Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:266)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 52. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Şubat 2009 · 751 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 3 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:266)); konuşma 751 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:266)”. TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim tutanağı, 3 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2009-02-03-kultur-ve-tabiat-varliklarini-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işsizlik, Türkiye'nin sosyoekonomik sorunları içinde birinci sırada yer alıyor. Özellikle dönemsel olarak baktığımız zaman, Türkiye’yi, darbeler dönemini, 12 Eylül askerî dönemini bir dönem olarak almak lazım. Bunu 80-89’a kadar farklı bir kategoride, 89-94 arası yine bir kriz dönemine denk geliyor, 94 ayrı bir dönem, 94-2001, 2001 krizini ayrı bir dönem olarak almak gerekiyor.
12 Eylül askerî darbesinin akabinde 2 milyonu aşkın yurttaşımız fişlendi, üniversite hocaları okullardan alındı, öğretmenler görevlerinden atıldı, memurlar sakıncalı ilan edildi ve hâlâ bu sorun çözülmüş değil. Öğretim üyelerinden öğretmenlere, işçilere, sendikacılara, duyarlı, demokrat, muhalif, herkes o dönemde Millî Güvenlik Konseyinin tasarruflarıyla, kendi çıkardıkları yasalarla, işsizler ordusuna, nitelikli işsizler ordusuna atıldı. Arkasından 83 sonrası Özal dönemi vardır. Özal dönemi 89’lu yıllara kadar bir trend gösteriyor. Ondan sonrası da 94 krizi. 94 krizi de istihdamda yavaşlama, gerileme, işsizlik oranının artması, enflasyon ve hayat pahalılığı olarak yansıdı. Ancak, en büyük kriz olarak 2001 yılında işsizlik oranının yüzde 31’lere vardığı, 2002 yılında bu artışın yüzde 64’lere kadar olduğu söylenir. İşsizliğin, 2001 krizinde 4 kat aşarak yüzde 122 olarak gerçekleştiği söylenir.
Günümüze geldiğimizde rakamlar bize daha korkunç bir tabloyu gösteriyor. Bu tabloda üniversite mezunu gençlerdeki işsizlik oranında korkunç bir artış var, istihdam yok, kentlerde korkunç bir işsizlik var, özellikle kentlerde işsizlik oranının çok yüksek olduğu söyleniyor, yine tarım ve kırsal alanlarda da yüzde 5,6 olarak bir işsizlik oranının arttığı söyleniyor. Burada, gençlerdeki işsizlik oranının TÜİK rakamlarına göre yüzde 20’lerde olması, doğrusu korkunç. İşsizliğin yüzde 56’sı lise altı eğitimli, yüzde 27,3’ü bir yıl ve daha uzun süredir iş arıyor. İşsizler, genellikle, yani yüzde 30-40 civarında eş dost vasıtasıyla iş arıyor. Yüzde 82,7’si –bu, 2 milyona tekabül ediyor- daha önce bir işte çalışmış, işine son verilmiş. Yine daha önce bir işte çalışmış olan işsizlerin yüzde 50,9’u hizmetler, yüzde 22,8’i sanayi, yüzde 18,9’u inşaat, yüzde 7,4’ü ise tarım sektöründe görev almış. Bu rakamlara yakın zamanda TÜİK’in rakamları üzerinden baktığımız zaman Türkiye’de şu an işsizlik oranının toplam olarak 20 milyon civarında olduğu gözüküyor. Çünkü, TÜİK’in koyduğu rakamlarda farklı kategoriler var. Bu kategorileri topladığımız zaman sayı TÜİK’in rakamlarıyla bile ağustos itibarıyla yüzde 18,6 çıkmıştı. Şimdi yeni bir global (küresel) krizin eşiğinde Türkiye ve bu kriz en çok emek cephesini, çalışan dünyasını vuruyor. Neden? Şirketler kapanıyor ardı ardına. Tekstil sektörü çöküyor. İnşaat sektörü çöküyor. Tarımda zaten gerileme devam ediyor. Bankacılık, finans sektöründe işten atmalar başladı ve her gün yanı başımızda işinden atılmış binlerce insanla karşılaşıyoruz. Mecliste de bize gelen en yüksek talebin iş arama talebi olduğu düşünüldüğü takdirde, bunu ciddi bir sorun olarak alıp, Türkiye’nin en önemli sorunu olarak alıp bunun üzerinde durmamız gerekiyor, bütün boyutlarıyla düşünmemiz gerekiyor. Krizi de düşünmemiz gerekiyor, geleceği de düşünmemiz gerekiyor. Yani burada, “arkası olan, dayısı olan, adamı olan, çevresi olan iş bulur” konumundan, “ihtiyacı olan iş bulur” konumuna, “her yurttaşın başvuracağı bir devlet kapısı olur, oradan iş bulur” noktasına, güven noktasına, yurttaşlar arasında fırsat eşitliği olayına nasıl bir kapı aralayabiliriz, bence önümüzdeki en önemli sorunlardan birisi bu.
Evet, iş ve işçi bulma kurumları, devletin çalıştırdığı bu kurumlar ne kadar ihtiyaca cevap veriyor, özel sektörde ne kadar bunun talebi vardır, tarım sektörü buna ne kadar cevap veriyor, bu konuda bilimsel araştırmalara, sosyolojik araştırmalara, hatta üniversite bazında çok ciddi bir araştırmaya ihtiyaç vardır. Böyle bir araştırmayı 2008 kriziyle birlikte ele aldığı zaman Meclis, önümüzdeki on, yirmi yıllara ilişkin bir tedbir alma, bu konuda çareler geliştirme, işsizler ordusuna yeni alternatifler yaratma, istihdam alanları yaratma, yeni iş imkânları bulma gibi birtakım öneriler geliştirebilir. Şu anki durumda temel ihtiyaç bu olduğuna göre, Mecliste bir konsensüsün, bir uzlaşmanın sağlanarak, bütün grupların ve grubu bulunmayan partilerin de dâhil edilerek birlikte çalışacağı bir komisyonun, küresel krizi, özellikle günümüzdeki işten çıkarmaları dikkate alarak, tekstil sektöründen inşaat sektörüne, turizm sektöründen bankacılık sektörüne, otomotiv sanayisinden ağır sanayiye, tarım endüstrisinden hayvancılığa kadar her alanda Türkiye’nin fırsatlarını, imkânlarını, kapasitesini, potansiyelini ölçmesi gereken, bilimsel verileri ortaya çıkarması, bu bilimsel veriler çerçevesinde bir planlamanın yapılması ve işsizliğe çözüm aranması gerekmektedir. Bu nasıl olacaktır? Bu konuda Meclise gelmiş, bununla ilintili benzer araştırma önergeleri de bir araya getirilerek Mecliste öncelikle bir araştırma komisyonu kurularak bu konuda bir çalışmanın başlatılması, işveren kesimlerinden işçi kesimlerine, sendikalara, emek, meslek örgütlerine, memur ve işçi ayrımı yapmadan tüm çalışanların temsilcilerine, sivil topluma ve üniversitelere kadar ciddi bir çalışma yapılması önümüzdeki dönem bir zorunluluktur. Çünkü işsizliğin getirdiği bunalım, sosyal patlama ve krizlerin temel nedenlerinden birini teşkil ediyor. Suç oranının artması, hatta boşanmalardan tutun da aile parçalanmalarına kadar birçok sorunun altında işsizliğin en önemli etken olarak ortaya çıktığı bilinmektedir. Böylesi bir durumda, Demokratik Toplum Partisi olarak, özellikle Türkiye’de işsizlik sorununa çözüm bulunulması konusunda…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
35 konuşma daha · 3 Şubat 2009