İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 26. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Sanayi ve ticaret bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı (s:s:236)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 26. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Aralık 2008 · 477 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 4 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI (S:S:236)); konuşma 477 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Sanayi ve ticaret bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı (s:s:236)”. TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim tutanağı, 4 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-12-04-sanayi-ve-ticaret-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-ta (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Bakan demin mevcut muhasebat kanununu okudu, diyeceğimiz yok. Denetleme yasa tasarısını şu an biz Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşüyoruz ve bu denetleme ile ilgili, muhasebe ve denetleme ile ilgili kökten bir değişiklik ve Avrupa Birliğinin, yine müzakere sonucu, yine Meclise de gelecek.

Şimdi, biz ileriye bakacağız. Yeni bir yasa çıkardığımız zaman eğer geride bırakacağımız yasalar çok doğruysa yenisini niye yapıyoruz? Bu mantıktan bakmak gerekiyor biraz ileriye.

Şimdi bizim burada söylemek istediğimiz şu: Muhasebat kanununa göre Türkçe resmî dildir, bu mutlaka olmalı, bu olsun ama bir firma çok uluslu bir firmaysa, bir şirket çok ulusluysa, içinde çok farklı ülkelerin sermayesi varsa, kendine de bir ortak dil olarak İngilizceyi veya Arapçayı seçmişse, bırakın kendi kayıtlarında hem Türkçe hem de İngilizce olsun. “Fazla mal göz çıkarmaz.” derler yani fazlası da çıkarmaz ama o yabancı firmanın kendi defterlerini denetlemesine imkân tanır.

Bu neden gerekli? Şimdi şirketler uluslararasılaştı. Diyelim Riyad’da bir büyük firmanın merkezi var; geldi, İstanbul’da da bir şube kurdu. Petrolü bırakalım bir tarafa, diyelim Riyad’da “Ya Habibi” isminde bir kozmetik firması; İstanbul’da bir açtı, Paris’te bir açtı, Londra’da açtı, New York’ta açtı, Tokyo’da açtı ama merkez orası. Bu şubeleri İstanbul’da satış yapıyor, bağlantılı, yani burada çıkarılacak kârı, hesabı, yine akacak, gidecek merkeze.

Bakın, dün üç tane sözleşmeyi burada görüştük ve teknik olduğu için fazla tartışmadan da “okey” dedik, Meclis onayladı. Meclisin onayladığı bu sözleşmelere göre, Suudi Arabistan’dan bir şirket gelip çok rahatlıkla Emirgan’ı alabilir, kendi merkezi Riyad’dayken çok rahatlıkla burada mülk edinebilir, kurumlar edinebilir; karşılıklılık ilkesi var, buna bir şey demiyoruz. Ama ticaretin uluslar arasılaşması, sınırları aşması durumu karşısında Dünya Ticaret Örgütünde siz, isteseniz de istemeseniz de Türkçe dilini kullanamazsınız çünkü Dünya Ticaret Örgütünün kabul ettiği bir resmî dil vardır veya Avrupa Konseyinin kabul ettiği iki resmî dil vardır. Şimdi, Avrupa Konseyinde İngilizce, Fransızca resmî dil değil mi? Resmî dil. Dışişleri Bakanlığımız yazışmaları yaparken bu iki dili kullanıyor mu? Kullanıyor. E, diyelim o zaman. “Resmî dil Türkçedir, kullanmasın.” diyebilir miyiz? İşte uluslararası sözleşmeler bu yükümlülüklerin sonucudur. Bırakın firmalar serbest kalsın. Yabancı bir dili kullanmak istiyorsa defterinde kullanabilmelidir. Ha, Türkiye’de mahkeme açısından, yetki açısından, denetim açısından Türkçe olanı esas alırsınız, Türkçe olanın üzerinden gidersiniz. Bu bir sınırlama değildir, bu bir öngörüdür, bu bir ileriye bakış açısıdır. Eğer şirketlerin merkezini Türkiye’ye taşıma gücünüz varsa, Union Bank’ı, Almanya’daki bankaların merkezini Türkiye’ye taşıma şansınız varsa, oradaki işlemlerde denetim açısından merkezi de denetleyebilme şansınız varsa bir diyeceğimiz yok. Ulusal sınırların içine hapsedersiniz, bütün denetimi yaparsınız. Ama şunu söyleyeyim: İster istemez bu çıkardığımız son sözleşmeler… Sırada tam yetmiş sekiz tane böyle sözleşme var. Yabancı firmaların, yabancı devletlerin, şirketlerin Türkiye’ye gelmesi, çalışması, faaliyette bulunması, acente açması, şube açması yani Kia’dan sonra, General Motordan sonra, Sony’den sonra, SANYO’dan sonra, Toshiba’dan sonra yüzlerce marka gelecek Türkiye’ye. Bu bir kolaylık sağlar bizim söylediğimiz öneride. Yok, diyorsanız ki: “O kolaylığı tanımayız, illa Türkçe…” Sonuçta, sizin işlemlerinizin hepsini…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

64 konuşma daha · 4 Aralık 2008

64 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook