Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile birleşmiş milletler (bm) gıda ve tarım örgütü (gtö) arasında gtö orta asya aiü bölge ofisi anlaşmasının onaylanması hakkında (s.s.242)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 24. Birleşim · 3. yasama yılı · 2 Aralık 2008 · 483 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 2 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM) GIDA VE TARIM ÖRGÜTÜ (GTÖ) ARASINDA GTÖ ORTA ASYA AİÜ BÖLGE OFİSİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASI HAKKINDA (S.S.242)); konuşma 483 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile birleşmiş milletler (bm) gıda ve tarım örgütü (gtö) arasında gtö orta asya aiü bölge ofisi anlaşmasının onaylanması hakkında (s.s.242)”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 2 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-12-02-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-birlesmis-milletler-bm-gida-ve-tari (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “Nüfusu bir sayımda azalan bir ülke var mı?” derlerse “Türkiye.”, “Seçmeni bir yılda 6 milyon artan bir ülke var mı?” derlerse yine “Türkiye.” cevabını alırız. Gerçekten, 29 Mart yerel seçimleri öncesi Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sayın Muammer Aydın’ın yaptığı açıklamalara göre, seçmen kütüklerinin, artık, Yüksek Seçim Kurulunun denetiminin dışında, adrese dayalı kayıt sistemiyle ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası -bilgisayar ortamında tutulan- kayıtlarından yapıldığı, parmak boyamanın kaldırıldığı, muhtarlıkla işin kalmadığı, yine, nüfusa vaki itirazların nüfus müdürlüklerine, yine itiraz hâlinde emniyet ve jandarma kanalıyla o adreste yapılacağı belirtiliyor.
Şimdi, adil ve halkın özgür iradesinin seçime yansımasını sağlamanın bir tek yolu vardır. Bunun da yargı denetiminde, Anayasa’nın 79’uncu maddesi uyarınca ve 298 sayılı temel Kanun uyarınca yargı denetiminde yapılması gerekiyor. Ancak, bu sistemle yargı denetimi dışına çıkıldığını ve Anayasa’nın hükmünün ihlal edildiğini görüyoruz.
İçişleri Bakanı Sayın Atalay, 2003’te devreye giren MERNİS sistemi sonucu mükerrerlikleri ortadan kaldırmak için 3,5 milyon seçmenin silindiğini hatırlatmıştı. Şimdi, bu silinmenin arkasından gelen rakamlara biraz daha bakalım: 2004-2007’de 1 milyon azalan seçmen nasıl oldu da 22 Temmuz tarihinden bu yana 6 milyon arttı? 2002’de 41 milyon 376 bin 953 olan seçmen, 2004’te 43 milyon 552 bin 931, yani iki yıllık artış 2 milyon 200 bin. 2007’de, üç yıl sonra, 1 milyon azalarak 42 milyon 533 bin 41’e düşüyor. Şimdi 2008’de nasıl oluyor da hangi verilere göre 48 milyon 265 bin 644 oluyor? TÜİK’in bu verileri vermesi gerekiyor. Vatandaşlık ve Nüfus Genel Müdürlüğünün bu verileri ortaya koyması gerekiyor.
Yine, bu verilerin, hangi ilde, hangi ilçede ne kadar arttığının da Hükûmet tarafından ortaya konulması gerekiyor. Bir taraftan, TÜİK, Başbakan Yardımcısı bakanlığa bağlı, bir taraftan Yüksek Seçim Kurulu yüksek yargı olarak Adalet Bakanlığına, bir taraftan Vatandaşlık ve Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü İçişleri Bakanlığına bağlı. Böylesine bağlı üç ayrı işlem üzerinden yürütmenin kendi denetimine aldığı seçmen kütüklerinin önümüzde baş ağrıtacağı çok açıktır. Bunun çok somut örnekleri de var: Diyarbakır’da seçmen sayısı 150 bin artmış. Evet, görüyoruz ilçeler bazında şeyleri var ama, örneğin Sur ilçesinde polis okulunun 800 öğrencisi amirleriyle beraber örgütlü olarak gidip kayıt yaptırabiliyorlar. Bulanık ilçesinde kaymakam köyden şehre göç etmiş olanları kaydetmiyor. Yine, Ceylanpınar ilçesinde, 3.600 kadar seçmen, 40-50 kilometre Ceylanpınar’ın dışında, göçer aşiretlerinden oluşmasına rağmen, adrese dayalı kaydı bulunmadığı hâlde maalesef şehir merkezine kaydediliyor. Şimdi bu durumun, seçim tartışmalarını bir arada değerlendirdiğimizde çok tehlikeli ve tartışmalı bir seçim sürecine girdiğimiz anlaşılıyor.
Evet, burada Meclisin de günahı var. Yakın zamanda bir seçim kanunu değişikliği yapıldı, 33 ve 36’ncı maddeler ile getirilen, bu, adrese dayalı sayım ve tespit sonucu maalesef Anayasal hüküm olan denetim ihlal edilmiş oldu. Şimdi bu yanlıştan Meclisin yine dönmesi gerekiyor. Bu yanlışı, Meclisin bütün bileşenlerinin, bütün gruplarının, grubu bulunmayan partilerin dahi, partiler arası bir komisyon kurarak ve Yüksek Seçim Kurulunun yetkilendirilmesini sağlayacak bir düzenleme yapması gerekiyor. Partiler arası bir komisyon kurulup soruna çözüm getirilmesi, seçim güvenliğinin sağlanması, bu tartışmaların son bulması gerekiyor. Aksi takdirde, bakın, çok açık söylüyorum…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 2 Aralık 2008