İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 138. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türkiye bilimsel ve teknolojik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:234)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 138. Birleşim · 2. yasama yılı · 31 Temmuz 2008 · 502 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 31 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 138. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:234)); konuşma 502 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Türkiye bilimsel ve teknolojik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:234)”. TBMM Genel Kurulu, 138. Birleşim tutanağı, 31 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-07-31-turkiye-bilimsel-ve-teknolojik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kan (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sabrınızı zorlamayacağım ama bu tasarıyla ilgili kaygı duyduğumuz bir iki noktayı vurgulama ihtiyacı duyduk.

Biliyorsunuz, yakın zamanda ARGE Yasası çıkarıldı. Bu ARGE Yasası’nın çıkarılmasından sonra TÜBİTAK’ın yeniden yapılandırılması oldukça önemli. Ancak, özerk ve özgür olmayan bir kurumun bilimsel çalışmalarını da aynı şekilde yapması mümkün değil. Daha önce de zaman zaman soru önergelerimizle veya araştırma önergeleriyle TÜBİTAK’taki yaşanan bazı olumsuzluklara da dikkat çekmiştik. Özellikle esrarengiz ölümler, cinayetler şüphesinin perdelerinin aralanmadığı bazı olaylar zincirinden de bahsetmiştik. Ancak, özellikle savunma sanayisiyle ilgili ve Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilgili projelerde, yazılım endüstrisinde dışa bağımlılığın da devam ettiğini, özellikle de son operasyonlarda istihbari bilgi alış verişinin İsrail ve Amerika kaynaklı olarak yürütülmesinin de TÜBİTAK’ın bu alanda da başarılı olamadığının açık kanıtı olduğunu ve dışarıdan edinilen istihbaratların ne kadar sağlıklı olduğu ayrı bir konu.

Tabii, bunların ötesinde gerçekçi olarak ARGE harcamaları, bunların yüksek katma değer getiren teknoloji konusu çok çok önemli. Peki, böylesine bir önemli kurumu bilim dünyasının belirlemesi gerekmiyor mu? Yönetimini bilim dünyasının ve onun seçkin temsilcilerinin belirlemesi gerekmiyor mu?

Şimdi, bu yasaya baktığımız zaman, Anayasa Mahkemesinde hâlâ bir dava derdest. Biliyorsunuz, 21’inci Dönemde bir yasa çıkarıldı ve Başbakana bir defaya mahsus olmak üzere TÜBİTAK’ın 6 yöneticisini belirleme yetkisi verildi ve bu olay mahkemelik. Peki, mahkemeden yarın olumsuz bir karar çıkarsa ne olacak? Şimdi bunu aşamamış bir durumdayken bugün getirilen bu yasada dikkat ediyorum, 2’nci maddeden itibaren seçilecek olan üyelerin yarısını Başbakanın seçeceği söyleniyor. Peki, soruyorum size, sayın Hükûmetin değerli temsilcilerine: Bizim Başbakanımız, iktisadi ve ticari ilimler mezunudur, siyasetçidir; bu bilim dünyasındaki cevherleri nasıl keşfedecek? Bunların hangisinin liyakatinin olduğunu, hangisinin becerisinin olduğunu, hangisinin iş yapacağını, hangisinin yapamayacağını, hangisinin ARGE konusunda, yazılım endüstrisi ve diğer teknik alanlarda etkin olduğunu nasıl bilecek? Diyeceksiniz ki: “Tabii ki Başbakan bilmeyecek, Başbakanın da danışmanları var.” Dikkat edin, hiçbir gelişmiş, çağdaş, uygar ülkede, hiçbir Avrupa ülkesinde böyle bir yetki başbakana verilmiyor. Bu, biraz saltanat yetkisine benziyor. Bilim dışıdır. Bunu çok açık ifade ediyoruz.

Bunun için mahkemelik olmuştur 21’inci Dönem Hükûmeti, mahkeme devam ediyor, Anayasa Mahkemesinde dava derdesttir. Şimdi, burada bakıyoruz, Bilim Kuruluna seçilecek 3 üye yine Başbakan tarafından seçilir. Diğer 2’nci maddeye bakıyoruz 12 üye ile Başkandan oluşan Bilim Kurulunun üyelerinin yine 2 aday arasından Başbakan tarafından seçilmesi. Her maddede bakıyoruz ki: “Başbakan tarafından seçilir.” Şimdi, böyle bir seçim sistemini sizler sivil topluma sordunuz mu? Bilim konusunda tecrübesi olan, uzman olan üniversitelere sordunuz mu? Emek ve meslek örgütlerinden bu konuda görüş aldınız mı? Aldınızsa, sanıyorum ki, hiçbirisi böyle bir öneride bulunmaz. Böyle olduğuna göre, böylesine bir bilimsel kurulu ve Türkiye için hayati önemi olan, bütçesi de çıkan son yasalarla oldukça yükselecek olan TÜBİTAK’ı sırf denetim altında tutmak amacıyla bir yasa tasarısını bilim kurullarını tamamen başbakanın seçtiği, atadığı bir duruma sokmak Türkiye’de bilimin önünü, özerk ve özgür bir TÜBİTAK’ın önünü kesmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Biz sadece bu konuda çekincelerimiz olduğunu ifade etmek üzere söz aldık. Bu tasarıyla TÜBİTAK’ın fırtınaları dinmeyecektir, sorunları bitmeyecektir, yeni sorunlar yaratacaktır. Bu konudaki uyarımızın tutanaklara geçmesi açısından söz aldım. Bugün yoğun bir çalışma günü, daha fazla konuşmayacağım.

Teşekkür ederim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

72 konuşma daha · 31 Temmuz 2008

72 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook