Banka kartları ve kredi kartları kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:411)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 109. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Haziran 2009 · 962 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 24 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BANKA KARTLARI VE KREDİ KARTLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:411)); konuşma 962 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Banka kartları ve kredi kartları kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:411)”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2009-06-24-banka-kartlari-ve-kredi-kartlari-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkin (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüketiciler, milyonlarca insanımız, yine küresel ekonomik kriz nedeniyle, karşılıksız çek nedeniyle mağdur olan on binlerce insan son günlerde yüzlerini Meclise döndüler. Kredi kartları faizleri borçlarıyla ilgili ne yapılacak, ne yapılmalı? Çek Kanunu ile ilgili farklı uygulamalar nedeniyle mağdur olan, ekonomik yoksunlukları nedeniyle çeklerini ödemeyenlerin cezaevine girmesi karşısında Meclis bir şeyler yapar umuduyla beklediler. Fakat görülen o ki, birincisi, Çek Kanunu zaten ertelendi, olmadı. İkincisi, Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ile ilgili düzenlemeye baktığımız zaman, üzülüyoruz, yani gerçekten utanç verici bir durumla karşı karşıyayız.
Şimdi, biz bu konunun önemini dikkate alarak bundan tam bir yıl öncesi, 22 Şubat 2008’de şöyle bir yasa teklifi vermişiz, diyoruz ki: “Bir, kredi kartları faizleri yüzde 100’lere varıyor, tefecileri geçtiler. Borçlanmanın da bir usulü, adabı vardır. Bu kadar frensiz, izansız, vicdansız faiz oranı olmaz.” ve diyoruz ki: “Merkez Bankasının borçlanma faiz oranları bellidir, onun 2 katını geçmesin.” Bizim verdiğimiz önerge bu. 1 milyonun üstünde de kredi kartını ödeyemediği için icraya uğrayan insanlarımız var, bunların da borçlarını yapılandırın işte -on iki ay, yirmi dört ay, otuz altı ay, neyse- uygun bir zaman dilimine. Küresel kriz nedeniyle ekonomik sıkıntı vardır, ekonomik sıkıntı nedeniyle bu borçlanma vardır, bunu düzenleyin.
Şimdi, bizim verdiğimiz kanun teklifi Komisyona girmiyor, arkadaşımız genel görüşmede bunun üzerinde durdu, açıkladı. Peki, ilk verilen teklif bu, niye bu girmiyor Komisyona? Tüketici Hakları Kanunu da var, Kredi Kartları Kanunu da var, iki tane de kanun var. Sayın Korkmaz da vermişti bir önerge, MHP’den de verilen var. Yine parti grubumuzun verdiği bir araştırma önergesi var. Eğer bu kadar ciddi ve milyonları ilgilendiren bir sorun karşısında ciddiyet olsa önce araştırma önergelerini bir araya getirir, Meclis iki ayda bir araştırma yapar, bu Komisyon doğru dürüst bir tespit yapardı, bu tespitten sonra da çıkar yasa teklifini ona göre düzenler ve bu soruna ortak bir çözümü bulurduk. Budur doğru olanı.
Şimdi, araştırma önergelerimiz bekliyor, kanun teklifimiz Komisyona bile alınmıyor, çağrılmıyoruz ve Bankalar Birliğinin isteğine göre, onların ihtiyaçlarını düzenleyen bir yasa teklifi buraya geliyor. Bunu kabul edemeyiz. Bunu vicdan kabul etmez.
Bakın, Müslüman olanlar daha iyi bilmesi lazım, faiz haramdır. Çok çok faiz almak çok çok daha haramdır. Tefecilikte bile bir izan, bir ölçü vardır ama banka kredi kartları faizindeki bu izan yüzde 100’leri buluyorsa oturup düşüneceksiniz.
Bakın, araştırma komisyonu olsaydı sorardık: “Tefeciler ne kadar faiz alıyor?” ve görecektiniz, banka faizleri tefecilerin aldığı oranın üstündedir. Şimdi durum böyleyken Bankalar Birliğinin Meclise boyun eğdirmesini kabul etmemiz mümkün değil arkadaşlar. Burası icra dairesi değil. Elli bankanın yirmi altısı yabancı banka. Burası icra dairesi mi, tahsilat dairesi mi? Bankaların borçlarını düzenleme, taksitlendirme, faizlendirme yeri midir burası? Ayıptır! Bankaların kalkıp Meclisi bu alacakları için kullanmaya kalkmaları, baskı kurmaya çalışmaları ayrı bir vicdansızlık konusudur. Burasına icra dairesi gözüyle bakanların tüketicilerin haklarını koruması mümkün değildir. İşte önümüzde örnekler; burada tüketicilerin bütün dosyaları geldi, kendileri geldi. Ben tüketicilerle konuşmadan, partim konuşmadan önce biz bu yasa teklifini verdik. Ne diyor tüketiciler: “Kredi kartları faizlerini indirin. Kredi kartlarının aidatları yasal değil, 4 milyar liraya kadar bunları kaldırın.” Demin 1’inci maddede önerge verdik. Çünkü bankalar yargıyı da dinlemiyor. Bakın, tüketici mahkemelerinin verdiği kararlar ortada. Tüketici mahkemelerinin dışında 13. Hukuk Dairesinin verdiği kararlar, içtihatlar ortada. Peki, bankalar yargıyı dinleyemeyecek. Yargıyı dinlemiyorlar. Verdikleri kararları da, işlerine gelince, diyorlar “gidin tek tek dava açın.” Bir içtihadı, bir vicdanı oluştuğu zaman yargıyı dinlemeyen bir hukuk sistemi söz konusu olabilir mi? Yargı dinlenmiyor. Bunu uygulamıyorlar. Yine, tüketicilere bakıyoruz, bizim kanun teklifinde olduğu gibi, diyorlar ki: “Kredi kartı faizleri mevduat faiz oranlarının 2 katını geçmemelidir.” Tüketicilerin birlikleri, dernekleri de bunu söylüyor. Yüz binlerce imza toplayıp getirdiler, iktidar partisine de getirdiler, diğer partilere de.
Şimdi, burada çok açık rakamları konuşmacılar izah etti. Bakın, Merkez Bankasının açıkladığı aylık yüzde 4,71, yıllık 56,52 ve bankaların uygulamadaki yasa ve hukuk tanımaz şekilde yüzde 73,72 oranındaki bileşik faiz uygulamaları. Nedir bunun sonucu? Nedir bunun yansımaları toplumda? Çok açık yansımaları. Her gün etrafınıza bakın, sokağınıza bakın, komşunuza bakın, gittiğiniz manava, kasaba, berbere, öğretmene, memura, işçiye bakın. Hayatın her alanında elinde bir icra ödeme emriyle, peşinde mal hacziyle, kamyonların icra takip memurlarıyla nasıl geldiğini görürsünüz. Görmediğiniz şeyleri gazetelerin üçüncü sayfalarına bakınız, oradaki cinayet haberleri, intihar haberleri ve diğer haberlerde de görürsünüz. Tüketiciler bunların dökümünü çıkarmışlar zaten: Kredi kartı borcu nedeniyle intihara sürüklenenler, bankayı soyanlar, kredi kartı mağduru olarak yaşanan çözümsüzlükler sonucu böbreğini satışa çıkaranlar, boşananlar… Yani bunların yüzlerce örneği var.
Şimdi, bu yüzlerce örnek karşısında bu yasanın 2’nci maddesiyle ilgili bir önerge verdik, diyoruz ki: “Bu yasanın can damarı, faiz haddini Merkez Bankasının 2 katı faizlerinin üstüne çıkmamak kaydıyla bunu sınırlayın.” Meclisin görevi bu olmalı, halka hizmeti bu olmalı, tüketiciye hizmeti bu olmalı. Milyonlarca insanımıza eğer bu hizmeti getiremiyorsak, eğer onların taleplerine derman olamıyorsak… Yasama Meclisi olarak bankaların dayatmaları karşısında esas duruşa geçer bir yaklaşımla eğer öyle bir yasa getirip “Efendim, kredi kartı mağdurlarının borçlarını şu kadar ay erteleyelim, şu kadar ay bölelim -ama borç ve icra takibine uğrayanlar için- işte faizleri de şu kadar, şu kadar ayarlayalım.” dersek, biz yüce Meclisi icra dairesinin yerine koymuş olmaz mıyız? Buna çok dikkatinizi çekmek istiyorum.
Evet, çok ciddi bir sorunla karşı karşıyayız ve faiz oranlarını çözmediğiniz sürece, indirmediğiniz sürece hiçbir şeyi çözemezsiniz. Bu yasa teklifi karşısında Meclisten umut yok. Ben halka bunu söylüyorum: Ey halkım sizden özür diliyorum, görevimi yapamıyorum.
Bir tek formül kalıyor, onu size göstereyim, yapacağınız tek şey: Herkesin cebinde şu kredi kartları var, şunlardan çıkaracak, sonra da şöyle bir makas alacak, kredi kartlarından tek kurtuluş yolu budur arkadaşlar. Bakın, böyle, bankaların anlayacağı dili kullanacak… (Hatip, makasla elindeki kredi kartını kesti) Ondan sonra bu kredi kartlarının faizlerini indirmeyen Meclisin, yüce Meclis üyelerine ve partilerine, iki yıl sonra seçim var, sandığa gittiği zaman hesabını soracak ve yüce Meclisin icra dairesi, infaz dairesi, haciz memurluğu olmadığını, buranın vatandaşın vicdanının sesinin yeri olduğunu, buranın ağlama duvarı olmadığını gösterecek onurlu bir Meclisin yeni üyelerini seçecektir.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
71 konuşma daha · 24 Haziran 2009