralık bir yatırım bölümünü Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamında yatırımlara ayırıyorsunuz.

Kardeşim, bu göz boyama olmaz. İşverenin primini indir. Çalıştır, sigortasını devlet ödesin. Özürlünün parasını işverenin yerine devlet ödesin. Devlet öderken, bu hazine kimin parasıyla doluyor? Vatandaşın vergisiyle doluyor.

Bakın, şu rakamlara bakın: Türkiye’de bütçemizin gelir kaynağını, birinci sırada, dolaylı vergiler oluşturuyor; ÖTV, KDV. Yani, gelir vergisinin yüzde 38,1’i. Kurumlar vergisi yüzde 14,5. İşverenin ödediği vergi çalışan işçinin, emekçinin ödediği verginin dörtte 1’i. Şimdi, bu, işverene kıyak. Sermayeyle iş birliği -bu sermaye ki, yabancı şirketlerle iş birliği içinde olan sermayedir Türkiye’de, yüzde 70’i- bunlara prim indirimi, bunlara çalışan indirimi, 500 kişi çalışan koskoca fabrikalarda spor komplekslerini kaldırma kıyağı… Bu kıyak karşılığında da işçinin fonundan GAP projesine 1 milyon YTL, göz boyama, karşılaştırma. Bu, hangi adalet duygusuna… İsmi “Adalet” olan bir partinin, Hükûmetin adalet duygusu buysa, vay hâlimize, vay geleceğimize!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

20 konuşma daha · 13 Mayıs 2008

20 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook